<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091</id><updated>2012-01-09T22:48:34.951+02:00</updated><title type='text'>dersitamam</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>191</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-6186944570700138953</id><published>2012-01-09T22:43:00.001+02:00</published><updated>2012-01-09T22:48:34.979+02:00</updated><title type='text'>KURAN İÇİNDE SECDE KELİMESİ GEÇEN AYETLER</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;KURAN İÇİNDE SECDE KELİMESİ GEÇEN AYETLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-2 / BAKARA - 34 &lt;br /&gt;Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ vestekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne).&lt;br /&gt;1. ve iz : ve o zaman, olduğu zaman&lt;br /&gt;2. kulnâ : biz dedik&lt;br /&gt;3. li el melâiketi : meleklere&lt;br /&gt;4. uscudû : secde edin&lt;br /&gt;5. li âdeme : Âdem'e&lt;br /&gt;6. fe : o zaman, hemen&lt;br /&gt;7. secedû : secde ettiler&lt;br /&gt;8. illâ : hariç, den başka&lt;br /&gt;9. iblîse : iblis (ümitsizliğe düşen, Allah'ın rah-&lt;br /&gt;10. ebâ : çekindi, kaçındı, direndi&lt;br /&gt;11. ve istekbere : ve kibirlendi, büyüklendi&lt;br /&gt;12. ve kâne : ve oldu&lt;br /&gt;13. min el kâfirîne : kâfirlerden&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Hani meleklere, Âdem'e secde edin demiştik de İblisten başka bütün melekler secde etmişlerdi. O, secde etmekten çekinmiş, ululanmak istemişti de kâfirlerden olmuştu.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Meleklere: "Secde edin Adem'e" dediğimizde secde ettiler (yoktan varolmuştaki Esmâ'dan meydana gelmiş varlığa - Esmâ mertebesine). . . Ancak İblis, benliğinin yüceliğinden (enfüsünde gördüğüyle âfaktaki hakikatten perdelenerek) inkâr etti. Hakikati inkâr edenlerden (kâfir) oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-2 / BAKARA - 58 &lt;br /&gt;Ve iz kulnâdhulû hâzihil karyete fe kulû minhâ haysu şi’tum ragaden vedhulûl bâbe succeden ve kûlû hıttatun nagfir lekum hatâyâkum ve senezîdul muhsinîn(muhsinîne).&lt;br /&gt;1. ve : ve&lt;br /&gt;2. iz : olmuştu, olduğu zaman&lt;br /&gt;3. kulnâ : dedik&lt;br /&gt;4. udhulû : girin&lt;br /&gt;5. hâzihi : bu&lt;br /&gt;6. el karyete : karye (kasabadan küçük yerleşim birimi)&lt;br /&gt;7. fe : artık, böylece&lt;br /&gt;8. kulû : yeyin&lt;br /&gt;9. min-hâ : ondan, oradan&lt;br /&gt;10. haysu : yer (mekân)&lt;br /&gt;11. şi'tum : dilediniz&lt;br /&gt;12. ragaden : bol bol&lt;br /&gt;13. ve : ve&lt;br /&gt;14. udhulû : girin&lt;br /&gt;15. el bâbe : kapı&lt;br /&gt;16. succeden : secde ederek&lt;br /&gt;17. ve : ve&lt;br /&gt;18. kûlû : deyin, söyleyin&lt;br /&gt;19. hıttatun : hıtta, günahların bağışlanmasını&lt;br /&gt;20. nagfir : biz bağışlarız, biz bağışlayalım&lt;br /&gt;21. lekum : sizin için, size&lt;br /&gt;22. hatâyâ-kum : sizin hatalarınız&lt;br /&gt;23. ve : ve&lt;br /&gt;24. se-nezîdu : artıracağız&lt;br /&gt;25. el muhsinîne : muhsinler, ahsen olanlar (fizik vücudunu teslim edenler)&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Hani, “Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Bir vakit şu şehre girin, nîmetlerinden, nerede dilerseniz orada bol-bol yiyin, kapısından secde ederek girin, burası yurttur deyin, yarlıganma dileyin de suçlarınızı örtelim; iyilikte bulunanların sevabını daha da arttıracağız demiştik.&lt;br /&gt;Adem Uğur : (İsrailoğullarına:) Bu kasabaya girin, orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bol bol yeyin, kapısından eğilerek girin, (girerken) "Hıtta!" (Yâ Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarınızı bağışlayalım; zira biz, iyi davrananlara (karşılığını) fazlasıyla vereceğiz, demiştik.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Hani şunu demiştik onlara: "Şu karyeye (boyuta) girin ve orada dilediğiniz şekilde (o boyutun nimetlerini) yeyin. . . Kapısından da secde ederek (varlığınızın yokluğunu, yalnızca Allâh Esmâ'sının var olduğunu itiraf ederek) girin ve (benlik hissinizden dolayı) mağfiret dileyin. . . Ki (benliğinizin oluşturduğu) hatalarınızı mağfiret edelim.  Kendisine bağışlananları başkalarıyla karşılıksız paylaşanlara (muhsinlere) daha da arttıracağız. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-2 / BAKARA - 125 &lt;br /&gt;Ve iz cealnâl beyte mesâbeten lin nâsi ve emnâ(emnen), vettehizû min makâmı ibrâhîme musallâ(musallen) ve ahidnâ ilâ ibrâhîme ve ismâîle en tahhirâ beytiye lit tâifîne vel âkifîne ver rukkais sucûd(sucûdi).&lt;br /&gt;1. ve iz : ve olmuştu&lt;br /&gt;2. ceal-nâ : biz kıldık&lt;br /&gt;3. el beyte : ev, yer&lt;br /&gt;4. mesâbeten : sevap yeri&lt;br /&gt;5. li en nâsi : insanlar için&lt;br /&gt;6. ve emnen : ve emniyetli&lt;br /&gt;7. ve ittehizû : ve edinin&lt;br /&gt;8. min makâmı : (makamdan) bir makam&lt;br /&gt;9. ibrâhîme : İbrâhîm&lt;br /&gt;10. musallen : namaz yeri&lt;br /&gt;11. ve ahidnâ : ve ahd ettik&lt;br /&gt;12. ilâ ibrâhîme : İbrâhîm'e&lt;br /&gt;13. ve ismâîle : ve İsmail'e&lt;br /&gt;14. en tahhirâ : temizlemek&lt;br /&gt;15. beytiye : evim&lt;br /&gt;16. li et tâifîne : tavaf edenler için&lt;br /&gt;17. ve el âkifîne : ve devamlı ibadet edenler, itikâfta&lt;br /&gt;18. ve er rukkai : ve rükû edenler&lt;br /&gt;19. es sucûdi : secde edenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.”&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : O sıralarda Kâ'be'yi sevap kazanma yeri ve emniyet yurdu ettik. İbrahîm'in makamını namazgâh edinin. İbrahîm'le İsmâîl'e de, evimi, dönüp dolaşanlara, burada oturup ibadette bulunanlara, rükû ve sücud edenlere tertemiz tutun diye kesin emir verdik.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Biz, Beyt'i (Kâbe'yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın). İbrahim ve İsmail'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmiştik.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Biz Beyt'i (Kâbe - kalp) insanlara güvenilir sığınak yaptık! İbrahim makamını (Hullet makamı, Esmâ mertebesi kuvveleriyle tahakkuk makamı) musalla (namazın yaşandığı yer) edinin. İbrahim ve İsmail'e: "Beytimi; tavaf edenler, kulluğunu yaşamak için oraya kapananlar ve secde eden rükû edenler için arındırılmış olarak muhafaza edin" dedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-3 / ÂLİ İMRÂN – 43&lt;br /&gt;Yâ meryemuknutî li rabbiki vescudî verkai mear râkiîn(râkiîne).&lt;br /&gt;1. yâ meryemu : ey Meryem&lt;br /&gt;2. uknutî : kânitîn ol (Rabb'inin huzurunda huşû ile dur)&lt;br /&gt;3. li rabbi-ki : Rabbin için&lt;br /&gt;4. ve uscudî : ve secde et&lt;br /&gt;5. ve irkai mea er râkiîne : ve rükû edenlerle birlikte rükû et&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : “Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (O’nun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et” demişlerdi.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Yâ Meryem, Rabbine itaat et, secdeye kapan, rükû edenlerle rükû et demişti.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, (O'nun huzurunda) eğilenlerle beraber sen de eğil.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : "Yâ Meryem, Rabbine kanit ol (huşû duyarak yaşa), secde et (Allâh indînde varlığının yokluğunu hisset) ve rükû edenlerle rükû et (varlığında açığa çıkan Rabbinin Esmâ'sını hissederek itiraf et). "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-3 / ÂLİ İMRÂN - 113 &lt;br /&gt;Leysû sevâ’(sevâen), min ehlil kitâbi ummetun kâimetun yetlûne âyâtillâhi ânâel leyli ve hum yescudûn(yescudûne).&lt;br /&gt;1. leysû : değil&lt;br /&gt;2. sevâen : eşit, müsavi, aynı, bir&lt;br /&gt;3. min ehli el kitâbi : kitap ehlinden (hristiyan ve yahudilerden)&lt;br /&gt;4. ummetun : bir ümmet, bir topluluk&lt;br /&gt;5. kâimetun : ayakta durarak&lt;br /&gt;6. yetlûne : okuyan&lt;br /&gt;7. âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini&lt;br /&gt;8. ânâ el leyli : gece saatleri, gece vakti&lt;br /&gt;9. ve hum : ve onlar&lt;br /&gt;10. yescudûne : secde ederler&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ama hepsi bir değil. Kitap ehlinden dosdoğru hareket edip ibadetten vazgeçmeyen, geceleri secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okuyan bir bölük de var.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Hepsi bir değildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Hepsi bir değildir. Kendilerine hakikat bilgisi verilmiş olanlardan secde edip, gece boyunca Allâh işaretlerini okuyup değerlendiren bir grup da mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-4 / NİSÂ - 102 &lt;br /&gt;Ve izâ kunte fîhim fe ekamte lehumus salâte fel tekum tâifetun minhum meake vel ye’huzû eslihatehum fe izâ secedû fel yekûnû min varâikum, vel te’ti tâifetun uhrâ lem yusallû fel yusallû meake vel ye’huzû hızrahum ve eslihatehum, veddellezîne keferû lev tagfulûne an eslihatikum ve emtiatikum fe yemîlûne aleykum meyleten vâhıdeh(vâhıdeten). Ve lâ cunâha aleykum in kâne bikum ezen min matarin ev kuntum mardâ en tedaû eslihatekum, ve huzû hızrakum. İnnallâhe eadde lil kâfirîne azâben muhînâ(muhînen).&lt;br /&gt;1. ve izâ : ve ... olduğu zaman&lt;br /&gt;2. kunte : sen oldun&lt;br /&gt;3. fî-him : onların arasında&lt;br /&gt;4. fe : o taktirde&lt;br /&gt;5. ekamte : ikame ettirdin, kıldırdın&lt;br /&gt;6. lehum : onlara&lt;br /&gt;7. es salâte : namaz&lt;br /&gt;8. fe li tekum : öyle ki ayağa kalksın, namaza dursun&lt;br /&gt;9. tâifetun : taife, grup, bölük, bir kısmı&lt;br /&gt;10. min-hum : onlardan&lt;br /&gt;11. mea-ke : seninle beraber&lt;br /&gt;12. ve li ye'huzû : ve alsınlar&lt;br /&gt;13. eslihate-hum : kendi silâhlarını&lt;br /&gt;14. fe : böylece, bu şekilde&lt;br /&gt;15. izâ secedû : secde ettikleri zaman&lt;br /&gt;16. fe li yekûnû : böylece olsunlar&lt;br /&gt;17. min varâi-kum : sizin arkanızda&lt;br /&gt;18. ve li te'ti : ve gelsin&lt;br /&gt;19. tâifetun : taife, grup, bölük&lt;br /&gt;20. uhrâ : diğer, başka&lt;br /&gt;21. lem yusallû : namaz kılmadılar&lt;br /&gt;22. fe li yusallû : böylece, bu şekilde namaz kılsınlar&lt;br /&gt;23. mea-ke : seninle beraber&lt;br /&gt;24. ve li ye'huzû : ve alsınlar&lt;br /&gt;25. hızra-hum : kendilerini koruma tedbirleri&lt;br /&gt;26. ve eslihate-hum : ve kendi silâhlarını&lt;br /&gt;27. vedde : temenni etti, istedi&lt;br /&gt;28. ellezîne : onlar, olanlar&lt;br /&gt;29. keferû : inkâr ettiler, kâfir oldular&lt;br /&gt;30. lev : keşke, eğer, olsa&lt;br /&gt;31. tagfulûne : gâfil olursunuz&lt;br /&gt;32. an eslihati-kum : kendi silâhlarınızdan&lt;br /&gt;33. ve emtiati-kum : ve kendi emtianız, mühimmatlarınız, teczihatlarınız&lt;br /&gt;34. fe yemîlûne : böylece hamle yaparlar, baskın yaparlar, hücuma geçerler&lt;br /&gt;35. aleykum : sizin üzerinize, size&lt;br /&gt;36. meyleten : hücum, hamle&lt;br /&gt;37. vâhıdeten : bir, tek&lt;br /&gt;38. ve lâ : ve yoktur&lt;br /&gt;39. cunâha : günah&lt;br /&gt;40. aleykum : sizin üzerinize, size&lt;br /&gt;41. in : eğer, ise&lt;br /&gt;42. kâne : oldu, ...dır&lt;br /&gt;43. bi-kum : size&lt;br /&gt;44. ezen : eziyet, güçlük&lt;br /&gt;45. min matarin : yağmurdan, yağmur sebebiyle&lt;br /&gt;46. ev : veya&lt;br /&gt;47. kuntum : siz oldunuz&lt;br /&gt;48. mardâ : hasta&lt;br /&gt;49. tedaû : sizin bırakmanız, çıkarmanız&lt;br /&gt;50. eslihate-kum : silâhlarınız&lt;br /&gt;51. ve huzû : alın&lt;br /&gt;52. hızra-kum : korunma tedbirleriniz&lt;br /&gt;53. inne : muhakkak&lt;br /&gt;54. allâhe : Allah&lt;br /&gt;55. eadde : hazırladı&lt;br /&gt;56. li el kâfirîne : kâfirler için&lt;br /&gt;57. azâben : azap&lt;br /&gt;58. muhînen : alçaltıcı, rüsvay edici&lt;br /&gt;59. en : olmak&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Onların içinde bulunur da namaz kıldırırsan onların bir kısmı seninle berâber ve silâhları yanlarında olarak namaz kılsın, secde ettiler mi öbür kısmı, arkanızda dursun. Sonra namaz kılmayan takım gelsin, seninle namaz kılsın, kalkanlarını, silâhlarını üstlerinde bulundursunlar. Kâfirler, birdenbire üstünüze bir saldırışta bulunmak için sizin silâhlarınızdan, eşyanızdan gafil olmanızı isterler. Ancak yağmurdan dolayı müşkülâta uğrarsanız, yahut hastaysanız silâhlarınızı çıkarmada vebal yok size,&lt;br /&gt;Adem Uğur : Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar, silahlarını (yanlarına) alsınlar, böylece (namazı kılıp) secde ettiklerinde (diğerleri) arkanızda olsunlar. Sonra henüz namazını kılmamış olan (bu) diğer gurup gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. O kâfirler arzu ederler ki siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gafil olsanız da üstünüze birden baskın yapsalar. Eğer size yağmurdan bir eziyet olur yahut hasta bulunursanız silahlarınızı bırakmanızda size günah yoktur. Yine de tedbirinizi alın. Şüphesiz Allah, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : (Rasûlüm, korkulu bir durumdayken) onların içlerinde olup da onlara salâtı ikame ettirdiğinde, onlardan bir grup seninle beraber silahları da yanlarında olarak namaza dursun. . . Secde ettiklerinde (diğerleri) sizin arkanızda (koruyucu) olsunlar. . . (Sonra) salâtı edâ etmemiş diğer grup gelsin, seninle birlikte salâtı ikame etsin. . . (Onlar da) tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. . . O hakikat inkârcıları arzu ederler ki, keşke siz silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gâfil olsanız da, ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmurdan dolayı bir sıkıntı varsa yahut hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda bir mahzur yoktur. . . (Bununla beraber) tedbirinizi alın. . . Muhakkak ki Allâh, hakikati inkâr edenler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-4 / NİSÂ - 154 &lt;br /&gt;Ve rafa’nâ fevkahumut tûra bi mîsâkıhim ve kulnâ lehumudhulûl bâbe succeden ve kulnâ lehum lâ ta’dû fîs sebti ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzan).&lt;br /&gt;1. ve rafa'nâ : ve biz yükselttik&lt;br /&gt;2. fevka-hum : onların üstüne&lt;br /&gt;3. et tûra : Tur'u, Tur dağını&lt;br /&gt;4. bi mîsâkı-him : onların misakları sebebiyle, misaklarından dolayı&lt;br /&gt;5. ve kulnâ : ve biz dedik&lt;br /&gt;6. lehum : onlara&lt;br /&gt;7. udhulû : dahil olun, girin&lt;br /&gt;8. el bâbe : kapı&lt;br /&gt;9. succeden : secde ederek&lt;br /&gt;10. ve kulnâ : ve biz dedik&lt;br /&gt;11. lehum : onlara&lt;br /&gt;12. lâ ta'dû : hakka tecavüz etmeyin, hudutları aşmayın&lt;br /&gt;13. fî es sebti : cumartesi gününde&lt;br /&gt;14. ve ehaznâ : ve biz aldık&lt;br /&gt;15. min-hum : onlardan&lt;br /&gt;16. mîsâkan : misak, kesin söz&lt;br /&gt;17. galîzan : sağlam, çok kuvvetli&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara, “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Yine onlara, “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ettikleri ahdi yerine getirsinler diye Tur dağını, oldukları yerin üstünde yüceltmiş ve onlara, şehrin kapısından secde ederek girin demiştik ve cumartesi günü demiştik, haddi aşmayın ve onlardan pek kuvvetli bir söz almıştık.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Söz vermeleri (ni takviye) için Tûr'u başlarına diktik de onlara, "Baş eğerek kapıdan girin" dedik, "Cumartesi günü sınırı aşmayın" dedik. Kendilerinden sağlam söz aldık.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Verdikleri söze bağlanmaları için Tur'u üzerlerine kaldırmıştık da onlara "Secde ederek o kapıdan girin" demiştik. Hem de "Cumartesi günü hürmetini ihlâl etmeyin" dedik de, onlardan kesin ahd aldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-7 / A'RÂF - 11 &lt;br /&gt;Ve lekad halaknâkum summe savvernâkum summe kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), lem yekun mines sâcidîn(sâcidîne).&lt;br /&gt;1. ve : ve&lt;br /&gt;2. lekad : andolsun ki&lt;br /&gt;3. halak-nâ-kum : sizi yarattık&lt;br /&gt;4. summe : sonra&lt;br /&gt;5. savver-nâ-kum : size şekil (suret) verdik&lt;br /&gt;6. kul-nâ : biz dedik&lt;br /&gt;7. li el melâiketi : meleklere&lt;br /&gt;8. uscudû : secde edin&lt;br /&gt;9. li âdeme : Âdem'e&lt;br /&gt;10. fe : o zaman&lt;br /&gt;11. secedû : secde ettiler&lt;br /&gt;12. illâ : hariç, ...den başka&lt;br /&gt;13. iblîse : şeytan, iblis&lt;br /&gt;14. lem : olmadı&lt;br /&gt;15. yekun : olur&lt;br /&gt;16. min es sâcidîne : secde edenlerden&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblis’ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Andolsun ki sizi yarattık, sonra bir sûret, bir şekil verdik size, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin dedik, hemen secdeye kapandılar, yalnız İblis secde edenlere katılmadı.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik. İblis'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Gerçek ki, sizi yarattık. . . Sonra sizi şekillendirdik. . . Sonra meleklere "Secde edin Adem'e" dedik. . . İblis hariç secde ettiler; o secde edenlerden olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-7 / A'RÂF - 12 &lt;br /&gt;Kâle mâ meneake ellâ tescude iz emertuk(emertuke), kâle ene hayrun minh(minhu), halaktenî min nârin ve halaktehu min tîn(tînin).&lt;br /&gt;1. kâle : dedi&lt;br /&gt;2. mâ : ne&lt;br /&gt;3. menea-ke : seni men eden&lt;br /&gt;4. ellâ : olmamak&lt;br /&gt;5. tescude : secde edersin&lt;br /&gt;6. iz : o zaman, olduğunda&lt;br /&gt;7. emertu-ke : sana emrettik&lt;br /&gt;8. ene : ben&lt;br /&gt;9. hayrun : hayırlı&lt;br /&gt;10. min-hu : ondan&lt;br /&gt;11. halakte-nî : beni yarattın&lt;br /&gt;12. min nârin : ateşten&lt;br /&gt;13. halakte-hu : onu yarattın&lt;br /&gt;14. min tînin : nemli topraktan&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Tanrı, sana emrettiğim zaman neden secde etmekten çekindin, seni meneden sebep neydi dedi. O, ben ondan daha hayırlıyım dedi, beni ateşten halkettin, onu balçıktan yarattın.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Buyurdu: "Sana emrettiğimde seni secde etmekten engelleyen neydi?". . . "Ben daha hayırlıyım Ondan; beni Nâr'dan (ateşten - radyasyon - bir tür dalga boyu yapı; {dikkat edile ki burada kullanılan 'nâr' kelimesi, cehennemdekileri yakacağı belirtilen 'nâr' kelimesiyle aynı anlamdadır. Bunun anlamı iyi düşünülmeli! A. H. }) yarattın, Onu tıynden (maddeden) yarattın" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- 7 / A'RÂF - 120 &lt;br /&gt;Ve ulkıyes seharatu sâcidîn(sâcidîne).&lt;br /&gt;1. ve ulkıye : ve atıldılar (secdeye kapandılar)&lt;br /&gt;2. es seharatu : sihirbazlar&lt;br /&gt;3. sâcidîne : secde eden kimseler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Sihirbazlar ise secdeye kapandılar.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ve büyücüler, hep birden secdeye kapandılar da.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Sihirbazlar ise secdeye kapandılar.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Sihirbazlar secde edercesine yere kapandılar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- 7 / A'RÂF - 161 &lt;br /&gt;Ve iz kîle lehumuskunû hâzihil karyete ve kulû minhâ haysu şi’tum ve kûlû hıttatun vedhulûl bâbe succeden nagfir lekum hatîâtikum, senezîdul muhsinîn(muhsinîne).&lt;br /&gt;1. ve iz kîle : ve denildiği zaman&lt;br /&gt;2. lehum uskunû : onlara oturun, yerleşin&lt;br /&gt;3. hâzihi el karyete : bu şehir&lt;br /&gt;4. ve kûlû : ve yeyin&lt;br /&gt;5. min-hâ : ondan&lt;br /&gt;6. haysu : neresi, nereden&lt;br /&gt;7. şi'tum : dilediğiniz, istediğiniz&lt;br /&gt;8. ve kûlû : ve deyin, söyleyin&lt;br /&gt;9. hıttatun : af dileyerek&lt;br /&gt;10. ve udhul el bâbe : ve kapıdan girin (dahil olun)&lt;br /&gt;11. succeden : secde ederek&lt;br /&gt;12. nagfir-lekum : biz sizi mağfiret edelim&lt;br /&gt;13. hatîâti-kum : sizin hatalarınızı&lt;br /&gt;14. se nezîdu el muhsinîne : muhsinlere arttıracağız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)’ deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz.”&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Hani o zaman onlara, bu şehirde yerleşin ve dilediğiniz yerde dilediğiniz şeyi yiyin ve bu makam, suçların döküldüğü makamdır deyin, kapıdan yerlere kapanırcasına eğilerek girin de suçlarınızı örtelim, iyi hareket edenlerin mükâfatını daha da fazlasıyla verelim denmişti.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Onlara denildi ki: Şu şehirde (Kudüs'te) yerleşin, ondan (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yeyin, "bağışlanmak istiyoruz" deyin ve kapıdan eğilerek girin ki hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara ileride ihsanımızı daha da artıracağız.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Hani onlara: "Şu şehirde yerleşin. . . Ondan istediğiniz yerden yeyin. 'Mağfiret et', deyin ve kapısından secdenin anlamını yaşayarak girin ki, hatalarınızı sizin için mağfiret edelim. . . Muhsinlere daha da ziyade edeceğiz" denildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- 7 / A'RÂF – 206&lt;br /&gt;İnnellezîne inde rabbike lâ yestekbirûne an ibadetihî ve yusebbihûnehu ve lehu yescudûn(yescudûne). (SECDE ÂYETİ)-1&lt;br /&gt;1. inne ellezîne : muhakkak ki onlar, o kimseler&lt;br /&gt;2. inde rabbi-ke : senin Rabbinin katında&lt;br /&gt;3. lâ yestekbirûne : kibirlenmezler&lt;br /&gt;4. an ibadeti-hî : ona kul olmaktan (ona ibadet etmekten)&lt;br /&gt;5. ve yusebbihûne-hu : ve onu tesbih ederler&lt;br /&gt;6. ve lehu : ve ona&lt;br /&gt;7. yescudûne : secde ederler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13-9 / TEVBE - 112 &lt;br /&gt;Ettâibûnel âbidûnel hâmidûnes sâihûner râkiûnes sâcidûnel âmirûne bil ma’rûfi ven nâhûne anil munkeri vel hâfizûne li hudûdillâh (hudûdillâhi), ve beşşiril mu’minîn (mu’minîne).&lt;br /&gt;1. et tâibûne : tövbe edenler&lt;br /&gt;2. el âbidûne : Allah'a kul olanlar&lt;br /&gt;3. el hâmidûne : hamdedenler&lt;br /&gt;4. es sâihûne : oruç tutanlar, Allah yolunda seyahat edenler, 1- savaşmak için 2- Allah'ın ismini duyurmak için 3- yeryüzünü ibretle gezip tefekkür etmek için&lt;br /&gt;5. er râkiûne : rükû edenler&lt;br /&gt;6. es sâcidûne : secde edenler&lt;br /&gt;7. el âmirûne : emredenler&lt;br /&gt;8. bi el ma'rûfi : iyilik, irfan ile&lt;br /&gt;9. ve en nâhûne : ve nehyedenler, yasaklayanlar&lt;br /&gt;10. an el munkeri : münkerden, kötülükten&lt;br /&gt;11. ve el hâfizûne : ve muhafaza edenler, koruyanlar&lt;br /&gt;12. li hudûdi allâhi : Allah'ın hudutlarını&lt;br /&gt;13. ve beşşiri el mu'minîne : ve mü'minleri müjdele&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar , rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Tövbe edenler, ibâdette bulunanlar, hamd eyleyenler, oruç tutanlar (savaş veya bilgi elde etmek için yurttan yurda gezenler), rükû edenler, secdeye kapananlar, iyiliği emredenler, kötülüğü nehyeyleyenler ve Allah sınırlarını koruyanlar. İşte bu inanmış kişileri de müjdele.&lt;br /&gt;Adem Uğur : (Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, rükû edenler (Azamet-i İlâhiyye'yi müşahede edip eğilenler), secde edenler (mutlak kulluğunu itiraf edenler), olumlu olanı emredenler, olumsuzdan yasaklayanlar ve Allâh'ın koyduğu sınırları muhafaza edenler. . . Müjdele o iman edenleri!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14-12 / YÛSUF - 4 &lt;br /&gt;İz kâle yûsufu li ebîhi yâ ebeti innî re eytu ehade aşere kevkeben veş şemse vel kamere re eytuhum lî sâcidîn(sâcidîne).&lt;br /&gt;1. iz kâle : dediği zaman, demişti&lt;br /&gt;2. yûsufu : Yusuf&lt;br /&gt;3. li ebî-hi : babasına&lt;br /&gt;4. yâ ebeti : ey baba, babacığım&lt;br /&gt;5. in-nî : muhakkak, gerçekten ben&lt;br /&gt;6. reeytu : gördüm&lt;br /&gt;7. ehade aşere : on bir&lt;br /&gt;8. kevkeben : yıldız&lt;br /&gt;9. ve eş şemse : ve güneş&lt;br /&gt;10. ve el kamere : ve ay&lt;br /&gt;11. reeytu-hum : onları gördüm&lt;br /&gt;12. lî : bana&lt;br /&gt;13. sâcidîne : secde edenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15-12 / YÛSUF - 100 &lt;br /&gt;Ve refea ebeveyhi alel arşı ve harrû lehu succedâ(succeden), ve kâle yâ ebeti hâzâ te’vîlu ru’yâye min kablu kad cealehâ rabbî hakkâ(hakkan), ve kad ahsene bî iz ahrecenî mines sicni ve câe bikum minel bedvi min ba’di en nezegaş şeytânu beynî ve beyne ıhvetî, inne rabbî latîfun limâ yeşâ’(yeşâu) innehu huvel alîmul hakîm(hakîmu).&lt;br /&gt;1. ve refea : ve yükseltti, çıkardı&lt;br /&gt;2. ebeveyhi : onun annesi ve babası&lt;br /&gt;3. alel arşı (alâ el arşı) : tahtın üzerine&lt;br /&gt;4. ve harrû : ve (yere) eğildiler (çömeldiler)&lt;br /&gt;5. lehu : ona&lt;br /&gt;6. succeden : secde ederek&lt;br /&gt;7. ve kâle : ve dedi&lt;br /&gt;8. yâ ebeti : ey babacığım&lt;br /&gt;9. hâzâ : bu&lt;br /&gt;10. te'vîlu : tabiri, yorumu&lt;br /&gt;11. ru'yâye : benim rüyam&lt;br /&gt;12. min kablu : önceden, daha önce&lt;br /&gt;13. kad : oldu, olmuştu, olmuştur&lt;br /&gt;14. ceale-hâ : onu kıldı, yaptı&lt;br /&gt;15. rabbî : benim Rabbim&lt;br /&gt;16. hakkan : hak, gerçek&lt;br /&gt;17. ve kad : ve olmuştu&lt;br /&gt;18. ahsene : ahsen, en güzeli, en iyisi&lt;br /&gt;19. bî : bana, benim için&lt;br /&gt;20. iz : o zaman, olduğu zaman&lt;br /&gt;21. ahrece-nî : beni çıkardı&lt;br /&gt;22. min es sicni : zindandan&lt;br /&gt;23. ve câe bi-kum : ve sizi getirdi&lt;br /&gt;24. min el bedvi : çölden&lt;br /&gt;25. min ba'di : sonradan&lt;br /&gt;26. en nezega : arasını açmak&lt;br /&gt;27. eş şeytânu : şeytan&lt;br /&gt;28. beynî : benim aram&lt;br /&gt;29. ve beyne : ve arasında&lt;br /&gt;30. ıhvetî : benim kardeşlerim&lt;br /&gt;31. inne : muhakkak&lt;br /&gt;32. rabbî : benim Rabbim&lt;br /&gt;33. latîfun : lâtiftir, lütuf sahibidir&lt;br /&gt;34. li mâ yeşâu : dilediğine&lt;br /&gt;35. inne-hu : muhakkak ki o&lt;br /&gt;36. huve : o&lt;br /&gt;37. el alîmu : en iyi bilen&lt;br /&gt;38. el hakîmu : hüküm ve hikmet sahibi olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Anasıyla babasını tahta çıkartıp oturttu ve hepsi de ona karşı secdeye kapandılar. Babacığım dedi, evvelce gördüğüm rüya, bu işte, Rabbim onu gerçekleştirdi ve beni zindandan çıkararak lûtfetti bana; Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra da sizi çölden getirdi. Şüphe yok ki Rabbim, dilediği şeyi tedbîr edip lütfuyla meydana getirir; şüphe yok ki o her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Ana ve babasını tahtının üstüne çıkartıp oturttu ve hepsi onun için (ona kavuştukları için) secdeye kapandılar. (Yusuf) dedi ki: "Ey babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana (çok şey) lütfetti. Çünkü beni zindandan çıkardı ve şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden getirdi. Şüphesiz ki Rabbim dilediğine lütfedicidir. Kuşkusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir."&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : (Yusuf) ana-babasını tahta oturttu. . . Kardeşleri, önünde saygıyla yere kapandılar. . . (Yusuf) dedi ki: "Babacığım. . . İşte bu önceden (gördüğüm) rüyanın (baba = güneş, Anne = Ay, on bir kardeş = on bir gezegen olarak) tevilidir (anlamının gerçeğidir). . . Rabbim onu Hak kıldı (gerçekleştirdi). . . (Rabbim) bana hakikaten ihsanda bulundu. . . Şeytan benimle kardeşlerim arasına fit soktuktan sonra; beni zindandan çıkardı ve sizi de çölden getirdi. . . Muhakkak ki Rabbim dilediğine Latiyf'tir. . . Çünkü O, Aliym'dir, Hakiym'dir. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16-13 / RA'D - 15 &lt;br /&gt;Ve lillâhi yescudu men fis semâvâti vel ardı tav’an ve kerhen ve zilâluhum bil guduvvi vel âsâl(âsâli). (SECDE ÂYETİ)-2&lt;br /&gt;1. ve lillâhi (li allâhi) : ve Allah'a&lt;br /&gt;2. yescudu : secde eder&lt;br /&gt;3. men fî es semâvâti : semalarda olanlar&lt;br /&gt;4. ve el ardı : ve yeryüzü&lt;br /&gt;5. tav'an : isteyerek&lt;br /&gt;6. ve kerhen : ve istemeyerek&lt;br /&gt;7. ve zilâlu-hum : ve onların gölgeleri&lt;br /&gt;8. bi el guduvvi : sabahleyin, sabah&lt;br /&gt;9. ve el âsâli : ve akşamleyin, akşam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Göklerde ve yeryüzünde ne varsa, sabah ve akşam, ister istemez, kendileri de, gölgeleri de Allah'a secde eder.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez sadece Allah'a secde ederler.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Semâlar ve arzda (madde ötesi ve madde) kim varsa, (Hakiki mutlak varlık Allâh Esmâ'sı), gölgeleri de (isimsel varlıkları), isteyerek yahut zorunlu olarak sabah ve akşam Allâh'a secde ederler (hakikatleri olan Allâh hükmüne mutlak teslimiyet hâlindedirler)! (15. âyet secde âyetidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17-15 / HİCR – 29&lt;br /&gt;Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fekaû lehu sâcidîn(sâcidîne).&lt;br /&gt;1. fe : artık&lt;br /&gt;2. izâ : olduğu zaman&lt;br /&gt;3. sevveytu-hu : onu sevva ettim, dizayn ettim&lt;br /&gt;4. ve nefah-tu : ve üfledim&lt;br /&gt;5. fî-hi : onun içine&lt;br /&gt;6. min rûhî : ruhumdan&lt;br /&gt;7. fe : hemen&lt;br /&gt;8. kaû : yere kapanın (düşün)&lt;br /&gt;9. lehu : ona, onun için&lt;br /&gt;10. sâcidîne : secde edenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : (28-29) Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Onun yaratılışını tamamlayıp kemâle getirerek ruhumdan ruh üfürünce derhal ona karşı secdeye kapanın.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : "Onu tesviye edip (beden ve beyini kemâle erdirip), ona Ruhumdan (Esmâ mânâlarımın özelliklerinden) nefhettim (üfledim); (böylece buyurdum) Ona secdeye kapanın (Onun kuvveleri olarak hizmetine girin)!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18-15 / HİCR - 30 &lt;br /&gt;Fe secedel melâiketu kulluhum ecmaûn(ecmaûne).&lt;br /&gt;1. fe secede : böylece secde ettiler&lt;br /&gt;2. el melâiketu : melekler&lt;br /&gt;3. kullu-hum : onların hepsi&lt;br /&gt;4. ecmaûne : toplu olarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Meleklerin hepsi birden secde ettiler.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : O meleklerin (kuvvelerin) hepsi, toptan secde ettiler (bir kısım Esmâ kuvveleri beyinle açığa çıkmaya başladı).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19-15 / HİCR - 31 &lt;br /&gt;İllâ iblîs(iblîse), ebâ en yekûne meas sâcidîn(sâcidîne).&lt;br /&gt;1. illâ : ancak, yalnız, hariç&lt;br /&gt;2. iblîse : iblis (şeytan)&lt;br /&gt;3. ebâ : kaçındı (direnerek)&lt;br /&gt;4. en yekûne : olmak&lt;br /&gt;5. mea : beraber&lt;br /&gt;6. es sâcidîne : secde edenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ancak İblis secde etmedi, secde edenlere katılmaktan çekindi.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : İblis hariç! (O) secde eden (kuvveler) ile beraber olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20-15 / HİCR - 32 &lt;br /&gt;Kâle yâ iblîsu mâ leke ellâ tekûne meas sâcidîn(sâcidîne).&lt;br /&gt;1. kâle : dedi&lt;br /&gt;2. yâ iblîsu : ey iblis&lt;br /&gt;3. mâ : niçin, niye&lt;br /&gt;4. leke : sen (sana)&lt;br /&gt;5. ellâ tekûne (en lâ tekûne) : senin olmaman&lt;br /&gt;6. mea : beraber&lt;br /&gt;7. es sâcidîne : secde edenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ey İblis dedi, sana ne oldu da secde edenlere katılmaktan çekindin?&lt;br /&gt;Adem Uğur : (Allah:) Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir? dedi.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Dedi ki: "Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21-15 / HİCR - 33 &lt;br /&gt;Kâle lem ekun li escude li beşerin halaktehu min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).&lt;br /&gt;1. kâle : dedi&lt;br /&gt;2. lem ekun : ben olmam&lt;br /&gt;3. li escude : secde eden&lt;br /&gt;4. li beşerin : bir beşere&lt;br /&gt;5. halakte-hu : sen onu halkettin, yarattın&lt;br /&gt;6. min salsâlin &lt;br /&gt;(salsâlin) : salsalinden &lt;br /&gt;: (toprağın su ile reaksiyona girme- siyle meydana gelmiş, zamanla sıcakta suyu uçup kurumuş ve içinde havanın dolaşabileceği, sese dönüşebileceği boşluk olan cisim)&lt;br /&gt;7. min hamein : hameinden (organik dönüşüme uğramış olan)&lt;br /&gt;8. mesnûnin : standart (belli) bir şekil verilmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.”&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Kuru, kokmuş, şekil ve sûret verilmiş balçıktan yarattığın insana dedi, ben secde etmem.&lt;br /&gt;Adem Uğur : (İblis:) Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim, dedi.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : (İblis) dedi ki: "Kuru balçıktan, değişip dönüşen hücresel yapıdan yarattığın bir beşere secde etmek için var olmadım. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22-15 / HİCR - 98 &lt;br /&gt;Fe sebbih bi hamdi rabbike ve kun mines sâcidîn(sâcidîne).&lt;br /&gt;1. fe : böylece&lt;br /&gt;2. sebbih : tesbih et&lt;br /&gt;3. bi hamdi : hamd ile&lt;br /&gt;4. rabbi-ke : senin Rabbin&lt;br /&gt;5. ve kun : ve ol&lt;br /&gt;6. min es sâcidîne : secde edenlerden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : O hâlde, Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Artık Rabbine hamd ederek tenzîh et ve secde edenlerden ol.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Sen şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : (O hâlde) Rabbinin Hamdi olarak tespih et ve secde (benliğini yok) edenlerden ol!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23-16 / NAHL - 48 &lt;br /&gt;E ve lem yerev ilâ mâ halakallâhu min şey’in yetefeyyeu zilâluhu anil yemîni veş şemâili succeden lillâhi ve hum dâhırûn(dâhırûne).&lt;br /&gt;1. e ve lem yerev : ve onlar görmüyorlar mı (görmediler mi)&lt;br /&gt;2. ilâ mâ halaka allâhu : Allah'ın yarattığı şeyi&lt;br /&gt;3. min şey'in : şeylerden&lt;br /&gt;4. mâ ... min şey'in : herhangibir şey&lt;br /&gt;5. yetefeyyeu &lt;br /&gt;(fâe) &lt;br /&gt;(tefeyyee) : bir taraftan bir tarafa meyleder (döner) &lt;br /&gt;: (döndü) &lt;br /&gt;: (döndü, meyletti)&lt;br /&gt;6. zilâlu-hu : onun gölgesi&lt;br /&gt;7. an el yemîni : sağdan&lt;br /&gt;8. ve eş şemâili : ve sol&lt;br /&gt;9. succeden li allâhi : Allah'a secde ederek&lt;br /&gt;10. ve hum : ve onlar (olarak)&lt;br /&gt;11. dâhırûne : zelil ve aşağılık olanlar (küçülenler, tâbî olanlar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Allah'ın halkettiği şeyleri görmezler mi? Hepsinin de gölgesi, sağdan, soldan, alçalarak Allah'a secde etmededir.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Allâh'ın yarattığı şeyleri görmediler mi ki, gölgeleri (varlıkları) boyun bükerek, Allâh'a (hakikatleri olan Esmâ'ya) secde eder hâlde, sağdan (hidâyet) ve sollardan (dalâlet) döner durur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24-16 / NAHL - 49 &lt;br /&gt;Ve lillâhi yescudu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı min dâbbetin vel melâiketu ve hum lâ yestekbirûn(yestekbirûne). (SECDE ÂYETİ)-3&lt;br /&gt;1. ve li allâhi : ve Allah'a&lt;br /&gt;2. yescudu : secde ederler&lt;br /&gt;3. mâ fî es semâvâti : semalarda olanlar&lt;br /&gt;4. ve mâ fî el ardı : ve yeryüzünde olanlar&lt;br /&gt;5. min dâbbetin : dabbelerden (yürüyen canlılardan)&lt;br /&gt;6. ve el melâiketu : ve melekler&lt;br /&gt;7. ve hum : ve onlar&lt;br /&gt;8. lâ yestekbirûne : büyüklenmezler, kibirlenmezler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25-17 / İSRÂ - 61 &lt;br /&gt;Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), kâle e escudu li men halakte tînâ(tînen).&lt;br /&gt;1. ve iz kulnâ : ve biz demiştik&lt;br /&gt;2. lil melâiketiscudû : meleklere secde edin&lt;br /&gt;3. li âdeme : Âdem'e&lt;br /&gt;4. fe : o zaman&lt;br /&gt;5. secedû : secde ettiler&lt;br /&gt;6. illâ : ancak, başka, hariç&lt;br /&gt;7. iblîse : iblis&lt;br /&gt;8. kâle : dedi&lt;br /&gt;9. e escudu : ben secde mi edeyim&lt;br /&gt;10. li men halakte : halkettiğin, yarattığın kimseye&lt;br /&gt;11. tînen : tînden, çamurdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik, onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş, “Hiç ben, çamur hâlinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Hani bir zaman meleklere, Âdem'e secde edin demiştik de İblis'ten başka hepsi secde etmişti ve o, balçıktan yarattığın mahlûka secde mi edeyim demişti.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Meleklere: Âdem'e secde edin! demiştik. İblis'in dışında hepsi secde ettiler. İblis: "Ben, dedi, çamurdan yarattığın bir kimseye secde mi ederim!"&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Hani (yeryüzü) meleklerine (bedendeki Esmâ kuvvelerine): "Ademî şuura boyun eğin" dedik de İblis hariç, doğal olarak boyun eğip gereğini uyguladılar (bu kuvveler kullanılmaya başlandı). . . (İblis): "Balçık (su + toprak; maddeden oluşmuş beden {dabbe}) olarak yarattığına secde eder miyim?" dedi. (İblis'in insandaki varlığı, insandaki vehim kuvvesidir ki aklın {bilincin} hükmü altına girmeyen kuvvedir; "var"ı yok, "yok"u var kabul ettirir. A. Ciylî)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26-17 / İSRÂ - 107 &lt;br /&gt;Kul âminû bihî ev lâ tu’minû, innellezîne ûtul ilme min kablihî izâ yutlâ aleyhim yahırrûne lil ezkâni succeden. (succedâ)- (SECDE ÂYETİ)- 4&lt;br /&gt;1. kul : de&lt;br /&gt;2. âminû : inanın (inandılar)&lt;br /&gt;3. bi-hi : ona&lt;br /&gt;4. ev : veya&lt;br /&gt;5. lâ tu'minû : inanmayın&lt;br /&gt;6. inne ellezîne : muhakkak onlar, o kimseler&lt;br /&gt;7. ûtu : verildi&lt;br /&gt;8. el ilme : ilim&lt;br /&gt;9. min kabli-hi : ondan önce&lt;br /&gt;10. izâ yutlâ : okunduğu zaman&lt;br /&gt;11. aleyhim : onlara&lt;br /&gt;12. yahırrûne : kapanırlar&lt;br /&gt;13. li el ezkâni : çenelerine (çeneleri üstüne)&lt;br /&gt;14. succeden : secde ederek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : De ki: “Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.”&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : De ki: İster inanın, ister inanmayın; bundan önce kendilerine bilgi verilenlere okundu mu onlar, yüzüstü kapanıp secde ediyorlar&lt;br /&gt;Adem Uğur : De ki: Siz ona ister inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur'an) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : De ki: "İster iman edin Ona, ister iman etmeyin! Ondan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara gelince, (Kur'ân) onlara okunulduğu zaman, saygıyla yere kapanırlar. " (107. âyet secde âyetidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27-17 / İSRÂ - 109 &lt;br /&gt;Ve yahırrûne lil ezkâni yebkûne ve yezîduhum huşûâ(huşûan).&lt;br /&gt;1. ve yahırrûne : ve kapanıyorlar, kapanırlar&lt;br /&gt;2. li el ezkâni : çenelerine (çeneleri üstüne)&lt;br /&gt;3. yebkûne : ağlıyorlar, ağlarlar&lt;br /&gt;4. ve yezîdu-hum : ve onların artıyor&lt;br /&gt;5. huşûan : huşû&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Bu da onların derin saygısını artırır.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ağlaya ağlaya yüzüstü yere kapanıyorlar ve Kur'ân'ı dinleyiş onların gönül alçaklığını ve itâatlerini arttırıyor.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar. (Kur'an okumak) onların saygısını artırır.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Ağlayarak yüzüstü kapanırlar. (Kurân'ın okunuşu) onların HUŞÛsunu artırır!&lt;br /&gt;Ahmet Tekin : Onlar Allah korkusundan ağlayarak, sübhânallahi ve bihamdihî diyerek yüzüstü yere, secdeye kapanırlar. Kur’ân’ı dinlemek, onların teslimiyetlerini, saygılarını, tam bir samimiyetle Allah’a kulluk ve itaat anlayışlarını artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28-18 / KEHF - 50 &lt;br /&gt;Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), kâne minel cinni fe feseka an emri rabbih(rabbihî), e fe tettehızûnehu ve zurriyyetehû evliyâe min dûnî ve hum lekum aduvv(aduvvun), bi'se liz zâlimîne bedelâ(bedelen).&lt;br /&gt;1. ve iz : ve olmuştu&lt;br /&gt;2. kulnâ : biz dedik&lt;br /&gt;3. li el melâiketi : meleklere&lt;br /&gt;4. uscudû : secde edin&lt;br /&gt;5. li âdeme : Âdem'e&lt;br /&gt;6. fe secedû : hemen secde ettiler&lt;br /&gt;7. illâ iblîse : iblis dışında, iblis hariç&lt;br /&gt;8. kâne : oldu, idi&lt;br /&gt;9. min el cinni : cinlerden&lt;br /&gt;10. fe feseka : böylece fıska düştü, itaat etmedi, isyan etti&lt;br /&gt;11. an emri : emrinden&lt;br /&gt;12. rabbi-hî : onun Rabbi&lt;br /&gt;13. e fe tettehızûne-hu : hâlâ onu ediniyor musunuz&lt;br /&gt;14. ve zurriyyete-hû : ve onun zürriyetini, neslini&lt;br /&gt;15. evliyâe : dostlar&lt;br /&gt;16. min dû-nî : benden başka&lt;br /&gt;17. ve hum : ve onlar&lt;br /&gt;18. lekum : size, sizin için&lt;br /&gt;19. aduvvun : düşmandır&lt;br /&gt;20. bi'se : ne kötü&lt;br /&gt;21. liz zâlimîne (li ez zâlimîne) : zalimler için&lt;br /&gt;22. bedelen : bedel, karşılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : An o zamânı hani biz meleklere, secde edin Âdem'e demiştik de İblis'ten başka hepsi secde etmişti, o, cin cinsindendi de Rabbinin emrinden çıkmıştı. Beni bırakıp da onu ve soyunu, dost mu ediniyorsunuz, halbuki onlar, size düşmandır; Allah'ı bırakıp Şeytanı dost edinmek, zâlimler için ne de kötü bir değişme muâmelesidir bu.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Hani biz meleklere: Âdem'e secde edin, demiştik; İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir değişmedir!&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Hani biz meleklere "Secde edin Adem'e" dedik de İblis hariç hepsi hemen secde ettiler! İblis CİNN (türünden)dendi; (bu nedenle) Rabbinin hükmüne (hakikat ilmi yoktu {Cin türünde hakikat ilmi ve kader sistemi bilgisi yoktur - RUH İNSAN CİN Kitabı. A. H. }) uymadı! O hâlde siz, beni bırakıp onu (iblis'i) ve neslini mi dostlar ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin düşmanınızdır! Zâlimler için ne kötü bir dost seçimi oldu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29-19 / MERYEM - 58 &lt;br /&gt;Ulâikellezîne en’amallâhu aleyhim minen nebiyyîne min zurriyyeti âdeme ve mimmen hamelnâ mea nûhin ve min zurriyyeti ibrâhîme ve isrâîle ve mimmen hedeynâ vectebeynâ, izâ tutlâ aleyhim âyâtur rahmâni harrû succeden ve bukiyyâ(bukiyyen). (SECDE ÂYETİ)-5&lt;br /&gt;1. ulâike : İşte onlar&lt;br /&gt;2. ellezîne : onlar ki&lt;br /&gt;3. en'ame allâhu : Allah ni'metlendirdi&lt;br /&gt;4. aleyhim : onları&lt;br /&gt;5. min en nebiyyîne : nebî (peygamber)lerden&lt;br /&gt;6. min zurriyyeti : zürriyyetinden, neslinden&lt;br /&gt;7. âdeme : Âdem&lt;br /&gt;8. ve mimmen (min men) : ve kimselerden, kişilerden&lt;br /&gt;9. hamelnâ : taşıdık&lt;br /&gt;10. mea : beraber&lt;br /&gt;11. nûhin : Nuh&lt;br /&gt;12. ve min zurriyyeti : ve zürriyyetinden, neslinden&lt;br /&gt;13. ibrâhîme : İbrâhîm&lt;br /&gt;14. ve isrâîle : ve İsrail&lt;br /&gt;15. ve mimmen : ve kimselerden, kişilerden&lt;br /&gt;16. hedeynâ : hidayete erdirdik&lt;br /&gt;17. vectebeynâ : ve seçtik&lt;br /&gt;18. izâ tutlâ : okunduğu zaman&lt;br /&gt;19. aleyhim : onlara&lt;br /&gt;20. âyâtu er rahmâni : Rahmân'ın âyetleri&lt;br /&gt;21. harrû : yere kapandılar&lt;br /&gt;22. succeden : secde ederek&lt;br /&gt;23. ve bukiyyen : ve ağlayarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : İşte bunlar, Âdem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : İşte bunlar, Âdem soyundan, Nûh'la berâber gemiye yüklediklerimizin soylarından, İbrâhim'in ve İsrâil'in soylarından gelen ve Allah tarafından kendilerine nîmetler ihsân edilen peygamberlerdendir, doğru yola sevk ettiğimiz ve seçtiğimiz kişilerdendir. Rahmânın âyetleri, onlara okundu mu ağlaya ağlaya hemen secdeye kapanırlardı.&lt;br /&gt;Adem Uğur : İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail (Ya'kub) 'in soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir. Onlara, çok merhametli olan Allah'ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : İşte bunlar, Allâh'ın kendilerine in'amda bulunduğu Nebilerden, Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in (Yakup) zürriyetinden hakikate erdirdiğimiz ve (ezelden) seçtiğimiz kimselerdir. Onlara Rahman'ın varlığının delilleri okunduğu zaman (yakînî müşahede ile) secde ederler ve ağlarlar. (58. âyet secde âyetidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30-20 / TÂHÂ - 70 &lt;br /&gt;Fe ulkıyes seharatu succeden kâlû âmennâ bi rabbi hârûne ve mûsâ.&lt;br /&gt;1. fe : böylece, bunun üzerine&lt;br /&gt;2. ulkıye : atıldılar, yere kapandılar&lt;br /&gt;3. es seharatu : sihirbazlar&lt;br /&gt;4. succeden : secde ederek&lt;br /&gt;5. kâlû : dediler&lt;br /&gt;6. âmennâ : biz îmân ettik&lt;br /&gt;7. bi rabbi : Rabbine&lt;br /&gt;8. hârûne : Harun&lt;br /&gt;9. ve mûsâ : ve Musa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : (Mûsâ’nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Sonunda büyücüler secde ederek yere kapandılar ve inandık dediler, Hârûn'la Mûsâ'nın Rabbine.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapandılar; "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Bu sebeple sihirbazlar, önünde yere kapandılar. . . "Harun ve Musa'nın Rabbine (B işareti kapsamında) iman ettik" dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31-20 / TÂHÂ - 116 &lt;br /&gt;Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ.&lt;br /&gt;1. ve iz kulnâ : ve demiştik&lt;br /&gt;2. li el melâiketi : meleklere&lt;br /&gt;3. uscudû : secde edin&lt;br /&gt;4. li âdeme : Âdem'e&lt;br /&gt;5. fe : o zaman, hemen&lt;br /&gt;6. secedû : secde ettiler&lt;br /&gt;7. illâ : hariç, den başka&lt;br /&gt;8. iblîse : iblis&lt;br /&gt;9. ebâ : direndi, yapmadı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de, İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Hani, meleklere demiştik ki: Âdem'e secde edin, onlar da secde etmişlerdi, yalnız İblis secde etmekten çekinmişti.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Bir zaman biz meleklere: Âdem'e secde edin! demiştik. Onlar hemen secde ettiler; yalnız İblis hariç. O, diretti.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Hani biz meleklere (arz kuvvelerine) "Secde edin Adem'e (şuur varlığa)" demiştik de, İblis hariç, (hepsi) hemen secde ettiler. . . (İblis) kaçınmıştı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32-22 / HACC - 18 &lt;br /&gt;E lem tera ennallâhe yescudu lehu men fis semâvâti ve men fîl ardı veş şemsu vel kameru ven nucûmu vel cibâlu veş şeceru ved devabbu ve kesîrun minen nâs(nâsi), ve kesîrun hakka aleyhil azâb(azâbu), ve men yuhinillâhu fe mâ lehu min mukrim(mukrimin), innallâhe yef’alu mâ yeşâ’(yeşâu).(SECDE ÂYETİ)-6&lt;br /&gt;1. e lem tera : görmedin mi (görmüyor musun)&lt;br /&gt;2. enne allâhe : muhakkak Allah&lt;br /&gt;3. yescudu : secde ederler, ediyorlar&lt;br /&gt;4. lehu : onun için&lt;br /&gt;5. men : kim, kimse&lt;br /&gt;6. fî es semâvâti : semalarda&lt;br /&gt;7. ve men fî el ardı : ve yeryüzünde&lt;br /&gt;8. ve eş şemsu : ve güneş&lt;br /&gt;9. ve el kameru : ve ay&lt;br /&gt;10. ve en nucûmu : ve yıldızlar&lt;br /&gt;11. ve el cibâlu : ve dağlar&lt;br /&gt;12. ve eş şeceru : ve ağaçlar&lt;br /&gt;13. ve ed devabbu : ve (yürüyen) hayvanlar&lt;br /&gt;14. ve kesîrun : ve çoğu&lt;br /&gt;15. min en nâsi : insanlardan&lt;br /&gt;16. ve kesîrun : ve çoğu&lt;br /&gt;17. hakka : haketti, hak oldu&lt;br /&gt;18. aleyhi : onların üzerine&lt;br /&gt;19. el azâbu : azap&lt;br /&gt;20. ve men : ve kim, kimse&lt;br /&gt;21. yuhinillâhu (vehene) : Allah zayıf düşürür (alçaltır) (zayıf düşürdü)&lt;br /&gt;22. fe : böylece&lt;br /&gt;23. mâ : yoktur&lt;br /&gt;24. lehu : onun için&lt;br /&gt;25. min mukrimin : (ikram edenlerden) bir ikram eden&lt;br /&gt;26. inne allâhe : muhakkak Allah&lt;br /&gt;27. yef'alu : yapar&lt;br /&gt;28. mâ yeşâu : dilediği şeyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Görmez misin, Allah, şüphe yok, öyle bir mâbut ki ona secde eder ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde ve güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaç, hayvanlar ve insanların çoğu ve çoğu da azâbı hak etmiştir ve Allah, kimi hor kılarsa onu kutluluğa ulaştırıp ona lütuf ve ihsânda bulunan hiçbir kimse bulunamaz; şüphe yok ki Allah, dilediğini yapar.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Görmedin mi ki Allâh (O'dur ki), semâlarda kim varsa ve arzda kim varsa; Güneş, Ay, Yıldızlar, Dağlar, Ağaçlar, Dabbeler (yürür canlılar) ve insanlardan birçoğu O'na secde etmede! Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. . . Allâh kimi hor-hakir kılarsa, artık onu yüceltecek yoktur. . . Muhakkak ki Allâh dilediğini yapar. (18. âyet secde âyetidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33-22 / HACC – 26&lt;br /&gt;Ve iz bevve’nâ li ibrâhîme mekânel beyti en lâ tuşrik bî şey’en ve tahhir beytiye lit tâifîne vel kâimîne ver rukkais sucûd(sucûdi).&lt;br /&gt;1. ve iz bevve'nâ : ve indirdiğimiz (gösterdiğimiz) zaman&lt;br /&gt;2. li ibrâhîme : İbrâhîm'e&lt;br /&gt;3. mekâne el beyti : evin mekânı, Kâbe'nin yeri&lt;br /&gt;4. en lâ tuşrik : senin şirk koşmaman&lt;br /&gt;5. bî : bana&lt;br /&gt;6. şey'en : bir şey&lt;br /&gt;7. ve tahhir : ve temizle, temiz tut&lt;br /&gt;8. beytiye : benim evimi&lt;br /&gt;9. li et tâifîne : tavaf edenler için&lt;br /&gt;10. ve el kâimîne : ve kaim olanlar, ayakta duranlar&lt;br /&gt;11. ve er rukkai : ve rükû edenler&lt;br /&gt;12. es sucûdi : secde edenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Hani biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini, “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : An o zamanı ki hani biz İbrâhim'e, bana hiçbir şeyi şerik tutma ve tavâf edenlere, namaz kılanlara, rükû edenlere, secde kılanlara tertemiz tut evimi diye Beyt'in yerini göstermiştik.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Bir zamanlar İbrahim'e Beytullah'ın yerini hazırlamış ve (ona şöyle demiştik): Bana hiçbir şeyi eş tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Hani biz İbrahim'e Beyt'in mekânını hazırlamıştık da: "Bana bir şeyi ortak koşma! Beytimi, tavaf edenler, (benlikleriyle) ayakta yönelenler ve secde (benliksiz) ile rükû edenler (boyun eğenler) için arındır!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34-22 / HACC - 77 &lt;br /&gt;Yâ eyyuhellezîne âmenûrkeû vescudû va’budû rabbekum vef’alûl hayre leallekum tuflihûn(tuflihûne). (Secde Ayeti)-?&lt;br /&gt;1. yâ eyyuhâ ellezîne : ey o kimseler&lt;br /&gt;2. âmenûrkeû (âmenû irkeû) : âmenû olanlar, rükû edin&lt;br /&gt;3. vescudû (ve uscudû) : ve secde edin&lt;br /&gt;4. va'budû (ve u'budû) : ve kulluk edin&lt;br /&gt;5. rabbe-kum : sizin Rabbiniz&lt;br /&gt;6. vef'alûl hayre(ve if'alû el hayre) : ve hayır işleyin&lt;br /&gt;7. leallekum : umulur ki böylece siz&lt;br /&gt;8. tuflihûne : felâha eresiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ey inananlar, rükû edin, secde edin, kulluk edin Rabbinize ve hayır işleyin de kurtulun, erin muradınıza.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Ey iman edenler! Rükû edin; secdeye kapanın; Rabbinize ibadet edin; hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Ey iman edenler! Rükû edin (her an her zerrede hükümranlığını fark ederek eğilin); secde edin (indînde "ben"liğinizin "yok"luğunu hissedin), Rabbinize kullukta olduğunuzu kavrayın; hayır (Hakkanî fiil) işleyin ki kurtulasınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35-25 / FURKÂN - 60 &lt;br /&gt;Ve izâ kîle lehumuscudû lir rahmâni kâlû ve mer rahmânu e nescudu li mâ te’murunâ ve zâdehum nufûrâ(nufûren). (SECDE ÂYETİ)-7&lt;br /&gt;1. ve izâ : ve olduğu zaman&lt;br /&gt;2. kîle : dendi&lt;br /&gt;3. lehum : onlara&lt;br /&gt;4. uscudû : secde edin&lt;br /&gt;5. li er rahmâni : Rahmân'a&lt;br /&gt;6. kâlû : dediler&lt;br /&gt;7. ve mâ er rahmânu : ve Rahmân nedir&lt;br /&gt;8. e nescudu : secde mi edelim&lt;br /&gt;9. li : ...e&lt;br /&gt;10. mâ te'muru-nâ : bize emrettiğin şey&lt;br /&gt;11. ve zâde-hum : ve onlara arttırdı&lt;br /&gt;12. nufûren : nefret&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Onlara, “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Onlara, secde edin rahmâna dendi mi, rahmân da nedir ki derler, bize emrettiğine mi secde edeceğiz? Ve bu, ancak uzaklaşmalarını arttırır.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Onlara: Rahmân'a secde edin! denildiği zaman: "Rahmân da neymiş! Bize emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç!" derler ve bu emir onların nefretini arttırır.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Onlara: "Rahman'a secde edin (Esmâ hakikatiniz indîndeki "yok"luğunuzu hissedin)" denildiğinde: "Rahman da nedir? Bize emrettiğine secde eder miyiz hiç?" dediler. . . (Bu teklifin) onların nefretini daha da artırdı. (60. âyet secde âyetidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36-25 / FURKÂN - 64 &lt;br /&gt;Vellezîne yebîtûne li rabbihim succeden ve kıyâmâ(kıyâmen).&lt;br /&gt;1. ve ellezîne : ve onlar&lt;br /&gt;2. yebîtûne : geceyi geçirirler&lt;br /&gt;3. li rabbi-him : Rab'leri için, Rab'lerine&lt;br /&gt;4. succeden : secde ederek&lt;br /&gt;5. ve kıyâmen : ve kıyam ederek, ayakta durarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ve öyle kişilerdir onlar ki, gecelerini Rablerine secde ederek, onun tapısında kıyamda bulunarak geçirirler.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak geçirirler.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Onlar ki, gecelerini Rablerine secde ederek ("yok"luklarının farkındalığıyla) ve kıyamda (varlıklarında kâim olan Kayyum'un müşahedesinde) geçirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37- 26 / ŞUARÂ - 46 &lt;br /&gt;Fe ulkıyes seharatu sâcidîn(sâcidîne).&lt;br /&gt;1. fe : o zaman, hemen&lt;br /&gt;2. ulkıye : atıldılar, (yere) kapandılar&lt;br /&gt;3. es seharatu : sihirbazlar&lt;br /&gt;4. sâcidîne : secde edenler, secde ederek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Büyücüler, derhal secdeye kapandılar.&lt;br /&gt;Adem Uğur : (Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Bunu gören sihirbazlar, yere kapandılar Musa önünde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38-26 / ŞUARÂ - 219 &lt;br /&gt;Ve tekallubeke fîs sâcidîn(sâcidîne).&lt;br /&gt;1. ve tekallube-ke : ve senin dönmen&lt;br /&gt;2. fî : içinde, arasında&lt;br /&gt;3. es sâcidîne : secde edenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : (217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ve secde edenler arasında secde edişini de görür.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor).&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Secde edenler içinde yer aldığını da!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39-27 / NEML - 24 &lt;br /&gt;Vecedtuhâ ve kavmehâ yescudûne liş şemsi min dûnillâhi ve zeyyene lehümuş şeytânu a’mâlehum fe saddehum anis sebîli fe hum lâ yehtedûn(yehtedûne).&lt;br /&gt;1. vecedtu-hâ : onu buldum&lt;br /&gt;2. ve kavme-hâ : ve onun kavmi&lt;br /&gt;3. yescudûne : secde ediyorlar&lt;br /&gt;4. li eş şemsi : güneşe&lt;br /&gt;5. min dûnillâhi : Allah'tan başka, Allah'ın yerine&lt;br /&gt;6. ve zeyyene : ve süsledi&lt;br /&gt;7. lehum : onlara&lt;br /&gt;8. eş şeytânu : şeytan&lt;br /&gt;9. a'mâle-hum : onların amelleri, yaptıkları&lt;br /&gt;10. fe : böylece, bu sebeple&lt;br /&gt;11. sadde-hum : onları men etti, alıkoydu&lt;br /&gt;12. an es sebîli : yoldan&lt;br /&gt;13. fe : böylece, bu sebeple&lt;br /&gt;14. hum : onlar&lt;br /&gt;15. lâ yehtedûne : hidayete ermiyorlar, eremiyorlar, hidayette değiller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : “Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.”&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp güneşe secde eder buldum ve Şeytan, yaptıklarını bezemiş de yoldan çıkarmış onları ve onlar, doğru yolu bulamıyorlar.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için doğru yolu bulamıyorlar.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : "Onu ve kavmini, Allâh dûnundaki Güneş'e tapınırlarken buldum. . . Şeytan kendilerine yaptıklarını süslü - doğru - güzel göstermiş de onları (doğru) yoldan alıkoymuş! Bu yüzden onlar hakikat yolunu bulamazlar. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40-27 / NEML - 25 &lt;br /&gt;Ellâ yescudû lillâhillezî yuhriculhab’e fîs semâvâti vel ardı ve ya’lemu mâ tuhfûne ve mâ tu’linûn(tu’linûne). (SECDE)-8&lt;br /&gt;1. ellâ yescudû : nasıl secde etmezler&lt;br /&gt;2. li : için&lt;br /&gt;3. allâhi : Allah&lt;br /&gt;4. ellezî (lillâhillezî) (li allâhi ellezî) : ki o&lt;br /&gt;5. yuhricu : çıkarır&lt;br /&gt;6. el hab'e : gizli olan, saklı olan&lt;br /&gt;7. fî es semâvâti : semalarda, göklerde&lt;br /&gt;8. ve el ardı : ve yeryüzünde, yerde&lt;br /&gt;9. ve ya'lemu : ve bilir&lt;br /&gt;10. mâ tuhfûne : sizin sakladığınız şeyi&lt;br /&gt;11. ve mâ tu'linûne : ve açıkladığınız şeyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)”&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ve bunu da, göklerde ve yeryüzünde gizli olan şeyleri meydana çıkaran ve neyi gizliyorlar, neyi açığa vuruyorlarsa hepsini bilen Allah'a secde etmemek için yapıyorlar.&lt;br /&gt;Adem Uğur : (Şeytan böyle yapmış ki) göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah'a secde etmesinler.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : "Semâlarda ve arzda gizli ne varsa ortaya çıkaran; gizlediğinizi ve açığa çıkardığınızı bilen Allâh'a secde etmemeleri için (vehimleri onları kandırmıştı). " (25. âyet secde âyetidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41-32 / SECDE - 15 &lt;br /&gt;İnnemâ yu’minu bi âyâtinellezîne izâ zukkirû bihâ harrû succeden ve sebbehû bi hamdi rabbihim ve hum lâ yestekbirûn(yestekbirûne). (SECDE)-9&lt;br /&gt;1. innemâ : fakat, sadece, ancak&lt;br /&gt;2. yu'minu : mü'min olurlar, inanırlar, îmân ederler&lt;br /&gt;3. bi âyâti-na : âyetlerimize&lt;br /&gt;4. ellezîne : o kimseler, onlar&lt;br /&gt;5. izâ : o zaman&lt;br /&gt;6. zukkirû : zikredildiler&lt;br /&gt;7. bihâ : ona&lt;br /&gt;8. harrû : yere kapandılar&lt;br /&gt;9. succeden : secde ederek&lt;br /&gt;10. ve sebbe-hû : ve onu tesbih ettiler&lt;br /&gt;11. bi hamdi : hamd ile&lt;br /&gt;12. rabbi-him : onların Rabbi, Rab'leri&lt;br /&gt;13. ve hum : ve onlar&lt;br /&gt;14. lâ yestekbirûne : büyüklük taslamazlar, kibirlenmezler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42-38 / SÂD - 24 &lt;br /&gt;Kâle lekad zalemeke bi suâli na’cetike ilâ niâcih(niâcihî), ve inne kesîren minel huletâi le yebgî ba’duhum alâ ba’dın illellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve kalîlun mâ hum, ve zanne dâvûdu ennemâ fetennâhu festagfere rabbehu ve harre râkian ve enâb(enâbe). (SECDE ÂYETİ)(10)&lt;br /&gt;1. bi suâli : istemekle, isteyerek&lt;br /&gt;2. na'ceti-ke : senin koyunun&lt;br /&gt;3. ilâ niâci-hi : onun (kendi) koyunlarına&lt;br /&gt;4. ve inne : ve gerçekten, muhakkak&lt;br /&gt;5. kesîren : çok&lt;br /&gt;6. min : den&lt;br /&gt;7. el huletâi : ortaklar&lt;br /&gt;8. le : gerçekten, muhakkak ki&lt;br /&gt;9. yebgî : haksızlık ediyor, hakka tecavüz ediyor&lt;br /&gt;10. ba'du-hum alâ ba'dın : birbirlerine&lt;br /&gt;11. illellezîne (illâ ellezîne) : o kimseler hariç&lt;br /&gt;12. âmenû : âmenû oldular (Allah'a ulaşmayı dilediler)&lt;br /&gt;13. ve amilûs sâlihâti : ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaptılar&lt;br /&gt;14. ve kalîlun : ve az&lt;br /&gt;15. mâ : ne kadar&lt;br /&gt;16. hum : onlar&lt;br /&gt;17. ve zanne : ve zannetti&lt;br /&gt;18. dâvûdu : Davut&lt;br /&gt;19. ennemâ : olduğunu&lt;br /&gt;20. fetennâ-hu : onu imtihan ettik&lt;br /&gt;21. fe : bunun üzerine&lt;br /&gt;22. istagfere : mağfiret istedi&lt;br /&gt;23. rabbe-hu : onun Rabbi, Rabbine&lt;br /&gt;24. ve harre : ve secdeye kapandı&lt;br /&gt;25. râkian : rükû ederek, huşû ile eğilerek&lt;br /&gt;26. ve enâbe : ve yöneldi, (hitaben Allah'a ulaştı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Davud dedi ki: “Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Dâvûd, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Dedi ki: Senin dişi koyununu, kendi koyunlarına katmayı istemekle gerçekten de zulmetmiş sana ve şüphesiz ki ortakların çoğu, birbirinin hakkına tecâvüz eder, ancak inanan ve iyi işlerde bulunanlar müstesnâ ve fakat bunlar da pek azdır ve Dâvûd, biz, kendisini sınadık sandı da Rabbinden yarlıganma diledi ve eğilerek yere kapandı ve Rabbine döndü.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecâvüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : (Davud) dedi ki: "Yemin olsun ki senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmakla sana zulmetmiş. . . Muhakkak ki çok yakın olanların birçoğu, birbirlerinin benzeri davranışlarda bulunurlar. . . Ancak iman edip imanın gereğini uygulayanlar böyle değildir. . . Fakat onlar da ne kadar azdır!" Davud kendisini imtihan ettiğimizi zannetti; bundan dolayı Rabbinden mağfiret diledi ve boyun eğerek yere kapandı ve O'na yöneldi! (24. âyet secde âyetidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43-38 / SÂD - 72 &lt;br /&gt;Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn(sâcidîne).&lt;br /&gt;1. fe : böylece, artık&lt;br /&gt;2. izâ : olduğu zaman&lt;br /&gt;3. sevveytu-hu : onu sevva ettim, düzenledim&lt;br /&gt;4. ve nefahtu : ve üfledim&lt;br /&gt;5. fî-hi : onun içine&lt;br /&gt;6. min rûhî : ruhumdan&lt;br /&gt;7. fe : hemen, derhal&lt;br /&gt;8. kaû : (yere) kapanın&lt;br /&gt;9. lehu : ona, onun için&lt;br /&gt;10. sâcidîne : secde edenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.”&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Onu tamamlayınca ve ona, rûhumdan üfürünce karşısında yerlere kapanıp secde etmişlerdi.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : "Onu tesviye edip (beynini oluşturup), o yapının içinden Ruhum'dan (Esmâ mânâlarımdan) nefhettiğimde (açığa çıkardığımda {nefh yani üflemek, içten dışa şeklinde olur daima. A. H. }) Ona secdeye kapanın (hükümranlığını - tasarrufunu kabul edin)!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;44-38 / SÂD - 73 &lt;br /&gt;Fe secedel melâiketu kulluhum ecmaûn(ecmaûne).&lt;br /&gt;1. fe : böylece, artık, bunun üzerine&lt;br /&gt;2. secede : secde etti&lt;br /&gt;3. el melâiketu : melekler&lt;br /&gt;4. kullu-hum : onların hepsi&lt;br /&gt;5. ecmaûne : topluca, birarada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Meleklerin hepsi birden secde etmişti.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Bütün melekler toptan secde ettiler.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : O Meleklerin hepsi, toptan secde ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45-38 / SÂD - 75 &lt;br /&gt;Kâle yâ iblîsu mâ meneake en tescude limâ halaktu bi yedeyy(yedeyye), estekberte em kunte minel âlîn(âlîne).&lt;br /&gt;1. kâle : dedi&lt;br /&gt;2. yâ : ey&lt;br /&gt;3. iblîsu : iblis&lt;br /&gt;4. mâ : nedir&lt;br /&gt;5. menea-ke : seni men etti&lt;br /&gt;6. en tescude : secde etmek&lt;br /&gt;7. li mâ : şeye&lt;br /&gt;8. halaktu : ben yarattım&lt;br /&gt;9. bi yedeyye : elimle, kudretimle&lt;br /&gt;10. estekberte : sen kibirlendin&lt;br /&gt;11. em : yoksa&lt;br /&gt;12. kunte : sen oldun&lt;br /&gt;13. min : dan&lt;br /&gt;14. el âlîne : âlî olanlar, yüce olanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Allah, “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ey İblis demişti, kudret ellerimle yarattığıma, ne mâni oldu da secde etmedin? Ululuk mu satmadasın, yoksa yücelerden misin sen?&lt;br /&gt;Adem Uğur : Allah! Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Buyurdu: "Ey İblis (ikileme düşen)! İki Elim (ilim ve kudret) ile yarattığıma secde etmene ne mâni oldu? Benliğin mi engel oldu, yoksa Alûn'dan (Adem'e secdesi söz konusu olmayan yüce kuvvelerden {meleklerden}) mi olduğunu sandın?"&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;46-39 / ZUMER – 9&lt;br /&gt; Em men huve kânitun ânâel leyli sâciden ve kâimen yahzerul âhırete ve yercû rahmete rabbih(rabbihî), kul hel yestevîllezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne), innemâ yetezekkeru ulûl elbâb(elbâbi).&lt;br /&gt;1. em : yoksa, veya&lt;br /&gt;2. men : kimse, kişi&lt;br /&gt;3. huve : o&lt;br /&gt;4. kânitun : kanitun olan (saygıyla Allah'ın huzurunda duran)&lt;br /&gt;5. ânâe : vakit, saat&lt;br /&gt;6. el leyli : gece&lt;br /&gt;7. sâciden : secde eden&lt;br /&gt;8. ve kâimen : ve kıyamda duran, ayakta duran&lt;br /&gt;9. yahzeru : sakınır, çekinir, korkar&lt;br /&gt;10. el âhirete : ahiret&lt;br /&gt;11. ve yercû : ve diler&lt;br /&gt;12. rahmete : rahmet&lt;br /&gt;13. rabbi-hi : onun Rabbi&lt;br /&gt;14. kul : de, söyle&lt;br /&gt;15. hel : mı&lt;br /&gt;16. yestevî : müsavi olur, eşit olur&lt;br /&gt;17. ellezîne : kimseler, onlar&lt;br /&gt;18. ya'lemûne : biliyorlar, bilirler&lt;br /&gt;19. ve ellezîne : ve kimseler&lt;br /&gt;20. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler&lt;br /&gt;21. innemâ : ancak, sadece, ama&lt;br /&gt;22. yetezekkeru : tezekkür ederler&lt;br /&gt;23. ulû el elbâbi : ulûl'elbab, daimî zikir sahipleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde hâlinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Hiç o, âhiretten sakınarak ve Rabbinin rahmetini umarak geceleri secde eden, kıyamda bulunan ve böylece itâat ve ibâdet eden kişiye benzer mi? De ki: Eşit olur mu bilenlerle bilmeyenler? Bunu ancak aklı başında olanlar düşünür, bundan ancak onlar öğüt alır.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarcı gibi) midir? (Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : (Böylesi mi) yoksa gecenin bir kısmında kalkıp secdeyi yaşayan ve (Kayyum'un varlığıyla) kaîm olarak, sonsuz geleceğin gereklerine hazırlanan; Rabbinin (hakikatindeki Esmâ kuvvelerinin) Rahmetini (çeşitli özelliklerini açığa çıkarmayı) uman mı? De ki: "Hiç bilenler ile bilmeyenler eşit olur mu? Sadece derin düşünebilen akıl sahipleri bunu anlayabilir. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;47-41 / FUSSİLET - 37 &lt;br /&gt;Ve min âyâtihil leylu ven nehâru veş şemsu vel kamer(kameru), lâ tescudû liş şemsi ve lâ lil kameri vescudû lillâhillezî halakahunne in kuntum iyyâhu ta’budûn(ta’budûne). (SECDE ÂYETİ)-11&lt;br /&gt;1. ve min : ve den&lt;br /&gt;2. âyâti-hi : onun âyetleri&lt;br /&gt;3. el leylu : gece&lt;br /&gt;4. ve en nehâru : ve gündüz&lt;br /&gt;5. ve eş şemsu : ve güneş&lt;br /&gt;6. ve el kameru : ve ay&lt;br /&gt;7. lâ tescudû : secde etmeyin&lt;br /&gt;8. li eş şemsi : güneşe&lt;br /&gt;9. ve lâ : ve değil&lt;br /&gt;10. li el kameri : aya&lt;br /&gt;11. vescudû : ve secde edin&lt;br /&gt;12. li allâhi : Allah'a&lt;br /&gt;13. ellezî : ki o&lt;br /&gt;14. halaka-hunne : onları (ikisini) yarattı&lt;br /&gt;15. in : eğer&lt;br /&gt;16. kuntum : siz oldunuz&lt;br /&gt;17. iyyâ-hu : yalnız, sadece ona&lt;br /&gt;18. ta'budûne : kul olursunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ve onun delillerindendir gece ve gündüz ve güneş ve ay; secde etmeyin ne güneşe, ne de aya ve secde edin, onları yaratan Allah'a, yalnız ona kulluk ediyorsanız.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Gece ve gündüz, güneş ve ay O'nun âyetlerindendir. Eğer Allah'a ibadet etmek istiyorsanız, güneşe de aya da secde etmeyin. Onları yaratan Allah'a secde edin!&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Gece (Bâtın - içsellik) ve gündüz (zahir - dışsallık), Güneş (akıl) ve Ay (duygusallık) O'nun işaretlerindendir! Güneş'e de Ay'a da secde etmeyin (tapınmayın); onları yaratmış olan Allâh için secde edin (Esmâ boyutunun ilhamı olan sezgilerinize kulak verin. Çünkü daima işin doğrusunun ne olduğunu size söyleyecek bir ses vardır içinizde, bir şey yapmadan önce); şayet O'na kulluğunuzun bilincine ermişseniz! (37. âyet secde âyetidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;48-48 / FETİH - 29 &lt;br /&gt;Muhammedun resûlullâh(resûlullâhi), vellezîne meahû eşiddâu alel kuffâri ruhamâu beynehum terâhum rukkean succeden yebtegûne fadlen minallâhi ve rıdvânen sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd(sucûdi), zâlike meseluhum fît tevrât(tevrâti), ve meseluhum fîl incîl(incîli), ke zer’in ahrece şat’ehu fe âzerehu festagleza festevâ alâ sûkıhî yu’cibuz zurrâa, li yagîza bihimul kuffâr(kuffâra), vaadallâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minhum magfireten ve ecren azîmâ(azîmen).&lt;br /&gt;1. muhammedun : Hz. Muhammed (S.A.V)&lt;br /&gt;2. resûlu allâhi : Allah'ın resûlü&lt;br /&gt;3. ve ellezîne : ve onlar, olanlar&lt;br /&gt;4. mea-hu : onunla beraber&lt;br /&gt;5. eşiddâu : daha şiddetli, çok şiddetli&lt;br /&gt;6. alâ : ... a&lt;br /&gt;7. kuffâri : kâfirler, inkârcılar&lt;br /&gt;8. ruhamâu : çok merhametli&lt;br /&gt;9. beyne-hum : kendi aralarında&lt;br /&gt;10. terâ-hum : onları görürsün&lt;br /&gt;11. rukkean : rükû halinde, rükû ederlerken&lt;br /&gt;12. succeden : secde halinde, secde ederlerken&lt;br /&gt;13. yebtegûne : isterler&lt;br /&gt;14. fadlen : fazıl&lt;br /&gt;15. min : den&lt;br /&gt;16. allâhi : Allah&lt;br /&gt;17. ve : ve&lt;br /&gt;18. rıdvânen : rıza&lt;br /&gt;19. sîmâ-hum : onların nişaneleri, alâmetleri&lt;br /&gt;20. fî vucûhi-him : onların yüzlerinde (yüzlerinde var olan, yüzlerindeki)&lt;br /&gt;21. min : den&lt;br /&gt;22. eseru : eserler, izler&lt;br /&gt;23. sucûdi : secdeler&lt;br /&gt;24. zâlike : bu, işte bu&lt;br /&gt;25. meselu-hum : onların örneği, durumu, özelliği&lt;br /&gt;26. fî et tevrâti : Tevrat'ta&lt;br /&gt;27. ve : ve&lt;br /&gt;28. meselu-hum : onların örneği, durumu, özelliği&lt;br /&gt;29. fi el incîli : İncil'de&lt;br /&gt;30. ke : gibi&lt;br /&gt;31. zer'in : ekin&lt;br /&gt;32. ahrece : çıkardı&lt;br /&gt;33. şat'e-hu : onun filizi, filizini&lt;br /&gt;34. fe : sonra, böylece&lt;br /&gt;35. âzere-hu : onu kuvvetlendirdi&lt;br /&gt;36. fe : sonra, böylece&lt;br /&gt;37. istagleza : galiz hale getirdi, kalınlaştırdı&lt;br /&gt;38. fe : sonra, böylece&lt;br /&gt;39. istevâ : sevva oldu, yöneldi, doğruldu, yükseldi&lt;br /&gt;40. alâ : üzerinde&lt;br /&gt;41. sûkı-hî : kendi gövdesi&lt;br /&gt;42. yu'cibu : hoşuna gider&lt;br /&gt;43. ez zurrâa : ekinciler, çiftçiler&lt;br /&gt;44. li yagîza : öfkelendirmek için&lt;br /&gt;45. bi him : onunla&lt;br /&gt;46. el kuffâr(kuffâra) : kâfirler&lt;br /&gt;47. vaada allâhu : Allah vaadetti&lt;br /&gt;48. ellezîne : onlar&lt;br /&gt;49. âmenû : âmenû oldular, Allah'a ulaşmayı dilediler&lt;br /&gt;50. ve : ve&lt;br /&gt;51. amilû es sâlihâti : salih amel (nefs tezkiye edici amel) işlediler&lt;br /&gt;52. min-hum : onlardan&lt;br /&gt;53. magfireten : mağfiret&lt;br /&gt;54. ve : ve&lt;br /&gt;55. ecren : bir ecir&lt;br /&gt;56. azîmen : büyük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Muhammed, Allah'ın peygamberidir ve onunla berâber bulunanlar, kâfirlere karşı çetindirler, kendi aralarında merhametli, onları görürsün ki rükû etmekteler, secdeye kapanmaktalar Allah'tan lütuf ve ihsân ve râzılık dileyerek; yüzlerinde, secde eserinin alâmetleri görünmededir ve onların bu vasıfları, Tevrat'ta da vardır ve onlara âit bu vasıflar, İncil'de de var; âdetâ ekilmiş bir tâneye benzer ki filiz vermiştir, derken filizi kuvvetlenmiştir, derken kalınlaşmıştır da dümdüz boy vermiştir, gövdelerine dayanıp yücelmiştir; ekincileri şaşırtır, sevindirir, kâfirleri, bununla kızdırıp yerindirmek için. Allah, inananlara ve iyi işlerde bulunanlara yarlıganma ve pek büyük bir mükâfat vaad etmiştir.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vâdetmiştir.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : MUHAMMED, Rasûlullâh'tır! O'nunla beraber bulunanlar, küffara (gerçeği reddedenlere) karşı sert, kendi aralarında çok merhametlidirler. . . Onları rükû eder (varlıkta her an tedbir edenin Allâh Esmâ'sı olduğunu müşahedesinin haşyeti, tâzimi içinde), secde eder (varlığın yalnızca Esmâ özelliklerinden ibaret olarak kendilerine özgü bağımsız vücutları olmadığının müşahedesiyle "yok"luklarını hisseder) ve Allâh'tan fazl (lütfu - Esmâ kuvvelerinin farkındalığı) ve RIDVAN (Hakikatinin farkındalığıyla bunun sonuçlarını kuvveden fiile çıkarma özelliği) ister hâlde görürsün. . . Sîmalarına gelince, vechlerinde (şuurlarında "yok"luklarının idrakı olan) secde eseri vardır! Bu onların Tevrat'taki (nefse dönük hükümler) misal yollu anlatımlarıdır. . . İncil'deki (teşbihî) temsillerine gelince: Bir ekin ki filizini yarıp çıkarmış, sonra onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış da gövdesi üzerine doğrulmuştur; ekincilerin hoşuna gider. . . Böyle yapar ki, onlarla (Esmâ'sıyla açığa çıkardığı) küffarı (gerçeği reddedenleri) öfkelendirsin! Allâh onlardan iman edip bunun gereğini uygulayanlara mağfiret ve çok büyük karşılığını yaşatmayı vadetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 49-50 / KAF - 40 &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ve minel leyli fe sebbihhu ve edbâres sucûdi.&lt;br /&gt;1. ve min el leyli : ve geceden bir kısım, gecenin bir bölümü&lt;br /&gt;2. fe sebbih-hu : artık onu tesbih et&lt;br /&gt;3. ve edbâre : ve arkasından&lt;br /&gt;4. es sucûdi : secdeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da O’nu tespih et.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ve geceleyin ve secdelerden sonra.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O'nu tesbih et.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Gecede O'nu tespih et, secdelerin ardından da!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50-53 / NECM - 62 &lt;br /&gt;Fescudû lillâhi va’budû. (SECDE ÂYETİ)-12&lt;br /&gt;1. fe : artık&lt;br /&gt;2. uscudû : secde edin&lt;br /&gt;3. li allâhi : Allah için, Allah'a&lt;br /&gt;4. ve u'budû : ve kul olun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Haydi Allah’a secde edin ve O’na kulluk edin.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Artık secde edin Allah'a ve kullukta bulunun.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Haydi Allah'a secde edip O'na kulluk edin!&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Secde edin (Esmâ'sıyla hakikatınız olan) Allâh'a (indîndeki "yok"luğunuzu fark edin) ve kulluğunuza devam edin. (62. âyet secde âyetidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51- 55 / RAHMÂN - 6 &lt;br /&gt;Ven necmu veş şeceru yescudân(yescudâni).&lt;br /&gt;1. ve en necmu : ve yıldız(lar)&lt;br /&gt;2. ve eş şeceru : ve ağaç (lar)&lt;br /&gt;3. yescudâni : ikisi secde eder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ve gövdesiz bitki ve gövdeli ağaç secde eder.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Bitkiler ve ağaçlar secde ederler.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Necm (yıldız - fikirler) ve ağaç (beden) secdededirler (Esmâ indînde "yokluk" hâlindedirler).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;52- 68 / KALEM - 42 &lt;br /&gt;         Yevme yukşefu an sâkın ve yud’avne iles sucûdi fe lâ     yestetîûn(yestetîûne).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. yevme : gün&lt;br /&gt;2. yukşefu : açılır, açığa çıkar (sırlar) giderilir&lt;br /&gt;3. an sâkın : perde, sırlar, gerçekler&lt;br /&gt;4. ve yud'avne : ve davet edilirler&lt;br /&gt;5. ilâ es sucûdi : secde etmeye&lt;br /&gt;6. fe : artık, fakat&lt;br /&gt;7. lâ yestetîûne : muktedir olamazlar, güçleri yetmez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : (42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : O gün, işler güçleşir ve secdeye dâvet edilirler, derken güçleri yetmez.&lt;br /&gt;Adem Uğur : O gün incikten açılır ve secdeye davet edilirler; fakat güç getiremezler.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Hakikatin açığa çıkıp, Allâh'tan ayrı vücud verdikleri benliklerinin yokluğunu itirafa (secdeye) davet edildikleri süreçte, bunun gereğini yerine getiremeyeceklerdir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;53-68 / KALEM - 43 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hâşiaten ebsâruhum terhekuhum zilleh(zilletun), ve kad kânû yud’avne iles sucûdi ve hum sâlimûn(sâlimûne).&lt;br /&gt;1. hâşiaten : korkudan ürpermiş halde&lt;br /&gt;2. ebsâru-hum : onların bakışları, gözleri&lt;br /&gt;3. terheku-hum : onları kaplar, bürür&lt;br /&gt;4. zilletun : zillet&lt;br /&gt;5. ve kad : ve olmuştu&lt;br /&gt;6. kânû : oldular, idiler&lt;br /&gt;7. yud'avne : davet edilirler&lt;br /&gt;8. ilâ es sucûdi : secdelere, secde etmeye&lt;br /&gt;9. ve hum : ve onlar&lt;br /&gt;10. sâlimûne : salim, sağlam, selâmette&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : (42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Gözleri yere dikilir, üstlerine aşağılık çöker ve gerçekten de sağ esenken de secdeye dâvet edilmişlerdir de secde etmemişlerdi.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Gözleri dehşetten önlerine eğik, zillet hâlinde! Oysa onlar akılları başlarında dünyada iken secdeye davet olunuyorlardı.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;54-76 / İNSÂN (DEHR) - 26 &lt;br /&gt;Ve minel leyli fescud lehu ve sebbihhu leylen tavîlâ(tavîlen).&lt;br /&gt;1. ve min el leyli : ve geceden, gecenin bir kısmında&lt;br /&gt;2. fe uscud : artık secde et&lt;br /&gt;3. lehu : ona&lt;br /&gt;4. ve sebbih-hu : ve onu tespih et&lt;br /&gt;5. leylen : gece&lt;br /&gt;6. tavîlen : uzun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Gecenin bir kısmında O’na secde et; geceleyin de O’nu uzun uzadıya tespih et.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ve geceleyin de secde et artık ona ve tenzîh et uzun gecelerde onu.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Gecenin bir kısmında O'na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Gecenin bir kısmında O'na secde et; O'nu tespih et gece içinde uzun şekilde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;55-84 / İNŞİKAK - 21 &lt;br /&gt;Ve izâ kurıe aleyhimul kur’ânu lâ yescudûn(yescudûne). (SECDE ÂYETİ)-13&lt;br /&gt;1. ve izâ : ve olduğu zaman&lt;br /&gt;2. kurie : okundu&lt;br /&gt;3. aleyhim (u) : onlara&lt;br /&gt;4. el kur'ânu : Kur'ân&lt;br /&gt;5. lâ yescudûne : secde etmiyorlar, etmezler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Onlara Kur’an okunduğu zaman secde etmiyorlar.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : Ve onlara Kur'ân okununca secde etmiyorlar?&lt;br /&gt;Adem Uğur : Onlar kendilerine Kur'an okununca secde de etmezler.&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Onlara Kur'ân okunduğunda secde etmiyorlar (benliklerini yok edip Hakk'a boyun eğmiyorlar)? (21. âyet secde âyetidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;56-96 / ALAK - 19 &lt;br /&gt;Kellâ, lâ tutı’hu vescud vakterib. (SECDE ÂYETİ)-14&lt;br /&gt;1. kellâ : hayır&lt;br /&gt;2. lâ tutı'hu : ona itaat etme&lt;br /&gt;3. ve uscud : ve secde et&lt;br /&gt;4. ve ikterib : ve karib ol, yakın ol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri : Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.&lt;br /&gt;Abdulbaki Gölpınarlı : İş öyle değil, itâat etme ona ve artık secde et de yaklaş.&lt;br /&gt;Adem Uğur : Hayır! Ona uyma! Allah'a secde et ve (yalnızca O'na) yaklaş!&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi : Hayır, sakın (yapma)! Ona uyma; secde et ve yaklaş! (19. âyet secde âyetidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYETLER VE MEALLER&lt;br /&gt;http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx&lt;br /&gt;SİTESİNDEN KOPYALANMIŞTIR….9-1-2012&lt;br /&gt;56 AYETTE 66 KEZ SECDE SÖZÜ GEÇMEKTEDİR…&lt;br /&gt;14 TİLAVET SECDESİ ÇOĞU KURAN YAZILMASINDA İŞARETLENİR.HANEFİ –SUNNİ MEZHEBE GÖRE DE ÖYLEDİR.DİĞERLERİNDE VE YAZARLARINDA BİLE İHTİLAF VARDIR.ASLINDA KURAN OKUNDUĞUNDA YA DA DUYULDUĞUNDA ZATEN SECDE ETMEK YARADAN’A SAYGI GÖSTERMEK GEREKİR DİYE DÜŞÜNÜRÜM.NAMAZ-SALAT EDEN ZATEN SECDE ETTİĞİNDEN AYRICA SECDE GEREKMEZ.&lt;br /&gt;VELHASIL TARTIŞILAN BİR KONU…AMA SECDE GEREKLİ..GEREKLİ DE 14 OLDUĞU İHTİLAFLI..HER GRUP KENDİNCE AÇIKLIYOR..KALBİNE GELENE BAK….YÜCE ALLAH’I,RABBİMİZİ ANMANIN EN GÜZEL YOLU…&lt;br /&gt;RABBİMİN BAĞIŞINA SIĞINIRIM…SUBHANALLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VE LAİLAHE İLLALLAHİ VALLAHİ EKBER….VELA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYİL AZİYM...ESTAĞFURULLAHİL AZİYM…VE ETUBU İLEYH….&lt;br /&gt;54 AYETTE SECDE OLARAK, 2 AYETTE 17-109 ((Ve yahırrûne lil ezkâni –ÇENELERİ ÜSTÜNE KAPANIRLAR) VE 38-24 DE((ve harre râkian ve enâb-SECDEYE KAPANDI)  ÇENE-YÜZ ÜSTÜNE KAPANMA OLARAK GEÇER.&lt;br /&gt;48 AYETTE BİRER KERE,6  AYETTE 2 ŞER 2 AYETTE ÜÇER KERE GEÇER…BUNLAR..:&lt;br /&gt;2-34&lt;br /&gt;18-50&lt;br /&gt;20-116&lt;br /&gt;25-60&lt;br /&gt;41-37&lt;br /&gt;48-29 NCU AYETLERDE 2 ŞER;&lt;br /&gt;7-11 VE 17-61 DE 3 ER KEREDİR…..TOPLAM 66 OLMAKTADIR….EBCEDE GÖRE  ALLAH KELİMESİNİN HESABI DA 66 DIR…….DOĞRUSUNU ALLAH(C.C) BİLİR…&lt;br /&gt;http://dersitamam.blogspot.com/2007/11/kuran-seninle-konuuyor-1.html#comments&lt;br /&gt;KURAN SENİNLE KONUŞUYOR BAŞLIKLI BLOG YAZISINA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLGİNİZE ..İLGİNİZE…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39-ZÜMER-9-hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17-İSRA-34…..evfu bil ahd innel ahde kane mes'ula &lt;br /&gt;17-34-…………Ahdinize vefalı olun çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40-MÜMİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Ve kale musa inni uztü bi rabbi ve rabbiküm min külli mütekebbiril la yü'minü bi yevmil hisab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 27. Musa da: Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığındım, dedi. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 27-Musa da: "Muhakkak ben, hesap gününe inanmayan her ululuk taslayandan Rabbime ve Rabbinize sığındım!" dedi. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 27 Mûsa dedi: "Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olana sığındım." &lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;68-KALEM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51. Ve in yekadulleziyne keferu leyuzlikuneke biebsarihim lemma semi'uzzikra ve yekulune innehu lemecnunun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;52. Ve ma huve illa zikrun lil'alemiyne &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 51. O inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) "Hiç şüphe yok o bir delidir" derler. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 51-Ve gerçekten o küfredenler o zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman az daha seni gözleriyle kaydıracaklardı; bir de durmuşlar: "O şüphesiz bir deli." diyorlar. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 51 O küfre sapanlar, Zikir'i/Kur'an'ı işittiklerinde az kalsın gözleriyle seni devireceklerdi. "Bu tam bir cinlidir." diyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 52. Oysa o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 52-Halbuki o (Kur'an) bütün akıllı alemler için bir öğüttür. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 52 Oysaki o Zikir/Kur'an âlemler için bir öğütten başka şey değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;81-TEKVİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. In huve illa zikrun lil'alemiyne.&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 27. O, herkes için, bir öğüttür, &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 27-O, sadece bir öğüttür, alemler için. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 27 O, âlemlere bir öğütten başka şey değildir. &lt;br /&gt;28. Limen şae minkum en yestekıyme,.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 28. Sizden doğru yolda gitmek isteyenler için de. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 28-Ve içinizden dosdoğru olmayı dileyenler için. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 28 İçinizden, dosdoğru yürümek isteyen için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul'alemiyne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 29. Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 29-Fakat o alemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz! &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 29 Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-ARAF-23 kale&lt;br /&gt;rabbena zalemna enfüsena ve il lem tağfir lena ve terhamna lenekunenne minel hasirin&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 23. (Adem ile eşi) dediler ki: &lt;br /&gt;Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21-ENBİYA-87……(yunus dediki)…&lt;br /&gt;………el la ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 87. Zünnûn'u da (Yunus'u da zikret). O öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde: &lt;br /&gt;"Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28-KASAS-16-kale&lt;br /&gt;rabbi inni zalemtü nefsi fağfirli ....fe ğafera leh innehu hüvel ğafurur rahiym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 16. Musa: &lt;br /&gt;Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim (başıma iş açtım). Beni bağışla &lt;br /&gt;dedi, &lt;br /&gt;Allah da onu bağışladı. Çünkü, çok bağışlayıcı, çok esirgeyici olan ancak O'dur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-BAKARA-286-. leha ma kesebet ve aleyha mektesebet* ….rabbena la tüahızna in nesina ev ahta'na*..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-286-DİYANET- Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. ..Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma…sorgulama…hesaba çekme…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12-YUSUF&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21-……vallahü galibün ala emrihi ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİYANET-21-….Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELMALILI-21-…….Allah, yaptığı işte üstün bir güce sahiptir, fakat insanların çoğu bilmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y.NURİ-21-………..Allah, kendi emrine Gâlib'dir/kendi emrine hükmeder. Ama insanların çokları bilmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12-YUSUF&lt;br /&gt;100…….inne rabbi latiyfül lima yeşa' innehu hüvel alimül hakim&lt;br /&gt;100…. Şüphesiz ki Rabbim dilediğine lütfedicidir. Kuşkusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;101-….fatırıssemavati vel ard ente veliyyi fid dünya vel ahirah teveffeni müslimev ve elhıkni bis salihiyn&lt;br /&gt;101…. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve beni sâlihler arasına kat!"&lt;br /&gt;2-BAKARA-153-innellahe meas sabirin .....ALLAH SABREDENLERLE BERABERDİR.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-ARAF- 185-.... fe bi eyyi hadisin ba'dehu yü'minun (BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;77-MÜRSELAT -50-Fe bi eyyi hadiysin ba'dehu yü'minune.(BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahimin (23-/109)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve selamün ala ibadihillezinastafa (27-/59) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun (37-/180) ve selamün alel mürselin (37-/181)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vel hamdü lillahi rabbil alemin(37-/182)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-6186944570700138953?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/6186944570700138953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=6186944570700138953&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/6186944570700138953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/6186944570700138953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2012/01/kuran-icinde-secde-kelimesi-gecen.html' title='KURAN İÇİNDE SECDE KELİMESİ GEÇEN AYETLER'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-3195962641091326985</id><published>2011-05-05T02:05:00.005+03:00</published><updated>2011-05-05T02:32:53.802+03:00</updated><title type='text'>Ölüm Güzel Şey</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;Necip Fazıl : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm güzel şey ; budur perde ardından haber... &lt;br /&gt;Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü Peygamber?... &lt;br /&gt;Son gün olmasın dostum ; çelengim , top arabam, &lt;br /&gt;Alıp beni götürsün , tam dört inanmış adam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm Güzel Şey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm güzel şey,budur perde ardından haber... &lt;br /&gt;Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber?... &lt;br /&gt;Öleceğiz müjdeler olsun,müjdeler olsun ! &lt;br /&gt;Ölümüde öldüren Rabbe secdeler olsun! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapı kapı, yolun son kapısı ölümse; &lt;br /&gt;Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse! &lt;br /&gt;O demdeki,perdeler kalkar,perdeler iner, &lt;br /&gt;Azraile hoşgeldin,diyebilmekte hüner... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dem çocuklar gibi sevinçten zıplar mısın? &lt;br /&gt;Toprağın altındaki saklambaçta varmısın? &lt;br /&gt;Ölüm ölene bayram,bayrama sevinmek var; &lt;br /&gt;Oh ne güzel,bayramda tahta ata binmek var.!... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufka bakarlar;ölüm uzaktamı uzakta... &lt;br /&gt;Ve tabut bekler,suya inmek için kızakta..... &lt;br /&gt;Sultan olmak dilersen,tacı,sorgucu,unut ! &lt;br /&gt;Zafer araban senin,gıcırtılı bir tabut! &lt;br /&gt;Necip Fazıl Kısakürek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAŞKA YORUM GEREKİR Mİ??..NE GÜZEL SÖYLEMİŞ.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm güzel şey ; budur perde ardından haber... &lt;br /&gt;Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü Peygamber?... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;12-YUSUF SURESİ 101...fatıras semavati vel erdı ente veliyyi fid dünya vel ahırah teveffeni müslimev ve elhıknı bis salihıyn &lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;12-101...Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.”&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahimin (23-/109)&lt;br /&gt;Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve selamün ala ibadihillezinastafa (27-/59) &lt;br /&gt;Selam onun seçtiği kullarına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun (37-/180)&lt;br /&gt;Güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların isnat ettikleri vasıflardan münezzehtir. ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve selamün alel mürselin (37-/181)&lt;br /&gt;Selam tüm peygamberlere!,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vel hamdü lillahi rabbil alemin(37-/182)&lt;br /&gt;Ve hamd alemlerin Rabbi Allah'a!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-3195962641091326985?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/3195962641091326985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=3195962641091326985&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/3195962641091326985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/3195962641091326985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2011/05/olum-guzel-sey.html' title='Ölüm Güzel Şey'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-651920442256969496</id><published>2010-08-20T16:18:00.002+03:00</published><updated>2010-08-20T16:25:46.747+03:00</updated><title type='text'>FERYAT</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;BİR  FERYAT..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FERYAT Kİ NE FERYAT…UMMADIĞIM BİRİNDEN….MEHMET ŞEVKET EYGİ İMZALI…..BİLİNSİN İSTEDİM….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;MİLLİ GAZETE&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;07 AĞUSTOS 2010-Mehmet Şevket Eygi&lt;br /&gt;araştırmacı yazar&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Allah Cezanızı Versin!..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İSLAMCILIĞIN cıcığını çıkarttınız, Allah belânızı versin!.. Ben çoğunuzun o eski mücahitlik günlerini bilirim, ne nutuklar atıyor, mangallarda kül bırakmıyordunuz. Sonra mücahitlik postunu çıkardınız müteahhit oldunuz.&lt;br /&gt;Müslümansan, hangi meşreb ve mezhepten olursan ol, mutlaka doğru ve dürüst olmak zorundasın. Siz yıllar var ki, doğruluk şişesini taşa vurup paramparça ettiniz. Allah bin kere belânızı versin!&lt;br /&gt;Namaz kılıyor, günde onlarca defa Allah'tan sirat-ı müstaqime (doğru yola) kılavuzlamasını lisan ile niyaz ediyorsunuz ve hayatta tam tersini yapıyorsunuz.&lt;br /&gt;Bre uğursuzlar!..&lt;br /&gt;İslam'da devlet ve belediye bütçelerini hortumlamak var mıdır?&lt;br /&gt;Rüşvet almak var mıdır?&lt;br /&gt;Haram yemek var mıdır?&lt;br /&gt;Her türlü emanete hıyanet etmek var mıdır?&lt;br /&gt;Yalan söylemek, halkı aldatmak var mıdır?&lt;br /&gt;Arsa ve arazileri yapılaşmaya açarak, binalara fazla kat çıkma izni sağlayarak haram komisyonlar almak var mıdır?&lt;br /&gt;İhalelere fesat karıştırmak var mıdır?&lt;br /&gt;Haram yollarla süper zengin olmak var mıdır?&lt;br /&gt;Size beddua ediyorum. Allah belanızı versin!.. İki yakanız bir araya gelmesin!.. Haram servetlerinizi huzur içinde yiyemeyin emi!..&lt;br /&gt;Müslümanların yüzünü kara çıkarttınız... Başınız belâdan kurtulmasın.&lt;br /&gt;http://www.milligazete.com.tr/makale/dini-ve-namusu-olanlar-kazanamaz-172811.htm#&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;BUNU BİLMEMESİ OLASI DEĞİL…NASIL DA BIKKINLIK GETİRMİŞ…….BAZILARI DANIŞMANLARINA SORUP DAHA İYİ ANLASIN DİYE İNGİLİZCE VE FRANSIZCASINI DA EKLEDİM….&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17-İSRA&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;11. Ve yed'ul insanü biş şerri düaehu bil hayr ve kanel insanü acula &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Bulaç 11- İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua eder. İnsan, pek acelecidir. &lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 11. İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir! &lt;br /&gt;Edip Yüksel 11. İnsan, iyi bir şey için dua ettiğini sanırken aslında kötü bir şey için dua eder. İnsan çok acelecidir &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 11-İnsan, hayrı ister gibi şerre davet çıkarıyor; insan çok acelecidir! &lt;br /&gt;Süleyman Ateş 11. İnsan, hayra du'a eder gibi, şerre du'a etmekte(hayrı ister gibi şerri istemekte)dir. İnsan pek acelecidir. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 11 İnsan, hayra davet eder gibi şerri çağırıyor/insan, hayra duasıyla şerri davet ediyor. İnsan çok acelecidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;QURAN ( ENGLISH ) ( BY A. YUSUF ALİ )&lt;br /&gt;17 - The Israelites&lt;br /&gt;In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Man prays for evil as he prays for good; for man is given to hasty (deeds). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;QURAN ( ENGLISH ) ( BY M.H. SHAKIR )&lt;br /&gt;17 - The Israelites&lt;br /&gt;In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful.&lt;br /&gt;11-And man prays for evil as he ought to pray for good, and man is ever hasty.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LE SAINT CORAN ( FRENCH ) &lt;br /&gt;Au nom d'Allah, le Tout Miséricordieux, le Très Miséricordieux. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 - Le voyage nocturne (Al-Isra)&lt;br /&gt;Au nom d'Allah, le Tout Miséricordieux, le Très Miséricordieux&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. L'homme appelle le mal comme il appelle le bien, car l'homme est très hâtif&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;VE…EBU ZER EL GİFARİ’NİN ZAMANIN DEVLET ADAMLARINA BAĞIRARAK OKUDUĞU İKİ AYET,&lt;br /&gt;TEVBE SURESİ 34 VE 35…..(GIFARİ İLE İLGİLİ YAZILARIMA DA BAKINIZ)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;9-TEVBE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. Ya eyyühellezine amenu inne kesiram minel ahbari ver ruhbani le ye'külune emvalen nasi bil batıli ve yesuddune an sebılillah vellezıne yeknizunez zehebe vel fiddate ve la yünfikuneha fı sebılillahi fe beşşirhüm bi azabin elim  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35. Yevme yuhma aleyha fı nari cehenneme fe tükva biha cibahühüm ve cünubühüm ve zuhuruhüm haza ma keneztüm li enfüsiküm fe zuku ma küntüm teknizun  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, "İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı"! denilecek.  &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;QURAN ( ENGLISH ) ( BY A. YUSUF ALİ )&lt;br /&gt;9 - Repentance&lt;br /&gt;34. O ye who believe! there are indeed many among the priests and anchorites, who in falsehood devour the wealth of men and hinder (them) from the Way of Allah. And there are those who hoard gold and silver and spend it not in the Way of Allah: announce unto them a most grievous chastisement-  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35. On the Day when it will be heated in the fire of Hell, and with it will be branded their foreheads, their flanks, and their backs.- "This is the (treasure) which ye hoarded for yourselves: taste ye, then, the (treasures) ye buried!"  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;QURAN ( ENGLISH ) ( BY M.H. SHAKIR )&lt;br /&gt;9 - Repentance&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. O you who believe! most surely many of the doctors of law and the monks eat away the property of men falsely, and turn (them) from Allah's way; and (as for) those who hoard up gold and silver and do not spend it in Allah's way, announce to them a painful chastisement,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35. On the day when it shall be heated in the fire of hell, then their foreheads and their sides and their backs shall be branded with it; this is what you hoarded up for yourselves, therefore taste what you hoarded.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LE SAINT CORAN ( FRENCH ) &lt;br /&gt;9 - Le repentir (At-Tawbah)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. Ô vous qui croyez! Beaucoup de rabbins et de moines dévorent, les biens des gens illégalement et [leur] obstruent le sentier d'Allah. A ceux qui thésaurisent l'or et l'argent et ne les dépensent pas dans le sentier d'Allah, annonce un châtiment douloureux,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35. le jour où (ces trésors) seront portés à l'incandescence dans le feu de l'Enfer et qu'ils en seront cautérisés, front, flancs et dos: voici ce que vous avez thésaurisé pour vous-mêmes. Goûtez de ce que vous thésaurisiez."  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;VE DİYALOG BAHANESİYLE HUTBELERDEN ÇIKARTILAN,SÖYLEYENLERİN DİYANETÇE TAKİBATA UĞRATILDIĞI BİR AYET…MUHAMMED ESED YORUMUNA DİKKATİNİZİ ÇEKMEK İSTERİM…MAİDE-51&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KURAN-I KERİM ( ARAPÇA - LATİN HARFLİ ) &lt;br /&gt;5 - MAİDE&lt;br /&gt;Bismillahirrahmanirrahim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-MAİDE-51&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51. Ya eyyühellezıne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya' ba'duhüm evliyaü ba'd ve mey yetevellehüm minküm fe innehu minhüm innellahe la yehdil kavmez zalimın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;QURAN ( ENGLISH ) ( BY A. YUSUF ALİ )&lt;br /&gt;5 - The Food&lt;br /&gt;In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful. &lt;br /&gt;51. O ye who believe! take not the Jews and the Christians for your friends and protectors: They are but friends and protectors to each other. And he amongst you that turns to them (for friendship) is of them. Verily Allah guideth not a people unjust. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;QURAN ( ENGLISH ) ( BY M.H. SHAKIR )&lt;br /&gt;5 - The Food&lt;br /&gt;In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful.&lt;br /&gt;51. O you who believe! do not take the Jews and the Christians for friends; they are friends of each other; and whoever amongst you takes them for a friend, then surely he is one of them; surely Allah does not guide the unjust people. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LE SAINT CORAN ( FRENCH ) &lt;br /&gt;5 - La table servie (Al-Maidah)&lt;br /&gt;Au nom d'Allah, le Tout Miséricordieux, le Très Miséricordieux. &lt;br /&gt;51. Ô les croyants! Ne prenez pas pour alliés les Juifs et les Chrétiens; ils sont alliés les uns des autres. Et celui d'entre vous qui les prend pour alliés, devient un des leurs. Allah ne guide certes pas les gens injustes. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Bulaç 51- Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez. &lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 51. Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez. &lt;br /&gt;Edip Yüksel 5:51 İnananlar, Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlarla dost olursa onlardan sayılır. ALLAH zalim toplumu doğru yola iletmez.11 &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 51-Ey iman edenler, yahudilerle hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden her kim onlara yardaklık ederse, muhakkak o da onlardandır. Allah ise zulmedenleri doğru yola çıkarmaz. &lt;br /&gt;Süleyman Ateş 51. Ey inananlar, yahudileri ve hıristiyanları veliler edinmeyin! Onlar, birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları kendine veli yaparsa, o onlardandır. Şüphesiz Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 51 Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları gönül dostları edinmeyin. Onlar birbirlerinin gönül dostlarıdır. Sizden kim onları gönül dostu edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKÇE KURAN-I KERİM VE TEFSİRİ ( MUHAMMED ESED )&lt;br /&gt;5 - Maide&lt;br /&gt;RAHMÂN, RAHÎM ALLAH ADI&lt;br /&gt;51. SİZ EY imana ermiş olanlar! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin: Onlar yalnızca birbirlerinin dostlarıdır. (72) Ve hanginiz onları dost edinirse kesinlikle onlardan olur: Bilin ki Allah böyle zalimlere (73) doğru yolu göstermez! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;72 - Birçok müfessire (mesela Taberî) göre bu iki toplumun her biri gerçek dostluğu yalnızca kendi mensupları için -yani, Yahudiler Yahudiler için ve Hristiyanlar da Hristiyanlar için- kabul ederler ve bu nedenle Kur'an'a tâbi olanlara gerçek bir dostlukla yaklaşmaları beklenemez. Bkz. ayrıca 8:73 ve ilgili not. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;73 - Lafzen, "zalim halka": yani, bu konuda bilerek kötülük yapanlara. Burada atıfta bulunulan "dostluğ"un anlamı için bkz. 3:28 ve özellikle 4:139 ve bir müminin gayrimüslimlerin hayat tarzını taklid etmesi veya -Kur'an terminolojisine göre- onlarla "dost olması" durumunda ahlakî kimliğini yitireceği vurgulamasını açıklayan ilgili dipnot. Ancak 60:7-9'da yeterince açıklığa kavuşturulduğu (ve bu surenin 57. ayetinde işaret edildiği) gibi, gayrimüslimler ile "ahlakî dostluğ"un yasaklanması, Müslümanlara karşı iyi niyetli olanlarıyla kurulan normal, dostça ilişkilere karşı bir anlam taşımaz. Unutulmamalıdır ki velî terimi birbirine yakın farklı anlam alanlarına/tonlarına sahiptir: "dost", "arkadaş", "yardımcı", "koruyucu", vb. Hangi terimin -veya hangi terim kombinezonlarının- seçileceği daima hangi bağlamda kullanıldığına bağlıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;57. Siz ey imana ermiş olanlar! Eğer gerçek müminler iseniz, inancınızı küçümseyen ve onunla eğlenenleri bun-lar ister sizden önce vahiy verilenlerden, isterse [bu vahyin] hakikati[ni] inkar edenlerden olsunlar dost edinmeyin ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-ALİ İMRAN-28&lt;br /&gt;28. MÜMİNLER, müminleri bırakıp hakikati inkara şartlanmış olanları dost edinmesinler (19) -çünkü bunu yapan, Allah ile bütün bağını koparmış olur- kendinizi onlardan korumak için bu yola başvurmanız hariç. (20) Ancak Allah, Kendisine karşı dikkatli olmanızı ihtar eder, çünkü bütün yollar Allah'a varır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 - Yani, bu "hakikat inkarcıları"nın çıkarları ile müminlerin çıkarlarının çatıştığı durumlarda (Menâr III, 278). "Dostlar" (evliyâ') teriminin daha geniş kapsamlı anlam îmaları hk. bkz. 4:139 ve ilgili not. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 - Lafzen, "korkulacak bir şeyden dolayı onlardan korkmanız hali müstesna". Zemahşerî, bu ibareyi, "sakınılması gereken bazı şeyleri yapabileceklerinden korkmanız için yeterli sebep bulunmadıkça" şeklinde açıklar -bu (ayet), "hakikati inkar edenler"in Müslümanlardan daha güçlü olduğu ve bu nedenle, politik yahut ahlakî anlamda kendilerine "dost" olmadıkça Müslümanlara zarar verebilecek konumda bulundukları durumlara işaret etmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-NİSA-139&lt;br /&gt;139. Müminleri bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinenlere gelince, onlarla şeref kazanacaklarını mı umuyorlar? Unutmayın ki asıl şeref [yalnız] Allah'a aittir. (154) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;154 - Bkz. 3:28. Ancak "dostlar" (evliyâ', tekili velî) terimi bu bağlamda sadece politik ittifakları göstermez. Her şeyden daha fazla, bariz olarak, hakikati inkar edenler ile "ahlakî dayanışmaya" işaret eder. Bu da onlar tarafından "onurlandırılma" veya eşit kabul edilme ümidi ile onların hayat tarzlarını müminlerin hayat tarzına tercih etmeyi ifade eder. İnatçı inkarcıların hayat tarzının taklit edilmesi, sahih inancın talep ettiği ahlakî esaslar ile çatıştığından, bu ilkelerin tedricî olarak terk edilmesine yol açar. &lt;br /&gt;6-MÜMTEHİNE-7-9&lt;br /&gt;7. [Ama] belki Allah, [ey müminler,] [şimdi] düşman olarak gördüğünüz kimseler ile sizin aranızda [karşılıklı] bir yakınlık oluşturabilir: çünkü Allah her şeye kâdirdir ve çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. İnanc[ınız]dan dolayı size karşı savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan sürmeyen [inkarcılara] gelince, Allah onlara nezaketle ve adaletle davranmanızı yasaklamaz: (9) çünkü Allah adil davrananları sever. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 - "Allah... yasaklamaz" ifadesi, bu bağlamda, olumlu bir tavsiyeye işaret eder (Zemahşerî). Bkz. ayrıca 58:22, not 29.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Allah, yalnızca, inanc[ınız]dan dolayı size karşı savaşan ve sizi anayurdunuzdan süren veya [başkalarının] sizi sürmesine yardım edenlere dostlukla yaklaşmanızı yasaklar; ve [içinizden] onlara dostluk gösterenlere gelince, gerçek zalimler işte onlardır! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ. MUSA DİLİYLE BEN DE DUA EDİYORUM…..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;40-MÜMİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Ve kale musa inni uztü bi rabbi ve rabbiküm min külli mütekebbiril la yü'minü bi yevmil hisab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Mûsâ da, "Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;23-MÜMİNUN&lt;br /&gt;93. Kur rabbi imma türiyenni ma yuadun &lt;br /&gt;94. Rabbi fe la tec'alni fil kavmiz zalimin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;93, 94. De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;81-TEKVİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. In huve illa zikrun lil'alemiyne.&lt;br /&gt;28. Limen şae minkum en yestekıyme,.&lt;br /&gt;29. Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul'alemiyne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 27. O, herkes için, bir öğüttür,&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 28. Sizden doğru yolda gitmek isteyenler için de.&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 29. Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;7-ARAF- 185-.... fe bi eyyi hadisin ba'dehu yü'minun (BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;77-MÜRSELAT -50-Fe bi eyyi hadiysin ba'dehu yü'minune.(BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahimin (23-/109)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve selamün ala ibadihillezinastafa (27-/59) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun (37-/180) ve selamün alel mürselin (37-/181)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vel hamdü lillahi rabbil alemin(37-/182)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-651920442256969496?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/651920442256969496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=651920442256969496&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/651920442256969496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/651920442256969496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2010/08/feryat.html' title='FERYAT'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-6553177006857217318</id><published>2010-05-08T08:43:00.006+03:00</published><updated>2011-05-05T02:45:54.965+03:00</updated><title type='text'>BİR AÇIKLAMA-İKİ OLAY-VE-HATIRLATMA</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;1-AÇIKLAMA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;               &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;"İslam yeniden yorumlanmalı" &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de her cemaat, tarikat ve mezhebin itibar ettiği ayrı bir Kuran meali olduğu gibi, ilmihalleri (İslam dininin kurallarını öğretmek için yazılmış kitaplar) de farklı. “Mızraklı İlmihal”, “Büyük Şafii İlmihali”, “Büyük İslam İlmihali” aralarından birkaçı… Mevcut ilmihallerin çoğunda “bugün uygulama imkânı bulunmayan, geçerliliğini yitirmiş ve sağlıksız yorumların yer aldığını” savunan &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Hayri Kırbaşoğlu’nun kaleme aldığı “Ahir Zaman İlmihali” halihazırda tartışılan dini konulara getirdiği güncel ve radikal yorumlarla epey tartışılabilir. Kırbaşoğlu, Newsweek Türkiye’den Adem Demir’in sorularını yanıtladı.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;05 Mayıs 2010 Çarşamba, 20:10:22 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Adem Demir:&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Türkiye’de sayısız ilmihal mevcut. “Ahir Zaman İlmihali”ni bunlardan ayıran ne?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Kırbaşoğlu:&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; Baş döndürücü hızda gelişmelerin yaşandığı bu dönemde, o eserlerin yeni durumlara ve ihtiyaçlara cevap vermesi son derece zordu. Bundan dolayı, ilmihal geleneğinde bir kırılma noktası, yeni bir çizgi, bir ilmihal açılımı zorunluluğu oluştu. İlmihaller sadece ferdi dindarlık alanıyla sınırlı kalmamalı, sosyal alana, küresel meselelere, temel insani durumlara da ilgi duyup 21. yüzyılda yaşanabilir ve sürdürülebilir bir Müslümanlığı sunma hedefine odaklanmalı. Kaldı ki, insanlığın ve gezegenin karşı karşıya bulunduğu bölgesel ve küresel tehditler, Müslümanlar’ın tek başına üstesinden gelemeyecekleri bir boyuta ulaşmış durumda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Yaşanabilir ve sürdürülebilir Müslümanlık derken?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanların büyük bir bölümü, sağlıksız bir din anlayışı sebebiyle, öncü olma görevini yerine getiremiyor. Bu yüzden de tarihin öznesi değil nesnesi olarak kalmaya devam ediyorlar. Yaşanabilir ve sürdürülebilir Müslümanlık, dış dünyayı, tarihin akışını Allah’ın iradesi doğrultusunda değiştiren bir anlayıştır ve yeryüzündeki statükoların yok olması için çalışır. Kılınan namazların, tutulan oruçların, indirilen hatimlerin, art arda hac ve umre ziyaretlerinin sayısal çokluğu yeni Müslümanlığın kriteri değil. Yeryüzündeki zulüm, adaletsizlik, sömürü, açlık, sefalet, işsizlik, savaş, talan ve benzeri şer gelişmeleri durdurma konusunda bir işe yarayıp yaramadıklarının muhasebesini yapabilenler, yaşanabilir Müslümanlığı tercih etmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İslam kültüründe olup da günümüzde geçerliliğini yitirmiş bilgilere örnek verebilir misiniz?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela boşanmanın erkeğin iki dudağı arasından çıkacak bir söze bağlı olduğu. Tek adam yönetimi anlamında halifelik ya da saltanata ilişkin hükümler. Devlet başkanına mutlak itaati telkin eden fıkhî hükümler. Kadınların devlet başkanı ve yönetici olamayacağı... Kadının tek başına yolculuk edemeyeceğine dair hükümler. Müzik dinlemenin ve resim yapmanın -İslam’a uygun olan olmayan ayrımı yapmaksızın- haram olduğu… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Kitabınızda “İslami değerler dizgesi”  diye bir kavram kullanıyorsunuz. Nedir bu?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinimizin, çağın insana neleri sunduğu sorusuna verdiği cevaptır. Bu değerler; metafizik değerler alanı, ahlaki değerler alanı, ibadetler alanı ve normatif düzenlemeler alanı (sosyal alan). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ahlak, ibadetlerden önce mi geliyor?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbadetler maddeten ve manen çok fazla risk almayı gerektirmeyen dini görevler. İslam’da öncelik, ibadetlerden ziyade değerler ve ilkelere verilmiş. İbadetler ise yeryüzünde sosyal-ekonomik adalet esasına dayalı bir düzen kurma çabasında, Müslümanlar için bir itici güç, ilham ve moral kaynağı olarak vazedilmiştir; yoksa yeryüzündeki zulüm ve kötülüklere sırtınızı dönerek yerine getirmeniz için değil. Müslümanların çoğu; namaz, abdest, oruç ve hac ile sınırlı bir Müslümanlık ile yetinmeyi tercih ediyor. Allah’ın İslam ümmetine yüklediği evrensel görevi yerine getirme konusunda ise tembel ve isteksiz davranıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Namaz kılmayı  terk eden bir Müslüman’ın küfre gireceğine ilişkin değerlendirmelerin doğruluk derecesi ne?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran’da, namaz konusunda gevşek veya ihmalkâr davranan Müslümanların  ölüm cezasına çarptırılması gerektiğine dair en küçük bir ipucu dahi yok. Bu konuda dayanak olarak gösterilen birtakım rivayetler ise, böylesi önemli bir meselede delil olacak kadar kesin ve açık değil. Hz. Peygamber döneminde böyle bir uygulamaya gidildiğine dair kesin ve net bilgiler de mevcut değil. Bu konuda doğru olan, namaz kılmayanların Allah’ın emrine karşı gelen “günahkâr” Müslümanlar olduklarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İslami eserler yazdığını savunanların çoğunun, belli bir mezhep ve meşrebi esas alarak kitaplar yazmalarının sebebi nedir?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran ve sünnet açısından meseleye yaklaşıldığında, İslam dini mensupları  için bir tek kimlik söz konusu, o da Müslümanlık. Mezhepler, cemaatler, tarikatlar ise bir kimlik, hatta alt kimlik dahi değildir. Bunlar en fazla İslam’ı anlama ve yorumlama konusundaki çeşitli çabalar, ilmi ve fikri ekoller olarak görülebilir. Hatta bazılarını bu kapsamda değerlendirmek bile oldukça zor. Zira bilhassa cemaat ve tarikatlar ilim ve fikir temelli, sorgulayıcı olmaktan ziyade; teslimiyetçi, hatta çoğunlukla cemaat veya tarikat liderine körü körüne bağlı kapalı yapılar. Çeşitli dini gruplar, günümüzde İslam birliğini güçlendirecekleri yerde tam aksi yönde işlev görüyorlar. Mezhep, cemaat, tarikatlar İslam dünyasının birliğine katkıda bulundukları, tefrika ve taassuptan uzak kaldıkları sürece İslam’a uygun hareket etmiş olurlar. Aksi takdirde İslam’a aykırı bir çizgide ilerlediklerini ve ahirette bunun hesabını vermek durumunda kalacaklarını bilmeliler. Kuran-ı Kerim de, En’am suresinde “Dinlerini parça parça edip, fırka fırka ayıranlar var ya senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur” ve er-Rûm suresinde “Dinlerini bölük pörçük edip fırkalara ayrılanlar gibi olmayın” deniyor. Bu ayetler, mezhepçilik, tefrikacılık, grupçuluk ve hizipçilik yapanları açık bir şekilde tehdit etmekte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İslam’ın son din, Hz. Muhammed’in ise son peygamber olduğu, bundan sonra vahiy gelmeyeceği İslam dünyasında genel kabul. Ancak siz vahiy geleneğinin devam edeceğini iddia ediyorsunuz.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bu yeni bir vahiy ve yeni bir peygamber anlamında değil. Son vahiy olan Kuran’ı insanoğlunun tarihi tecrübesi ve aklıselim ile sürekli yorumlamak, bu vahiyden ilham alarak modeller geliştirmek, yani içtihat sürecine işlerlik kazandırmak mümkün. İslam küresel gelişmeler ışığında yeniden yorumlanarak bir “yeni nesil Müslümanlık” inşa edilmeli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Size göre, “Bir Müslüman, statükocu, muhafazakâr ve kapitalist olamaz.”  Peki, solcu olabilir mi?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Müslüman’ın sağcı ve muhafazakâr olmasından kimse rahatsızlık duymadığı halde, solcu olmasından bu denli rahatsız olunmasının sebebi ne? Bu tutarsızlığı izah etmek güç, zira bunların her ikisi de İslam geleneği dışındaki modern yaklaşım ve eğilimler. Günümüz şartlarında Müslümanların daha sosyal adaletçi, daha eşitlikçi, daha özgürlükçü, antiemperyalist, sömürü ve kapitalizm karşıtı, emek sömürüsüne karşı, çevreci, savaş karşıtı bir İslami çizgi benimsemeleri gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Konforlu bir hayata sahip kimi mütedeyyinler “Müslümanlar her şeyin en iyisine layıktır” tezini savunuyor. Lüks ve şatafat dinen savunulabilir mi?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümana yakışır bir yaşayış tarzı değil. Hele İslam dünyasında günde üç-beş lira ile geçinmek zorunda kalanlar varken. “Müslümanlar her şeyin en iyisine layıktır” iddiası doğru ise, o zaman diğer Müslüman kardeşlerinin de bu lüks ve şatafata layık olduklarını kabul etmeleri gerekmez mi? Bunu söyleyemediklerine göre aslında, “Gariban Müslümanlar değil, bizim gibi komprador Müslümanlar her şeyin en iyisine layıktır” demiş olmuyorlar mı? Bu yaklaşım, ne Kuran’a ne de Hz. Muhammed’in modeline uyuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Son yıllarda bu kesimlerde dini nikâhla giderek daha da artan gizli evlilikleri nasıl değerlendiriyorsunuz?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam’da imam nikâhı diye bir nikâh şekli yok. Nikâh İslâmî bir düzende İslâmî değerlere uygun kıyıldığı zaman, imam olmadan da geçerlidir. Türkiye’de vatandaşların dini inançlarını göz önünde bulunduran bir düzenleme yapılmadığı için, Müslümanlar da resmi nikâhın bu eksikliğini gidermek için ayrıca dini nikâh yaptırmayı tercih ediyor. Resmi nikâh memurlarının, Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Alevi, Sünni, ateist olsun her vatandaşın arzusuna uygun bir merasim şekli belirlemesi, nikâh akabinde onların uygun görecekleri duaları veya iyi dilekleri okuması suretiyle bir çözüm bulmak imkânsız değil. Dini nikâh veya imam nikâhı uygulaması, kadınların istismarına yol açacak şekilde suiistimal edilmekte. Özellikle bazı tarikat ve cemaatler genç kızları dini nikâh söylemleriyle heveslerine kurban ediyorlar. Resmi nikâh kıymadan dini nikâh kıyılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;(Newsweek Türkiye)&lt;br /&gt;http://www.haberturk.com/polemik/haber/513001-islam-yeniden-yorumlanmali&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;2-OLAY&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;OLAY-1-SAHTE DİN HOCALARI SINAVLA ELENDİ &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tahsin ÜLKER- Çağlar ÖZTÜRK / DHA 20 Eylül 2009 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ADANA’da, Şeker Bayramı arifesinde mezarlıklardaki sahte hocalara, su ve temizlik hizmetleri verenlere yönelik operasyon yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana Asri Mezarlığı’nda, bayram arifesi kabir ziyaretine gelen vatandaşlara izinsiz ve iyi bilmediği halde Kuran-ı Kerim okuyarak haksız kazanç sağlamaya çalışanları ayıklamak üzere imamlar nezaretinde sınav yaptırıldı. Mezarlık imamı Musa Teke ve Cumali Karabulut tarafından yapılan sınavda başarılı görülenlere yaka kartı verilirken, hatalı okuyanlar da mezarlık dışına çıkarıldı. Bu arada yaka kartı olmayan sahte hoca güvenlik görevlilerine zorluk çıkarttı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12518523.asp&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;http://dersitamam.blogspot.com/2010/03/sahte-din-hocalari-sinavla-elendi.html&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;OLAY-2 &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;CUMA NAMAZINDA ÖLÜM&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/S-UGbDbXQ9I/AAAAAAAAAQA/69_glDP2WOs/s1600/Ads%C4%B1z.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/S-UGbDbXQ9I/AAAAAAAAAQA/69_glDP2WOs/s320/Ads%C4%B1z.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468784384357647314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-1-5-2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;http://www.haber7.com/haber/20100501/Namaz-devam-ediyor-FOTO.php&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursa'da Eski Karaman Mahallesindeki Yeni Cami'de Cuma namazını kılmak için camiye gelen emekli albay Hurşit Yeniler (76), ezanın okunması ile birlikte ayağa kalktı. Ancak Yeniler birden yüz üstü düşerek yere yığıldı.&lt;br /&gt;Olay yerine gelen sağlık ekipleri cuma namazı kılındığı sırada şahsı hayata döndürmek için uzun süre uğraştı.&lt;br /&gt;Ancak  müdahalelere rağmen Yeniler kurtarılamadı. Cenazenin üstü kapatılırken, cemaat namazını kılarak camiden ayrıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;EY GİDİ RECEP YAZICIOĞLU RAHMET Mİ İSTEDİN……..&lt;br /&gt;MÜSLÜMANLAR O ÇEŞMEDEN HALA SU İÇEMİYORLAR…SİZ NE DERSİNİZ?&lt;br /&gt;DOSTLARA MEKTUPLAR-11-MÜSLÜMANLAR BU ÇEŞMEDEN SU İÇEMEZ &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://dersitamam.blogspot.com/2007/11/dostlara-mektuplar-11-mslmanlar-bu.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;2-BAKARA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       67-……………….. euzü billahi en ekune minel cahilin&lt;br /&gt;                       67-……..Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;3-HATIRLATMA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSLAM GERÇEĞİ-A.Ü.İ.F.1995-SAYI-197 &lt;br /&gt;İSLAM GERÇEĞİ-A.Ü.İLAHİYAT FAK.YAY-1995-NO-197 &lt;br /&gt;ANKARA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ YAYINLARI NO : 197&lt;br /&gt;İSLAM GERÇEĞİ&lt;br /&gt;Prof. Dr. Hüseyin ATAY Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK Prof. Dr. Beyza BİLGİN Prof. Dr. Rami AYAS Dr. Arif GÜNEŞ Dr. Hasan ELİK&lt;br /&gt;ANKARA, MART 1995&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ÖNSÖZ&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'an'ın anladığı manada din, Allah'ın insanoğluna, mutlu ve huzurlu yaşaması için tuttuğu bir ışıktır. Bu ışık, peygamberler aracılığıyla gönderilmiştir. Ne yazık ki insanoğlu dini, egoist hesapları ve iştahları ile yozlaştırmakta ve Allah'ın iradesinin dışına çekerek kendisini mutlu eden bir kurum olmaktan çıkarmaktadır. Kur'an bize gösteriyor ki, ilahi iradenin dışına çekilerek insan nefsinin hesaplarına uydurulan din, mutluluk yolu olmaktan çıkarak bir kahır ve kavga ocağına dönüşmektedir.&lt;br /&gt;Her Peygamberin mesajı, kendisinden hemen sonra yozlaştırılmıştır. Cenabı Hak, her yozlaştırmayı düzeltmek üzere yeni bir peygamber göndermiş ve bu süreç Son Peygamber'in gelişine kadar devam etmiştir.&lt;br /&gt;Son Peygamber'in gelişi, başka bir deyişle peygamberliğin son buluşu, insanoğlunun dinde vücut verdiği yozlaştırmaları düzeltmede başka bir tedbiri gerekli kılmıştır. Bu tedbir, Son Peygamber'e vahyedilen kitabın, yani Kur'an'ın ilahi korumaya alınması, insanlığın tahrip ve tahrifinden uzak tutulmasıdır. Bu demektir ki, Kur'an'ın gelişinden sonra dinde ortaya çıkacak saptırmaların ortadan kaldırılması, Yaratıcı'nın korumasındaki Kur'an'a baş vurmakla mümkün olacaktır.&lt;br /&gt;Hz. Muhammed'in vefatının hemen ardından, onun tebliğ ettiği mesaja yönelik saptırmalar başlamış ve bunlar zaman içinde yoğunlaşarak Kur'an'la bazı konularda çelişen sanki yeni bir din şeklinde vücut bulmuştur. Kur'an'ın getirdiği İslam dininin &lt;br /&gt;karşısına dikilmiş, rakip bir görüntüde olan bu oluşumu tarihi, kültürel sürecin ortaya çıkarttığı örfler ile hiçbir esasa dayanmayan hurafelerin şekillendirdiği söylenebilir.&lt;br /&gt;Günümüzde İslam dünyasında, o arada Türkiye'de, bir kısım çevrelerce sahnelenen sözkonusu oluşumun gerçek Kur'an diniyle ilişkisinin yüzde kaç olduğu sorusu sık sık sorulmaktadır.&lt;br /&gt;İşin, bizim ülkemiz açısından daha kötü bir yanı vardır. Bu kültürel ve hurafeye dayalı oluşumun, ülkemiz ve insanımız üzerindeki tarihsel kin ve iştahları tatmin etmek ve Türkiye'yi yıkıma götürmek için iç ve dış bazı mihraklar tarafından aleyhimizde kullanılan bir numaralı kurum halinde işletildiği görülmektedir. Aynı dini kabul etmiş olan insanlar, çeşitli oyunlarla "inananlar-inanmayanlar" diye bölünmek suretiyle bir kavganın içine itilmektedirler. Kısacası, insanımızın bin yılı aşkın bir süre canla-başla hizmet ettiği din, aleyhimizde bir yıkım aracı olarak kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;Bu karanlık ve yıkıcı gidişin durdurulabilmesi, Allah'ın buyruğu İslamın bu kültürel oluşum ve hurafelerden arındırılmasına bağlıdır. Bunun için, milletçe bir seferberliğe girmemiz kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu seferberliğin en önemli ve ilk adımı Kur'an'ı tanımaktır. Bu tanıma sayesinde, Kur'an mesajındaki dini kavrayarak sözkonusu oluşumları doğru zemine oturtacak güce ulaşılabilir. Bu gücü elde etmenin en değerli imkanları, özellikle hürriyet imkanı, bilim ve düşünce potansiyeli Türkiye'dedir. İslam'ın yalan ve sahteliklerden temizlenmesi gayretinde Türkiye'nin tökezlemesi İslam dünyasının kaderinin kararması anlamına gelebilir. Bu bakımdan ülkemiz ve insanımız, tarihsel görevlerinden birini daha yerine getirmek üzere tarih tarafından sahneye çağırılmaktadır.&lt;br /&gt;Elinizdeki kitap, bu tarihsel görevin yerine getirilmesi için Kur'an denetiminde girişilmiş bir hizmetin ilk ürünüdür.&lt;br /&gt;Kitap, temel meseleleri ana hatlarıyla ve Kur'an'da yer aldıkları şekilleriyle vermiş, detaylara ve alt kavramlara ilişkin açıklamaları daha sonra gerçekleştirilecek çalışmalara bırakmıştır&lt;br /&gt;Çalışmamızın tüm İnsanlığa, ülkemize ve bütün İslam dün&lt;br /&gt;yasına hayırlı olmasını yüce Allah'tan diliyoruz.&lt;br /&gt;Yazı Heyeti Ankara, 1995&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elinizdeki kitap, İslam Dininin itikat, amel, ahlak ve hukuk boyutlarının daha kolay anlaşılmasını sağlamak amacı ile bir heyet tarafından hazırlanmıştır.&lt;br /&gt;Kamuoyunda çeşitli vesilelerle zaman zaman tartışılan bazı konulara açıklık getirilmeye çalışılmıştır.&lt;br /&gt;Her şey hoşgörünün hakim olduğu hür ve serbest bir ortamda tartışılmak sureti ile daha mükemmele ulaşılacaktır.&lt;br /&gt;Okuyucuya faydalı olması dileği ile takdim edilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Prof. Dr. Mustafa Sait YAZICIOĞLU İlahiyat Fakültesi Dekanı&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://dersitamam.blogspot.com/2007/11/islam-gerei-aif1995-sayi-197.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İSLAM GERÇEĞİ-1-BÖLÜM &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU KİTAPÇIĞI BLOGUMA EKLERKEN BİR KONUYU AÇIKLAMAM GEREK.....&lt;br /&gt;KURAN DIŞINDA HİÇBİR SÖZCÜĞÜ KABUL ETMEDİĞİMDEN....(ÇOCUKLARIMA NASİHAT İÇİNE BAKILABİLİR)müslüman yerine müslim,namaz yerine salat,cami yerine de mescid denmesi gerektiğini düşündüğümü açıklamak ihtiyacı hissettim...KARAR SİZİN...&lt;br /&gt;YİNE DE EKLEYEYİM....İSLAM GERÇEĞİ İSİMLİ YAPITA İMZA KOYAN ALTI BİLİM ADAMININ AYNİ YAPITTAKİ GÖRÜŞÜNÜ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;KURAN ANLATIMIYLA DİN-İSLAM&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kur'an'a göre dinin sahibi sadece Allah'tır. Dolayısıyla din Allah tarafından konan, korunan ilahi ve evrensel bir kurumdur. Bu kurumda hüküm sahibi tektir; Peygamberlerin hem görevleri hem de büyüklükleri din kuyuculuğundan ve koruyuculuğundan değil, sadece Allah tarafından gönderilen dini tebliğ etmelerinden kaynaklanır. Hiçbir peygamberin din koyuculuğunda Allah'la beraberlik veya ortaklık gibi bir yetkisi ve üstünlüğü yoktur. Dinin bir tek sahibi vardır: Allah. Kur'an'ın bu konuya ilişkin ifadeleri çok açıktır. "Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır" (Zümer, 3). "Bana, dini yalnız Allah'a özgü kılarak O'na ibadet/kulluk etmek emredildi" (Zümer, 11).&lt;br /&gt;Allah dışında herhangi bir kişi veya gücün, herhangi bir gerekçeyle Allah'ın yanında söz, hüküm, etki, şefaat, yaklaştırıcılık imkanına sahip kılınması veya düşünülmesi şirk, yani Allah'a ortak koşmaktır. "Yoksa Allah'tan başka şefaatçılar mı edindiler?... De ki: Şefaat, tümden Allah'ındır" (Zümer, 43, 44). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'a iman ve sevgi, Allah'ın yanında birilerinin daha devreye sokulmasına bağlı hale geliyorsa Kur'an bunu da şirk(2) belirtisi sayar.&lt;br /&gt;Kısacası, din konusunda Kur'an şu ilkeyi tartışmasız bir hakikat olarak ilan etmektedir. "Gerçek, Rabbinden gelir. O halde sakın kuşkuya düşenlerden olma" (Bakara, 147). "De ki: Sadece Allah götürür hakka. Hakka götürebilen mi izlenmeye daha layıktır yoksa kılavuzlanmadıkça yolu bulamayan mı? Peki, ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?" (Yunus, 35).&lt;br /&gt;Din konusunun temel Kur'ansal bakış açısı bu olduğu içindir ki, Cenabı Hak dinin adını da bizzat kendisi belirlemiş ve bu adın başka bir kuvvete nispet edilmesini önlemiştir. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Kur'an'ın getirdiği birlik dininin adı İslam'dır(3) ve bu adın yerine veya yanına başka &lt;br /&gt;hiçbir kelime kullanılamaz. &lt;br /&gt;(Ali İmran, 19, 85; Maide, 3).&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALINTI-İSLAM GERÇEĞİ-A.Ü.İ.F.-1995-SAYI-197-SH.8&lt;br /&gt;(3) İslam; Arapça bir kelimedir. Türkçesi barışı hakim kılmak demektir. Din terminolojisinde "Allah'a teslim olmak" şeklinde mana verilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://dersitamam.blogspot.com/2007/11/islam-gerei-1-blm.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSLAM GERÇEĞİ-A.Ü.İLAHİYAT FAK.YAY-1995-NO-197 &lt;br /&gt;ANKARA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ YAYINLARI NO : 197&lt;br /&gt;İSLAM GERÇEĞİ&lt;br /&gt;Prof. Dr. Hüseyin ATAY Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK Prof. Dr. Beyza BİLGİN Prof. Dr. Rami AYAS Dr. Arif GÜNEŞ Dr. Hasan ELİK&lt;br /&gt;ANKARA, MART 1995&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSLAM GERÇEĞİ-http://dersitamam.blogspot.com/2007/11/islam-gerei-aif1995-sayi-197.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSLAM GERÇEĞİ-1-BÖLÜM &lt;br /&gt;http://dersitamam.blogspot.com/2007/11/islam-gerei-1-blm.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSLAM GERÇEĞİ-2.BÖLÜM &lt;br /&gt;http://dersitamam.blogspot.com/2007/11/islam-gerei-2blm.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSLAM GERÇEĞİ-3-İÇİNDEKİLER &lt;br /&gt;http://dersitamam.blogspot.com/2007/11/islam-gerei-3-iindekiler.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ARZU  EDENLER  VERDİĞİM  LİNKLERDEN  KİTABIN  TAMAMINA  ULAŞABİLİRLER.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;39-ZÜMER- 9-hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun &lt;br /&gt;          9-“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-ARAF- 185-.... fe bi eyyi hadisin ba'dehu yü'minun (BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;77-MÜRSELAT -50-Fe bi eyyi hadiysin ba'dehu yü'minune.(BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-BAKARA&lt;br /&gt;                  67-……………….. euzü billahi en ekune minel cahilin&lt;br /&gt;                  67-……..Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahimin (23-/109)&lt;br /&gt;Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve selamün ala ibadihillezinastafa (27-/59) &lt;br /&gt;Selam onun seçtiği kullarına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun (37-/180)&lt;br /&gt;Güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların isnat ettikleri vasıflardan münezzehtir. ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve selamün alel mürselin (37-/181)&lt;br /&gt;Selam tüm peygamberlere!,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vel hamdü lillahi rabbil alemin(37-/182)&lt;br /&gt;Ve hamd alemlerin Rabbi Allah'a!&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-6553177006857217318?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/6553177006857217318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=6553177006857217318&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/6553177006857217318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/6553177006857217318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2010/05/bir-aciklama-iki-olay-ve-hatirlatma.html' title='BİR AÇIKLAMA-İKİ OLAY-VE-HATIRLATMA'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/S-UGbDbXQ9I/AAAAAAAAAQA/69_glDP2WOs/s72-c/Ads%C4%B1z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-1024359240341536881</id><published>2010-05-04T16:17:00.002+03:00</published><updated>2010-05-04T16:48:37.869+03:00</updated><title type='text'>3-BİR HAK YOLCUSU-EBU ZER EL GIFARİ VE İZLEYİCİSİ-ŞEHİT ALİ ŞERİATİ</title><content type='html'>İNTERNETTEN ALINTILAR...İZLEMENİZİ ÖNERİRİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.aliseriati.com/kitaplar.php?Makale_id=140&amp;Kat_id=11&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Kez Daha Ebu Zer &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmanlarım beni tüm zamanların açlarının çehresinde tek tek görmüyorlarsa çoktan ölmüşlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zulüm gecesinin cahiliyyet karanlığında seher bambaşka bir güneşin doğuşuna hazırlanıyordu. Cihan, fırtına öncesi sessizlikte ve tarih büyük bir ayaklanma endişesinde; yeryüzü tanrılarına ve gölgelerine ve ayetlerine karşı: &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Gökyüzü tanrıları. Şirk! &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İrade gölgesi düşen vicdanların ve adeta namusla ortaya çıkan fıtratların derinliklerinde hayret verici farklılaşmalar meydana geliyordu. Yalnız kalmış ruhlar –ki “Tufan”ı önceden “hisseden” ve gecikmeden topraklarından hicret eden yırtıcı kuşlardaki koku alma özelliği ya da depremden hemen önce ayaklanıp dizginlerini kopararak eğersiz ve bineksiz, sahibinin evini terk edip çöllere düşen uyanık atlardaki esrarengiz içgüdüye sahiplermiş gibi- hissediyorlardı ki “bir şeyler oluyor”, “Büyük şeyler!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen bir can, bir cihandır ve bazen bir fert, tek başına bir toplum. [1]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Cündeb, Cünede’nin oğlu, bedevi Arap, Gıfarlı; fakir, Mekke’yle Medine arasındaki çölde, Rebeze’de, Kureyş ticaret kervanlarının ve Kabe ziyaretçilerinin yolunun üstündeki kabileye mensup, küstah; gelenek, kanun ve kurallara karşı korkusuz adamlarla birlikte ve nihayet bu düzenin gölgesinde yaşayıp nimet ve emniyetinden faydalananların gözünde kötü şöhretli, laubali, kötü ahlaklı, bozguncu! Ki ahlak burada geleneklere riayet ve kanunlara uymaktır. Ve tüm bunlar tekel ve imtiyaza dönüşen duvarlardır: Hak ve hukuk! Düzen ve güven! Ve tüm bunlar şu adam yoksul toplumun ortasında, çeşit çeşit yemeklerle dolu sofrasında güzelce “Yiyebilsin” diyedir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıfar; kötü şöhretli kabile, yol kesici! Altın ve köle ticaret kervanlarının yol kesicisi. “Haram aylara saygı göstermeyecek kadar laubali”. Bu dört ayda Arabistan’a hakim olan emniyeti bile bozuyorlar, ticaret kervanları –ki bu ziyaret aylarında din himayesinde Bizans, Mekke ve İran arasında hareket ederlerdi- tehlikeli Rebeze’den geçerler. [2] Yine de tuzak kurdukları yerden onlara saldıran Gıfar’ın kılıçlarıyla karşılaşırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıfarlılar, ticaret kervanlarının yolu üstündeki bu günahkâr yoksullar dilencilik yapmak yerine efendilere kılıç çekiyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cünade’nin oğlu bunlardan birisidir ki, sonraları “Ebuzer” olacaktır. “Evinde ekmeği olmayan yoksulun eline kılıcı alıp bütün halka karşı ayaklanmamasına şaşıyorum!” [3]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cünade’nin oğlu Cündeb, bütün Gıfarlılar gibi biliyor ki, zulüm sistemindeki tüm kanunlar, kararlar, gelenek, ahlak, düzen ve emniyet zulmün bekçisidir ve onlara uymak cehl’dir. Ama o bir adımı –son adımı- hepsinden önce attı. Anladı ki, burada hakim din de aynı rolü oynuyor ve ona itaat, küfürdür!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve put! Nedir bu? Kabilenin “Menat’ı –Gıfar’ın putu- ziyarete gittiği ve Gıfar’ı ölümle tehdit eden kuraklıktan kurtulmak amacıyla heyecan, sevinç, coşku, dua, ibadet, adak ve ricayla yağmur istedikleri gece o içinin derinliklerinde kutsal bir şüphe ışıltısı hissediyordu. Ve bu ışıltı derin düşüncelerini daha da alevlendiriyordu. Sonunda kabilesi uykuya daldıktan sonra çölü ve gökyüzünü kaplayan esrarengiz sessizlikte yavaşça kalktı, bir taş alıp şüphe ve inanç arasında tereddütle ve titreyerek Menat’ın yanına geldi. Bir an zamanının ilahının gözlerine hayretle baktı. Bakışsız iki göz dışında bir şey bulamadı. Bütün öfke ve nefretiyle elindeki taşı bu cehalet ve zulmün yonttuğu Tanrı’ya fırlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşın taşa çarpmasından çıkan bir ses ve... başka hiçbir şey! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döndü. Mutlak olana doğru kurtuluş, adeta yüzyıllardır kendisini bağlayan zincirlerden özgürleşme. Ansızın sanki yaratılıştan beridir tek ve meçhul içinde hapsolonduğu derin bir kuyu ve dar ve karanlık bir mağaradan çıkmış gibi oldu. Çöle baktı, sonsuz uzunluk, uzak ve geniş ufuklar ve gökyüzü! Heybetli, güzel, derin ve esrarengiz!.. Sanki bütün bunları ilk kez görüyor ve görebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İman ve yakinden kurtulmuştu. Ve şimdi yavaş yavaş iman ve yakinin yeni sınırına varıyordu. Apaçık, büyük, derin, bilinçli ve kendi seçtiği şey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anbean artan düşünce yağmurları altında, içindeki karanlık, kurak ve yakıcı çölde çeşmelerin akıverdiğini hissediyordu. Ve şimdi, “Suyun ayak sesleri!” Her an arttıkça artıyor, yükseldikçe yükseliyor ve tüm benliğini kaplıyordu. Onunla doluyordu. Bir doğumun sancısı ve şevkinde yeryüzünde yalnız, çöldeki tek gölge, geceleyin gökyüzünün altında çölün konuşması! Tüm vücudu “O”na sesleniyor! Ansızın toprağa eğildi, secdeye vardı ve eski karanlık inançların aydınlanma sesi. Ağlayış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu Ebuzer’in ilk namazıydı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;“Ben Allah Resulü’nü görmeden üç yıl önce namaz kılmaya başladım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hangi tarafa yöneliyordun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Allah’ın beni çevirdiği yöne!&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç yıl sonra Mekke’de bir adamın ortaya çıktığını, bu adamın halkın dinini küçümsediğini, kavminin kutsallarını yok saydığını, Kabe’deki tüm putları zavallı ve budala taşlar olarak adlandırdığını ve sadece bir olan Allah’a çağırdığını duydu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıfar’dan geçen yolcular bu haberi Arapların din ve ahlakı için bir facia olarak telakki ediyor, alay ve nefret dolu sözlerle ondan bahsediyorlardı. Ancak Cündeb bu sözler arasında kendi kaybettiklerini buluyordu ve biliyordu ki bu taşa tapanların –ki şirk dolu cahili hurafeler kendini put kırıcı İbrahim’e dayandırıyordu- mahkum ettikleri, küfür saydıkları ve toplumsal ayrılıkların, inançsal gevşekliklerin, gençlerdeki fikirsel bozulmaların, aşağı halk tabakasındaki küstahlaşmanın, ahlaki ve imani temellerdeki sarsılmaların, çocuklarla anne-babaları arasındaki ayrılıkların sebebi olarak gördükleri; büyük dini şahsiyetlerin aşağılanması, eskilere saygının ortadan kalkması, efsanelerin ve ecdadın geleneklerinin yok olması... Tüm bunlar kurtarıcı bir devrimin apaçık göstergeleri ve ilahi hakikatin sağlam belirtileridir. Cündeb –ki dar sosyal gelenek kalıplarına sığmayan ve hareket, değişim kabiliyeti, ilerleme ve seçme yeteneğine sahip ruhlardandı- “bir şeyler olduğunu”, ümmi ruhu ve özgür düşüncesinin çölün derin yalnızlıklarında aradığının da bizzat bu şey olduğunu hissediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu “haber”e karşı tarafsız kalmadı. Sorumluluk, onu araştırmaya ve inanç ve yargısını kin sahibi seçkinlerin üretip alt tabakadaki avama sundukları “şayialar”, “propagandalar” ve “mütevatir yalan, töhmet ve hileler”den yola çıkarak oluşturmamaya yöneltti. Kendisi araştıracaktı. İnsanların yargıları şahsiyetlerinin en önemli belirtisidir çünkü. Bir kişi, fikir, eser, hareket ve gerçek aleyhinde yargılarını “nakil” üzerinden yapıp bütün fikirlerinin kaynağını efendi şahsın dediklerinden oluşturanlar, bir gerçeği cahilce ve adil olmadan mahkum etmekten öte kendilerini otoritenin, hurafeci efendilerin, açık ve gizli propaganda düzenlerinin kölelik fikrine mahkum etmişler ve göstermişlerdir ki, “düşman”ın sipariş ettiği, “münafık”ın kurduğu, “demagog”un yaydığı ve “avam”ın kabul ettiği şayia, töhmet ve yalanlara karşı aciz geviş getiricilerdir! Ama Cünade’nin oğlu, kardeşi Üneys’i, yalancılık, cinlenmek, sihirbazlık, şairlik ve küfürle itham edilen ve aynı zamanda “Beytullah’ın” saygısını yok etmek, toplumun birliğini bozmak ve aile içindeki farklılıkları düşmanlığa çevirmek için geldiğini söyledikleri bu adamı yakından görmesi, sözlerini dinlemesi ve mesajını anlayarak kendisine iletmesi için Mekke’ye gönderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üneys Mekke’ye geldi. Adamı bulamadı. Kimse bu yabancıya ondan bir iz sunmadı. Ümitsizce Mekke’de dolaşıyor, bu adam hakkında küfür, kin ve nefret dolu sözler dışında bir şey duymuyordu. Her yer, Mescit ve Pazar ve herkes, özellikle de “saygın adamlar”, “muteber şahsiyetler”, “dini ve dünyevi büyükler” ve yine mü’min ve mutaassıp dindarlar –İbrahimî sünnete inananlar ve İbrahim’in evi!- onun hakkında benzer şeyler söylüyorlardı. Şayialar “mütevatir” derecesine ulaşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“O delidir, efsunlanmıştır, sözlerinin cazibesi vahyi cazibe değil, sihirdir. Gerçeğin güzelliği değil, şiirdir. Söylediklerini Cebrail’den öğrenmiyor, kendisine ait şeyler de değil. Yabancı bir bilgin ona öğretiyor. Hıristiyan bir rahipten ve İranlı bir bilginden alıyor sözlerini. O İbrahim ümmetine gelen bir beladır. Mescidin hürmetini, Allah evinin kutsiyetini, hac geleneğini, tanrılara tapmayı, ahlakın asaletini, ailelerin şerefini ve geçmiştekilerin tüm değerlerini yok etmek istiyor!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ansızın Mekke’nin dar sokaklarında, bir köşede toplanmış kalabalık bir topluluk gördü. Hemen oraya yöneldi. Aydınlık siması, insanın içinin derinliklerine ulaşan bakışları, geniş alnı, orta boyu, saldırgan ama aynı zamanda ilham verici, mülayim, şefkatli yapısı, tutkulu, merdane, kat’i, kendinden emin; ama aynı zamanda tatlı ve latif sesi, derin, tatlı, şiirden güzel, korku ve ümit dolu konuşmasıyla yalnız bir adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üneys karşısında dikildi. Sözlerini mi dinleseydi? Söylediklerinin cazibesine mi kapılsaydı? Yoksa yapısı, bakışı, davranışı ve söylevindeki güzellik ve letafeti mi seyretseydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz adamı görmekten kaynaklanan perişanlığı geçmemişti ki, bir grup çıkageldi. Yaygara kopardılar. Sözlerini dinleyip cevap verme ihtiyacı duymadan adama küfürler, önceden hazırlanmış ithamlar savurdular. Bu “aydınlatıcı mesaj” ve “Risalet Devrimi”nin ellerinden alacağı hiçbir şeyleri olmayan mahrum halk tabakası da onlarla birlikteydi. “Cehalet”, kendileri de hakim düzenin mahkumları ve mevcut durumun kurbanları olan bu insanları “zulüm” sistemini kuran ve zindanlarının bekçileri olan “kinliler”in onlardan isteği üzerine vahşi ve çirkince bağırıp “Yalnız peygamber”i kovmalarını ya da küfür ederek ondan uzaklaşmalarını sağlıyordu. Ve “O” gökyüzünün sükuneti gibi sükunete ve dağ gibi sabır ve vakara sahipti. [Ki Hira dağından gelmiş ve gökten mesaj getirmişti]. Düşmanca darbeler ve kapkara cahiliyyet nazik ve şefkatli simasına hiçbir etkide bulunmuyor, oradan oraya gidip mesajını tekrarlıyordu. Ve yine dinlemeksizin ve anlamaksızın küfür, itham, yine ihanet ve aşağılama ve yine başka bir köşede konuşmaya başlama! Şehrin her köşesine gidiyordu. Sokak, pazar, meclis ve mescit. Her yerde “halkın karşısına” çıkıyordu ve her yerde “halkın yolunun üstüne” dikiliyordu. Verdikleri cevaplara aldırmadan, onları korkutuyor ve ümitlendiriyordu. Tehlikeyi haber veriyor, kurtuluş yolunu gösteriyordu. Mesajı olduğunu, risaleti olduğunu söylüyordu. “Dik kafalıları değil, dik başlıları seven” Allah ona seslenmişti: “Ey ferdi yaşamın kilimine bürünen! Ey elbisesine örtünen! Ey kendinin dar “olmak” ve “yaşamak” surlarında mahsur kalan! Ayağa kalk, cahiliyyenin huzurunda ve zulmün güveninde uykuya dalan ve kurdun çobanlığında yoksulluk ve zillet otlanan halkı uyar! Ey Peygamber çoban! Çöldeki koyunları özgürleştir ki, Allah şehrinde insanları koyunlaştırmışlar! İbrahim’in Rabb'inin tüm melekleri huzurunda secde ettirdiği insanı şimdi İbrahim’in evinde şeytan taşlarının ayakları önünde –ki sınıfların hamisidirler- toprağa secde ettiriyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pis eşrafın şerefsizler ve şuursuzlarla el ele verip onu susturmak, “söylememesi” için kopardıkları töhmet, hakaret ve tehdit fırtınasında o söylüyordu. Çünkü “Ezilenlerin Rabb'i, ‘Söyle!’ demişti! De ki: “Yeryüzünün çaresiz bırakılmışlarını önderler ve varisler kılmak istedik!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üneys adamı görüyor, takip ediyor ve sözlerini dinliyordu. Hayret verici varlığını düşünüyordu. Adamın bedenindeki hayret vericilik, varlığının ağırlığı, davranışlarındaki cazibe ve güzellik onu o kadar etkilemişti ki, dinlemekten çok izledi. Tüm o sıkıntıda tüm o nezaket, tüm o sağlamlıkta, tüm o güzellik, tüm o dayanılmazlıkta, tüm o sükunet, tüm o karmaşada, tüm o sadelik, tüm o isyanda, tüm o kulluk, tüm o eziyette, tüm o şevk, tüm o zayıflıkta, tüm o güç, tüm o cesarette, tüm o hayâ, tüm o heyecanda, tüm o huzur, tüm o kararsızlıkta, tüm o sabır, tüm o heybette, tüm o huşû, tüm o değerlilik, mantık, uyanıklık, ciddiyet, yiğitlik ve akılda, tüm o aşk, ilham, şefkat, zerafet, güzellik, his ve yürek ve nihayet tüm o göksellik ve tüm bu yeryüzülülük, tüm o Allahperestlik ve tüm bu halkı düşünmek ve ne söyleyeyim? Tüm bu güven ve tüm bu... Ve yapayalnız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üneys gördüklerinden öyle bir hale gelmişti ki, adamın söylediklerini duymadı ya da duydu; ancak sözlerdeki hayretvericilik ve sesindeki mucize onun anlayışını –ki ilk kez Allah sözünü duyuyordu- öyle bir etkiledi ki, anlamını kavrayacak hal kalmadı. Üneys –Cündeb’in kardeşi- adamın ne dediğini “anlamadı”; ama keskin yetenek ve “bedeni ruh” ve “fıtri insanın”  -ki onda “mantık” hâlâ “vicdanın” yerini tutmamıştır- temiz fıtratında bu adamın bir “olay” olduğunu anladı. Bu söylediklerinin başka bir alemden geldiği “kokusunu” aldı. Hakikati anlamadı, sözlerin mânâsını derk etmedi ve adamı tanımadı; ancak vahyin kokusu, hakikatin tadı ve imanın açıklanamaz sıcaklığını hissetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Ebuzer çölde, halsiz ve gözleri Mekke yolunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üneys! Kardeşim! Onu gördün mü? Söylediklerini duydun mu? Ne söylüyordu? Kimdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yalnız bir adamdı. Kavmi ona karşı  öfkeli ve kindar, o ise sabırlı ve şefkatliydi. Bir topluluk onu kovunca ya da küfür ve hakaretle terk edince, başka bir topluluğa yöneliyor ve yeniden konuşmaya başlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Söyle Üneys! Ne diyordu? Neye davet ediyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Vallahi ne yaptımsa, söylediklerini anlayamadım; ancak sözleri tüm benliğimi kapsayacak tatlılıktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer’in mesajı aramaktaki gayesi alimane bir merak ya da entelektüel bir çabadan kaynaklanmıyordu. Halsiz ve susamıştı. Üneys o çeşmeden kendisine bir damla bile getirmemişti. Ebuzer hemen kalktı ve yol için hiçbir hesap ve hazırlık yapmadan Gıfar’dan Mekke’ye giden uzun yola koyuldu. Yol boyunca yolcu, yolculuk, yol ve son durak, hepsi “o”ydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gidiyordu ve iman geliyordu! Evet, iman böyle gelir. Mekke’ye vardı. “Gıfar” kabilesinden bir adam, kervan sahibi ve zengin Kureyşliler arasında! Bu şehirde adının söylenmesinin bile suç olduğu bir adamı arıyordu. Bütün gün Mekke’nin derelerinde, pazarında ve mescidi haramda dolaştı. Bulamadı. Gece Mescidi harama geldi. Yalnız ve aç. Her gece eve gitmeden önce mescide gelip tavaf eden Ali, onu toprak üstünde yatarken buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sanırım yabancı biri!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu evine götürdü ve hiç konuşmadan orada uyudu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kader ne planlar kuruyor! Bu, Peygamber’in evidir. Ali o esnada daha çocuktur ve Muhammed’in evinde yaşamaktadır. Ebuzer’in kaderini tayin eden ve onu ilk kez çölden İslam’a getiren bu yolculuktaki ilk karşılaşmalar böyledir. Mekke’de onunla ilk kez konuşan kişi Ali’dir, uyuduğu ilk yer Muhammed’in evidir ve onu şehirdeki gurbet ve yalnızlıktan Peygamber’in evine götüren yine Ali. Ve bu ilk karşılaşma ve olaylar Ebuzer’in tüm yaşamını şekillendirir ve ölümüne kadar tüm varlığıyla onda kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah Muhammed’i aramak için Muhammed’in evinden çıkar, akşama kadar dolaşır, akşam Ali yine tavafa gelir ve yine onu eve götürür ve yine sonraki sabah ve yine sonraki akşam. Bu kez –üçüncü gece- Ali ona kısa bir soru sorar: “Adamın adını ve bu şehre niye geldiğinin sebebini söyleme zamanı gelmedi mi?” Ebuzer dikkatle sırrını Ali’ye açar: “Duyduğuma göre bu şehirde bir adam çıkmış ve...” şevk ve mutluluk dolu bir tebessüm ışıltısı Ali’nin genç çehresini aydınlatır. Dostça ve samimi bir şekilde onunla Muhammed hakkında konuşur ve şöyle der: “Bu gece seni onun gizlendiği yere götüreceğim. Ben önden gideceğim, belli bir mesafeyle beni takip et. Eğer bir casus görürsem, duvarın kenarına gidip ayakkabı bağlarımı bağlar gibi yaparım, böylece sen olayı anlarsın. Sen beni tanımıyormuş gibi yoluna devam edersin, ben sana yetişirim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamber’in zor günleridir. Şehir tek parça tehlike ve düşmanlar bir cephe ve dostlar? Sadece üç kişi! Ve bu gece İslam, dördüncü nefere kavuşacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhammed, Safa tepesi eteklerinde Erkam’ın evindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin ürkütücü karanlığında, Ebu Talib’in genç oğlu önde ve Gıfarlı Cünade’nin oğlu arkada, Safa’ya çıkıyorlar, Muhammed’e doğru! Bu manzara sanki çok yakında başlayacak kaderlerinin güzel bir sahnesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer an be an yaklaşmaktadır. An be an iman ve yakin onu fethetmiştir. O peygamberlik iddiasında bulunan adamı görmeye, tanıyıp sınamaya gitmiyor, kalbinin aşkı ve imanının muradıyla görüşmesi var. Ve şimdi Erkam’ın evine birkaç adım var. Ne zor anlar! Görüşmenin ilk anına tahammül zordur. Aşk Ebuzer’i avlamıştır. Cünade’nin oğlu “o”nunla doludur. Artık onda Muhammed, kendisinden çoktur. Cündeb’in zihninde Cünade’nin oğlundan uzak ve unutulmuş hatıralardan başka bir şey yoktur. Gönlü güçlü bir anlam dünyasındadır. Tanıdık bir koku her lahza keskinleşiyor, Muhammed’in varlığının ağırlığını şu anda tüm varlığında hissediyor. Muhammed’in varlığı Safa tepesini doldurmuştur. Cündeb Muhammed’in kim olduğunu ve ne söylediğini biliyor, ama... O nasıl biri? Siması? Endamı? Konuşması? Vücudu? Ona nasıl baksın? Onunla nasıl konuşabilsin? Ona ne desin? Ne bulacak? Ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; Selamun aleykum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ve aleyke selam ve rahmetullah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu İslam’da verilen ilk selamdı.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu görüşmenin ne kadar sürdüğünü bilmiyoruz. Tarih söyleseydi bile bilemezdik. Böyle durumlarda zaman işlemez. Bildiğimiz şey, Cünade’nin oğlu Erkam’ın evine girdi ve orada kayboldu. O andan sonra asla izine rastlanmadı. Erkam’ın evinden çıkmadı. Cündeb b. Cünade gitti ve ansızın Kabe’nin kenarında, Safa tepesinde vahiy sığınağından doğan İslam ufku, parlak bir çehre doğdu. Bir an duraksadı. Yangınını çölün ateşinden aldığı iki gözünü aceleyle Mekke vadisini kuşatan dağlarda gezdirip Kabe’deki putlara dikti. Şeytani tekelcilerin “hizmetçi yontucular” için düzenledikleri budala heykeller! Ebuzer ilk kez böyle görüyor ve hayret ve öfkeyle kendi kendine soruyor: Bu üç yüz otuz bilmem kaç şirk putu İbrahim’in tevhid evinde ne arıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aceleyle Safa’dan aşağı indi. Tek, erimiş, kararlı ve muhacir. Sanki ilk gece vahyin aleviyle yanmış, mağaradan çıkıp Hira’dan inen Muhammed gibiydi. Adeta dağdan yuvarlanıp Mekke vadisine şirk, nifak, zillet ve uykunun üstüne düşen kaya gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam henüz Erkam’ın evinde gizlidir. İslam’ın tüm dünyası bu evdir ve ümmet Ebuzer’in gelmesiyle dörde ulaşmıştır. Mücadeleye takiyye şartları hakimdir. Ona geç kalmadan Mekke’yi terk edip Gıffar’a dönmesi ve gelecek emirleri beklemesi söylenmiştir. Ancak bu “çöl çocuğu”nun sinesinin bu ateşi içinde saklama gücü yoktur. Ebuzer –ki uzun ve ince endamı iman mabedinin minaresiydi ki bir feryatlık gırtlaktan başka bir şey değildi ve adeta yanık kalbindeki isyancı bir coşkuyla Ebuzer olmuştu- takiyye ehli değildir, isyancı ruha sahiptir. Yapmasını istedikleri şey güç isterdi; ama o bu güce sahip değildi ve “Allah hiçbir nefse kaldıramayacağı bir yük yüklemez.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabe’nin karşısında, büyük putların önünde ve “Daru Nedve”nin –Kureyş Senatosu- yanında dikilerek tevhidi haykırır, Muhammed’in peygamberliğine imanını ilan eder ve putların kendi elleriyle yaptıkları budala taşlar olduğunu açıklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Bu, İslam’ın ilk haykırışı ve bir Müslüman’ın şirke ilk saldırısıydı! Şirkin cevabı netti; ölüm! &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Diğerlerine ibret olacak bir ölüm! İlk haykırışı gerçekleştiren bu gırtlak kesilmeliydi. Hemen başına üşüştüler. Başına, yüzüne, göğsüne ve karnına o kadar vurdular ki, küfür dolu haykırışını kestiler. Abbas yetişti. Peygamber’in amcası Abbas tefeciydi ve Kureyş’in eşrafı ve şirkin zenginleriyle aynı sınıftandı. Onları uyardı. Bu adam Gıfarlıdır! Eğer onu öldürürseniz Gıfar’ın kılıçları kervanlarınızdan intikam alacaktır! Din ve dünyaları arasında seçim yapmak zorundaydılar. İlah mı, yoksa altın mı? Aşk kıblesi mi, para kafilesi mi? Hangisi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen geri çekildiler. Ebuzer, ellerindeki esire korkuyla bakan topluluğun oluşturduğu dairenin ortasında kandan bir heykel gibiydi. Zorlukla doğrulmaya çalıştı. Etrafındaki dairenin çapı daha da genişledi. Ayağa kalktı. İki ayağı üstüne dikildi. Topluluk birbirine yaklaştı. Sanki birbirlerine sığınıyorlardı. Zorbalığın imandan çekindiği yer burasıdır. O bir çehredir ve bunlar çehresiz. “Şahsiyetsiz”, hepsi tek renk, tüm tonlar siyah ve hepsi “Hüviyet”siz, “kelle”den ibaret çokluk ve karşılarında bir insan, bir “şahıs”, imanın kendisine anlam, mahiyet, amaç, yön, hücum, hayret edilecek güç ve yenilme bilmez bir harikuladelik verdiği kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yola koyulup zemzem suyunun önüne geldi. Yaralarını yıkayıp kanını temizledi. Sonraki gün yine geldi, yine ölüme yaklaştı, yine Abbas yetişip onun Gıfarlı olduğunu söyledi ve sonraki gün tekrar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda Peygamber Ebuzer’in canından endişe duyduğu için bu yerinde durmaz isyancıyı şehirden ve tehlikeden uzaklaştırıp Gıfar’a davetle görevlendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer, ailesini ve yavaş yavaş tüm kabilesini İslam’a getirdi. Ebuzer Gıfar’dayken Müslümanlar Mekke’de mücadelenin zorlu dönemlerini yaşadılar, hicret ettiler, fert yetiştirme merhalesinden sosyal düzen oluşturma merhalesine geçtiler ve neticede savaşlar başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada Ebuzer sahnede olması gerektiğini hisseder. Medine’ye gelir. İşi ve yeri olmadığı için Peygamber mescidinde –ki o günlerde halkın evi olmuştur- kalır ve “Ashab-ı Suffa”den olur. Yaşamayı fedakarlık olarak algılar. Hareketin hizmetinde barış zamanı düşünce, ilim ve ibadet, savaş zamanı da savaş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam, Peygamber’in önderliğinde Ebuzer’in bütün insani ihtiyaç ve sosyal arzularını doyurur. İslam “Tevhid” esasına göre mücadeleyi başlatmıştır ki, bir safta: Allah ve eşitlik, din ve ekmek, aşk ve güç ve diğer safta: Tağut ve ayrıcalık, küfür ve açlık, zayıflık ve zillete ihtiyaç duyan bir din. İslam ilk kez, “ya Huda ya hurma” sloganını halkın imanı haline getirerek Tanrı’yı halka, hurmayı kendilerine ayırıp yoksulluğu ilahi kutsallık olarak gösteren yağmacı zalimlerin efsanesine son verdi. Bu insanlık karşıtı ortamda dosdoğru bir devrim gerçekleştirdi ve şöyle dedi: Yoksulluk küfürdür. Geçimi olmayanın ahireti yoktur, Allah’ın fazlı yüksek ganimet, iyilik ve hayır, maddi yaşamdır ve “Ekmek Allahperestliğin temelidir.” Bir toplumda fakirlik, zillet ve zayıflığın tüm bu din, maneviyat, takvayla birlikte olması yalandır! Bu yüzdendir ki Ebuzer’in Peygamber’i “Silahlı Peygamber”dir. Çünkü onun tevhidi zihni, ruhi ve ferdi bir felsefe değildir. Ayrım kabul etmez. Irkların ve sınıfların vahdetinin senedidir ve “Adalet” [herkese hakkına göre] –ki tevhidin zorunlu parçasıdır- sadece “söz”le gerçekleşmez, “mesaj”, “kılıç”la anlaşmalı olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzdendir ki, Ebuzer de ferdi, maddi yaşamı bırakır ve ekonomik eşitliği sağlamak ve halkın yaşamı için “İslam zühdü” ve “Ali’nin zühdü” –İsa’nın ve Buda’nın sufice zühdü değil- olan “Devrimci zühdü” seçer. Gerçi diğerlerinin açlığıyla savaşanın kendi açlığını göze alması ve toplumu özgürleştirebilecek kişinin kendi özgürlüğünden vazgeçmesi gerekir. Bu yüzdendir ki, bu devrimci din “Hem Tanrı hem ekmek” diniydi. Din “zayıflık, ruhbanlık, mahrumiyet, çaresizlik ve insanın tabiattaki ahiretzedeliği değil”, “İnsanın tabiatta ilahileştirilmesidir”. “İnsanın maddi dünyada Allah’ın halifesi olması!”, önderleri, hepsinin başında Peygamber’i, hepsi mescitte –Allah’ın/halkın evi- yaşıyorlardı! Muhammed, Ali ve Ashab-ı Suffa. Selmanlar ve Ebuzerler!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Ebuzer kendini mescidin bir köşesindeki sedirde buluyordu. Peygamber’in en samimi dostlarından biri olmuştu. “Ne zaman bir toplulukta görünmese onu soruyordu, orada olduğunda yüzünü ona çevirip konuşuyordu”. Zorluk ordusunun peygamberin komutasında kuzeyin yakıcı çölünü geçip Roma sınırına ulaşması gereken Tebük savaşında Ebuzer arkada kaldı. Zayıf devesi yürüyemiyordu. Deveyi ateş yağmuru altında bıraktı ve tek başına yola düştü! Bir köşede su buldu. Suyu “Kendisi de şüphesiz çölün sıcağında susuzluktan zorlanan dostuna” ulaştırmak için aldı. Peygamber ve mücahitler yakıcı çölün derinliklerinden belirsiz bir noktanın yaklaştığını gördüler. Yavaş yavaş bir insan olduğunu anladılar. Kim olabilir? Böyle çölde tek başına? Peygamber arzu dolu şevkle haykırdı: “Keşke Ebuzer olsa!” Bir müddet geçti, Ebuzer’di. Mücahitlere yetişince susuzluk ve yorgunluktan düşüverdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;- “Ebuzer, yanında suyun var; ama sen susuzsun, öyle mi?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Düşündüm ki, böyle bir çölde ve böyle bir güneşte siz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- “Allah Ebuzer’i bağışlasın, yalnız yol alır, yalnız ölür ve yalnız haşrolunur!”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günler geçti ve Peygamber göçtü! Ansızın “Set çekilmiş rüzgarlar her yerden aştılar” ve bu devrimin cisimleşmişi Ali, adaletin dinden yine ayrılacağının ve halkın sahneden çekilmesinin, dinin yine havas, ruhaniyet, seçkinler ve hakimlerin tekeline girdiğinin nişanesi olarak evine çekildi. Bu yüzdendir ki, Ali ve takipçileri; çölden bir adam olan Ebuzer, işsiz, kimsesiz, Habeşli bir köle olan Bilal, Acemli hür olmuş eski bir köle Selman, Yunanistan’dan gelmiş bir gariban Suheyb, siyah bir köle olan bir anne ve yoksul hurma satıcısı güneyli Arap bir babadan olan Ammar... Ki İslam devriminin önderinin aciz yakınlarıydılar, sahneden çekildiler ve “Büyük sahabeler”, Abdurrahman b. Avf, Sad b. Ebi Vakkas, Halid b. Velid, Talha, Zübeyr, Ebubekir, Ömer ve Osman ki hepsi cahiliye döneminde de eşraftandılar, hareketin önderliğini ele geçirdiler, topluma hükmetmeye başladılar ve siyasi bir grup oluşturdular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam’ın bu apansız ve şiddetli “sağa” kayması –ki Sakife’de darbe benzeri seçimle başladı- Ebubekir zamanında sadece siyasi yöne sahipti. Ömer zamanında ekonomik yönünü sınıfçılıkla birlikte Müslümanlara devlet hukuku olarak gösterdi. Hatta Peygamber’in hanımları bile ikiye ayrıldı: Hür ve cariye! Ki Peyamber’in hür hanımları itiraz etti ve ayrıcalık kabul etmediler. Osman döneminde bu kayma zirveye ulaştı. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Toplumda sınıflar oluştu ve seçkinler mutlak hakimler oldular.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; Ekonomik kaynaklar, savaş ganimetleri ve İran Maveraünnehrinden Afrika’nın kuzeyine kadar sayısız siyasi ve idari tebaayı Medine rejiminin emrine veren İslam’ın Doğu’da ve Batı’daki fetihleri Peygamber’in ashabı, mücahitler, muhacirler ve Ensar’ı inanan devrimci partizanlardan siyasetçi ve güç ve servet adamlarına çevirdi. Ve genel olarak yoksul zahit ve mücahit olanlardan bir “hakim tabaka” oluşturdu. Milyonlarca Müslüman ve kafirden fakir Medine’ye akan savaş ganimeti, zekat ve cizye şeklinde fakir para seli yeni bir “burjuvazi tabakası” meydana getirdi. Sadece İslami Medine, Müslüman ümmet ve Uhud ve Bedir savaşları mücahitlerini değil, İslam’ın muhtevasını, sosyal boyutunu ve nihayet dini görüşü değiştirdi. İslam’ı devrimci “ideoloji”den devlet dinine çevirdi. Sakife’de başlayan bu sağa kayma, çeyrek asırdan kısa bir sürede [Ali’nin evine çekildiği çeyrek asır. Ki siyasi zorlamalar onu İslam tarihinin oluştuğu bu yıllarda çiftçilik yapmaya ya da evinde Kur’an’ı tedvin etmeye mecbur kılmıştı –ki o da tehlike altındaydı.] öyle bir noktaya vardı ki, İslam’ın fikri ve siyasi temsilcileri şunlardı: Muaviye, Peygamber’in sürgün ettiği Mervan bin Hakem ve &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Kab’ul Ahbar ki yeni Müslüman olmuş yahudi din adamıydı ve şimdi Müslüman din adamı olmuştu. Peygamber’in halifesi –Osman- Kur’an’ın tefsirini ondan soruyor, Ali ve Ebuzer’in tefsirini doğru kabul etmiyordu!&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Osman, İran Hüsrevi ve Roma Kayserinin yönetim sistemlerini örnek aldığı yeni siyasi ve ekonomik sistemini hoş göstermek için riyakârane davranışlar da sergilemiyordu. Belki bunun nedeni böyle bir davranışın o günlerde etkisinin olmayacağıdır. Çünkü hem halk, İslam rejiminin nasıl olduğunu gözleriyle görmüştü, hem de Osman’ın sarayı İslami bir süs verilemeyecek kadar yüzsüzdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman, İslam’da “ilk kez” ortaya çıkan bidatlerin eksik fihristidir. İlk kez lider ünvanıyla sarayda oturuyor, ilk kez resmi muhafız alayı oluşturuyor, ilk kez özel meclis oluşturuyor, ilk kez kapıcı kullanıyor, ilk kez sıradan halk yığınlarıyla halife ilişkilerinde aracı kullanılıyor, ilk kez Beytül Mal halifenin emrine veriliyor, Beytül Mal’ın bekçisi mescide gidip Beytül Mal’ın sahibi olan halka, halife karıştığı için kilidi size verip istifa ediyorum, istediğinizi yapın diyor, ilk kez siyasi tutuklu ortaya çıkıyor, ilk kez bir Müslüman halifenin yöntem ve davranışlarına karşı çıktığı için takibata uğruyor, ilk kez siyasi sürgün yaşanıyor, ilk kez bir kişi devlet tarafından işkence görüyor [Abdullah b. Mesut], ilk kez Kur’an siyasi demogoji aracı oluyor, ilk kez hükümdar halkın kaderini ele alıyor, yasal ve İslami sorumluluktan muaf tutuluyor, ilk kez ırk ve akrabalık bağı siyasal ve toplumsal ilerleme aracı oluyor, ilk kez tekelcilik siyasi arenada halifeye bağlanıyor, bir makama gelmek için gereken takva ve İslam yerini yakınlık ve siyasete bırakıyor, ilk kez sınıf sömürüsü, ayrımcılık sermayecilik [hazine], seçkinlik, cahili değerler, kabileci ruh, yaş, servet, ırk, şahsiyetperestlik ve kabilecilik, İslami kardeşlik, manevi değerler ve toplumsal eşitliğin önüne geçiyor, ekonomik ayrıcalık; takva, cihad geçmişi, Peygamber’e yakınlık, Kur’an’a vukufiyet ve kişisel liyakatten önemli oluyor, “Hükümet” [Başkanlık] ruhu “İmamet” [Önderlik] ruhuna tercih ediliyor, “Muhafazakâr sistem”, “Devrimci harekete”, “Dini, insani ve ekonomik tekelcilik”, “Halkçılık, eşitlik ve İslami özgürlüğe” –ki İslam’da sıradan bir insan bile toplumun siyasi kaderinde aynı ölçüde sorumluluk sahibiydi-, halifenin şahsı ve aynı ölçüde büyük ashab ve tam anlamıyla maslahatçılık, hakikatperestliğe, siyaset mücadeleye, İslami slogan İslami hakikate, büyük ashab mü’minlere, sınıf ümmete, dar’ul hilafe mescide, kabileci eşrafiyet insani şerafete, eski cahiliye yeni devrime, bidat sünnete ve hülasa Ebu Süfyan’ın ehli beyti Muhammed’in ehli beytine galebe çaldı ve neticede Ali silahsızlandırıldı! Ve Ebuzer! Ali’nin, Ebubekir’in seçiminde ve Ömer’in tayininde yenilmesine üzüntüyle tahammül etti. Şimdi her şey bambaşka bir mecraya kaymıştır. Zorbalık, altın ve hile Peygamber’in hilafeti kılıfında ve tevhidin güzelliğinin arkasına sığınarak halkın –ki daima bu uğursuz teslisin kurbanı olagelmişlerdir- karşısına dikilmişti. Ebuzer artık sessiz kalamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer’in gerçekleştirdiği şeyin değeri sadece batıla karşı hakkı, küfre karşı dini, gaspçıya karşı hakkı ve hak sahibini ve nihayet bozulmaya karşı doğruluğu savunmasında değildir. Onun çehresini tüm devrimci ve mücahit çehreler arasında özel bir yere getiren şey, kesin teşhisi ve mücadeleyi doğru alanda yapmasıdır. Ebuzer doğru değerlendirmeyle tüm bozulmaların ana kaynağını buldu ve şunu gösterdi: Bu küfür, hak ve bozulma nedir? Neden kaynaklanmaktadır? Mücadelesinde külli yöntem, müphem terimler, ayrıntılar, zihni konular, hayalci, idealist, filozofâne, âlimâne, zihni entellektüelist, duygusal hüküm, arif ve mütekellimce yöntemlere –ki sonraları İslam toplumundaki çaba ve mücadeleler bu alana çekildi ve böylece iki temel şiar “imamet” ve “adalet” düşüncelerden uzaklaştı- dayanmadı. Malulu, illet yerine koymadı. “Nereden başlanması gerektiğini” gösterdi, mücadelenin keskin tarafını nereye yöneltmek gerektiğini ortaya koydu ve yanlış çatışmanın, ayrıntıyla ilgilenmenin düşmanla mücadeleyi düşmanın istediği yöne sürükleyeceğini, bu durumda zafer kazanılsa bile hiçbir derde çare olunamayacağını ve düşmanın hiçbir zarar görmeyeceğini öğretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer mücadelesinin temel çizgisini sınıfsal ayrıcalıkla adalet için savaşım olarak belirledi. Bu iki şiar, o kadar geniştir ki, halife de onu ilan edebilir ve hilafetin propaganda araçları vesilesiyle yani minberler, mihraplar ve hakim resmi İslam’ın propagandacıları olan muhaddisler mübelliğler, vaizler, müfessirler, fakihler, hakimler... işine gelecek şekilde tevil edebilirdi. [Nasıl ki Safevi şiasında imamet, adalet, aşura, şehadet, gasp, velayet, va’dedilene iman... böyle oldu ve sadece kalıbı kaldı. İçi boşaltılıp zehir, uyku ve hurafe ilacı dolduruldu]. Bu yüzden &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ebuzer –onun gibi çaba sarf edip İslam’ı Ali ve Muhammed’in İslamı yapmak için uğraşanlara bir ders de vererek- Kur’an’a döndü ve şiarını Kur’an’dan aldı:&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;“Altın ve gümüşü toplayıp Allah yolunda harcamayanlar var ya, [ işte] onlara [sonraki hayat için] çok çetin azabı müjdele: bu [toplanıp saklanan altının, gümüşün] cehennem ateşinde kızdırılıp onların alınlarının, böğürlerinin ve sırtlarının damgalanacağı gün, [ bu günahkarlara ] : “ işte, kendiniz için topladığınız hazineler!” denecek, “şimdi tadın bakalım, sarılıp sakladığınız hazinelerin [ başınıza açtığı belanın] tadını! ”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altın ve gümüş sermayeciliği temsil eder. İnfak “çukur” anlamına gelen “nefeke”den alınmıştır ki, bâb-ı if’alde ilk anlamının tersi anlamı kazanır. Yani çukurun doldurulması. Açıktır ki, burada kastedilen çukur, toplumda sermayecilik ve ekonomik sömürü sonucunda ortaya çıkmıştır. Buradaki çukur, toplumsal yaşamdaki eşitsizlik ve sınıfçılığın tabii sonucudur. Allah yolundan kasıt İslami terminolojide –Müslümanların terminolojisinde değil- insanların yolundadır. Sosyal konulardan bahseden tüm ayetlerde Allah ve insan [itikadi değil] sosyal yönden birbirlerinin yerine geçerler. İslam’ın Rabbi kendine ait adak, kurban, koku, tütsü... vs. istemez. Halka ait ve toplum için olan şey, Allah için olur. “Entekrezallahu karzen hesena...” [4] Yani eğer halka güzel borç verirseniz... Allah yolu, Allah’ın malı, Allah’ın evi, Allah’ın hükmü, Allah’ın eli, Allah için, Allah’a doğru... Hepsi toplumda karşılık bulur. Halkın yoludur, halkın malıdır, halkın evidir. “Halk için kurulan en önemli ev, tüm halklara bir hidayet kaynağı olan Bekke’deki kutlu evdir.” [5] Halkın yönetimidir, halkın elidir, halk içindir, halka doğrudur. Çünkü halk Allah’ın ailesidir ve böyle anlamayan, bu şekilde inanmak kendilerine zor gelen kişiler, diğer dinlerin kendi ilahları hakkında gösterdiği ilahi dünya görüşünün etkisindedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Mücadele başlıyor.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer Peygamber’in samimi ve yakın sahabisi makamındaydı ve &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Peygamber’in kendisi şu unvanları ona vermişti: &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;“Sinesi dolup taşacak kadar ilim öğrenen kişi”. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;“Ne mavi gökyüzü ne de kara toprak Ebuzer’den daha doğru sözlü birini görmemiştir”. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;“Ebuzer’in hayâsı ve zühtü Meryem oğlu İsa gibidir”. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ebuzer gökyüzünde yeryüzünde olduğundan daha meşhurdur!”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;“Ebuzer bu yeryüzünde ve toplumda yalnız yol alır, yalnız ölür ve Kıyamet günü kabirler açılıp içindekiler grup grup haşrolunurken Ebuzer yalnız sahneye çıkar!”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mescitte oturuyor, amel edilmesi terk edilmiş ayetleri ve artık değinilmeyen ve değinilmesinde sorun ve sıkıntı olan Kur’an’dan veya Peygamber’in hayatından bazı konuları peşpeşe halka açıyordu. Dönemin konusu –Osman zamanında- Kur’an’ın toplanması, tanzimi, hattının tashihi, bir nüsha çıkarılması ve bitmek bilmeyen kıraat, tecvid, noktalama bahisleri, keşmekeşler, tartışmalar, hassasiyetler, muhalefet ve hemfikirlilikler... Ve Ebuzer Kur’an’da “sermaye” konusunu öncelemiş, sürekli sermaye biriktirenler ayetini ve hemen öncesindeki şu ayeti okuyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;“Altın ve gümüşü toplayıp Allah yolunda harcamayanlar varya, [işte ] onlara [ sonraki hayat için] çok çetin azabı müjdele.”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde cephe almak karşıklığa sebep oluyordu. Halifenin kendisi Kur’an’ı toplayıp derlemeyle meşguldü. Kur’an’a inananlar halifeye müteşekkirdiler ve Kur’an’ın yâd edilmesi, halifenin de hayırla yâd edilmesini gerektiriyordu. Ve Ebuzer’in Kur’an’ı, halifenin eleştirilmesi, ona sinirlenilmesi, saldırılıp kınanması neticesini veriyordu. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Öyle ki hilafet sisteminin sesi yükselmişti: Ey Ebuzer! Kur’an’da sadece “Din adamlarının halkın malını yemesi” ve “Mal toplayanlar” ayeti mi var?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer biliyordu ki, her dönemin bir sorunu ve her neslin bir şiarı vardır. Kur’an’ı sadece “Mukaddes bir şey” olarak değil, “hidayet nuru” olarak görenler, “Günün ayetleri”ne yaslanmalıdırlar. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ebuzer cevap verdi: Hayret ediyorum! Halife beni Kur’an okumaktan men mi ediyor? &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Ve günün ayeti olan bu ayetin ardından –ki artık vahiy, itikadi tevhid, putperestlik, kıyamet, ruhun ebediliği ve Muhammed’in peygamberliğinde bir “sorun” yoktu- Peygamber’in davranış ve sözlerini örnek gösteriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Aylar geçiyordu ki, Peygamber’in evinde yemek ateşi yanmıyordu”. “Peygamber’in evinde yemek çoğunlukla su ve hurmaydı”. O, kendini açlıkta imtihan ediyordu ve çoğunlukla açlığa dayanmak için karnına taş bağlıyordu. Giyimi, yiyeceği ve evi biz Suffa ehline teselli veriyordu. Yersizdik, çoğu zaman açtık, içimizden bir grup her gece onunla yemek yerdi, ne zaman evinde yemek pişirilse, bizi misafir ederdi. Bu arpa unu ve hurmayla yapılan bir yemekti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hiçbir toplanmış mal yoktur ki, sahibine ateş olarak dönmesin”. Allah Resulü’nün eşleri açlık ve zorluktan inliyorlar ve şikayet ediyorlardı. Peygamber onlara ya dünyayı isteyin, sizi boşayayım ya da beni ve fakirliği teklifini sundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah Resulü’nün biricik kızı çok yoruluyor ve açlık çekiyordu. Peygamber en çok sevdiği varlıklar olan Ali ve Fatıma’nın kendilerine bir hizmetçi verme ricalarını kabul etmedi. Fatıma’nın yoksulluğuna ağladı; ama ona bir dinar bile vermedi”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve açıktır ki, çok geçmeden zihinlerde sorular, sorular ve sorular canlanacaktır: Öyleyse neden halife Osman ipek giyiniyor? Darul hilafe’de en leziz yemeklerle donatılmış sofralar kuruluyor? Öyleyse neden Abdurrahman b. Avf’ın malı yığıldığında minberdeki halifeyle halk arasında engel oluşturacak ve altın külçeleri miras paylaşımında baltayla kırılacak kadar çoktu? Öyleyse neden hilafet şurasında yer alan Zübeyr’in her gün çalışarak kazandıklarını ona getiren tam bin kölesi vardı? Öyleyse neden halifenin akrabası ve Şam Valisi Muaviye Yeşil sarayı inşa ediyordu? Etrafındakilere, dalkavuklarına, şairlere ve tüm yaptıklarını onaylayan alim ve sahabelere efsanevi yardımlarda bulunuyordu. Öyleyse neden Allah’ın kitabına, Peygamber’in sünnetine, Ebubekir ve Ömer’in uygulamalarına sadık kalacağını taahhüt eden Osman sadece Kayser ve Hüsrev’in sünnetine uyuyordu? Öyleyse neden? Öyleyse neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günden güne seçkinlik, sömürü, yoksulluk, sosyal ve sınıfsal uçurumdaki genişleme artıyordu. Ebuzer’in propagandası da gittikçe yayılıyor, mahrumlar ve sömürülenleri ayaklandırıyordu. Açlar Ebuzer’den öğrenmiştiler ki, yoksullukları ilahi irade. önceden yazılmış, göksel kader değildi. “Mal biriktirme”nin sonucuydu ve bu kadar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ne yapmalı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zahit Ebuzer’e hiçbir şey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onda ne bir şey “vardı” ki, tehdit etselerdi: “Alırız!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne de bir şey “istiyordu” ki, tatmin etselerdi: “Veririz!”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hanımı Ümmüzer’dir. O da Peygamber’in ashabındandır ve kocasına, mücadeleci insanın tahammül etmesi gereken zorluk, züht ve yoksullukta eşlik ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki, İslam’ın olduğu günlerde kadın henüz “zayıf” olmamıştı! Şimdi hakim durumda olan kutsal muhacir ve Peygamber’in büyük ashabının karşısında dikkatli davranan ve kendi sıkıntıları ve onların bozulmalarına tahammül eden mahrumlar cesaretlenmişlerdi. Osman tehlikeyi hissetti. Ne yapmalı? Medine’de hâlâ Peygamber’in hatırası var ve halk Ebuzer’i tanıyor. Onu Şam’a, Muaviye’nin yanına sürdü. Şam halkı İslam’ı Beni Ümeyye’yle tanımıştı. Muaviye Ebuzer’e karşı daha rahat davranabilirdi. Muaviye Şam’da Romalıları taklit ederek Osman’dan daha seçkin bir yaşam sürüyordu. Ayrımcılık, kirlilik, zulüm, İslam sisteminin yok edilmesi, burada daha net ve daha küstahçaydı. Bugünlerde Muaviye Romalı ve İranlı mimarların yardımıyla “Yeşil Saray”ını yapıyordu. Bu, saltanatın ilk sarayıydı. Görkemli ve güzeldi. Muaviye bu sarayın inşasını o kadar önemsiyordu ki, çoğunlukla işçilerin ve mimarların başında bekliyordu. Ebuzer de her gün oraya gelip haykırıyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;“Ey Muaviye, eğer bu sarayı kendi paranla yapıyorsan, israftır ve eğer halkın parasıyla yapıyorsan ihanettir!”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muaviye tecrübeli ve çok iyi siyasetçiydi. Tahammül  ediyor, bir yol bulmak için düşünüp duruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Ebuzer’i evine davet etti. Haddinden fazla saygı ve iltifatta bulunmasına rağmen Ebuzer öfkeli ve sinirli çehresini azıcık olsun değiştirmeyince işi tehdide vardırdı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ey Ebuzer! Eğer Osman’ın izni olmadan bir peygamber sahabisini öldürecek olsaydım, bu sen olurdun. Ancak seni öldürmek için Osman’dan izin almalıyım, Ebuzer bu iş benimle senin aramızı açıyor, sen yoksul ve alt tabakadaki insanları bize karşı ayaklandırıyorsun.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer cevap verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Allah Resulü’nün sünnetine uygun davranırsan, seninle bir sorunum olmaz. Yoksa hayatımın son nefesini de Peygamber’in bir hadisini zikretmek için harcayacağım!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer’in propagandası yayıldı. İslam’ı da kendilerine daha önce hakim olan Roma rejimi gibi tasavvur eden Şam halkı, yavaş yavaş İslam’ın gerçek çehresiyle tanıştı. Adalet ve özgürlük dini, kalplerde imanın yanında ayaklanıyordu. Fakirlik ve mahrumiyeti dinle açıklayan mahrumlar, ilk kez Ebuzer’den şunu öğreniyorlardı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;“Ne zaman yoksulluk bir kapıdan girerse, din başka bir kapıdan çıkıp gider!”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mescid henüz Allah’ın, halkın ve Ebuzerlerin evi ve mücadele karargâhıydı. Muaviye’nin orada hükmü yoktu. Mescitlerin Allah ve Allah’ın ailesinden –halk- boşalıp halifenin karargâhı ve onun mollasının mekanı olması Ali’nin ölümünden sonradır. Mahrumlar şevk ve ümitle etrafında toplanıyorlar ve o insanlara “hak”la ikiz olan “hakikati”, “adalet”le yoldaş olan “İslam’ı ve ekmeği de düşünen Allah’ı öğretiyor, uyuşturmak yerine tahrik ediyor Yeşil Sarayı daha bitmeden viranelikle tehdit ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muaviye onu Kıbrıs cihadına gönderdi. Eğer fetih gerçekleşirse Muaviye’nin gururu ve “İslam’ın izzetidir!”, eğer Ebuzer öldürülürse, elini onun kanına bulamadan zararından kurtulmuş olur. [6] Ancak Ebuzer sağlam döndü. Gecikmeden cepheden mescide gitti ve işine tekrar başladı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muaviye Ebuzer’in, kölelerin hürriyeti ve açların doyurulmasını ne kadar istediğini biliyordu. Bir köleye: “Eğer bu altın kesesini Ebuzer’e vermeyi başarırsan özgürsün!” Köle, Ebuzer’e gitti. Ebuzer kabul etmedi. Köle ne kadar ısrar edip yalvardıysa da Ebuzer bir tek cevap verdi: Hayır! Sonunda köle şöyle dedi: “Ey Ebuzer! Allah seni bağışlasın, bu parayı al, çünkü benim özgürlüğüm sana bu parayı vermektedir.” Ebuzer cevapladı: “Evet ama benim de köleliğim bu parayı almaktadır!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir hile bu inatçı, cesur, zahit ve uyanık adama işlemedi. Sadece zor kullanmak kaldı. Muaviye Osman’a yazdı. Eğer Şam’a ihtiyacın varsa, Ebuzer’i buradan götür. Çünkü o yarayı eşeliyor. Patlama yakındır. Osman Ebuzer’i Medine’ye göndermesini emretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu tahta eğerli bir deveye bindirip birkaç vahşi köle gözetiminde Medine’ye gönderdiler. Muaviye yol esnasında –Şam’dan Medine’ye kadar- hiçbir yerde duraksamamaları emrini vermişti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medine’ye yaklaşıyordu. Yorgun ve yaralıydı. Şehrin kenarında Sel Dağı’nın eteğinde Ali’yi gördü. Yanında Osman ve birkaç kişi daha vardı. Ebuzer haykırmaya başladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Medine’yi büyük ve sonsuz ayaklanmayla müjdeleyin!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halife hiç kimsenin Ebuzer’den fetva sormaması emrini verdi; ancak Ebuzer’in fetvaları peşpeşe geliyordu. Şam’da gördükleri onu daha kızgın ve mücadelede daha cesur kılmıştı. Ömer’in hilafet şurasının lideri Abdurrahman bin Avf öldü ve altın ve gümüşten müteşekkil mirasını Osman’ın karşısına yığdılar. Ebuzer Osman’ın şöyle dediğini duydu: “Allah Abdurrahman’ı bağışlamıştır. İyi yaşadı ve öldüğünde arkasında tüm bu serveti bıraktı!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer öfkeyle Osman’ın evine yöneldi. Yolda gördüğü deve kemiğini kapıp yola devam etti. Osman’ın başına dikilip haykırdı: Sen, ardında bu kadar miras bırakan adama, Allah rahmet etmiştir mi diyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman yumuşakça cevap verdi: Ebuzer, zekatını vermiş birisinin boynunda başka sorumluluk var mıdır? Ebuzer mal biriktirenler ayetini okuyup şöyle dedi: Burada söylenen şey, zekat değildir. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda infak etmeyenlerden bahsediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Kab’ul Ahbar –eski yahudi din adamı- Osman’ın yanındaydı, şöyle dedi: “Bu ayet Müslümanlarla değil, ehli kitapla [yahudilik ve hristiyanlık] ilgilidir”.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ebuzer bağırdı: Yahudizade! Bizim dinimizi bize mi öğreteceksin? Annen yasını tutsun!&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman: Eğer bir adam zekatını vermişse, kerpiçlerinin biri altından, biri gümüşten olan saray bile yapsa, hakkıdır. Ardından Kab’a dönüp onun fikrini sordu. Kab: Evet efendim, öyledir! Ebuzer ona saldırdı. Kab, korkudan Osman’ın arkasına gizlendi. Halifeye sığındı. Sahne tamamdır! Tüm tarihin gösteri sahnesi! Bir tarafta altın, zorba ve hakim din, Abdurrahman, Osman ve Kab’ul Ahbar ve ne kadar net! Temel altın! Zorba hami, din zorbanın sığınağında yönlendirici ve karşısında Ebuzer; sömürü ve istibdad kurbanı, tarihteki mahkum din ve mazlum sınıfın tecellisi, Allah ve halk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer yalnız, silahsızlandırılmış ve mazlum. Ama yine de saldırgan. Kab’ı zorbanın sığınağında yakaladı ve deve kemiğiyle başına öyle bir vurdu ki, kan aktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman: Ey Ebuzer, bize çektirdiklerin ne kadar da arttı, buradan git!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer sordu: Ben de seni görmekten nefret ediyorum. Nereye gideyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Rebeze’ye!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamber’in sürgün ettiği Mervan b. Hakem, Ebuzer’in sürgünüyle görevlendirildi. Ali olayı duyunca inledi; Hasan, Hüseyin ve Akil’i alıp Ebuzer’e yoldaşlığa gitti. Mervan Ali’yi engellemeye çalıştı: “Halife Ebuzer’le yoldaşlığı yasaklamıştır.” Ali kırbacıyla Mervan’ın isteğini reddetti ve Ebuzer’le Rebeze’ye kadar gitti. Rebeze, yakıcı çöl, susuz ve yerleşkesiz. Hacıların yolu üstündedir. Hac mevsimi dışında kimse oradan geçmezdi. Orada bir çadır kurdu ve birkaç hayvanla yaşamını sürdürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylar geçti. Yoksulluk arttı, açlık daha da küstahlaştı. Hayvanları tek tek telef oldu ve Ebuzer’le ailesi çölün yalnızlığında ölümle yüzyüze geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızı öldü, sabretti ve “Allah yolunda saydı.” Bir süre sonra açlık kurdu oğluna saldırdı. Sorumluluk duygusuna kapıldı. Medine’ye geldi. Osman’dan kestiği maaşını talep etti. Osman cevap vermedi. Eli boş döndü. Oğlunun cenazesi soğumuştu. Onu elleriyle defnetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer ve Ümmüzer yalnız kaldılar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksulluk, açlık ve yaşlılık Ebuzer’i çok zayıflatmıştı. Bir gün artık son anlarını yaşadığını hissetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açlık zorluyordu. Ümmüzer’e: Kalk, çölde dolaşalım, biraz ot bulup açlığımızı gideririz. Karı-koca ne kadar aradılarsa da bir şey bulamadılar. Dönüşte Ebuzer tüm gücünü yitirdi. Ölümün gölgesi çehresine inmişti. Ümmüzer ona seslendi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sana neler oluyor Ebuzer?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ayrılık yakındır! Cenazemi yolun kenarına bırak ve yoldan geçenlerden defin işinde sana yardım etmelerini iste.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hacılar gitti. Kimse yoldan geçmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Olsun! Kalk ve şu tepeye çık, benim ölümümde birileri hazır olacak.&lt;br /&gt;Ümmüzer tepeden üç kişinin uzaktan geçtiğini gördü. İşaret verdi. Yaklaştılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Allah sizi bağışlasın, burada bir adam ölüyor. Onu defnetmekte bana yardımcı olun ve karşılığını Allah’tan alın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- O kimdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ebuzer!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Peygamber’in dostu Ebuzer mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evet!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anne babamız sana feda olsun ey Ebuzer!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başına geldiler. Hâlâ yaşıyordu. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Onlardan şunu istedi: Hanginiz devlet adamı, casus ya da askerse, beni gömmesin. Eğer benim ya da karımın bir parça kumaşı olsaydı, onunla kefenlenirdim.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece Ensar’dan bir genç serbest meslek sahibiydi. Şöyle dedi: Şu yanımdaki kumaşı annem örmüştür. Ebuzer ona dua etti ve o parçayla kendisini kefenlemesini istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçi rahatladı. Her şey sona ermişti. Gözlerini yumdu ve bir daha açmadı. Yoldan geçenler &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Rebeze çölünün sıcağında onu defnettiler. Ensarlı genç, mezarı başında durdu ve dudak altından söylendi:&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Allah Resulü doğru söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yalnız yol alır, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnız ölür &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yalnız yerinden kaldırılır!”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt; [1] Belki de Kur’an’ın hayret verici şu tabirinin anlamlarından biri de budur: İbrahim tek başına bir toplumdur (ümmettir)!&lt;br /&gt; [2] “Ticaret” ve “ziyaret” tarih boyunca bir bedende iki simadır: İktisadi beden. Kureyş’in Kabe’ye dini bağlılığı, Kabe’deki putların önemi, dini, sınıfsal ve ırkçı şirki koruyan budur ve tevhid devriminin etkisinin anlaşılacağı yer de burasıdır.&lt;br /&gt; [3] Ayaklanabilir demiyor, hatta ayaklanmalıdır da demiyor. Ayaklanmamasına şaşıyorum diyor. Bundan da önemlisi, yöneticiye, sömüren sınıfa demiyor. Halka karşı diyor! Yani eğer sen açsan, bundan bütün toplum sorumludur. &lt;br /&gt; [4] Teğabun Suresi, 64/17&lt;br /&gt; [5] Ali İmran Suresi, 3/97&lt;br /&gt; [6] Şia bu rejimde şu fetvayı verdi: Hak ve doğru imamın önderliği olmaksızın cihad yapılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;http://www.aliseriati.com/kitaplar.php?Makale_id=140&amp;Kat_id=11&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-1024359240341536881?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/1024359240341536881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=1024359240341536881&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/1024359240341536881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/1024359240341536881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2010/05/3-bir-hak-yolcusu-ebu-zer-el-gifari-ve.html' title='3-BİR HAK YOLCUSU-EBU ZER EL GIFARİ VE İZLEYİCİSİ-ŞEHİT ALİ ŞERİATİ'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-1351381321575340498</id><published>2010-05-04T15:56:00.003+03:00</published><updated>2010-05-04T16:16:35.846+03:00</updated><title type='text'>2-BİR HAK YOLCUSU VE TAKİPÇİSİ-EBU ZER EL GIFARİ</title><content type='html'>İNTERNETTEN ALINTILAR....İZLEMENİZİ ÖNERİRİM...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR HAK YOLCUSU VE TAKİPÇİSİ-EBU ZER EL GIFARİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EBÛ ZER GIFÂRÎ&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî, Mekke’nin ticâret yolu üzerinde yaşamakta olan Benî Gıfâr kabîlesindendir. Bunlar Arabistan’da bulunan diğer kabîleler gibi câhiliye devrinin her çeşit kötülüğünü işliyor ve putlara tapıyordu. Ticâret kervanlarını çevirip, yağmacılık yapmalarıyla tanınmışlardı.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî de çevresinin te’sîriyle bir müddet kervan soygunlarına katılmıştı. Kavmi arasında atılganlığı ve cesâreti ile şöhret bulmuş, gücü, kuvveti ve yiğitliği ile o çevrede pek meşhur olmuştu.&lt;br /&gt;Putlardan nefret ediyordu&lt;br /&gt;Fakat o, bütün bunlardan bir tat almıyor, zavallı insanların elleriyle yonttuğu putlara ilâh diyerek tapmasına şaşıyor, putlardan nefret ediyordu.&lt;br /&gt;Nihâyet bir gün herşeyin tek bir yaratıcısı olduğuna inanarak, yol kesme işinden vazgeçti. İnsanlardan uzak bir hayat yaşamaya ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için kendisine yol gösterecek bir rehber aramaya başladı. Üç sene böylece devam etti.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî hidâyete adım adım yaklaşmakta iken, Muhammed aleyhisselâma Allahü teâlâ tarafından peygamberliği bildirilmişti. Artık insanlar birer ikişer Müslüman olmakla şerefleniyor, İslâmın nûru âlemi aydınlatmaya başlıyordu. İslâmın doğuş haberi gün geçtikçe çevrede yayılıyor, müşrikler ise engellemek için çâreler arıyordu.&lt;br /&gt;Nihâyet bu haber Benî Gıfâr kabîlesinin yurduna da ulaşmıştı. Mekke’den gelen biri, Ebû Zer-i Gıfârî’nin “Lâ ilâhe illallah” dediğini işitince dedi ki:&lt;br /&gt;- Mekke’de bir zât var, senin söylediğin gibi “Lâ ilâhe illallah” diyor ve Peygamber olduğunu bildiriyor.&lt;br /&gt;Ebû Zer heyacanla sordu:&lt;br /&gt;- Hangi kabîledendir?&lt;br /&gt;- Kureyş’tedir.&lt;br /&gt;Ne haber getirdin?&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî bu hâlleri işitir işitmez kardeşi Üneys’e dedi ki:&lt;br /&gt;- Hayvanına bin, Mekke’ye git, kendisine vahiy geldiğini söyleyen zâtla görüş, söylediklerini dinle, benim için bilgi edin, haberini bana getir.&lt;br /&gt;Üneys, Mekke’ye gidip, Peygamber efendimizin mübârek cemâli, sohbeti ve ihsânları ile şerefledi. Hayran kaldı. Sonra tekrar memleketine döndü. Kardeşi Ebû Zer kardeşine sordu:&lt;br /&gt;- Ne haber getirdin?&lt;br /&gt;- Vallahi öyle yüce bir zâtı gördüm ki, hep hayrı, iyiliği emredip, kötülüklerden sakındırıyor.&lt;br /&gt;- Peki insanlar, onun hakkında ne diyorlar?&lt;br /&gt;Zamanın meşhur şairlerinden olan kardeşi Üneys şöyle cevap verdi:&lt;br /&gt;- Şair, kâhin, sihirbaz diyorlar. Fakat onun söyledikleri ne kâhinlerin sözüne, ne de sihirbazların sözüne benzemiyor. Onun söylediklerini şairlerin her çeşit şiirleriyle karşılaştırdım. Onlara hiç benzemiyor, hiç kimsenin sözüyle ölçülemez. Vallahi o zât hakkı bildiriyor, doğruyu söylüyor. Ona inanmayanlar yalancı ve sapıklık içindedirler. Bu zât iyiliği, ahlâkî değerleri emrediyor, kötülükten de sakındırıyor.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri kardeşinin bu sözü üzerine:&lt;br /&gt;- Sen bana, bu husûsta arzû ettiğim, gönlüme şifâ veren, müşkillerimi giderir bir haber getirmedin. Kendim gidip, onu görürüm, dedi.&lt;br /&gt;Kardeşi Üneys dedi ki:&lt;br /&gt;- İyi olur, fakat sen Mekke halkından sakın! Çünkü Mekkeliler, ona karşı son derece kin besliyorlar ve onunla görüşenleri takip ediyorlar.&lt;br /&gt;Ebû Zer, hemen Mekke’ye gitmeye ve Peygamberimizi görüp Müslüman olmaya karar verdi. Eline bir değnek ve biraz da azık alarak büyük bir şevkle Mekke yoluna düştü.&lt;br /&gt;Kimseye sormadı&lt;br /&gt;Mekke’ye varınca hâlini kimseye anlatmadı. Çünkü bu sırada müşrikler Peygamberimize ve yeni Müslüman olanlara şiddetli düşmanlık yapıyorlar ve bu düşmanlıklarını safha safha ilerletiyorlardı. Bilhassa Müslüman olup da, kimsesiz ve garip olanlara işkence yapıyorlardı.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî de Mekke’de kimseyi tanımıyordu. Garip ve yabancı idi. Bu bakımdan kimseye bir şey sormadan Kâ’be’nin yanına varıp oturmuştu. Peygamberimizi görmek için fırsat kolluyor, nerede olduğunu öğrenmek için bir işâret arıyordu. Burada Zemzemden başka bir şey yiyip içmiyordu.&lt;br /&gt;Akşam üstü bir sokak köşesine çekildi. Hz. Ali, Ebû Zer’i gördü. Garip olduğunu anlayarak alıp evine götürdü. Hâlinden bir şey sormadığı gibi, Hz. Ebû Zer de ona sırrını açmadı.&lt;br /&gt;Sabah olunca, tekrar Kâ’be’ye gitti. Akşama kadar dolaştığı hâlde hiçbir ip ucu elde edemedi. Eski oturduğu köşeye gelip oturdu. Hz. Ali, o gece yine oradan geçerken, Ebû Zer’i görünce:&lt;br /&gt;- Bu biçâre hâlâ aradığını bulamamış, diyerek tekrar evine götürdü.&lt;br /&gt;Sabahleyin yine Beytullaha gitti, sonra oturduğu köşeye çekildi. Hz. Ali tekrar da’vet edip evine götürdü ve ona sordu:&lt;br /&gt;- Senin işin nedir? Bu şehre ne için geldin?&lt;br /&gt;- Eğer bana doğru bilgi vereceğine kat’î söz verirsen, söylerim.&lt;br /&gt;- Söyle, hâlini kimseye açmam.&lt;br /&gt;Akıllılık ettin&lt;br /&gt;- İşittim ki, burada bir Peygamber çıkmış. Onunla görüşmesi, ondan işittiklerini ezberleyip bana nakletmesi için kardeşimi göndermiştim. Kardeşim gönlüme şifâ verecek bir haber getirmedi. Onun için bizzat kendim onunla görüşmek ve ona kavuşmak için buraya geldim.&lt;br /&gt;- Sen doğruyu buldun, akıllılık ettin. Bu zât Allahın Resûlüdür, hak Peygamberdir. Sabahleyin ben o zâtın yanına gidiyorum. Beni takip et, senin için korkulacak bir şey görürsem, ayakkabımı düzeltiyormuş gibi yaparım. Sen beklemez gidersin. Ben geçip gidersem, arkamdan gel ve benim girdiğim eve sen de peşimden gir!&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî, Hz. Ali’yi takip edip, onunla birlikte Peygamberimizin mübârek yüzünü görmekle şereflendi. Ve hemen:&lt;br /&gt;- Esselâmü aleyküm, diyerek selâm verdi. Bu selâm İslâm’da bu şekilde verilen ilk selâm ve Ebû Zer-i Gıfârî de ilk selâmlayan kimse oldu.&lt;br /&gt;Peygamber efendimiz selâmını aldıktan sonra, aralarında şu konuşma geçti:&lt;br /&gt;- Sen kimsin?&lt;br /&gt;- Gıfâr kabîlesindenim.&lt;br /&gt;- Ne zamandan beri buradasın?&lt;br /&gt;- Üç gün üç geceden beri buradayım.&lt;br /&gt;- Seni kim doyurdu?&lt;br /&gt;- Zemzem’den başka bir yiyecek, içecek bulamadım. Zemzemi içtikçe hiç açlık ve susuzluk duymadım.&lt;br /&gt;- Zemzem mübârektir. Aç olanı doyurur.&lt;br /&gt;- Yâ Muhammed! İnsanları neye da’vet ediyorsun?&lt;br /&gt;- Bir olan ve ortağı bulunmayan Allaha îmân etmeye ve putları terketmeye, benim de Allahın Resûlü olduğuma şehâdet etmeye da’vet ediyorum.&lt;br /&gt;Bana İslâmı bildir&lt;br /&gt;Bunun üzerine Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri:&lt;br /&gt;- Bana İslâmı bildir, dedi.&lt;br /&gt;Peygamber efendimiz ona Kelime-i şehâdeti okudu. O da söyleyip, Müslüman oldu. Ebû Zer Müslüman olmanın verdiği büyük bir iştiyâkla dedi ki:&lt;br /&gt;- Yâ Resûlallah! Allahü teâlâya yemîn ederim ki Müslüman olduğumu Kâ’be’de müşrikler arasında haykırmadıkça memleketime dönmiyeceğim.&lt;br /&gt;Bundan sonra Ebû Zer-i Gıfârî Kâ’be yanına gidip, yüksek sesle:&lt;br /&gt;- Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve Resûlüh, diye haykırdı.&lt;br /&gt;Bunu işiten müşrikler hemen üzerine hücum ettiler. Taş, sopa ve kemik parçaları ile öyle dövdüler ki, kanlar içinde kaldı.&lt;br /&gt;Bu hâli gören Hz. Abbâs seslendi:&lt;br /&gt;- Bırakın bu adamı, öldüreceksiniz! O sizin ticâret kervanınızın geçtiği yol üzerinde oturan bir kabîledendir. Bir daha oradan nasıl geçeceksiniz?&lt;br /&gt;Böylece Ebû Zer hazretlerini müşriklerin elinden kurtardı.&lt;br /&gt;Kavminin yanına dön!&lt;br /&gt;Müslüman olmakla şereflenmenin verdiği şevkle, öylesine seviniyor ve coşuyordu ki, ertesi gün gene Kâ’be’nin yanında Kelime-i şehâdeti yüksek sesle bağıra bağıra söyledi. Bu sefer de üzerine hücum eden müşrikler, yere yıkılıncaya kadar dövdüler. Yine Hz. Abbâs yetişip, ellerinden kurtardı.&lt;br /&gt;Bundan sonra Peygamber efendimiz Ebû Zer-i Gıfârî hazretlerine buyurdu ki:&lt;br /&gt;- Şimdi kavminin yanına dön! Emrim sana ulaşınca, onu kavmine haber ver! Ortaya çıktığımızın haberi sana geldiği zaman yanımıza dön!&lt;br /&gt;Bu emir üzerine Ebû Zer-i Gıfârî kendi kabîlesi arasına dönüp, onlara İslâmiyeti anlatmaya başladı. Hicrete kadar bu hizmete devam etti.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri kavmini İslâmiyete da’vet ediyordu. Birgün kabîlesine, Allahın bir ve Muhammed aleyhisselâmın onun Resûlü olduğunu ve bildirdiklerinin hak ve tapmakta oldukları putların bâtıl, boş ve ma’nâsız olduğunu söylemişti. Kendisini dinleyen kalabalıktan bir kısmı, “Olamaz” diye bağrışmaya başladılar. Bu sırada kabîlenin reisi Haffâf, bağıranları susturdu ve dedi ki:&lt;br /&gt;- Durun, dinleyelim bakalım ne anlatacak!&lt;br /&gt;İşte sizin taptığınız şey&lt;br /&gt;Bunun üzerine Ebû Zer hazretleri şöyle devam etti:&lt;br /&gt;- Ben Müslüman olmadan önce, bir gün Nuhem putunun yanına gidip, önüne süt koymuştum. Bir de baktım ki, bir köpek yaklaşıp, sütü içiverdi. Sonra da putun üzerine pisledi. Görüyorsunuz ki, put köpeğin üzerini kirletmesine mânî olacak güçte bile olmayan bir taş! İşte sizin taptığınız şey! Köpeğin bile hakâret ettiği puta tapmak hoşunuza gidiyorsa, buna çok şaşılır.&lt;br /&gt;Herkes başını eğmiş duruyordu. İçlerinden biri cevap verdi:&lt;br /&gt;- Peki senin bahsettiğin Peygamber neyi bildiriyor. Onun doğru söylediğini nasıl anladın?&lt;br /&gt;Bunun üzerine Ebû Zer hazretleri, yüksek sesle kalabalığa şöyle hitap etti:&lt;br /&gt;- O, Allahın bir olduğunu, O’ndan başka ilâh olmadığını, herşeyi yaratan ve herşeyin mâliki, sahibi olduğunu bildiriyor. İnsanları Allaha îmân etmeye çağırıyor. İyiliğe, güzel ahlâka ve yardımlaşmaya da’vet ediyor. Kız çocuklarını diri diri gömmenin ve yaptığınız diğer her türlü kötülüğün, haksızlığın, zulmün, çirkinliğini ve bunlardan sakınmayı emrediyor.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri İslâmiyeti uzun uzun açıkladı. Kabîlesinin, içinde bulunduğu sapıklığı bir bir sayıp, bunların zararlarını ve çirkinliğini gayet açık bir şekilde anlattı. Onu dinleyenler arasında başta kabîle reisi Haffâf, kendi kardeşi Üneys olmak üzere çoğu Müslüman oldu. Diğerleri ise daha sonra Peygamberimizi görerek Müslümanlığı kabûl ettiler.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri bu hizmetleri yaptığı sırada, İslâmiyet, Mekke’de ve civârında oldukça yayılmıştı. Müşriklerin zulmü de o derece artmış, İslâm uğrunda kanlar dökülmüş, ilk şehîdler verilmişti. İki defa Habeşistan’a, daha sonra Medîne-i münevvereye hicret yapıldı.&lt;br /&gt;Her şeyi sorardı&lt;br /&gt;Ebû Zer hazretleri de Medîne’ye hicret etti. Peygamber efendimiz hicretten sonra Eshâb-ı kirâm arasında kurduğu kardeşlikte Ebû Zer hazretlerini de Münzir bin Amr hazretleri ile kardeş yaptı. Daha sonra İslâmı anlatması için tekrar kabîlesi arasına gönderildi.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri Hendek savaşından sonra Medîne’ye geldi ve yerleşti. Bundan sonra Peygamber efendimizin yanından ayrılmadı.&lt;br /&gt;Bütün zamanını dîni öğrenmeye ayırdı. İlim öğrenmek husûsunda büyük gayret sahibi idi. Herşeyi Peygamberimize sorardı. Îmân, ihsân, emir ve yasaklar husûsunda, Kadir gecesi ve daha birçok husûsların sırlarını, izâhını, namaza dâir ince husûsları ve nice şeyleri Resûlullaha bizzat sorarak öğrenmiştir.&lt;br /&gt;Resûl-i Ekrem efendimiz Ebû Zer’i çok sever, ona, husûsî iltifât buyururdu. Çok zaman gece geç vakte kadar Resûlullahın huzûrunda kalırdı. Peygamberimizin mahremi, sır dostu idi. Onunla mahrem meseleleri konuşurdu.&lt;br /&gt;Ayrıca Ebû Zer hazretleri, Peygamberimizin mübârek elini öpmek saâdetine kavuşmuştur. Resûlullah efendimize bi’ât ederken de, “Hak teâlânın yolunda hiçbir kötüleyicinin kötülemesine aldanmıyacağına, ne kadar acı olursa olsun dâimâ doğru sözlü olacağına” söz vermişti. Ömrünün sonuna kadar hep böyle kaldı. Bu husûsta Resûlullah efendimiz buyurdu ki:&lt;br /&gt;- Dünyaya Ebû Zer’den daha sâdık kimse gelmedi.&lt;br /&gt;Tebûk seferi&lt;br /&gt;Resûlullaha anlatılamayacak derecede muhabbeti ve bağlılığı vardı. Bir defasında şöyle demiştir:&lt;br /&gt;- Yâ Resûlallah, benim kalbim yalnız Allahü teâlânın ve sizin muhabbetinizle doludur. Bu muhabbet o derecede ki, insanın kalbi ancak bu kadar muhabbetle dolu olur.&lt;br /&gt;Tebük muharebesinde Ebû Zer-i Gıfârî hazretlerinin devesi pek zayıf ve dayanıksız olduğu için geride kalmıştı. Yolun ortasında devesi çöküp kalınca, devesinden indi. Eşyasını sırtına yükleyerek orduya yetişmek için yaya yürümeye başladı. Şiddetli sıcak ortalığı kavuruyordu. Bir öğle vakti Ebû Zer orduya yetişti. Resûlullahın yanında bulunan Eshâb-ı kirâm dediler ki:&lt;br /&gt;- Yâ Resûlallah! Tek başına bir adam geliyor.&lt;br /&gt;Resûlullah efendimiz:&lt;br /&gt;- Ebû Zer midir? Onun olmasını isterim, buyurdular.&lt;br /&gt;Eshâb-ı kirâm dikkatle bakıp Resûlullaha dediler ki:&lt;br /&gt;- Yâ Resûlallah, gelen Ebû Zer’dir.&lt;br /&gt;- Allah Ebû Zer’e rahmet eylesin! O, yalnız yaşar, yalnız yürür, yalnız başına vefât eder ve yalnız başına haşrolunur.&lt;br /&gt;Daha sonra Ebû Zer’e:&lt;br /&gt;- Ey Ebû Zer! Niçin geride kaldın, buyurdular.&lt;br /&gt;Her adımına karşılık&lt;br /&gt;Ebû Zer, devesinin durumunu anlattı ve bu sebeple geride kaldığını söyledi. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz:&lt;br /&gt;- Bana gelip kavuşuncaya kadar, attığın her adımına karşılık, Allahü teâlâ bir günâhını bağışlasın, diye duâ buyurdular.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî dünyaya hiç değer vermezdi. Son derece kanâatkâr, fakîr ve yalnız yaşardı. Peygamber efendimiz bu sebeple ona, “Mesîh-ül-İslâm” lâkabını vermişti.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri, Mekke’nin fethine de kendi kabîlesinin sancağını taşıyarak katılmıştır.&lt;br /&gt;Peygamberimize tam bağlanıp, onun sevip, beğendiğini seven, sevmediğini ve beğenmediğini sevmeyen Ebû Zer, Resûlullahın vefâtında da yanında bulunmuştur. Peygamberimizin vefâtından sonra bir köşeye çekilip, son derece mahzûn ve yalnız yaşadı. Hz. Ebû Bekir’in halîfeliği devrinde de böyle yaşayıp, onun vefâtından sonra Şam’a gitti. Oraya yerleşti.&lt;br /&gt;Bir gün Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri, Kâ'be'nin yanında durarak şöyle dedi:&lt;br /&gt;- Ey ahâli, sizden biri bir yolculuğa çıkacak olsa, azıksız aslâ çıkmaz, mutlaka bir yol hazırlığı yapar. Yanına yiyecek, içecek, para vs. alır. Dünya hayâtında bir yolculuğa çıkan bir insan, azık almadan çıkmazsa, ya âhıret yolculuğuna çıkacak birisi, azıksız nasıl çıkar?&lt;br /&gt;Âhıret azığı&lt;br /&gt;Orada toplanan ahâli sordu:&lt;br /&gt;- Bizim âhıret azığımız nedir yâ Ebâ Zer?&lt;br /&gt;- Dünyayı iki kısma ayırınız. Birini dünyalık elde etmeye, diğerini de âhıret hazırlığı yapmaya tahsîs ediniz. Üçüncüsü size zararlı olur, fayda vermez.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri, Hz. Osman'ın halîfeliğine kadar Şam'da kaldı. Şam halkına din bilgilerini öğretmekle meşgul oldu. Şüphelilerden ve harâmlardan son derece sakınırdı. Evinde bir günlük nafakasından fazlasını bulundurmaz, hep fakîrlere dağıtırdı.&lt;br /&gt;Bir defasında Şam vâlisi, tecrübe etmek için, hizmetçisi ile akşam onbin dirhem altın göndermişti. Ebû Zer hazretleri altınları alınca uykusu kaçtı, uyuyamaz hâle geldi. Hemen kalktı ve fakîrlere dağıttı. Yanında tek altın bile saklamadı.&lt;br /&gt;Ertesi gün vâlinin hizmetçisi gelip dedi ki:&lt;br /&gt;- Aman efendim, dün akşam sana getirdiğim altınlar meğerse başkasına gidecekmiş. Yanlışlıkla sana getirmişim. Mümkünse altınları geri alayım, yoksa vâli benden hesap sorar.&lt;br /&gt;Bunun üzerine Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri buyurdu ki:&lt;br /&gt;- Oğlum, onları fakîrlere dağıttım. Sen vâliden iki-üç gün mühlet iste, ben bu parayı hazırlarım, o zaman iâde ederiz.&lt;br /&gt;Vâlinin adamı durumu vâliye anlattı. Vâli, Ebû Zer'in, sözünün eri olduğunu anladı.&lt;br /&gt;Ancak, Ebû Zer'in bir günlük ihtiyaçtan fazlasını bulundurmayıp dağıtmasını ve halkı buna teşvik etmesini, halkın anlamayacağını anlayan vâli, durumu halîfe Hz. Osman'a mektup ile bildirdi.&lt;br /&gt;Medîne'den ayrıl!&lt;br /&gt;Bunun üzerine halîfe, Ebû Zer'i Medîne'ye da'vet etti. Ebû Zer, Medîne'ye geldiğinde, evlerin Sel Dağına dayandığını ve refâhın arttığını gördü. Halîfenin huzûruna çıkınca, Hz. Osman'a, niçin insanların biriktirdikleri malları dağıttırmıyorsun, diye sordu. Bunun üzerine Hz. Osman buyurdu ki:&lt;br /&gt;- Yâ Ebâ Zer, halkı zühd yoluna zorla sokmak imkânsızdır. Onlar zekâtlarını verdikten sonra, benim vazîfem, onlar arasında Hak teâlâ hazretlerinin emriyle hükmetmek ve onları çalışma, iktisat tarafına teşvik eylemektir.&lt;br /&gt;Bunun üzerine Ebû Zer dedi ki:&lt;br /&gt;- Resûlullah bana "Binalar Sel dağına ulaştığı zaman, sen Medîne'den ayrıl!" diye emretmişlerdi. İzin verirseniz, ben Medîne'den gideyim.&lt;br /&gt;Hz. Osman müsâade buyurdu. Birkaç koyun ve keçi, yetecek miktarda yiyecek vererek, Medîne-i münevvere yakınlarındaki Rebeze adındaki köye gitmesini söyledi. Ailesi de Şam'dan buraya gönderildi.&lt;br /&gt;Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri, Rebeze’de, küçük bir kulübeye yerleşti. Gelip geçenlere, hadîs-i şerîf ve dînî bilgiler öğretmeye başladı. Halîfenin hediye ettiği, birkaç koyun ve keçisi vardı. Onlarla hayatını devam ettiriyor, dâimâ Allaha şükrediyordu.&lt;br /&gt;Elbisen eskidi&lt;br /&gt;Birgün, muhterem hanımı hatırlattı:&lt;br /&gt;- Elbisen çok eskidi, bir yenisini bulamaz mıyız?&lt;br /&gt;- Bize artık elbise değil, kefen lâzımdır! Üstelik sana, iyi haberlerim var.&lt;br /&gt;- Hayırdır İnşâallah efendi...&lt;br /&gt;- İnşâallah yakında, Allahın sevgilisi Peygamber efendimize kavuşacağım. Ey ölüm çabuk gel, rûhum Rabbime kavuşmak sevgisiyle çırpınıyor.&lt;br /&gt;Hanımı ağlamaya başladı.&lt;br /&gt;- Niçin ağlıyorsun hanım?&lt;br /&gt;Kadıncağız bir şeyler söylemek için dedi ki:&lt;br /&gt;- Nasıl ağlamıyayım! Gerçekten bir emr-i Hak vâki olsa, vefât etsen, ben buralarda tek başıma ne yaparım? Sonra bir kefen bezimiz bile yok. Ayrıca kadın başıma, seni nasıl defnedebilirim?&lt;br /&gt;- Şimdi bunları bırak da, kapıya çık bakalım! Gelen giden, var mı?&lt;br /&gt;Hanımı gözlerini sildi. Kapı önüne çıktı. Uzaklara, ufuklara baktı, baktı. Issız çöl rüzgârlarından başka, ne gelen vardı, ne giden! Üzüntüyle içeri döndü. Başını salladı:&lt;br /&gt;- Bilirsin ki, hac mevsimi geçti. Bu günlerde, şu ıssız çöle, kimin yolu düşebilir?&lt;br /&gt;- Gelirler! Gelirler! Sen şimdi kalk! Bir keçi kes; pişirmeye başla! İyi kalbli Müslüman cemâ’ati gelince, onlara ikrâm edersin. Sakın, yemeden onları salıverme!&lt;br /&gt;Hanımı, tekrar dışarı çıktı. Gözleri nemli, efendisinin emirlerini yerine getirmeye başladı. Yemek pişirirken yolu da gözlüyordu. İşte bu sırada ufukta, bir toz bulutu belirdi. Bulut yaklaştı, yaklaştı.&lt;br /&gt;Gelenler var!&lt;br /&gt;Nihâyet atlılar ve develiler, açıkça belli oldular. O zaman kadıncağız buruk bir sevinçle içeri koştu:&lt;br /&gt;- Müjde efendi! Söylediğin gibi, gelenler var!&lt;br /&gt;Yaşlı Sahâbînin gözleri parladı ve dedi ki:&lt;br /&gt;- Elhamdülillah! Çok şükür, geldiler demek. Öyleyse, gel de şu yaşlı vücûdumu, Kıbleye doğru çevirelim.&lt;br /&gt;Sonra Kelime-i Şehâdet getirip vefât etti. Hanımı, efendisinin dediklerini yaptı. Sonra tekrar, kapı önüne çıktı. Yolcular gelmişlerdi.&lt;br /&gt;Bunlar Abdullah bin Mes’ûd, Mâlik bin Eşter ve ba’zı Müslümanlardı. Kadıncağız eliyle, gelenlere evi gösterip sordu:&lt;br /&gt;- Ebû Zer içerde, vefât etti. Onu kefenleyip, ecre, sevâba nâil olmak istemez misiniz?&lt;br /&gt;Bu ismi duyan kâfile mensupları, hep birlikte, Ebû Zer hazretlerinin hizmetine koştular.&lt;br /&gt;Abdullah bin Mes’ûd’un verdiği kefenle kefenlendi ve cenâze namazını da, Abdullah bin Mes’ûd kıldırdı. Hazırlanan etten de yiyerek hep birlikte Medîne’ye döndüler. Çoluk çocuğunu Hz. Osman himâyesine aldı.&lt;br /&gt;Hz. Ömer, halîfeliği zamanında birgün arkadaşları ile oturmuş sohbet ediyordu. Bu sırada iki genç huzûruna geldi. Yanlarında kollarından sıkıca tuttukları bir genç vardı. Kollarından tutulan genç, temiz giyimli mert birine benziyordu. Biri geliş sebeplerini şöyle anlattı:&lt;br /&gt;-Bu genç, babamızı öldürdü. Bunun muhâkeme edilmesini istiyoruz.&lt;br /&gt;Üç gün mühlet ver&lt;br /&gt;Hz. Ömer, her iki tarafın da ifâdelerini aldı. Hâdisenin nasıl cereyân ettiği iyice öğrenildikten sonra kâtil genç suçlu görülerek idâma mahkûm edildi.&lt;br /&gt;Delikanlı kararı sükûnetle dinledikten sonra, dedi ki:&lt;br /&gt;-Siz, mü'minlerin emîrisiniz. Emriniz başımızın üzerinedir. Kararın yerine getirilmesine hazırım. Ancak, babam vefât etmezden önce paralarını ayırmış, bana, "Oğlum, şunlar senin, şunlar da kardeşinindir. Büyüyünceye kadar sen muhâfaza et! Büyüyünce kendisine verirsin." diye vasiyet etmişti. Ben de bu paraları bir yere gömdüm. Şimdi karar infaz edilirse, bu paralar orada kalır. Çünkü benden başka yerini bilen yoktur. Yetim hakkı zâyi olur. Bana üç gün müsaade ederseniz gider emâneti ehil birine teslim ederim. Sonra da gelir teslim olurum.&lt;br /&gt;Hz. Ömer:&lt;br /&gt;-Yerine bir kefil bırakman lâzım, buyurdu.&lt;br /&gt;-Burada bulunanlardan biri bana kefil olur?&lt;br /&gt;-Kefilini göster!&lt;br /&gt;Genç, orada bulunanların yüzüne dikkatlice baktı. Sonra Ebû Zer Gıfarî hazretlerini göstererek:&lt;br /&gt;-İşte bu zât kefil olur, dedi.&lt;br /&gt;Hz. Ömer:&lt;br /&gt;-Ey Ebû Zer, kefil olur musun?&lt;br /&gt;-Evet, üç güne kadar döneceğine ben kefil olurum.&lt;br /&gt;Aradan üç gün geçti. Mühlet bitmek üzereydi. Da'vâcı gençler gelmiş fakat, suçlu genç gelmemişti. Da'vâcılar dedi ki:&lt;br /&gt;-Ey Ebû Zer, kefil olduğun genç gelmedi. Madem o gelmedi, sen onun kefili olarak, onun cezâsını çekmedikçe buradan ayrılmayız.&lt;br /&gt;Ebû Zer hazretleri gayet sakin bir şekilde:&lt;br /&gt;-Daha vakit var, sürenin sonuna kadar bekleyin bakalım. Eğer gelmezse, ben hazırım.&lt;br /&gt;Sözünde durdu&lt;br /&gt;Nihâyet bildirilen vakit doldu. Ebû Zer hazretleri de ortaya çıkıp, cezâsının infazını istedi. Tam bu sırada, toz duman içinde birinin gelmekte olduğunu gördüler. Gelen, o gençten başkası değildi.&lt;br /&gt;Genç geciktiği için özür dileyerek:&lt;br /&gt;-Parayı bulup dayıma teslim ettim. Kardeşimi de ona emânet ettim. Dayımın yeri haylı uzak olduğu için ancak bu zamanda gelebildim.&lt;br /&gt;Orada bulunanlar, gencin sözünde durmasına hayran kaldılar. Bu husûsu kendisine söylediklerinde:&lt;br /&gt;-Mert olan hakîki Müslüman sözünde durur. Arkamdan, "Artık dünyada sözünde duran kalmadı" dedirtmem.&lt;br /&gt;Ebû Zer hazretlerine, genci tanımadığı hâlde neden kefil olduğunu sorduklarında:&lt;br /&gt;-Genç bana güvenerek, "Bu bana kefil olur" dedi. Bunu reddetmeyi mürüvvete, insanlığa sığdıramadım. Âlemde fazîlet, iyilik kalmamış, dedirtmem.&lt;br /&gt;Bu durumu gören da'vâcılar:&lt;br /&gt;-Biz de bu dünyada kerem sahibi, cömert kalmadı dedirtmeyiz. Allah rızâsı için, da'vâmızdan vazgeçtik, ölenin vârisleri olarak affettik, dediler.&lt;br /&gt;Peygamber efendimiz Ebû Zer hazretleri hakkında buyurdu ki:&lt;br /&gt;-Benim ümmetimde Ebû Zer, Meryem oğlu İsâ'nın zühdüne sahiptir. Bu fıtrat üzere yaratılmıştır.&lt;br /&gt;-İsâ aleyhisselâmın tevazuuna bakmak kendisini mesrur eden kimse, Ebû Zerr'e nazar eylesin.&lt;br /&gt;Ebû Zerr-il Gıfârî Peygaberimizden bizzat işiterek 281 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Kendisinden Enes bin Mâlik, İbn-i Abbas, Hâlid bin Vehba, Zeyd bin Vehb, Hurşe bin Hurr, Cübeyr bin Nüfeyr, Ahnef bin Kays, Abdullah bin Samit, Amr bin Meymun ve daha çok sayıda hadîs âlimi, hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Ondan rivâyet edilen bu hadîs-i şerîfler Kütüb-i sitte denilen meşhur altı hadîs kitabında yer almıştır.&lt;br /&gt;Ebû Zerr'in rivâyet ettiği bir hadîs-i kudsî şöyledir:&lt;br /&gt;Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri buyurdu ki:&lt;br /&gt;Ey kullarım! Şüphesiz zulmü kendime haram kıldım. Ya'ni zulümden münezzehim. Bunu size de haram kıldım. Sakın kimseye zulüm etmeyin.&lt;br /&gt;Ey kullarım! Hepiniz, dalâlet, sapıklık üzere yaratıldınız. Yani din bilgilerini bilmiyordunuz. Ancak sizden hak yoluna hidayet ve imân etmeğe muvaffak eylediğim kimseler hidayete kavuştu, dalâletten kurtuldu. Benden hidayet isteyiniz, sizi hidayete kavuşturayım.&lt;br /&gt;Ey benim kullarım hepiniz açtınız. Fadl ve keremimle sizleri yedirip içirip doyurdum. Benden yiyecek içecek talep ediniz ki size bunun sebeplerini ve yolunu kolaylaştırayım.&lt;br /&gt;Ey benim kullarım hepiniz çıplaktınız, hepinizi ben giydirdim. Benden giyecek talep ediniz ki sizi giydireyim.&lt;br /&gt;Ey benim kullarım! Şüphesiz siz bana hiç bir zarar veremezsiniz ve bana hiç bir fâide sağlayamazsınız. Ben bunlardan münezzeh ve müberrâyım. Ben ganiyy-i mutlakım siz de fakir-i mutlaksınız.&lt;br /&gt;Ey benim kullarım! Eğer sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız, cinleriniz, takvânın en yüksek derecesinde olsa, benim mülkümde zerrece artış olmaz. Zühd ve takvânızın fâidesi yine sizedir.&lt;br /&gt;Ey benim kullarım! Sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz insan ve cinleriniz, yani hepiniz en âsî bir kimse gibi hep, isyânkâr ve günâhkâr olsanız, benim mülkümden zerre eksilmez. Bunların zararı, ziyânı size ulaşır.&lt;br /&gt;Ey kullarım! Öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz, yeryüzünde bir yerde el kaldırıp benden isterseniz, (Ben de dilersem), her istediğinizi veririm. Böylece benim mülkümden bir şey eksilmiş olmaz. İğne denize daldırıldığı zaman iğne denizden birşey eksiltir mi? Ucunda kıymetsiz bir yaşlık kalır.&lt;br /&gt;Ey kullarım! Sizin amel ve ibadetlerinizi, her işinizi, ilmi ezelîm ve hafaza mleklerim ile zapt ve hıfz ederim. Sonra işlerinizin karşılığını âhirette noksansız veririm. İşte bu şekilde her kim bir hayır işlerse, bana hamd-ü senâ eylesin. Bu da benim ihsânımdır. Bundan başka iş işleyenler de beni değil, kendi nefislerini kötülesinler. Zira kötülük işleyenler, irâde-i cüz'iyyeleri ile kendi nefislerine uyarak günâh işliyorlar.&lt;br /&gt;Ebû Zerr-il Gıfârî şöyle anlatmıştır&lt;br /&gt;Bir gün mescid girdim. Resûlullah efendimiz yalnız oturuyordu. Ben de yanına oturdum, buyurdu ki:&lt;br /&gt;Yâ Ebû Zer, mescide girince iki rekât namaz (tahıyyet-ül mescid) kılmak gerekir. Kalk kıl.&lt;br /&gt;Kalktım iki rekât tahıyyet-ülmescid namazı kıldım sonra yine Resûlullahın yanına varıp oturdum. Dedim ki,&lt;br /&gt;-Yâ Resulallah, bana namaz kılmayı emir buyurdunuz. Bu namaz nedir?&lt;br /&gt;-Azı ve çoğu Allahü teâlânın koyduğu bir ibâdettir.&lt;br /&gt;-Yâ Resûlallah hangi amel daha efdaldir:&lt;br /&gt;-Allahü teâlâya imân etmek ve onun yolunda cihad yapmak.&lt;br /&gt;-Yâ Resûlallah imân bakımından en kâmil mü'min hangisidir?&lt;br /&gt;-Ahlâkı en güzel olanıdır&lt;br /&gt;-Yâ Resûlallah mü'minlerin en emini kimdir?&lt;br /&gt;-İnsanlara elinden ve dilinden zarar gelmeyen kimsedir.&lt;br /&gt;-Yâ Resûlallah en efdal hicret hangisidir?&lt;br /&gt;-Günâhlardan uzaklaşmaktır.&lt;br /&gt;-Yâ Resûlallah en efdal namaz hangisidir?&lt;br /&gt;-En uzûn kılınan namazdır&lt;br /&gt;-Yâ Resûlallah, oruç nedir?&lt;br /&gt;-Ecrini, mükâfatını bizzat Allahü teâlânın katkat vereceği bir farzdır ibâdettir,&lt;br /&gt;-Yâ Resûlallah hangi cihad daha efdaldir?&lt;br /&gt;-Mal ve canı ile yapılan cihaddır,&lt;br /&gt;-Yâ Resûlallah hangi köleyi azât etmek daha efdaldir?&lt;br /&gt;-Madden ve manen kıymetli olanı.&lt;br /&gt;-Sadakanın en efdali hangisidir?&lt;br /&gt;-Az da olsa fakirin gönlünü almak için verilendir.&lt;br /&gt;-Yâ Resûlallah, Allahü teâlânın indirdiği âyetler içinde en fazîletlisi hangisidir?&lt;br /&gt;-Âyet-el kürsîdir..&lt;br /&gt;Ebû Zer hazretleri devam ederek,&lt;br /&gt;-Yâ Resûlallah bana nasihât et!&lt;br /&gt;-Sana Allah'tan korkmayı tavsiye ederim. İşin başı budur.&lt;br /&gt;-Yâ Resûlallah biraz daha!..&lt;br /&gt;-Sana Kur'ân-ı kerîmi okumayı tavsiye ederim. O senin için yeryüzünde nur, gökte meleklerin övgüsüdür.&lt;br /&gt;-Biraz daha...&lt;br /&gt;-Çok gülmeyi terket, çok gülmek kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir.&lt;br /&gt;-Biraz daha nasihât buyur, Yâ Resûlallah!&lt;br /&gt;-Susmayı tercih et sadece hayır söyle, bu şeytanı senden uzaklaştırır dîne uymakta sana yardımcı olur.&lt;br /&gt;-Biraz daha, Yâ Resûlallah!&lt;br /&gt;-Cihad et, çünki cihad ümmetimin zühdüdür.&lt;br /&gt;-Biraz daha...&lt;br /&gt;-Miskinleri, fakirleri sev onlarla bulun.&lt;br /&gt;-Biraz daha, Yâ Resûlallah!&lt;br /&gt;-Kendinden aşağı olanlara bak, senden üstün olanlara bakma, çünkü içinde bulunduğun hal senin için nimettir.&lt;br /&gt;-Biraz daha, Yâ Resûlallah dedim!&lt;br /&gt;-Akrabanı ziyaret et, onlar seni ziyaret etmeseler de.&lt;br /&gt;-Biraz daha, Yâ Resûlallah dedim.&lt;br /&gt;-Allahü teâlâya itâat et, kınayanların kınamasına aldırma.&lt;br /&gt;-Biraz daha nasihât et, Yâ Resûlallah!&lt;br /&gt;-Acı da olsa Hakkı söyle!&lt;br /&gt;-Biraz daha istedim.&lt;br /&gt;-Tedbir almak gibi akıllılık yoktur. Haramlardan el çekmek gibi vera yoktur. Güzel ahlâk gibi de soyluluk yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam ve dua ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzerr (ra): O (Rasulullah sav) Allah'a ulaşabilmek için aradaki engelleri kaldırırdı; halkın hakka giden yolunu açtı şimdi YARATILANLAR VASITASIZ OLARAK O'NA YAKLAŞABİLİYORLAR. O (sav) diyorki; "Allah kullarına yakındır, şikayet ve isteklerinizi duyar; gizli olan herşeyden haberdardır" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;"Ben şimdiye kadar meydana gelenleri bir türlü anlayamıyorum! Allah'a and içerim ki, bu ameller ne Allah'ın kitabında var, ne de Peygamber'in davranışlarında vardır. Allah'a yemin ederim ki, hakkın ayaklar altına alındığını, batılın diriltildiğini ve doğru dürüst konuşanların yalancı diye gösterildiğini görüyorum. Her şey birbirine karıştırılmış, ortalık toz duman edilmişitr." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ebuzerr (ra): Benim arkadaşım Muhammed bana; "Ne kadar acı da olsa hakkı söylememi ve kimsenin kınamasından korkmamamı" söylemişti... &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ebuzerr (ra): Allah'ım korkudan sana sığınıyorum...kıskançlıktan sana sığınırım... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ebuzerr (ra): "Ey yahudiden doğmuş ( Kaab'ul Ahbar'a söylüyor)...BİZİM DİNİMİZİ BİZE Mİ ÖĞRETMEK İSTİYORSUN? &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kaynak, Ali Şeriati, Ebuzerr, düzey yayınları... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzerr (ra): "Evinde azık bulunmayan kişi nasıl olur da topluma kılıç çekerek karşı çıkmaz şaşarım" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak, Ali Şeriati, Dine Karşı Din, İşaret yayınları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ebuzerr: Ne zaman yoksulluk bir kapıdan girerse, din başka bir kapıdan çıkıp gider!&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Günden güne seçkinlik, sömürü, yoksulluk, sosyal ve sınıfsal uçurumdaki genişleme artıyordu. Ebuzer’in propagandası da gittikçe yayılıyor, mahrumlar ve sömürülenleri ayaklandırıyordu. Açlar Ebuzer’den öğrenmiştiler ki, yoksullukları ilahi irade. önceden yazılmış, göksel kader değildi. “Mal biriktirme”nin sonucuydu ve bu kadar! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapmalı! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zahit Ebuzer’e hiçbir şey! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onda ne bir şey “vardı” ki, tehdit etselerdi: “Alırız!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne de bir şey “istiyordu” ki, tatmin etselerdi: “Veririz!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hanımı Ümmüzer’dir. O da Peygamber’in ashabındandır ve kocasına, mücadeleci insanın tahammül etmesi gereken zorluk, züht ve yoksullukta eşlik ediyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki, İslam’ın olduğu günlerde kadın henüz “zayıf” olmamıştı! Şimdi hakim durumda olan kutsal muhacir ve Peygamber’in büyük ashabının karşısında dikkatli davranan ve kendi sıkıntıları ve onların bozulmalarına tahammül eden mahrumlar cesaretlenmişlerdi. Osman tehlikeyi hissetti. Ne yapmalı? Medine’de hâlâ Peygamber’in hatırası var ve halk Ebuzer’i tanıyor. Onu Şam’a, Muaviye’nin yanına sürdü. Şam halkı İslam’ı Beni Ümeyye’yle tanımıştı. Muaviye Ebuzer’e karşı daha rahat davranabilirdi. Muaviye Şam’da Romalıları taklit ederek Osman’dan daha seçkin bir yaşam sürüyordu. Ayrımcılık, kirlilik, zulüm, İslam sisteminin yok edilmesi, burada daha net ve daha küstahçaydı. Bugünlerde Muaviye Romalı ve İranlı mimarların yardımıyla “Yeşil Saray”ını yapıyordu. Bu, saltanatın ilk sarayıydı. Görkemli ve güzeldi. Muaviye bu sarayın inşasını o kadar önemsiyordu ki, çoğunlukla işçilerin ve mimarların başında bekliyordu. Ebuzer de her gün oraya gelip haykırıyordu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ey Muaviye, eğer bu sarayı kendi paranla yapıyorsan, israftır ve eğer halkın parasıyla yapıyorsan ihanettir!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muaviye tecrübeli ve çok iyi siyasetçiydi. Tahammül ediyor, bir yol bulmak için düşünüp duruyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Ebuzer’i evine davet etti. Haddinden fazla saygı ve iltifatta bulunmasına rağmen Ebuzer öfkeli ve sinirli çehresini azıcık olsun değiştirmeyince işi tehdide vardırdı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ey Ebuzer! Eğer Osman’ın izni olmadan bir peygamber sahabisini öldürecek olsaydım, bu sen olurdun. Ancak seni öldürmek için Osman’dan izin almalıyım, Ebuzer bu iş benimle senin aramızı açıyor, sen yoksul ve alt tabakadaki insanları bize karşı ayaklandırıyorsun.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer cevap verdi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Allah Resulü’nün sünnetine uygun davranırsan, seninle bir sorunum olmaz. Yoksa hayatımın son nefesini de Peygamber’in bir hadisini zikretmek için harcayacağım!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebuzer’in propagandası yayıldı. İslam’ı da kendilerine daha önce hakim olan Roma rejimi gibi tasavvur eden Şam halkı, yavaş yavaş İslam’ın gerçek çehresiyle tanıştı. Adalet ve özgürlük dini, kalplerde imanın yanında ayaklanıyordu. Fakirlik ve mahrumiyeti dinle açıklayan mahrumlar, ilk kez Ebuzer’den şunu öğreniyorlardı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne zaman yoksulluk bir kapıdan girerse, din başka bir kapıdan çıkıp gider!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mescid henüz Allah’ın, halkın ve Ebuzerlerin evi ve mücadele karargâhıydı. Muaviye’nin orada hükmü yoktu. Mescitlerin Allah ve Allah’ın ailesinden –halk- boşalıp halifenin karargâhı ve onun mollasının mekanı olması Ali’nin ölümünden sonradır. Mahrumlar şevk ve ümitle etrafında toplanıyorlar ve o insanlara “hak”la ikiz olan “hakikati”, “adalet”le yoldaş olan “İslam’ı ve ekmeği de düşünen Allah’ı öğretiyor, uyuşturmak yerine tahrik ediyor Yeşil Sarayı daha bitmeden viranelikle tehdit ediyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muaviye onu Kıbrıs cihadına gönderdi. Eğer fetih gerçekleşirse Muaviye’nin gururu ve “İslam’ın izzetidir!”, eğer Ebuzer öldürülürse, elini onun kanına bulamadan zararından kurtulmuş olur.[6] Ancak Ebuzer sağlam döndü. Gecikmeden cepheden mescide gitti ve işine tekrar başladı! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muaviye Ebuzer’in, kölelerin hürriyeti ve açların doyurulmasını ne kadar istediğini biliyordu. Bir köleye: “Eğer bu altın kesesini Ebuzer’e vermeyi başarırsan özgürsün!” Köle, Ebuzer’e gitti. Ebuzer kabul etmedi. Köle ne kadar ısrar edip yalvardıysa da Ebuzer bir tek cevap verdi: Hayır! Sonunda köle şöyle dedi: “Ey Ebuzer! Allah seni bağışlasın, bu parayı al, çünkü benim özgürlüğüm sana bu parayı vermektedir.” Ebuzer cevapladı: “Evet ama benim de köleliğim bu parayı almaktadır!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir hile bu inatçı, cesur, zahit ve uyanık adama işlemedi. Sadece zor kullanmak kaldı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Şeriati Ebuzerr... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize kader diye öğretilenler, afyondan başka bir şey değilmiydi acaba... &lt;br /&gt;__________________&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Müslümanım, müslümanlardanım demek kadar insanı özgür kılan bir söz yoktur ve olamazda. Bu söz, Rabbimizin vahyinden bizim dillerimize ve gönüllerimize nakş olan yüce bir anlam. Bu sözün anlamlandırılmış hali insan. Bu söz ile insan yaratılmışlar arasında seçkin bir vaziyet alıyor. Ahsen-i takvim makamından nakkaşlık vazifesini icra ediyor. Vahyi nakş ediyor muzdarip gönüllere. (Ahi Evran) &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;EBUZERR (RA): “DOSTUM (Rasulullah sav) BANA YEDİ ŞEY EMREDEREK, ONLARI VASİYET ETTİ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-MİSKİNLERİ VE ONLARDAN DÜŞÜK OLANLARI SEVMEMİ,&lt;br /&gt;-KENDİMDEN DAHA DÜŞÜKLERE BAKIP, DAHA İYİ DURUMDA OLANLARA İMRENMEMEMİ,&lt;br /&gt;-KİMSEDEN BİR ŞEY İSTEMEMEMİ (DİLENCİ OLMAMAMI)&lt;br /&gt;-AKRABA İLE İLİŞKİMİ SÜRDÜRMEMİ,&lt;br /&gt;-ACI DA OLSA HAKİKATİ SÖYLEMEMİ,&lt;br /&gt;-ALLAH YOLUNDA, KINAYICININ KINAMASINDAN ÇEKİNMEMEMİ,&lt;br /&gt;-“LA HAVLE VE LA GUVVETE İLLA BİLLAH” SÖZÜNÜ ÇOKCA SÖYLEMEMİ.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;En doğrusunu Allah (c.c.) bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;"De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, isteğim ancak yakınlarıma sevgidir..."Şura/23.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahumme salli ala Muhammed’in ve Âl-i Muhammed&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin abdike ve Resulike ve alel'muminine vel'muminati vel'muslimine vel'muslimati.&lt;br /&gt;Allahım ! kulun ve Resulun Hz.Muhammed'e salat et. Mümin olan erkek ve kadınlara, müslüman olan erkek ve kadınlara da merhamet eyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Davası Olmayanın Sevdası Olmaz&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız kurtulursunuz.”, buyurmuştu Yüce Nebi(sav). Çünkü onlar ışığı direkt kaynağından almış ve hayatlarını onunla ışıklandırmışlardı. Bu yıldızlardan biri de hayatını hak ve hakikat yolunda dizayn ederken tavizsiz olan Ebû Zer-î Gıfârî (ra) hazretleriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Nebiler Nebisi (sav) bu yıldız için şöyle demişti: “Ebû Zer’e Allah(cc) rahmet etsin. Tek başına yürür. Tek başına ölür. Tek başına diriltilir…”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; O’nu böyle tek kılan neydi?  Niçin herkes toplum içinde yaşar, toplum içinde ölürken Ebû Zer-î Gıfârî (ra) hazretleri tek olarak yaşayıp, tek olarak ölmüştü?  Bizce bu sır O’nun rivayet ettiği bir hadiste gizliydi.&lt;br /&gt;Bir gün oturmuş yanındakilere hadis rivayet ediyor ve şöyle diyordu: “Dostum (sav) bana altı şey vasiyet etti. * Miskinleri ve onlardan düşkün olanları sevmemi emretti. * Kimseden bir şey istemememi emretti. * Akraba ile ilişkimi sürdürmemi emretti. * Acı da olsa hakkı söylememi emretti. * Allah(cc) yolunda kınayıcının kınamasından çekinmememi emretti. * Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” sözünü çok söylememi emretti.”&lt;br /&gt;Ebû Zer-î Gıfârî (ra) hazretleri bu vasiyeti tam olarak yaşadı. Hayatını ona uygun hale getirdi. Öyle ki kavmi ve ümmeti içinde bir vicdan gibi oldu. Hazreti Ali (ra) O’nun için şöyle demiştir: “Ebû Zer’den başka, kınayıcının kınamasından çekinmeyen kimse kalmadı bugün.”&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ebû Zer-î Gıfârî (ra) buyuruyor ki: “Konuşmayan kimse için dürüstlük bir fazilet olamaz. Susan dürüst bir kimse dürüst değildir. Dürüstlük, hakkı açıklamayı ve ilan etmeyi gerektirir.”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; Evet, davası olmayanın sevdası olmaz. Sevdası olmayanın öfkesi olmaz. Gerçek dava adamları davalarına, inançlarına olan sevdaları sebebiyle öfkelidirler. Onların öfkelerinde sevda, sevdalarında öfke gizlidir. Böyle yüce ruhların davalarına, inançlarına leke gelmemesi için her şeylerini, mallarını, mülklerini, koltuklarını, konumlarını, kariyerlerini feda etmekten çekinmezler. Çünkü sayılanların hepsi onlar için ancak davalarına hizmet ettiği müddetçe kıymetlidir. Davaları ile aralarına giren her şey onlar için cadı tuzağıdır. Yollarını kesen cadı tuzağı ne olursa olsun ilk tekmeyi vurmasını bilirler. Çünkü onlar hem daim şu ilahi beyanın tehdidi altında ürperirler:&lt;br /&gt;“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesata uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe 24)&lt;br /&gt;Öfkesi davası için, inancı için olan yüce ruh Ebû Zer-î Gıfârî(ra), hayatı boyunca en yüce yol olan İslam’ın, hayata Peygamberimizin (sav) yaşadığı gibi hâkim olması için didinip durdu. Bu hususta belki en yakınlarını bile ırgalamaktan çekinmedi. Valilerden, devlet başkanlarından, halifelerden sözünü esirgemedi ve hep hakkı haykırdı. Çünkü o hakkın hatırını yüksek tutan bir ruha sahipti. “Hakkın hatırı yüksektir. Hiçbir hatıra feda edilmez. Hakkı söyleyeceğim, bu hususta kimin hatırı kırılırsa kırılsın.” diyenler O’nun açtığı geniş caddeden ilerleyenler oldu. O geniş caddeye çıkmayanlar ise, hak ve hakikatin ezilmesi karşısında “Ne yaparsın hanede çoluk çocuk var, ev var, mal ve mülk var.” gibi değişik mazeretler arkasına saklandı. Davalarına ait değerler ezilirken ses çıkarmadılar.&lt;br /&gt;Her daim öfkesi davası ve inancı için olan yüce ruh Ebû Zer-î Gıfârî (ra) dünyaya uzak, Allah(cc) ve Resulüne(sav) yakın oldu. Onun için dünyanın bir sinek kanadı kadar değeri yoktu. Yaşantısı, sade ve basitti. Ballar balını bulmuştu ve kovanının yağma edilmesi onun için bahse değer bir konu bile değildi.&lt;br /&gt;Gösterişten, riyadan, debdebeden uzak, saltanat, servet ve şöhretten nefret ederdi. Hayatında “iktisat eden bereket” bulur sırrı tecelli etmişti. Aza kanaat ve haline şükretmek onun değişmez ilkesiydi. Korku ondan uzaktı. Öyle ki ölüm karşısında bile hakkı söylemekten asla çekinmezdi. Bunun için dostları arasında, kimseden korkusu olmayan, hak sözü kim olursa olsun yüzüne karşı haykırması ile meşhur olmuştu. Hoş onun şöhretle, gösterişle alakası yoktu. O hakkı savunuyordu. &lt;br /&gt;İslam orduları Rum Kayser’i ve Acem Kisra’sının memleketlerini fethedilince, onlardaki gösteriş, saltanat ve dünyaya olan ilgileri, Müslümanlara bulaşmaya başlamıştı. Yüce ruh Ebû Zer-î Gıfârî (ra) bu duruma şiddetli itirazlarda bulundu. Gözü davasından başka şeyi görmeyen bu yüce ruh için bu bir inkırazdı, gerilemeydi, çizgiden çıkmaydı. Dünya malı biriktirenleri, dünya malının peşinde koşanları sevmezdi. Böyle yapanlara bıkıp usanmadan, “Altın ve gümüş depo edip Allah yolunda sarf etmeyenlere elim azabı müjdele...” mealindeki ayeti okuyordu.&lt;br /&gt;Şam’da bulunduğu dönemlerde şatafatlı yaşama karşı sesini çok yükseltmişti. Vali bu durumdan kurtulmak için ihtiyaçlarını gidermek maksadıyla ona bir tahsisat bağlamıştı. Ama Ebû Zer-î Gıfârî (ra) hazretleri kendisine bağlanan bu tahsisatı fakir ve gariplere dağıtırdı. Sonrada fakirlere dağıttığı paraların sıkıntısını çekerdi. “Niçin böyle yapıyorsun?” denildiğinde o şeyle derdi: Resülullah(sav) bana şöyle buyurmuştur: “İnsana bir lokma bir hırka kâfidir.” &lt;br /&gt;O’nun hayatı söylediği gibiydi. Zaten hep söylediklerini yaşamış, yaşadıklarını söylemişti. Bu dünyadan gerçek âleme giderken de bir hırka yerine geçen kefenle gitti. Kefen de kendisine ait değildi. Rebeze’de Rabbinin “gel” emrine uyduğunda kefen yapılacak bir şeyi yoktu. Bir sahabenin getirdiği kefenle, bu yüce ruh kefenlenip gerçek âlemin kapısı olan kabre kondu.&lt;br /&gt;Ebû Zer-î Gıfârî’nin (ra) açtığı bu çığır asırlar boyu öfkesi davası olan, sevdası için gür çıkanlara önder oldu. Saltanatın, dünyalıkların, gösterişin, riyanın, mal ve mülkün pençesine düşenler Ebû Zer-î Gıfârî’nin yolunda gidenlerden hep çekindiler. Tarih boyunca kim Ebû Zer-î Gıfârî (ra) ruhunu giyinmeye çalışsa onu toplumun dışına, yaşadıklarına müdahale etmeyecekleri zeminlere ittiler. Ama Ebû Zer-î Gıfârî ruhu yok olmadı. Gölgesi asırlar ötesinden günümüze kadar geldi ve asrımızda da sayıları azda olsa makes buldu.&lt;br /&gt;Bu noktada durup şunu sormamız lazım değil mi vicdanımıza: “Asr-ı Saadet’in Ebû Zer’i, Ebû Zer-î Gıfârî (ra) hazretleriydi. Günümüze kadar birçok Ebû Zer ruhlu insan geldi ve haksızlıklara karşı hakkın hatırının yüksek olduğunu savundu. Peki,  egemen gücün ulusal ve uluslar arası şeytanlarıyla gırtlağımıza basmaya yeltendiği bu çağın Ebû Zer’i kim? Kim haksızlıklara karşı hakkın hatırını savunacak? Yetimin hakkını koruyacak? Parlak, cilalı, kaypak ve konjonktürel albenilerin hak yola yakışmadığını, Muhammedî bir ruh ve duyarlılıkla kim hesaba çekecek? Kim elde ettikleri makam ve mevkiden kendilerine özel mülkiyet edinenlerin yanlışlığını haykıracak? Kim, bu makam ve mevkilerin geçici olduğunu, aldanmamaları gerektiğini haykıracak?”&lt;br /&gt;Bu ve benzeri soruların cevabını bulmamız gerekiyor. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ömrü davasının yaşanması uğruna tavizsiz geçen Ebû Zer-î Gıfârî (ra) hazretlerinin hayatını ve bu hayat içerisinde bize ne gibi mesajlar verdiğini öğrenmek zorundayız.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; Biliyoruz ki böyle yüce ruhların hayatlarını anlatmak alabildiğine zordur. Ama yine de o ruhun yüceliğini elimizdeki kaynaklara başvurarak yeniden gündeme getirmek gerekiyor. Zira &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;bugün inananlar, inandıklarının gereğini yerine getirmekten çok, mal ve mülk yığmakla, yazlık ve kışlık evlerine, villalara yenilerini katmakta, biriktirdikleri altın ve gümüşü koyacak banka kasaları bulamamaktadırlar.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Ebû Zer-î Gıfârî (ra) gibi yüce bir ruhu öğrenirken, bu yüce ruha gerçek enerjisini veren kaynağa (Hz. Muhammed - sav) ve bu kaynaktan zikredilen enerjiyi alarak yüce bir ruha sahip olmanın mahiyetini de (Sahabe Efendilerimiz) öğrenmek bizim için mübrem bir keyfiyettir. Ta ki, bu öfkenin, davaya olan sevdanın hangi kaynaktan geldiği anlaşılsın. Aksi halde yansıyan ışığı gösterip kaynağını gizlemek, o ışığın geldiği mahiyetin muhteşemliğini örttüğü gibi, ışığın değerinin de gerçek anlamda anlaşılmasına engel teşkil eder. Rabbim bizleri bu güzel insanların yolundan ayırmasın.Selim Çoraklı&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;http://www.yusufiye.net/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=353&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-1351381321575340498?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/1351381321575340498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=1351381321575340498&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/1351381321575340498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/1351381321575340498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2010/05/2-bir-hak-yolcusu-ve-takipcisi-ebu-zer.html' title='2-BİR HAK YOLCUSU VE TAKİPÇİSİ-EBU ZER EL GIFARİ'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-8720281156486285611</id><published>2010-05-04T15:47:00.003+03:00</published><updated>2010-05-04T15:55:52.660+03:00</updated><title type='text'>1-BİR HAK YOLCUSU VE TAKİPÇİSİ-EBU ZER EL GIFARİ</title><content type='html'>İNCELEMENİZİ VE İZLEMENİZİ ÖNERİRİM.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNTERNETTEN ALINTILAR......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;EBU ZER: ISSIZ ÇÖLDE YALNIZ MEZAR&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Peygamber’in, getirdiği din için “Garip geldi garip gidecek”, Ebuzer için de “Yalnız yaşayacak, yalnız ölecek, yalnız dirilecek” öngörüsünde bulunduğu malumdur.&lt;br /&gt;Acaba bu öngörüyle dünya tarihinde ezilenlerin bir türlü kırılamayan makus talihine mi işaret ediliyor? Ya da insanlığı ayakta tutan esas muharrik gücün bu arayış ve mücadele ve olduğu mu anlatılmaya çalışılıyor?&lt;br /&gt;Her ne şekilde olursa olsun, çölün ortasında yapayalnız ancak görkemli mezarında bir başına yatan Ebuzer, bu haliyle, kanımca İslam’ın gelmiş geçmiş bütün imparatorluklarından çok daha büyük mesajlar veriyor.&lt;br /&gt;Öyle ki Ebuzer’in yalnızlığı bu dinin garip gelmiş garip gidecek olmasıyla da paralel bir tarihe sahiptir. Ebuzer tek başına kalmış, Ammar vurulmuş, Ali yenilmiştir. Bu yalnızlık, vurulmuşluk ve yenilmişlik sanki ezilenlerin (müstazafların) de dili olmuştur. Kermatiler de yenilmiş, Spartaküs de kaybetmişti…&lt;br /&gt;Bu nedenle İslam’ı yenilenlerin, vurulanların ve mağlupların tarihi ile değil; yenenlerin, vuranların ve galiplerin tarihi ile okuyanlar bu dinin özünden ve mesajından hiçbir şey anlamayamazlar.&lt;br /&gt;Çünkü görünüşte yenenler aslında yenilenler, galipler aslında mağluplardır.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Biliyorum, Ebuzer’den bahis açmak, İslam içinde, gayet rahatsız edici, iğneleyici ve çuvaldız gibi içe batan bir bahistir. Sadece bu bile ne kadar doğru yerde durduğumuzu göstermeye yeter.&lt;br /&gt;Ebuzer’in tabiri caizse “kapak” yaptığı ayet şuydu:&lt;br /&gt;“Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin birçoğu, insanların mallarını hem haksızlıkla yer, hem de Allah yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanları acı bir azabın beklediğini haber ver. O gün biriktirip yığdıkları ateşte kızartılacak ve alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak. ‘İşte bu bencilce biriktirip yığdıklarınız; haydi tadın bakalım’ denecek.” (Tövbe; 9/34).&lt;br /&gt;Bu ayeti Ebuzer, diğerlerinden farklı olarak sadece “ahlaki öğüt” olarak değil; yaptırım gerektiren bir ayet olarak anlıyordu. Öyle ya içki ile ilgili de Kur’an’da üç ayet olmasına rağmen cezai yaptırım gelmemişti.&lt;br /&gt;Burada soru şu: İçki niye sadece ahlaki öğüt olarak alınmadı da 80 sopa gibi ceza tayin edildi de, altın ve gümüş (mal, servet) biriktirmemek sadece ahlaki öğüt olarak alındı ve biriktirmenin/yığmanın alabildiğine önü açıldı? Üstelik ne zekat, ne sadaka, ne infak da buna mani olamadı? Karun gibi Müslüman zenginler türedi?&lt;br /&gt;Ebuzer’in, Muhammed ümmetine, yalnız fakat görkemli mezarından hala çuvaldız gibi batan sorusu budur.&lt;br /&gt;Ayeti çoğu ulema nedense hep ahlaki öğüt olarak anlamış ve Ebuzer’in tefsir ettiği gibi haram (yasak) kapsamında değerlendirmemiştir. Buradan günümüz için çıkan sonuç ise şudur: İslam, kapitalizme sadece ahlaki öğüt verebilir. Muhammed’in getirdiği dinden kapitalizmine alternatif çıkmaz, çıksa çıksa kapitalizmin biraz daha ahlaklısı çıkar. Bu da kapitalizmin insanlıkta açtığı yaraları sarmaya yetmez. Bu yara öyle derin bir yara ki zekatla, sadakayla sarılacak gibi değil…&lt;br /&gt;Çağımız Müslüman aydınının kafa patlatması gereken en önemli sorununun bu olduğu kanaatindeyim. Ebuzer dilinin bu hususta ufuk açıcı olabileceğini düşünmekteyim.&lt;br /&gt;Ancak bu yazıda amacım, İslam kapitalizm analizi yapmaktan ziyade, Ebuzer’den bahsetmek. Bu konuya başka yazılarda tekrar döneceğiz…&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Eh artık “Ebuzer ayeti” diye de anabileceğimiz yukarıdaki “kapak” ayetin tefsiri kısaca şu olmak icap eder:&lt;br /&gt;Yani: Hahamlar ve rahipler din (en büyük kamu) üzerinden mal yığarlar. Üstelik hem yığarlar hem de Allah yolunda (kamu yararına, insanlık yararına) harcamazlar. Kendilerine yontarlar. Din namına toplanan paraları (altın, gümüş, mal, servet) ulaştırılması gereken yere ulaştırmazlar. Arada tefeci bezirgan sınıf oluşur ve kendi aralarında üleşirler. Bunların o günkü adı haham ve rahipti (din adamı, din simsarı, din baronu). Bugün ise benzer şekilde daha cafcaflı isimlerle anılırlar.&lt;br /&gt;Bunlar insanları din ile aldatanlardır. Dini yalanlayanlar, dinin direğini yıkanlardır. Çünkü dinin direği doğruluk ve dürüstlüktür. Bunlar kimsesizi (yetim) görmeyerek, yoksulları ve ezilenleri (mesâkin) umursamayarak, gelen yardımları (maun) yerine ulaştırmayarak dine en büyük ihaneti yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;Bunların piri de Ebucehil’dir. Çünkü Ebucehil, Kabe’nin örtüsünü yıkamakla, hacılara su vermekle, Kabe’ye gelip üstelik putlar aracılığı ile “salat” etmekle dindar olduğunu sanıyordu. Halbuki yetimi görmüyor, yoksulu ve ezileni umursamıyordu. Birkaç şekli ritüeli (nüsuk) yerine getirmekle dinin bütün gereğini yaptığını sanıyordu.&lt;br /&gt;İşte bu din anlayışı Maun suresinde Ebucehil’in suratına çarpıldı. Bu nedenle Maun suresi Ebucehil’in şahsında dini böyle algılayanları mahkum etmek için nazil oldu. Şöyle denmek istendi: Eğer bir din yetimi korumuyor, kimsesize sahip çıkmıyor, ezilenlerin sesi ve soluğu olmuyorsa yalandır, afyondur!&lt;br /&gt;Bunlar olmadan kılınan namaz, tutulan oruç, gidilen hac, kesilen kurban, ihya edilen kandil geceleri, ziyaret edilen türbeler vs. Ebucehil’in hacılara su verip de yetimi ve yoksulu görmemesi gibi yalandır, afyondur!&lt;br /&gt;Yine bunlar olmadan “Camiler ardına kadar açık, ezanlar okunuyor, hacca gidiliyor, oruca karışan mı var, minarelerde mahyalar, buhur kokulu geceler, fatihalar, yasinler…” edebiyatı yapılıyorsa Ebucehil’in Kabe’nin örtüsünü yıkayıp, kapısını temizleyip de yetimi ve yoksulu görmemesi gibi yalandır, afyondur!&lt;br /&gt;Çünkü burada gerçek din ve samimi dindarlık yoktur. Riyaizm (gösteriş dindarlığı) vardır.&lt;br /&gt;Vay onların salâtına! Yani: Hacılara su vermesine, Kabe’yi yıkaması yumasına, namaz kılmasına, oruç tutmasına, dana kesmesine, deri toplamasına, kandil gecesine, buhur kokusuna, Fatihasına, Yasinine, camiler ardına kadar açık demesine vs. vay!&lt;br /&gt;Hem onların yığdıkları servetler ahirette cehennem azabı olarak karşılarına çıkacak. Fakat bu dünyada da ilahi adalet yakalarına yapışacak! O kamudan (din ve devletten) yığıp da kendilerine yonttukları paralar burunlarından fitil fitil getirilecek! Alınlarına hiç çıkmayan kara bir leke çalınacak, adaletin pençesi altında mahkum olacaklar (alınları dağlanacak). İçlerine oturacak, hiç dinmeyen bir huzursuzluk yaşayacaklar (böğürleri dağlanacak). Onları arkalarından hayırla anan çıkmayacak (sırtları dağlanacak)…&lt;br /&gt;Bu, onların kendi elleriyle yaptıklarının dünyadaki karşılığıdır. Ahirette ise cehennem azabından kurtulamayacaklar.&lt;br /&gt;“Ebuzer ayetini” Maun suresi ile birlikte tefsir ettiğimizde ortaya çıkan bundan başka bir şey olabilir mi?&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Belki ilk defe duyup da “Kim bu yalnız yaşayacak, yalnız ölecek ve yalnız dirilecek olan adam?” veya “Kim bu Ebuzer” diyenler olabilir…&lt;br /&gt;Kısaca ondan da bahsedelim:&lt;br /&gt;Hz. Peygamberin saf nübüvvet vicdanı her tür kabile, ganimet ve iktidar dürtülerini değersiz hale getirmişti. O’nun getirdiği “değerler” ilk dönemlerde bir takım gençler ve zayıflar arasında yankı bulmuştu. Bunların en önemlileri Ali, Ebuzer, Ammar, Mikdad gibi gençlerdi. Kökleşmiş Arap/Kureyş kültürü Hz. Peygamber’in başlattığı yenilikçi/devrimci çağrıya karşı direnmiş, ta Mekke’nin fethedilip affedilen “tulekası” oluncaya kadar bu tutumundan vazgeçmemişti. Hz. Peygamber’in sağlında eski konumlarını geri almak için hiç fırsat bulamamışlar, değerler devrimine teslim olmak zorunda kalmışlardı. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer döneminde mülkün (ülke ve devlet) eski sahipleri olmanın getirdiği avantajları kullanarak konumlarını “kısmen” geri aldılar. Bu hususta özellikle Hz. Ömer’i kendilerine “can sıkıcı” bir engel olarak gördüler. Hz. Osman döneminde “mülk” ün tekrar başına geçtiler. Muaviye döneminden itibarense artık “mülk” tekrar onlarındı…&lt;br /&gt;Esmer, iri cüsseli, uzun boylu ve gür saçlı bir kimse olan Ebuzer Müslüman olduktan sonra adeta İslam’ın yürek temizliğinin sembolü haline geldi. O daima “değerlerin adamı” oldu. Devlet mantığını bir türlü kabullenemedi, sürekli devrim mantığıyla hareket etti.&lt;br /&gt;Künyesiyle meşhur olduğundan adı adete unutuldu. Bu sebeple adının Berir, Bureyr, Yezid, Yureyr, babasının adının da Abdullah veya Seken olduğu söylenir. Ebuzer, haram aylarda bile baskın yapmaktan, yağmacılıktan ve yol kesmekten çekinmeyen Gifar kabilesine mensuptu. Müslüman olmazdan önce de Ebuzer’in, kabilesinin “en gözde” yol kesicisi ve yağmacısı olduğu nakledilir. Ancak Gifar halkı gibi putlara tapmayan, onlardan nefret eden birisiydi. Kendi naklettiğine göre Ebuzer İslam’a girmeden üç yıl önce Allah’a ibadet etmeye başladı. Haniflerle yakın ilişkiler kurdu. Mekke’de Hz. Peygamber’in çağrısını duyunca yanına gitti. Kureyş’in estirdiği baskı ve korku havası içinde, o dönemde henüz çocuk yaşta olan Hz. Ali’nin yol göstermesiyle Hz. Peygamber’i buldu ve gecikmeden Müslüman oldu. Rivayetlere göre Hz. Peygamber Gifar kabilesinden Ebuzer gibi birisinin çıkmasına hayret etmiş ve Allah’ın dilediğine hidayet vereceğini söylemiştir.&lt;br /&gt;Ebuzer Müslüman olur olmaz Kabe’nin yanına giderek putlara meydan okudu, Müslüman olduğunu haykırarak ilan etti. Üzerine çullanan müşrikler Ebuzer’i ölesiye dövdüler. Araya Abbas bin Abdulmuttalib’in girmesiyle ölümden döndü. Ertesi gün aynı şeyi tekrar etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber, kabilesinin yanına gitmesini ve çağrılmadıkça gelmemesini söyledi. O da bunu aynen uyguladı. Yaptığı çalışmalarla Gifar’ın yarıya yakınının Müslüman olmasına vesile oldu. Bu dönemde bir milis güç oluşturarak Kureyş kervanlarına baskınlar düzenledi. Ele geçirdiği ganimetleri kelime-i şehadet getirenlere geri verdi, gerisini kabilesinin Müslüman olanları arasında dağıttı.&lt;br /&gt;Ebuzer Uhud veya Hendek savaşından sonra Medine’ye hicret etti. Ashab-ı Suffe diye bilinen zayıf Müslümanlarla birlikte Mescid-i Nebi’de yatıp kalktı. Suffe ashabının akşam yemeklerinde sahabilerin evlerine dağıtılmaları esnasında O hep Hz. Peygamber’in evine misafir oldu.&lt;br /&gt;Hz. Peygamber’in ölümünden sonra Ebuzer, hep Hz. Ali etrafında oluşan muhalefet bloğunda yer aldı. Hz. Ebubekir’e Hz. Ali’nin daha layık olduğu düşüncesinde olmakla beraber biat etti. Hz. Ömer’e de Ali yanlısı görüşleri değişmemekle birlikte biat etti. Hz. Ömer’in kurduğu ata sisteminde Bedir’e katılmamakla beraber, Bedri kabul edilerek maaş tahsis edildi. Muaviye ile birlikte Suriye, Hz. Ömer ile birlikte Kudüs (18/639), Amr b. As ile birlikte Mısır fetihlerine (20/641) katıldı.&lt;br /&gt;Hz. Osman’a ilk biat edenler arasında yer almakla beraber onun yaşlılığı ve yumuşaklığı sebebiyle başarılı olamayacağı konusunda endişe duydu. Bu dönemde de fetih hareketlerinin içinde aktif olarak yer alan Ebuzer Muaviye’nin Suriye’deki yükselişiyle birlikte sesini yükseltmeye başladı. Genel olarak mülkün asıl sahibi olma iddiasıyla Hz. Osman devrinin ikinci yarısından itibaren başlayan Arap/Kureyş asabiyetine dayalı muhafazakar/devletçi politikayı eleştirmeye başladı. Devlet olmanın ve fetih hareketlerinin getirdiği zenginleşme karşısında Ebuzer “değerler” savunması yapmaya başladı.&lt;br /&gt;Önce Suriye valisi Muaviye ile tersleştı. Muvayie’nin yanına giderek “Eğer bu yaptırdığın Beyaz Saray Allah’ın malındansa hainliktir, kendi malınsa savurganlıktır” dedi. Muaviye’ye Tevbe 34. ayetten kalkarak sarsıcı eleştiriler yöneltti; “Ey iman edenler! Haham ve papazların pek çoğu, insanların mallarını haksız yere yerler, Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanlara acıklı bir azabı müjdele” ayetini okuyarak Muaviye’ye “Müslümanların haham ve papazı gibisin” demeye getirdi. Muaviye bu ayetin Ehl-i Kitap hakkında indiğini, kendisini bağlamayacağını söyleyince Ebuzer, ayetin her iki kesimi de muhatap aldığını söyledi.&lt;br /&gt;Ebuzer’in eleştirileri halk arasında geniş yankı buldu. Bu dönemde merkeze karşı çevrede yaygın bir muhalefet hareketi oluşmaya başlamıştı. Muhalefetin temel argümanı “Arap/Kureyş/Emevi asabiyetinin giderek devleti ele geçirmesine” duyulan tepkiye dayanıyordu. Çevredeki yeni Müslüman olmuş mevaliler kendilerine ayrıcılıklı muamelede bulunulduğunu iddia ederek, mevali hakları, adalet, eşitlik sloganlarını bayraklaştırmaya başladılar. Kureyş’in tarihi rakipleri de bu gidişten iyiden iyiye rahatsız oldular.&lt;br /&gt;Muaviye, Ebuzer’in eleştirilerinden iyiden iyiye rahatsız olmuştu ve Hz. Osman’a haber göndererek sesinin kesilmesini istedi. Hz. Osman, Ebuzer’i Medine’ye çağırdı. Halife’nin huzuruna çıkan Ebuzer, onu da kıyasıya eleştirmekten hiç çekinmedi: “Yakınlarını tayin ediyorsun, adam kayırıyorsun, Tuleka’ya yakınlık gösteriyorsun…”&lt;br /&gt;Ebuzer’in eleştirileri görmezden gelindi ve Hz. Osman tarafından Rebeze denilen yere sürgün edildi. O’da buna uydu. İki yıl kadar süren bu “yalnız, sürgün ve marjinal” döneminde Ebuzer, sık sık Medine’ye gelerek Hz. Osmanla görüştü. Kendisine gelerek yönetime karşı ayaklanma başlatacaklarını, bu hareketin liderliğini üstlenmesini teklif eden muhaliflere pek yüz vermedi ve eleştirel/pasifist tutumunu sürdürdü.&lt;br /&gt;Ebuzer 32/653 yılında Rebeze’de iken vefat ettı. Yanında hanımı, kızı ve bir hizmetçisi vardı. Öldüğünde üzerine sarılacak bir kefen dahi bulunamadı. Hanımı yola çıkarak oradan geçmekte olan bir kafileye şöyle seslendi: “Ey Allah’ın kulları, şurada bir adam öldü. Cenazesini kaldıracak kimse ve üzerine sarılacak kefeni yoktur. O, Allah’ın Resulü’nün sahabesi Ebuzer’dir. Allah aşkına yardım edin!”.&lt;br /&gt;Kafile ile oradan geçmekte olan Abdullah bin Mes’ud idi. Kafiledeki bir gencin bezleriyle kefenlendi. Abdullah bin Mes’ud gözyaşları içinde Ebuzer’in cenaze namazını kıldırdı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;“Yalnız yaşayıp yalnız ölecek ve tek başına diriltilecek”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; diye hakkında rivayet bulunan Ebuzer, çölün ortasındaki bu ıssız araziye tek başına gömüldü.&lt;br /&gt;Issız çöldeki yalnız mezarında görkemli yatışı aslında ne kadar çok şey anlatıyor…&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;http://ihsaneliacik.wordpress.com/2009/03/16/ebu-zer-issiz-colde-yalniz-mezar/&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-8720281156486285611?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/8720281156486285611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=8720281156486285611&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/8720281156486285611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/8720281156486285611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2010/05/1-bir-hak-yolcusu-ve-takipcisi-ebu-zer.html' title='1-BİR HAK YOLCUSU VE TAKİPÇİSİ-EBU ZER EL GIFARİ'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-1706586673624351889</id><published>2010-04-24T22:13:00.005+03:00</published><updated>2011-05-05T02:47:45.601+03:00</updated><title type='text'>GÜNLÜK OKUNABİLECEK AYET-DUALAR</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;GÜNLÜK OKUNABİLECEK AYET-DUALAR &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HER ZAMAN &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;GÜNLÜK OKUNABİLECEK SURE- AYET VE DUALAR İLE TAVSİYE EDİLEN OKUNMA SAYILARI&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Bismillahirrahmanirrahim&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;27-NEML&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;26. Allahü la ilahe illa hüve rabbül arşil azıym &lt;br /&gt;26. Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Büyük Arş’ın Rabbidir.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;3-ALİ İMRAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;19-İnned diyne indallahil İSLAM…..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;189. Ve lillahi mülküs semavati vel ard* vallahü ala külli şey'in kadir &lt;br /&gt;190. İnne fi halkıs semavati vel erdı vahtilafil leyli ven nehari le ayatil li ülil elbab &lt;br /&gt;191. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ellezine yezkürunellahe kıyamev ve kuudev ve ala cünubihim &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ve yetefekkerune fi halkıs semavati vel ard* rabbena ma halakte haza batıla* sübhaneke fekına azaben nar &lt;br /&gt;192. Rabbena inneka men tüdhılin nara fe kad ahzeyteh* ve ma liz zalimine min ensar &lt;br /&gt;193. Rabbena innena semi'na münadiyey yünadi lil ımani en aminu bi rabbiküm fe amenna* rabbena fağfir lena zünubena ve keffir anna seyyiatina ve teveffena meal ebrar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;194. Rabbena ve atina ma veadtena ala rusülike ve la tuhzina yevmel kıyameh* inneke la tuhlifül miad &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;19-ALLAH indinde/katında din İSLAM’DIR….&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;189. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah'ın her şeye gücü yeter.&lt;br /&gt;190. Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.&lt;br /&gt;191. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar,&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru ! * &lt;br /&gt;192. Ey Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, artık onu rüsvay etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.&lt;br /&gt;193. Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, "Rabbinize inanın!" diye imana çağıran bir davetçiyi (Peygamberi, Kur'an'ı) işittik, hemen iman ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz!&lt;br /&gt;194. Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vadettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; şüphesiz sen vadinden caymazsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;48-FETİH&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;29. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Muhammedür rasulüllah &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;vellezine meahu eşiddaü alel küffari ruhamaü beynehüm terahüm &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;rukkean süccedey yebteğune fadlem minellahi ve rıdvana &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;simahüm fı vücuhihim min eseris sücud zalike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incil ke zer'ın ahrace şat'ehu fe azerahu festağleza festeva ala sukıhi yu'cibüz zürraa li yeğıyza bihimül küffar veadellahüllezine amenu ve amilus salihati minhüm mağfiratev ve ecran azıyma &lt;br /&gt;29. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Muhammed, Allah'ın Resülüdür.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Onların, rükû ve secde halinde, Allah'tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat'ta ve İncil'de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;29-ANKEBUT&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;45. Ütlü ma uhıye ileyke minel kitabi ve ekımıs salah innes salate tenha anil fahşai vel münker ve &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;lezikrullahi ekber &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;vallahü ya'lemü ma tasneun &lt;br /&gt;45. Kitap'tan sana vahyedileni oku! SALATI/duayı yerine getir! Çünkü SALAT/dua, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Elbette ki, &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Allah'ın zikri/Kur'an'ı daha büyüktür!&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; Allah, neler yaptığınızı biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;10-YUNUS-100&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;100. Ve ma kane li nefsin en tü'mine illa bi iznillah ve yec'alür ricse alellezıne la ya'kılun &lt;br /&gt;Yusuf Ali (English)&lt;br /&gt;100. No soul can believe, except by the will of Allah, and he will place doubt (or obscurity) on those who will not understand.&lt;br /&gt;M. Pickthall (English)&lt;br /&gt;100. It is not for any soul to believe save by the permission of Allah. He hath set uncleanness upon those who have no sense.&lt;br /&gt;DİYANET-&lt;br /&gt;100. Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.&lt;br /&gt;Y.NURİ-&lt;br /&gt;100. Allah'ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.&lt;br /&gt;S.ATEŞ-&lt;br /&gt;100. Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanmaz ve (Allah) pisliği (huzursuzluğu, azabı), akıllarını kullanmayanların üzerine kor.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;39-ZÜMER&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;9………hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun&lt;br /&gt;9……...Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit-bir olur mu..?&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;39-ZÜMER&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;41. İnna enzelna aleykel kitabe linnasi bil hakk fe menihteda feli nefsih ve men dalle fe innema yedıllü aleyha ve ma ente aleyhim bi vekil &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;42. Allahü yeteveffel enfüse hıyne mevtiha velleti lem temüt fi menamiha fe yümsikülleti kada aleyhel mevte ve yürsilül uhra ila ecelim müsemma inne fi zalike le ayatil li kavmiy yetefekkerun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43. Emittehazu min dunillahi şüfea' kul ev lev kanu la yemlikune şey'ev ve la ya'kılun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;41. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;42. Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43. Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;44. Kul lillahiş şefaatü cemia lehu mülküs semavati vel ard sümme ileyhi türceun &lt;br /&gt;44. De ki: "Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;53. Kul ya ıbadiyellezıne esrafu ala enfüsihim la taknetu mir rahmetillah innellahe yağfiruz zünube cemia innehu hüvel ğafurur rahıym &lt;br /&gt;53. De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;12-YUSUF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;87-…..la tey'esu mir ravhıllahi innehu la yey’esü min ravhillahi illel kavmül kafirun&lt;br /&gt;87-….. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;7-ARAF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;170 Vellezine yümessikune bil kitabi ve ekamüs salah inna la nüdıy'u ecral muslihıyn &lt;br /&gt;(170) Kitaba sımsıkı sarılanlara ve salatı/dua-yı yerine getirenlere gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;33-AHZAB&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;56. İnnellahe ve melaiketehu yüsallune alen nebiyy ya eyyühellezıne amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima &lt;br /&gt;56. Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;4-NİSA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;87. Allahü la ilahe illa hu le yecmeanneküm ila yevmil kıyameti la raybe fıh &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ve men asdeku minellahi hadisa &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;87. Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Andolsun, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;7-ARAF- 185-.... fe bi eyyi hadisin ba'dehu yü'minun (BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;77-MÜRSELAT -50-Fe bi eyyi hadiysin ba'dehu yü'minune.(BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;YUKARDA YAZILI AYETLERİ ÖZETLERSEK :&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ALLAH KENDİNDEN BAŞKA HİÇ BİR İLAH BULUNMAYANDIR. Büyük Arş’ın Rabbidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALLAH İNDİNDE DİNİN ADI İSLAM’DIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUHAMMED (SAS) O’NUN RESULÜDÜR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALLAH,AYAKTA,OTURURKEN,UZANIRKEN,EĞİLİRKEN,SECDEDE HER ZAMAN ANILIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALLAH’I ZİKRETMEK İBADETLERİN EN BÜYÜĞÜDÜR;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKLINI KULLANMAYANLAR ÜZERİNE PİSLİK YAĞAR;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLENLE BİLMEYEN BİR-EŞİT OLMAZ;&lt;br /&gt;,&lt;br /&gt;ŞEFAAT TÜMÜYLE ALLAH’INDIR;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALLAH’IN RAHMETİNDEN ÜMİD KESİLMEZ,SADECE KAFİRLER ÜMİD KESER;Tüm günahları bağışlayan sadece O’dur.;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALLAH VE MELEKLERİ PEYGAMBERE S A L A T EDERLER.SİZ DE SALAT-U SELAM EDİN;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KİTAB’A SARILIP SALATA DEVAM EDENLERİN ECRİ KAYBOLMAZ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALLAH’TAN BAŞKA DOĞRU –GERÇEK SÖZ SÖYLEYEN OLMAZ; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerisi size kalmış………………………SELAM VE DUA İLE……..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;01-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;LAİLAHE İLLALLAH-100,&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;02-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;FATİHA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;7-100, Bazı kitaplarda 1000 Fatiha tavsiye ediliyor..meşru dilek için..100 okusan 10 günde yine ayni sayıya varırsın…önemli olan az ama devamlı ve anlamını düşünerek okumaktır…Alemlerin Rabbi elbette her şeyi duyan ve bilendir….İNNEHU HÜVESSEMİULALİYM….(.8/61, 12/34, 41/36, 44/6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;03-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İHLAS-7-100, &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;04-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;LAİLAHE İLLALLAHÜL MELİKÜL HAKKUL MÜBİN MUHAMMEDUN RESULULLAHİ SADIKUL VADİL EMİN&lt;br /&gt;-7-100, &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;05-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;SALATEN TEFRİCİYE-7-100,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;06-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;SALATEN TUNCİNA-7-100,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;07-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;SUBHALLAHİ VE BİHAMDİHİ SUBHALLAHİLAZİYM ESTAĞFURULLAH VE ETUBU İLEYH-7-100,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;08-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ESTAĞFURULLAH İNNEHU KANE TEVVABA İNNEHU KANE GAFFARA, innehu huvessemiul aliym ,İNNE RABBİ RAHİYMÜN VEDUD-7-100&lt;br /&gt;(İNNEHU KANE GAFFARA-İNNEHU KANE TEVVABA)&lt;br /&gt;71-NUH-10-&lt;br /&gt;10. Fekultüstağfiru rabbekum &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;innehu kane ğaffaren. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;10. "Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;O çok bağışlayıcıdır.' &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;A.BULAÇ 10- 'Bundan böyle' dedim. 'Rabbinizden bağışlanma (mağfiret) dileyin; çünkü gerçekten &lt;br /&gt;O, çok bağışlayandır. &lt;br /&gt;D.VAKFI 10. Dedim ki : Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü &lt;br /&gt;O çok bağışlayıcıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;110-NASR-3-&lt;br /&gt;3. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh* &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;innehu kane tevvaba &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;3. "artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet 3.Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Çünkü &lt;br /&gt;O, tevbeleri çok kabul edendir. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşar Nuri 3. Tespih et Rabbini O'na hamt ile! Ve O'ndan af dile! Çünkü O, &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Tevvâb'dır, günahları affeder sınırsız bir şekilde. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11-HUD-90-… &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;inne rabbiy rahiymün vedud&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;(90…. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, (müminleri) çok sever…. Rabbim çok esirgeyici ve sevgi doludur. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Rabbim Rahîm'dir, rahmeti sınırsızdır; &lt;br /&gt;Vedûd'dur, çok sevgilidir.)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;PARENTEZ İÇİ BİLGİ İÇİNDİR….BU DUA ÇOK BELALARI ÖNLER…TEVBE İÇİN SEÇİLİDİR…..VEDUD KURAN İÇİNDE SADECE BU AYETTE GEÇER…..……&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İnnehu kane gaffara ve innehu kane tevvaba da yine sadece bu yazılan ,&lt;br /&gt;innehu huvessemiul aliym.8/61, 12/34, 41/36, 44/6 ncı ayetlerdedir.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;09-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ALLAHÜMMESTUR AVRATİNA VE AMİN RAVATİNA, ALLAHÜMME YA ALİMESSIRRI VENNECVA VE YA KAŞİFEDDURRİ VEL BELAYA İC’ALİL EMRE FERECEN VE MAHRECEN Bİ RAHMETİKE YA ERHAMERRAHİMİYN-7-100&lt;br /&gt;Ayıplarımızı ört ,Korkularımızdan bizi emin kıl..&lt;br /&gt;BÜYÜK DUA-GÜMÜŞHANEVİ-İSLAMOĞLU YAYINCILIK-1995-SH.29&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;10-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;SÜBHANEKE LA İLAHE İLLA ENTE YA ZEL CELALİ VEL İKRAM, YA BEDİUSSEMAVATİ VEL ARD,YA MALİKEL MÜLK, YA HAYYU YA KAYYUM Bİ RAHMETİKE ESTAGİSU, RABBİ NECCİNİ MİMMA ENE FİYH RABBİ HEB Lİ FERACEN VE MAHRECEN BİRAHMETİKE YA ERHAMERRAHİMİYN-100&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;11-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ALLAHÜMME İNNİ ESELÜKE Bİ HAKKI İSMİLLEZİY EVVELİYİ ALİN, AHİRİHİ ALİN VE ALAİ ALLAH-7-100&lt;br /&gt;BÜYÜK DUA KİTABI-MUSTAFA VARLI-ESMA YAYNLARI,1998..SH.322-323&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;12-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;RABBİ ENZİLNİ MÜNZELEN MÜBAREKEN VE ENTE HAYRÜL MÜNZİLİN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;23-MÜMİNUN/29.. "Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın."NUH(AS)..SÖYLEMESİ İÇİN İNMİŞTİR..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Dileğince oku….&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;RÜYADA OKUTULMUŞTUR……………&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;13-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;RABBİ İNNİ LİMA ENZELTE MİN HAYRİN FAKİYR&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;28-KASAS/24.."Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım HZ.MUSA(AS)AĞZINDAN Dileğince oku…. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;BEN BUNA DAR ZAMAN DUASI DİYORUM...&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;14-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;FALLAHÜ HAYRÜN HAFIZAN VE ENTE ERHAMÜRRAHİMİYN&lt;br /&gt;12-YUSUF/64.. Allah en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir”YAKUB(AS) AĞZINDAN.. Dileğince oku… &lt;br /&gt;BU DA KORUMA DUASIDIR&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;15-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;RABBİ İMMA TURİYENNİ MA YUADUNE RABBİ FELA TEC’ALNİ FİYL KAVMİZZALİMİYN, VE RABBİ EUZÜ BİKE MİN HEMAZATİŞŞEYATİYNİ VE EUZÜ BİKE RABBİ EN YAHDURUN&lt;br /&gt;23-MÜMİNUN/94-95-97-98…."Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma." , Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım." "Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım."&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Dileğince oku…. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;CEHENNEMİN ATEŞİNDEN, GÜNEŞİN SICAĞINDAN, ZEMHERİNİN SOĞUĞUNDAN KORUR..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;16-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ELA İNNE NASRALLAHİ KARİYB VE ENTE HAYRURRAZİKİYN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;2-bakara-214…. ela inne nasrallahi kariyb Bak işte, Allah'ın yardımı yakındır..&lt;br /&gt;MAİDE-114………..verzukna ve ente hayrır razikıyn&lt;br /&gt;114-Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın"&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;17-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ULAİKE NASİYBÜN MİMMA KESEBU VALLAHİ SERİUL HİSAB&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;2-BAKARA/202.NCİ AYET…(rabbena atina fid dünya hasenetev ve fil ahırati hasenetev ve kına azaben nar: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! ), DİYEN 201.NCİ AYETTEN SONRA GELİR….. İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir nasip vardır. (Şüphesiz) Allah'ın hesabı çok süratlidir. …MEALEN ANLAMINDADIR….&lt;br /&gt;HER NAMAZDAN SONRA 7 ŞER KERE OKUNMASI TAVSİYE EDİLMEKTEDİR…..MEŞRU DİLEK İÇİN….&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;18-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ALLAHÜ LATİYFÜN BİADİHİ YERZUKU ME YEŞAÜ VE HÜVEL KAVİYYÜL AZİZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;42-ŞURA/19-Allah kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Rızkın artması için tavsiye ediliyor…dileğince…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;19-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İNNALLAHE HÜVERREZZAKU ZÜL KUVVETİL METİN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;51-ZARİYAT/58… Şüphesiz Allah, rızık veren, sarsılmaz kuvvet sahibi O'dur. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Rızkın artması için tavsiye ediliyor…dileğince…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;20-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;VE TERZÜKÜ MEN TEŞAÜ Bİ GAYRİ HİSAB&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;3-ALİ İMRAN-27-Dilediğine de hesapsız rızık verirsin &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;.Dileğince oku…………..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;21-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;YA BEDİİ YA KEBİRİ YA FETTAH,YA HANNAN YA MENNAN YA KUDDÜS,VE REFAĞNA LEKE ZİKREK ZÜL CELALİ VEL İKRAM&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;RÜYADA OKUTULAN TESBİH…DEVAM EDİNİZ…….DİLEĞİNCE&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;22-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SELAMÜN KAVLEN MİN RABBİN RAHİYM-818&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;36-YASİN/58.NCİ AYET….CENNETTEKİ MÜTTEKİLER İÇİN…(ONLARA RAHİYM RAB’DEN BİR DE SELAM VARDIR)MEALİNDEKİ AYET…&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HERGÜN SAYISINCA MEŞRU DİLEK İÇİN OKUNURSA RED EDİLMEYECEĞİ KUVVETLE UMULUR……EN AZ 3 GÜN DEVAM EDİLMESİ TAVSİYE EDİLMİŞ….&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;23-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;NADÜ ALEYYE MÜZHİREL ACAİB,TECİDHÜ AVNEN LEKE FİNNEVAYİB, LİKÜLLİ HEMMİN VE GAMMİN , SEYENCELİ Bİ AZAMETİKE YA ALLAH ,Bİ NÜBUVVETİKE YA MUHAMMED,Bİ VELAYETİKE YA ALİ…..&lt;br /&gt;DUA HAZİNESİ-Mustafa Ertuğrul-1990-Sağlam yayınevi….isimli kitabın 157-163. Ncü sahifelerindedir….HER DİLEK İÇİN VE YARDIM İSTENDİĞİNDE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;24-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ESTAĞFURULLAH,İNNEHU KANE TEVVABA,İNNEHU KANE GAFFARA,İNNEHU HUVESSEMİUL ALİYM,HASBİYALLAHU LA İLAHE İLLA HU ALEYHİ TEVEKKELTÜ VE HÜVE RABBİL ARŞİL AZİYM VE LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYİL AZİYM, SEHLEN Bİ AFFİKE YA AZİZ……&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;innehu kane ğaffaren.71/10, innehu kane tevvaba.110/3,innehu huvessemiul aliym.8/61-12/34-41/36-44/6 ncı ayetlerde,hasbiyallahu la ilahe illa huve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbil arşil aziym.9/129 ayet.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Nasuh Tevbe için ideal bir dua demeti…..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;100-1000 …DİLEĞİNCE OKUNUR….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;25-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;YA ALLAH,YA AZİM,YA AZİZ, YA FETTAH YA CEBBAR-311&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;MEŞRU HER DİLEK İÇİN…SAYISINCA OKUNUR…….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;26-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;MURATLAR İÇİN GÜNLERİN ESMASI ;&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PAZAR-YA FETTAH-489, PAZARTESİ-YA LATİF-129, SALI-YA KABİZ-903, &lt;br /&gt;ÇARŞAMBA-YA KAFİ-111,&lt;br /&gt;PERŞEMBE-YA REZZAK-308, CUMA-YA NUR-256, CUMARTESİ-YA GANİY-1060……..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DUA HAZİNESİ.M.ERTUĞRUL,SAĞLAM YAYINEVİ.1990.SHF.80&lt;br /&gt;DİĞER ESMALAR İÇİN AYNİ KİTAP..SHF.64-79…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;27-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ALELLAHİ TEVEKKELNA,RABBEFTAH BEYNENA VE BEYNE KAVMİNA BİL HAKKI VE ENTE HAYRÜL FATİHİYN-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;7-ARAF-89.NCU AYET….. Biz sadece Allah'a dayanırız. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın. *&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;BİRİYLE DAVAN OLDUGUNDA OKUNUR….. HAKSIZSAN OKUMA SANA DÖNER….&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;28-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;23/14. fe tebarakellahü ahsenül halikıyn&lt;br /&gt;    23/14……..Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şânı ne yücedir!&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;29-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;40/64- … fe tebarakellahü rabbül alemin&lt;br /&gt;40/64- ….Ne yücedir O alemlerin Rabbi olan Allah!&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Bu iki ayetin peşpeşe okunması da tavsiye edilir…….sayısız heryerde..her zaman….&lt;br /&gt;TÜM MEŞRU DİLEKLER İÇİN OKUNUR VE TÜM NAZARLARI SAVAR……Bi iznillah….&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;30-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;MÜMİN&lt;br /&gt;40/65. Hüvel hayyü la ilahe illa hüve fed'uhü muhlisiyne lehüd din elhamdü lillahi rabbil alemin &lt;br /&gt;40/65. Gerçek hayat sahibi ancak O'dur, O'ndan başka tapılacak yoktur. Onun için dini halis kılarak O'na. hep O'na yalvarın! Hamd o alemlerin Rabbi olan Allah'ın&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİLEĞİNCE OKU…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;31-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-ALİ İMRAN 173-hasbünellahü ve ni'mel vekil- Allah bize yeter, O ne güzel vekildir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22-HACC 78-ni'mel mevla ve ni'men nasiyr, O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-BAKARA 285-ğufraneke rabbena ve ileykel masiyr, Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİRLEŞTİREREK ŞÖYLECE……&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;-hasbünellahü ve ni'mel vekil, ni'mel mevla ve ni'men nasiyr, ğufraneke rabbena ve ileykel masiyr&lt;br /&gt;Allah bize yeter, O ne güzel vekildir, O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır, Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER ZAMAN , AYAKTA- OTURURKEN--UZANIRKEN….DİLEĞİNCE OKU…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;AŞAĞIYA ÇIKARDIĞIM BU AYET GEREĞİNCE VE İZNİYLE SİZ KURAN İÇİNDEN KOLAYINIZA GELEN YERDEN OKUYUN…YETER Kİ OKUYUN…PEYGAMBERLER VE SEÇİLMİŞLERİN DUA VE SÖZLERİ DE BAŞKA BİR REHBERDİR…VESSELAM…..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;73-MÜZZEMMİL&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;20. İnne rabbeke ya'lemu enneke tekumu edna min suluseyilleyli ve nısfehu ve sulusehu ve taifetun minelleziyne me'ake vallahu yukaddirulleyle vennehare 'alime en len tuhsuhu fetabe 'aleykum &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;fakreu ma teyessere minelkur'ani &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;'alime en seyekunu minkum merda ve aharune yadribune fiyl'ardı yebteğune min fadlillahi ve aharune yukatilune fiy sebiylillahi &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;fakreu ma teyessere minhu &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ve ekıymussalate ve atuzzekate ve akridullahe kardan hasenen ve ma tukaddimu lienfusikum min hayrin teciduhu 'ındallahi huve hayren ve a'zame ecren vestağfirullahe innallahe ğafurun rahıymun. &lt;br /&gt;Müzzemmil&lt;br /&gt;(20) (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Artık Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;BUNLARI GÜNLÜK TESBİHATA VE DİLEKLERE YARDIMCI OLSUN DİYE YAZDIM..SİZ KENDİNİZE UYGUN OLANI DUA KİTAPLARINDAN DA BULABİLİRSİNİZ…KURAN İÇİNDEN DAHA İYİ BULURSUNUZ…PEYGAMBERLER VE SEÇİLMİŞLERİN SÖZLERİNE GÖZ ATIN…..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HER DUANIN VE HER İŞİN BAŞI BİSMİLLAH…….&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;SONU ELHAMDÜLİLLAH-TIR…&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;UNUTULMASIN…..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ALLAH-Ü TEALA HAYRINIZA OLAN MEŞRU DİLEKLERİNİZİ KABUL BUYURSUN İNŞALLAH…….&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahimin (23-/109)&lt;br /&gt;Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve selamün ala ibadihillezinastafa (27-/59) &lt;br /&gt;Selam onun seçtiği kullarına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun (37-/180)&lt;br /&gt;Güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların isnat ettikleri vasıflardan münezzehtir. ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve selamün alel mürselin (37-/181)&lt;br /&gt;Selam tüm peygamberlere!,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vel hamdü lillahi rabbil alemin(37-/182)Ve hamd alemlerin Rabbi Allah&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-1706586673624351889?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/1706586673624351889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=1706586673624351889&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/1706586673624351889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/1706586673624351889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2010/04/gunluk-okunabilecek-ayet-dualar.html' title='GÜNLÜK OKUNABİLECEK AYET-DUALAR'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-1557159959737452903</id><published>2010-04-22T00:26:00.004+03:00</published><updated>2011-05-05T02:48:11.061+03:00</updated><title type='text'>BİN YILLIK BEDDUAYI KALDIRAN DUA</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;BİN    YILLIK   BEDDUAYI   KALDIRAN   DUA&lt;br /&gt;Bismillahirrahmanirrahim&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;3 - ALİ İMRAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;8. Rabbena la tüzığ kulubena ba'de iz hedeytena veheb lena mil ledünke rahmeh* inneke entel vehhab &lt;br /&gt;9. Rabbena inneke camiun nasi li yevmil la raybe fih* innellahe la yuhlifül miad &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Ey Rabbimiz! Bizi doğruya ve güzele yönelttikten sonra kalplerimizi bozup eğriltme ve bize katından bir rahmet bağışla! Sen, yalnız sen Vahhâb'sın, bol bol bağışta bulunansın.&lt;br /&gt;9. Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;17 – ISRA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;80. Ve kur rabbi edhılni müdhale sıdkıv ve ahricni muhrace sıdkıv vec'al li mil ledünke sültanen nasıyra &lt;br /&gt;81. Ve kul cael hakku ve zehekal batıl innel batıle kane zehuka &lt;br /&gt;82. Ve nünezzilü minel kur'ani ma hüve şifaüv ve rahmetül lil mü'minıne ve la yezıdüz zalimine illa hasara &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;80. Şöyle yakar: "Rabbim! Beni, gireceğim yere doğruluk-dürüstlükle sok, çıkacağım yerden doğruluk-dürüstlükle çıkar. Katından bana yardımcı bir güç/kanıt ver."&lt;br /&gt;81. Yine de ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur.&lt;br /&gt;82. Biz, Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;110. Kulid'ullahe evid'ur rahman eyyem ma ted'u fe lehül esmaül husna ve la techer bi salatike ve la tühafit biha vebteğı beyne zalike sebila  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;111. Ve kulil hamdü lillahillezı lem yettehız veledev ve lem yekül lehu şerikün fil mülki ve lem yekül lehu veliyyüm minez zülli ve kebbirhü tekbira  &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;110 De ki: "İster Allah diye yakarın, ister Rahman diye yakarın. Hangisiyle yakarırsanız yakarın, en güzel isimler/Esmâül Hüsna O'nundur. Namazında/duanda sesini yükseltme, kısma da. İkisi ortası bir yol tut."&lt;br /&gt;111 Şöyle de: "Hamd, o Allah'a özgüdür ki, çocuk edinmemiştir; mülk ve yönetiminde ortağı yoktur; âcizlik yüzünden dost-yardımcı  edinmemiştir." Ve tekbir getirerek yücelt O'nu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;25 – FURKAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;58. Ve &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;tevekkel alel hayyillezi la yemutü &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; ve sebbih bi hamdih ve kefa bihi bizünubi ıbadihi habira&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58.&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarını O'nun bilmesi yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;11 – HUD&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;88. Kale ya kavmi eraeytüm in küntü ala beyyinetim mir rabbi ve razekani minhü rizkan hasena ve ma ürıdü en ühalifeküm ila ma enhaküm anh in ürıdü illel ıslaha mesteta'tü &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ve ma tevfıkıy illa billah aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünib &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;88- Dedi ki: 'Ey kavmim görüşünüz nedir söyler misiniz? Ya ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve O da beni kendisinden güzel bir rızık ile rızıklandırmışsa? Ben, size yasakladığım şeylere (kendim sahiplenmek suretiyle) size aykırı düşmek istemiyorum. Benim istediğim, gücüm oranında yalnızca ıslah etmektir. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Benim başarım ancak Allah iledir; O'na tevekkül ettim ve O'na içten yönelip-dönerim.'&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;4 – NİSA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;45. Vallahü ağlemü bi a'daiküm ve &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;kefa billahi veliyyev ve kefa billahi nasıyra &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;45. Allah sizin düşmanlarınızı daha iyi bilir. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;17-ISRA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;96. Kul &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;kefa billahi şehıdem &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;beynı ve beyneküm innehu kane bi ıbadihı habirem basıyra &lt;br /&gt;96-De ki: &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;"Allah, sizinle benim aramda şahit olarak yeter&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;. Gerçekten O, kullarından haberdardır, çok iyi görendir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;33 – AHZAB&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;3. Ve tevekkel alellah ve &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;kefa billahi vekila &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; 3. Allah'a dayanıp güven! &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Vekil olarak Allah yeter&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;202. Ülaike lehüm nasıybüm mimma kesebu* vallahü seriul hisab &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;202. İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir nasip vardır. (Şüphesiz) Allah'ın hesabı çok süratlidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;214. Em hasibtüm en tedhulül cennete ve lemma ye'tiküm meselüllezıne halev min kabliküm* messethümül be'saü ved darraü ve zülzilu hatta yekuler rasulü vellezine amenu meahu meta nasrullah* &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ela inne nasrallahi kariyb &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; 214. (Ey müminler! ) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler.&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;5-MAİDE&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;114. Kale ıysebnü meryemellahümme rabbena enzil aleyna maidetem mines semai tekunü lena ıydel li evvelina ve ahırina ve ayetem minke &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;verzukna ve ente hayrur razikıyn &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt; 114-Meryem oğlu İsa şöyle yalvardı: "Allah, ey bizim yegane Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve kudretinden bir nişane olsun! &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Bizleri rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!"&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;YUKARDA AYETLERİN YERLERİ VE ANLAMLARI YAZILI……KOYU HARFLE YAZILMIŞ OLANLAR BU DUANIN İÇİNE GİRİYOR….TOPLAM OKUMAK GEREKİRSE :&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Bismillahirrahmanirrahim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Rabbena la tüzığ kulubena ba'de iz hedeytena veheb lena mil ledünke rahmeh* inneke entel vehhab &lt;br /&gt;9. Rabbena inneke camiun nasi li yevmil la raybe fıh* innellahe la yuhlifül miad ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80. Ve kur rabbi edhılni müdhale sıdkıv ve ahricni muhrace sıdkıv vec'al li mil ledünke sültanen nasıyra &lt;br /&gt;81. Ve kul cael hakku ve zehekal batıl innel batıle kane zehuka &lt;br /&gt;82. Ve nünezzilü minel kur'ani ma hüve şifaüv ve rahmetül lil mü'minine ve la yezidüz zalimine illa hasara ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;110. Kulid'ullahe evid'ur rahman eyyem ma ted'u fe lehül esmaül husna ve la techer bi salatike ve la tühafit biha vebteğı beyne zalike sebila &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;111. Ve kulil hamdü lillahillezi lem yettehız veledev ve lem yekül lehu şerikün fil mülki ve lem yekül lehu veliyyüm minez zülli ve kebbirhü tekbira &lt;br /&gt;25-58-Tevekkeltü  alel hayyillezi la yemutü  -3 KEZ TEKRAR ET-ÖLÜMSÜZ VE DAİMA DİRİ OLAN ALLAH’A GÜVENİP DAYANIRIM&lt;br /&gt;11-88-ve ma tevfikiy illa billah aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünib&lt;br /&gt;4-45-kefa billahi veliyyev ve kefa billahi nasiyra,&lt;br /&gt; 17-96-kefa billahi şehiden 33-3-ve kefa billahi vekila&lt;br /&gt;2-214-  ela inne nasrallahi kariyb,5-114 ve ente hayrur razikıyn&lt;br /&gt;2-202-Ülaike lehüm nasiybüm mimma kesebu* vallahü seriul hisab&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANLAMI-MEALEN………&lt;br /&gt;Bismillahirrahmanirrahim&lt;br /&gt;3-8- Ey Rabbimiz! Bizi doğruya ve güzele yönelttikten sonra kalplerimizi bozup eğriltme ve bize katından bir rahmet bağışla! Sen, yalnız sen Vahhâb'sın, bol bol bağışta bulunansın.&lt;br /&gt;9. Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez.&lt;br /&gt;17-80 Şöyle yakar: "Rabbim! Beni, gireceğim yere doğruluk-dürüstlükle sok, çıkacağım yerden doğruluk-dürüstlükle çıkar. Katından bana yardımcı bir güç/kanıt ver."&lt;br /&gt;81. Yine de ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur.&lt;br /&gt;82. Biz, Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.&lt;br /&gt;110 De ki: "İster Allah diye yakarın, ister Rahman diye yakarın. Hangisiyle yakarırsanız yakarın, en güzel isimler/Esmâül Hüsna O'nundur. Namazında/duanda sesini yükseltme, kısma da. İkisi ortası bir yol tut."&lt;br /&gt;111 Şöyle de: "Hamd, o Allah'a özgüdür ki, çocuk edinmemiştir; mülk ve yönetiminde ortağı yoktur; âcizlik yüzünden dost-yardımcı  edinmemiştir." Ve tekbir getirerek yücelt O'nu!&lt;br /&gt;25-58-Tevekkeltü  alel hayyillezi la yemutü  -3 KEZ TEKRAR ET-ÖLÜMSÜZ VE DAİMA DİRİ OLAN ALLAH’A GÜVENİP DAYANIRIM&lt;br /&gt;11-88-Benim başarım ancak Allah iledir; O'na tevekkül ettim ve O'na içten yönelip-dönerim.'&lt;br /&gt;4-45-Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter.&lt;br /&gt;17-96-Şahit olarak  da yeter,  33-3-Vekil olarak  da Allah yeter&lt;br /&gt;            2-214-  Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır.5-114-ALLAH’IM  Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!"&lt;br /&gt;2-202-İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir nasip vardır. (Şüphesiz) Allah'ın hesabı çok süratlidir..Hesabı çabuk görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;BU DUAYI BİR KİTABTA GÖRDÜM…BEN DE BİRKAÇ AYET EKLEDİM….BAKARA 202 BİRİSİ….O DA HER NAMAZDAN SONRA HACET İÇİN 7 KERE OKUNMASINI TAVSİYE EDEN BİR GÖRÜŞTEN……HERKESİN MUTLAK MEŞRU  İHTİYACI-HACETİ VARDIR….İNŞAALLAHÜ TEALA HAYIRLIYSA KABUL BUYURUR…..SONUNDA DÜNYA VE AHİRETLE İLGİLİ ÇOK DUA OLMASINA RAĞMEN ÇOK SEVDİĞİM BİR AYETİ BURAYA YAZMAK İSTİYORUM….OKUYUP OKUMAMAK SİZE AİT…HER MÜMİNİN BUNU EZBERE BİLİP DEVAMLI OKUMASINI İSTERDİM…..36-YASİN VE 67-MÜLK SURELERİNİN EZBERLERİNDE VE KALPLERİNDE OLMASINI İSTEDİĞİM  GİBİ…..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;3-ALİ İMRAN&lt;br /&gt;193. Rabbena innena semi'na münadiyey yünadi lil imani en aminu bi rabbiküm fe amenna* rabbena fağfir lena zünubena ve keffir anna seyyiatina ve teveffena meal ebrar &lt;br /&gt;194. Rabbena ve atina ma veadtena ala rusülike ve la tuhzina yevmel kıyameh* inneke la tuhlifül miad &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;193-Ey Rabbimiz, gerçekten biz: "Rabbinize iman edin!" diye imana çağıran bir davetçiyi işittik ve derhal iman ettik. Ey Rabbimiz, günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizleri, Sana ermiş kullarınla-iyilerle  birlikte yanına al!&lt;br /&gt;194. Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vâdettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; şüphesiz sen vâdinden caymazsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ALLAH-Ü TEALA HAYRINIZA OLAN  MEŞRU  DİLEKLERİNİZİ KABUL BUYURSUN İNŞALLAH…….&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahimin (23-/109)&lt;br /&gt;Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve selamün ala ibadihillezinastafa (27-/59) &lt;br /&gt;Selam onun seçtiği kullarına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun (37-/180)&lt;br /&gt; Güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların isnat ettikleri vasıflardan münezzehtir. ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ve selamün alel mürselin (37-/181)&lt;br /&gt;Selam tüm peygamberlere!,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vel hamdü lillahi rabbil alemin(37-/182)&lt;br /&gt;Ve hamd alemlerin Rabbi Allah'a!&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-1557159959737452903?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/1557159959737452903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=1557159959737452903&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/1557159959737452903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/1557159959737452903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2010/04/bin-yillik-bedduayi-kaldiran-dua.html' title='BİN YILLIK BEDDUAYI KALDIRAN DUA'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-1198219560174843810</id><published>2010-04-17T03:19:00.007+03:00</published><updated>2011-05-05T02:48:56.778+03:00</updated><title type='text'>PEYGAMBERLER  VE  SEÇİLMİŞLERİN  DUALARI</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;PEYGAMBERLER  VE  SEÇİLMİŞLERİN  DUALARI  VE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   SÖYLEDİKLERİNDEN  GÖZE TAKILANLAR&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bismillahirrahmânirrahîm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; HZ.ADEM- HAVVA (AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-7-ARAF-&lt;br /&gt;23-rabbena zalemna enfüsena ve il lem tağfir lena ve terhamna lenekunenne minel hasirın &lt;br /&gt;23-Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.ADEM- HAVVA (AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.NUH(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   2-71-NUH&lt;br /&gt;28. Rabbiğfirliy ve livalideyye ve limen de hale beytiye mu'minen ve lilmu'miniyne velmu'minati ve la tezidizzalimiyne illa tebaren. &lt;br /&gt;28. -Ey Rabbim, beni, babamı, annemi, mümin olarak evime gireni, bütün inanan erkekleri ve inanan kadınları bağışla! Zalimlerin ise ancak helakını artır!" NUH(AS)&lt;br /&gt;3-11-HUD&lt;br /&gt;41. Ve kalerkebu fıha bismillahi mecraha ve mürsaha inne rabbı le ğafurur rahıym &lt;br /&gt;41 (Nûh), “Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” NUH(AS)&lt;br /&gt;4-11-HUD&lt;br /&gt;47. Kale rabbi innı euzü bike en es'eleke ma leyse lı bihı ılm ve illa tağfirlı ve terhamnı eküm minel hasirın &lt;br /&gt;47. Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. NUH(AS)&lt;br /&gt;5-28-MÜMİNUN&lt;br /&gt;28. kulil hamdü lillahillezı neccana minel kavmiz zalimin 29. Ve kur rabbi enzilni münzelem mübarakev ve ente hayrul münzilin &lt;br /&gt;28. "Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah'a hamd olsun" de.&lt;br /&gt;29. Yine de ki: "Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın. NUH (AS)&lt;br /&gt;6-71-NUH&lt;br /&gt;(10) Fekultüstağfiru rabbekum innehu kane ğaffaren&lt;br /&gt;10. Dedim ki : Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır. NUH(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; HZ. LUT(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-29-ANKEBUT&lt;br /&gt;30. Kale rabbinsurnı alel kavmil müfsidın &lt;br /&gt;30. (Lût) "Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et" dedi. LUT(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ. ZÜLKARNEYN(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-18-KEHF&lt;br /&gt;95. Kale &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ma mekkenni fihi rabbi hayrun &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;fe eiynuni bi kuvvetin ec'al beyneküm ve beynehüm redma &lt;br /&gt;95. Zülkarneyn, &lt;br /&gt;"&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım" dedi. ZÜLKARNEYN(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; ASHAB-I-KEHF(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;9-18-KEHF&lt;br /&gt;10. İz evel fityetü ilel kehfi fe kalu rabbena atina mil ledünke rahmetev ve heyyi' lena min emrina raşeda &lt;br /&gt;10. Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi. ASHAB-I-KEHF(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; HZ. İBRAHİM)(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-6-ENAM&lt;br /&gt;79. İnni veccehtü vechiye lillezi fetaras semavati vel erda hanifev ve ma ene minel müşrikin &lt;br /&gt;79. "Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben Allah'a ortak koşanlardan değilim." İBRAHİM)(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11-14-İBRAHİM&lt;br /&gt;39. Elhamdü lillahillezı vehebe lı alel kiberi ismaıyle ve ishak inne rabbı le semıud düa' &lt;br /&gt;40. Rabbic'alni mükiymes salati ve min zürriyyeti rabbena ve tekabbel düa' &lt;br /&gt;41. Rabbenağfir li ve li valideyye ve lil mü'minine yevme yekumül hisab &lt;br /&gt;39. "Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail'i ve İshak'ı veren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir." &lt;br /&gt;40. "Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle." &lt;br /&gt;41. "Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla." &lt;br /&gt;(İBRAHİM)(AS)&lt;br /&gt;12-26-ŞUARA&lt;br /&gt;83. Rabbi heb li hükmev ve elhıkni bis salihiyn &lt;br /&gt;83- Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat. &lt;br /&gt;İBRAHİM)(AS) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13-2-BAKARA&lt;br /&gt;127-Ve iz yerfeu ibrahimül kavaide minel beyti ve ismaiyl* rabbena tekabbel minna* inneke entes semiul alim &lt;br /&gt;128. Rabbena vec'alna müslimeyni leke ve min zürriyyetina ümmetem müslimetel leke ve erina menasikena ve tüb aleyna* inneke entet tevvabür rahiym &lt;br /&gt;127. Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe'nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" diyorlardı. &lt;br /&gt;128. "Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.İBRAHİM VE HZ İSMAİL (AS) &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;14-60-MÜMTAHİNNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-rabbena 'aleyke tevekkelna ve ileyke enebna ve ileykelmasiyru.&lt;br /&gt;5. Rabbena la tec'alna fitneten lilleziyne keferu vağfir lena rabbena inneke entel'azizül hakim.&lt;br /&gt;4-"Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır."&lt;br /&gt;5. "Ey Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin." İBRAHİM(SA)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;GÖREVLİ MELEKLER&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;15-11-HUD&lt;br /&gt;(73) Kalu e ta'cebıne min emrillahi rahmetüllahi ve berakatühu aleykum ehlel beyt &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;innehu &lt;br /&gt;hamidüm mecid &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;69. Andolsun ki elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjde getirdiler ve: "Selam (sana)" dediler. O da: "(Size de) selam" dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.&lt;br /&gt;73 Dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerinizdedir ey ev halkı!&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; O Hamîd'dir, Mecîd'dir&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;." GÖREVLİ MELEKLER(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;PEYGAMBERLER&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;16-26-ŞUARA&lt;br /&gt;107. İnni leküm rasulün emin &lt;br /&gt;108. Fettekullahe ve etiy'un &lt;br /&gt;109. Ve ma es'elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemin &lt;br /&gt;107. Bilin ki ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.&lt;br /&gt;108. Öyleyse Allah'a karşı gelmekten sakının da bana itaat edin!&lt;br /&gt;109. "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;BU SURE İÇİNDE MUSA,NUH,SALİH,HUD,LUT,ŞUAYB(AS)LAR ,AYNI SÖZLERİ SÖYLERLER&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;…….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; İNANAN MÜMİN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17-18-KEHF&lt;br /&gt;38. Lakinne hüvellahü rabbi ve la üşrikü bi rabbı ehada &lt;br /&gt;39. Ve lev la iz dehalte cenneteke kulte &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ma şaellahü la kuvvete illa billah &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;in terani ene ekalle minke malev ve veleda &lt;br /&gt;38. "Fakat O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam." &lt;br /&gt;39,. "Bağına girdiğinde ‘ &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;' deseydin ya!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; HZ.YAKUB(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;                     &lt;br /&gt;18-12-YUSUF&lt;br /&gt;64………………. fellahü hayrun hafizav ve hüve erhamür rahimin&lt;br /&gt;64-………………. Allah en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir. &lt;br /&gt;YAKUB(AS)&lt;br /&gt;19-12-YUSUF&lt;br /&gt;(98) Kale sevfe estağfiru leküm rabbı innehu hüvel ğafurur rahıym &lt;br /&gt;98. (Ya'kub:) Sizin için Rabbimden af dileyeceğim. Çünkü O çok bağışlayan, pek esirgeyendir, dedi. YAKUB(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.YUSUF(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;20-12-YUSUF&lt;br /&gt;53. Ve ma überriü nefsı innen nefse le emmaratüm bis sui illa ma rahime rabbi inne rabbi ğafurur rahiym &lt;br /&gt;53. "Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi. YUSUF(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21-12-YUSUF(AS)&lt;br /&gt;14-101. Rabbi kad ateytenı minel mülki ve allemtenı min te'vılil ehadıs fatıras semavati vel erdı ente veliyyı fid dünya vel ahırah teveffenı müslimev ve elhıknı bis salihıyn &lt;br /&gt;101. "Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat." YUSUF(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                      &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; HZ.EYYUB(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22-21-ENBİYA&lt;br /&gt;83. Ve eyyube iz nada rabbehu enni messeniyed durrü ve ente erhamür rahimin &lt;br /&gt;83. Eyyûb'u da hatırla. Hani o Rabbine, "Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti. HZ.EYYUB(AS)&lt;br /&gt;23-38-SAD&lt;br /&gt;41. Vezkür abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve azab &lt;br /&gt;41. (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti. HZ.EYYUB(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42. Ürkud bi riclik haza muğteselüm baridüv ve şerab &lt;br /&gt;42. Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.ŞUAYB(SA)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;24-11-HUD&lt;br /&gt;88. ve ma tevfıkıy illa billah aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünıb &lt;br /&gt;88. . Başarım ancak Allah'ın yardımı iledir. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum." ŞUAYB(SA)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25-7-ARAF&lt;br /&gt;89-… rabbüna vesia rabbüna külle şey'in ilma alellahi tevekkelna rabbeneftah beynena ve beyne kavmina bil hakkı ve ente hayrul fatihiyn&lt;br /&gt;89-… Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın. &lt;br /&gt;HZ.ŞUAYB(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26-11-HUD&lt;br /&gt;90. Vestağfiru rabbeküm sümme tubu ileyh inne rabbi rahiymüv vedud &lt;br /&gt;90. “Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.” ŞUAYB(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     &lt;br /&gt;                     &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.MUSA(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;27-7-ARAF-&lt;br /&gt;151. Kale rabbığfir lı ve li ehıy ve edhılna fı rahmetike ve ente erhamür rahımın &lt;br /&gt;151- Yarabbi! Ben ve kardeşimi affet Rahmetine bizi de dahil et Çünkü merhamet edenlerin en merhametlisi Sen’sin HZ.MUSA(AS)&lt;br /&gt;28-7-ARAF &lt;br /&gt;155-………….ente veliyyüna fağfir lena verhamna ve ente hayrul ğafirin&lt;br /&gt;155-…………..Sen bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen bağışlayanların en hayırlısısın. HZ.MUSA(AS)&lt;br /&gt;29-20-TAHA&lt;br /&gt;25. Kale rabbişrah li sadri &lt;br /&gt;26. Ve yessir li emri &lt;br /&gt;27. Vahlül ukdetem mil lisani &lt;br /&gt;28. Yefkahu kavli &lt;br /&gt;25. Mûsâ dedi ki: "Rabbim! Gönlüme ferahlık ver." &lt;br /&gt;26. "İşimi bana kolaylaştır." &lt;br /&gt;27- 28-"Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar HZ.MUSA(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30-28-KASAS&lt;br /&gt;16. Kale rabbi inni zalemtü nefsi fağfirli fe ğafera leh innehu hüvel ğafurur rahiym &lt;br /&gt;16-Mûsâ, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz o, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. HZ.MUSA(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31-40-MÜMİN&lt;br /&gt;27. Ve kale musa inni uztü bi rabbi ve rabbiküm min külli mütekebbiril la yü'minü bi yevmil hisab &lt;br /&gt;27. Mûsâ da, "Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi. HZ.MUSA(AS)&lt;br /&gt;32-7-ARAF&lt;br /&gt;128-…. vel akıbetü lil müttekıyn&lt;br /&gt;128-… Sonuç (Allah'tan korkup günahtan) sakınanlarındır .HZ.MUSA(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33-2-BAKARA&lt;br /&gt;67……. euzü billahi en ekune minel cahilin &lt;br /&gt;67----- Cahillerden biri olmaktan Allah'a sığınırım. MUSA(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İNANAN MÜMİN KİMSE(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;34-40-MÜMİN&lt;br /&gt;28. Ve kale racülüm mü'minüm min ali fir'avne yektümü ımanehu etaktülune racülen ey yekule rabbiyellahü ve kad caeküm bil beyyinati mir rabbiküm ve iy yekü sadikay yüsıbküm ba'dullezı yeıdüküm innellahe la yehdı men hüve müsrifün kezzab &lt;br /&gt;28. Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü'min bir adam şöyle dedi: "Rabbim Allah'tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez." &lt;br /&gt;38. Ve kalellezı amene ya kavmit tebiuni ehdiküm sebıler raşad &lt;br /&gt;38. O inanan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim." &lt;br /&gt;39. Ya kavmi innema hazihil hayatüd dünya meta'uv ve innel ahırate hiye darul karar &lt;br /&gt;39. "Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir." &lt;br /&gt;40. Men amile seyyieten fe la yücza illa misleha ve men amile salihüm min zekerin ev ünsa ve hüve mü'minün fe ülaike yedhulunel cennete yürzekune fıha bi ğayri hısab &lt;br /&gt;40. "Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü'min olarak salih bir amel işlerse işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır." &lt;br /&gt;41. "Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz." &lt;br /&gt;41. Ve ya kavmi malı ed'uküm ilen necati ve ted'unenı ilen nar &lt;br /&gt;42. "Siz beni Allah'ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok bağışlayana (Allah'a) çağırıyorum." &lt;br /&gt;42. Ted'unenı li ekfüra billahi ve üşrike bihi ma leyse lı bihi ilmüv ve ene ed'uküm ilel azizil ğaffar &lt;br /&gt;43. La cerame ennema ted'unenı ileyhi leyse lehu da'vetün fid dünya ve la fil ahirati ve enne meraddena ilellahi ve ennel müsrifine hüm ashabün nar &lt;br /&gt;43. "Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah'adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir." &lt;br /&gt;44. "Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir." &lt;br /&gt;44. Fe setezkürune ma ekulü leküm ve üfevvidu emrı ilellah innellahe basıyrum bil ıbad İNANAN MÜMİN KİMSE(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                      &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.SÜLEYMAN(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;35-27-NEML&lt;br /&gt;19. Fe tebesseme dahikem min kavliha ve kale rabbi evzı'ni en eşküra nı'metekelleti en'amte aleyye ve ala valideyye ve en a'mele salihan terdahü ve edhilni bi rahmetike fi ibadikes salihiyn &lt;br /&gt;19. Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!" HZ.SÜLEYMAN(AS)&lt;br /&gt;36-38-SAD&lt;br /&gt;35. Kale rabbiğfir li veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba'di inneke entel vehhab &lt;br /&gt;35. Süleyman, "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" dedi. &lt;br /&gt;HZ.SÜLEYMAN(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; HÜDHÜD KUŞU&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;37-27-NEML&lt;br /&gt;25. Ella yescüdu lillahillezi yuhricül hab'e fis semavati vel erdı ve ya'lemü ma tuhfune ve ma tu'linun &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;26. Allahü la ilahe illa hüve rabbül arşil aziym &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;25. "Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)" &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;26. Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Büyük Arş’ın Rabbidir. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;(HÜDHÜD KUŞUNUN DİLİNDEN)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.YUNUS (AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;38-21-ENBİYA&lt;br /&gt;87. …………………&lt;br /&gt;el la ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin &lt;br /&gt;87. , "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" diye dua etti HZ.YUNUS (AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; HZ.LOKMAN(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39-31-LOKMAN&lt;br /&gt;12. Andolsun, biz &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Lokmân&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;'a "Allah'a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır. &lt;br /&gt;12. Ve le kad ateyna &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;lukmanel &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;hıkmete enişkür lillah ve mey yeşkür fe innema yeşküru li nefsih ve men kefera fe innellahe ğayniyyün hamıd &lt;br /&gt;13. Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür." &lt;br /&gt;13. Ve iz kale lukmanü libnihı ve hüve yeızuhu ya büneyye la tüşrik billah inneş şirke le zulmün azıym &lt;br /&gt;14. İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: "Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır." &lt;br /&gt;14. Ve vessaynel insane bi valideyh hamelethü ümmühu vehnen ala vehniv ve fisalühu fı ameyni enişkür lı ve li valideyk ileyyel mesıyr &lt;br /&gt;15. "Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim." &lt;br /&gt;15. Ve in cahedake ala en tüşrike bı ma leyse leke bihı ilmün fe la tütı'hüma ve sahıbhüma fid dünya ma'rufev vettebı' sebıle men enabe ileyy sümme ileyye merciuküm fe ünebbiüküm bima küntüm ta'melun &lt;br /&gt;16. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Lokmân &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;(öğütlerine şöyle devam etti:) "Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır." &lt;br /&gt;16. Ya büneyye inneha in tekü miskale habbetim min hardelin fe tekün fı sahratin ev fis semavati ev fil erdı ye'ti bihellah innellahe latıyfün habır &lt;br /&gt;17. "Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir." &lt;br /&gt;17. Ya büneyye ekımıs salate ve'mur bil ma'rufi venhe anil münkeri vasbir ala ma esabek inne zalike min azmil ümur &lt;br /&gt;18. "Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez." &lt;br /&gt;18. Ve la tüsa'ır haddeke lin nasi ve la temşi fil erdı meraha innellahe la yühıbbü külle muhtalin fehur &lt;br /&gt;19. "Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!" &lt;br /&gt;19. Vaksıd fı meşyike vağdud min savtik inne emreral asvati le savtül hamır &lt;br /&gt;26. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Şüphesiz Allah her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye layık olandır. &lt;br /&gt;26. Lillahi ma fis semavati vel ard innellahe hüvel ğaniyyül hamıd &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah'ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir&lt;br /&gt;27. Ve lev enne ma fil erdı min şeceratin aklamüv vel bahru yemüddühu min ba'dihı seb'atü ebhurim ma nefidet kelematüllah innellahe azızün hakım &lt;br /&gt;28. (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. &lt;br /&gt;28. Ma halkuküm ve la ba'süküm illa ke nefsiv vahıdeh innellahe semıum basıyr &lt;br /&gt;29. Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. &lt;br /&gt;29. E lem tera ennellahe yulicül leyle fin nehari ve yulicün nehara fil leyli ve sehhareş şemsi vel kamera küllüy yecrı ila ecelim müssemmev ve ennellahe ve ma ta'melune habır &lt;br /&gt;30. Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür. &lt;br /&gt;30. Zalike bi ennellahe hüvel hakku ve enne ma yed' une min dunihil batılü ve ennellahe hüvel aliyyül kebir &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;33. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah'ın va'di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. &lt;br /&gt;33. Ya eyyühen nasütteku rabbeküm vahşev yevmel la yezı validün av veledihı ve la meludün hüve cazin av validihı şey'a inne va'dellahi hakkun fe la teğurranekümül hayatüd dünya ve la yeğurraneküm billahül ğarur&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;34. Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. &lt;br /&gt;34. İnnellahe ındehu ılmüs saahve yünezzilül ğays ve ya'lemü ma fil erham ve ma tedrı nefsüm maza teksibü ğada ve ma tedrı nefsüm bi eyyi erdın temut innellahe alimün habır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; HZ.ZEKERİYA(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;                     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40-21-ENBİYA&lt;br /&gt;89. Ve zekeriyya iz nada rabbehu rabbi la tezerni ferdev ve ente hayrul varisin &lt;br /&gt;89. Zekeriya'yı da hatırla. Hani o, Rabbine, "Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın" diye dua etmişti. HZ.ZEKERİYA(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.İSA(SA)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;                      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41-5-MAİDE&lt;br /&gt;MAİDE-114……………………………..verzukna ve ente hayrır razikıyn&lt;br /&gt;114-Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.&lt;br /&gt;116……………………..inneke ente allamül ğuyub&lt;br /&gt;116-.......Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin." İSA(SA)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42-61-SAFF&lt;br /&gt;2. Ya eyyuhelleziyne amenu lime tekulune ma la tef'alune&lt;br /&gt;3. Kebure makten 'ındallahi en tekulu ma la tef'alune. &lt;br /&gt;2. Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? &lt;br /&gt;3. Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir. &lt;br /&gt;6. Ve iz kale &lt;br /&gt;'iysebnu meryeme ya beniy israiyle inniy resulullahi ileykum musaddikan lima beyne yedeyye minettevrati ve mubeşşiren biresulin ye'tiy min &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ba'diy-ismuhu ahmedu &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;felemma caehum bilbeyyinati kalu haza sıhrun mubiynun. &lt;br /&gt;6. Hani, &lt;br /&gt;Meryem oğlu İsa, "Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ahmed adında &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim"demişti&lt;br /&gt;. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler.&lt;br /&gt;İSA(AS)….. &lt;br /&gt;ya beniy israiyle inniy resulullahi ileykum musaddikan lima beyne yedeyye minettevrati ve mubeşşiren biresulin ye'tiy min ba'diy-ismuhu &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ahmed&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;u&lt;br /&gt;İSA(AS)… &lt;br /&gt;"Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ahmed&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim&lt;br /&gt;13. Ve uhra tuhıbbuneha nasrun minallahi ve fethun kariybun ve beşşirilmu'miniyne. &lt;br /&gt;13. Seveceğiniz bir diğer (nimet) daha var; Allah'tan yardım ve yakın bir zafer! Müjdele müminleri!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43-3-ALİ İMRAN&lt;br /&gt;53. Rabbena amenna bi ma enzelte vetteba'ner rasüle fektübna meaş şahidin &lt;br /&gt;53. "Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber'e uyduk.Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.İSA(AS)HAVARİLERİ…&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.MUHAMMED(SAS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;44-2-BAKARA&lt;br /&gt;163. Ve ilahüküm ilahüv vahıd* la ilahe illa hüver rahmanür rahıym &lt;br /&gt;163. İlahınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilah yoktur. O, rahmandır, rahimdir.&lt;br /&gt;45-40-MÜMİN&lt;br /&gt;65. Hüvel hayyü la ilahe illa hüve fed'uhü muhlisıyne lehüd din elhamdü lillahi rabbil alemın &lt;br /&gt;65. O diridir. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O halde sadece Allah'a itaat ederek (samimi olarak)(DİNİ SADECE ALLAH’A HAS KILARAK) O'na ibadet edin. Hamd, âlemlerin Rabbine mahsustur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;46-45-CASİYE&lt;br /&gt;36. Fe lillahil hamdü rabbis semavati ve rabbil erdı rabbil alemin &lt;br /&gt;37. Ve lehül kibriyaü fis semavati vel erdı ve hüvel azizül hakim &lt;br /&gt;36. O halde hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve bütün alemlerin Rabbi olan Allah'adır. &lt;br /&gt;37. Göklerde ve yerde büyüklük O'na aittir. O, öyle güçlüdür. öyle hikmet sahibidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;47-6-ENAM-&lt;br /&gt;162. Kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve memati lillahi rabbil alemin &lt;br /&gt;163. La şerike leh ve bi zalike ümirtü ve ene evvelül müslimin &lt;br /&gt;162. Ey Muhammed! De ki: "Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir." &lt;br /&gt;163. "O'nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim." MUHAMMED(SAS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;48-42-ŞURA&lt;br /&gt;23. Zalikellezı yübbeşşirullahü ıbadehullezıne amenu ve amilus salihat kul la es'elüküm aleyhi ecran illel mevededdete fil kurba ve mey yakterif haseneten nezid lehu fıha husna innellahe ğafurun şekur &lt;br /&gt;DİYANET-23. İşte bu Allah'ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum.Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir. &lt;br /&gt;Y.NURİ- 23 Allah'ın, iman edip hayra ve barışa yönelik iyi işler yapanlara müjdelediği, işte budur. De ki: "Ben, buna karşılık sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dışında bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik/güzellik üretirse onun için, o ürettiğine bir güzellik daha ekleriz. Çünkü Allah Gafûr'dur, çok affeder; Şekûr'dur, iyiliğe karşılık verir/teşekkür eder.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;MUHAMMED(SAS) IN YAKIN-AKRABA-EHLİ BEYTİ İÇİN DİLEĞİ&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;49-11-HUD&lt;br /&gt;112. Festekım kema ümirte ve men tabe meake ve la tatğav innehu bi ma ta'melune besıyr &lt;br /&gt;112. Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;RESULULLAH(SAS) IN BENİ KOCALTTI DEDİĞİ RİVAYET EDİLEN AYET&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;50-8-ENFAL&lt;br /&gt;64. Ya eyyühen nebiyyü hasbükellahü ve menittebeake minel mü'minın &lt;br /&gt;64. Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;51-17-İSRA &lt;br /&gt;78.Ekimis salate li düluküş şemsi ila ğasekıl leyli ve kur'anel fecr inne kur'anel fecri kane meşhuda &lt;br /&gt;79. Ve minel leyli fe tehecced bihi nafiletel leke asa ey yeb'aseke rabbüke &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;mekamem mahmuda &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;80. Ve kur rabbi edhilni müdhale sıdkıv ve ahricni muhrace sıdkıv vec'al li mil ledünke sültanen nasiyra &lt;br /&gt;81. Ve kul cael hakku ve zehekal batıl innel batıle kane zehuka &lt;br /&gt;82. Ve nünezzilü minel kur'ani ma hüve şifaüv ve rahmetül lil mü'minine ve la yezidüz zalimine illa hasara &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78. Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl/salat yap. Bir de sabah namazını kıl/salatını yap. Çünkü sabah namazı/salatı şahitlidir(şahitlik yapar). &lt;br /&gt;79. Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl/duası yap ki, Rabbin seni &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Makam-ı Mahmud'a &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ulaştırsın. &lt;br /&gt;80. Deki: "Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver." &lt;br /&gt;81. De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur." &lt;br /&gt;82. Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak zararını artırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;52-18-KEHF&lt;br /&gt;23. Ve la tekulenne li şey'in inni failün zalike ğada &lt;br /&gt;24. İlla ey yeşaellahü vezkür rabbeke iza nesite ve kul asa ey yehdiyeni rabbi li akrabe min haza raşeda &lt;br /&gt;23. Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu mutlaka yapacağım" deme! &lt;br /&gt;24. Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;53-17-İSRA&lt;br /&gt;110. Kulid'ullahe evid'ur rahman eyyem ma ted'u fe lehül esmaül hüsna ve la techer bi salatike ve la tühafit biha vebteğı beyne zalike sebila &lt;br /&gt;111. Ve kulil hamdü lillahillezi lem yettehiz veledev ve lem yekül lehu şerikün fil mülki ve lem yekül lehu veliyyüm minez zülli ve kebbirhü tekbira &lt;br /&gt;110. De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut. &lt;br /&gt;111. "Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile YÜCELT.&lt;br /&gt;54-3-ALİ İMRAN&lt;br /&gt;189. Ve lillahi mülküs semavati vel ard* vallahü ala külli şey'in kadir &lt;br /&gt;190. İnne fi halkıs semavati vel erdı vahtilafil leyli ven nehari le ayatil li ülil elbab &lt;br /&gt;191. Ellezıne yezkürunellahe kıyamev ve kuudev ve ala cünubihim ve yetefekkerune fi halkıs semavati vel ard* rabbena ma halakte haza batıla* sübhaneke fekına azaben nar &lt;br /&gt;192. Rabbena inneka men tüdhılin nara fe kad ahzeyteh* ve ma liz zalimine min ensar &lt;br /&gt;193. Rabbena innena semı'na münadiyey yünadi lil ımani en aminu bi rabbiküm fe amenna* &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;rabbena fağfir lena zünubena ve keffir anna seyyiatina ve teveffena meal ebrar &lt;br /&gt;194. Rabbena ve atina ma veadtena ala rusülike ve la tuhzina yevmel kıyameh* inneke la tuhlifül miad &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;189. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. &lt;br /&gt;190. Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. &lt;br /&gt;191. Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler. &lt;br /&gt;192. "Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur." &lt;br /&gt;193. "Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al." &lt;br /&gt;194. "Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, vadinden dönmezsin." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;55-23-MÜMİNUN&lt;br /&gt;93. Kur rabbi imma türiyenni ma yuadun &lt;br /&gt;94. Rabbi fe la tec'alnı fil kavmiz zalimın &lt;br /&gt;93, 94. De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;56-23-MÜMİNUN&lt;br /&gt;97. Ve kur rabbi euzü bike min hemezatiş şeyatiyn &lt;br /&gt;98. Ve euzü bike rabbi ey yahdurun &lt;br /&gt;97. De ki: "Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım." &lt;br /&gt;98. "Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;57-25-FURKAN&lt;br /&gt;44. Vellezine yekulune rabbena heb lena min ezvacina va zürriyyatina kurrate a'yüniv vec'alna lil müttekıyne imama &lt;br /&gt;74. Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58-2-BAKARA&lt;br /&gt;216. Kütibe aleykümül kıtalü ve hüve kürhül leküm* ve asa en tühıbbu şey'ev ve hüve şerrul leküm* vallahü ya'lemü ve entüm la ta'lemun &lt;br /&gt;216. Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;59-3-ALİ İMRAN&lt;br /&gt;173-…… hasbünellahü ve ni'mel vekil &lt;br /&gt;173-….Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60-22-HACC&lt;br /&gt;78-….hüve mevlaküm fe ni'mel mevla ve ni'men nasiyr&lt;br /&gt;78-….O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;61-39-ZÜMER&lt;br /&gt;38-….hasbiyellah aleyhi yetevekkelül mütevekkilun&lt;br /&gt;38-Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O'na tevekkül ederler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;62-8-ENFAL&lt;br /&gt;10- …..ve men nasru illa min indillah innellahe azizün hakim&lt;br /&gt;10- Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;63-39-ZÜMER&lt;br /&gt;53-Kul ya ibadiyellezine esrafu ala enfüsihim &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;la taknetu mir rahmetillah innellahe yağfiruz zünube cemia innehu hüvel ğafurur rahiym&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;53. De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;64-9-TEVBE&lt;br /&gt;51. Kul ley yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve mevlana ve alellahi fel yetevekkelil mü'minun &lt;br /&gt;51. De ki: "Bizim başımıza ancak, Allah'ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü'minler, yalnız Allah'a güvensinler." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;65-9-TEVBE &lt;br /&gt;128- Le kad caeküm rasulüm min enfüsiküm azizün aleyhi ma anittüm harisun aleyküm bil mü'minine raufür rahiym &lt;br /&gt;129. Fe in tevellev fe kul &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;hasbiyallahü la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil aziym &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;128. Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. &lt;br /&gt;129. Eğer yüz çevirirlerse de ki: &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Bana Allah yeter. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Ben ancak O'na tevekkül ettim. O, yüce Arşın sahibidir."&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;66-39-ZÜMER&lt;br /&gt;38-……… kul hasbiyellah aleyhi yetevekkelül mütevekkilun&lt;br /&gt;38……….De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O'na tevekkül ederler."&lt;br /&gt;44-Kul lillahiş şefaatü cemia lehu mülküs semavati vel ard sümme ileyhi türceun&lt;br /&gt;44. De ki: "Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;67-25-FURKAN&lt;br /&gt;44. Vellezine yekulune rabbena heb lena min ezvacina va zürriyyatina kurrate a'yüniv vec'alna lil müttekıyne imama &lt;br /&gt;74. Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;68-3-ALİ İMRAN&lt;br /&gt;8. Rabbena la tüzığ kulubena ba'de iz hedeytena veheb lena mil ledünke rahmeh* inneke entel vehhab &lt;br /&gt;9. Rabbena inneke camiun nasi li yevmil la raybe fih* innellahe la yuhlifül miad &lt;br /&gt;8. (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin." &lt;br /&gt;9. "Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden dönmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;69-3-ALİ İMRAN&lt;br /&gt;26. Kulillahümme malikel mülki tü'til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşa'* ve tüızzü men teşaü ve tüzillü men teşa'* bi yedikel hayr* inneke ala külli şey'in kadir &lt;br /&gt;27. Tulicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyl* ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayy* ve &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;terzüku men teşaü bi ğayri hisab &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;26. De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin." &lt;br /&gt;27. "Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Dilediğine de hesapsız rızık verirsin." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;70-42-ŞURA&lt;br /&gt;19. Allahü latiyfün bi ibadihi yerzüku mey yeşa' ve hüvel kaviyyül aziz &lt;br /&gt;19. Allah kullarına çok lütufkardır. Dilediğine rızık verir. O çok kuvvetli, çok güçlüdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;71-51-ZARİYAT&lt;br /&gt;58. İnnellahe huver rezzaku zul kuvvetil metin &lt;br /&gt;58. Şüphesiz Allah, rızık veren, sarsılmaz kuvvet sahibi O'dur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;72-8-ENFAL&lt;br /&gt;25. Vetteku fitnetel la tüsıybennellezine zalemu minküm hassah va'lemu ennellahe şedidül ikab &lt;br /&gt;25. Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;73-2-BAKARA&lt;br /&gt;216. Kütibe aleykümül kıtalü ve hüve kürhül leküm* ve asa en tühıbbu şey'ev ve hüve şerrul leküm* vallahü ya'lemü ve entüm la ta'lemun &lt;br /&gt;216. Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;74-8-ENFAL&lt;br /&gt;28. Va'lemu ennema emvalüküm ve evladüküm fitnetüv ve ennellahe indehu ecrun aziym 28. Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;75-2-BAKARA&lt;br /&gt;45. Vesteiynu bis sabri ves salah* ve inneha le kebiratün illa alel haşiiyn &lt;br /&gt;46. Ellezıne yezunnune ennehüm mülaku rabbihim ve ennehüm ileyhi raciun &lt;br /&gt;45. Sabra ve namaza/duaya sarılarak yardım dileyin. Hiç kuşkusuz bu, kalbi ürperti duyanlardan başkasına çok ağır gelir.&lt;br /&gt;46. O ürperti duyanlar, Rablerine kavuşacaklarını düşünürler ve bilirler ki onlar, mutlaka O'na döneceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;76-2-BAKARA&lt;br /&gt;152. Fezküruni ezkürküm veşküru li ve la tekfürun &lt;br /&gt;153. Ya eyyühellezine amenüsteiynu bis sabri ves salah* innellahe meas sabirin &lt;br /&gt;154. Ve la tekulu li mey yuktelü fı sebilillahi emvat* bel ahyaüv ve lakil la teş'urun &lt;br /&gt;155. Ve le neblüvenneküm bi şey'im minel havfi vel cui ve naksım minel emvali vel enfüsi ves semerat* ve beşşiris sabirin &lt;br /&gt;156. Ellezıne iza esabethüm müsıybetün kalu &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;inna lillahi ve inna ileyhi raciun &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;157. Ülaike aleyhim salevatüm mir rabbihim ve rahmetüv ve ülaike hümül mühtedun &lt;br /&gt;152. Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!&lt;br /&gt;153. Ey iman edenler! Sabır ve namaz-DUA ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir. * &lt;br /&gt;154. Allah yolunda öldürülenlere "ölüler"" demeyin. Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız.&lt;br /&gt;155. Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele !&lt;br /&gt;156. O sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman: &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz,&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;derler.&lt;br /&gt;157. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır. * &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;77-64-TEGABÜN&lt;br /&gt;11. Ma esabe min musiybetin illa biiznillahi ve men yu'min billahi yehdi kalbehu vallahu bikulli şey'in 'aliymun. &lt;br /&gt;11-Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez, her kim de Allah'a iman ederse, O, onun kalbine hidayet verir. Allah herşeyi bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78-7-ARAF&lt;br /&gt;199. Huzil afve ve'mür bil urfi ve a'rıd anil cahilin &lt;br /&gt;200. Ve imma yenzeğanneke mineş şeytani nezğun festeız billah innehu semiun alim &lt;br /&gt;199. Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. &lt;br /&gt;200. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;79-41-FUSSİLET&lt;br /&gt;36. Ve imma yenzeğanneke mineş şeytani nezğun festeız billah innehu hüves semiul alim &lt;br /&gt;36. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80-16-NAHL&lt;br /&gt;90. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İnnellahe ye'müru bil adli &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;vel ihsani ve ıtai zil kurba ve yenha anil fahşai vel münkeri vel bağy yeizüküm lealleküm tezekkerun &lt;br /&gt;90. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Şüphesiz Allah, adaleti&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;emreder;&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor&lt;br /&gt;                                          &lt;br /&gt;81-4-NİSA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İnnellahe ye'müruküm en tüeddül emaneti ila ehliha &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ve iza hakemtüm beynen nasi en tahkümü bil adli, innellahe niımma yeızuküm bih innellahe kane semian basiyra &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;58. Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;emrediyor.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;82-33-AHZAB&lt;br /&gt;56. İnnellahe ve melaiketehu yüsallune alen nebiyy ya eyyühellezıne amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima &lt;br /&gt;56. Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;                                         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;83-35-FATIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. Ve kalül hamdü lillahillezı ezhebe annel hazın inne rabbena le ğafurun şekur &lt;br /&gt;34. Şöyle derler: "Hamd, bizden hüznü gideren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;84-66-TAHRİM&lt;br /&gt;8. Ya eyyuhelleziyne amenu &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;tubu ilellahi tevbeten nesuhan &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;asa rabbukum en yukeffire 'ankum seyyiatikum ve yudhılekum cennatin tecriy min tahtihel'enharu yevme la yuhzillahunnebiyye velleziyne amenu me'ahu nuruhum yes'a beyne eydiyhim ve bieymanihim yekulune &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;rabbena etmin lena nurena vağfir lena inneke 'ala kulli şey'in kadiyrun&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Ey iman edenler! &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Allah'a içtenlikle tövbe edin.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Belki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. " &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ey Rabbimiz! nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;" derler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Ya eyyuhennebiyyu cahidilkuffare velmunafikıyne vağluz 'aleyhim ve me'vahum cehennemu ve bi'selmasıyru &lt;br /&gt;9. Ey Peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;85-65-TALAK&lt;br /&gt;2…. ve men yettekıllahe yec'al lehu mahrecen.&lt;br /&gt;2-…..Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu açar.&lt;br /&gt;3. Ve yerzukhu min haysu la yahtesibu ve men yetevekkel 'alellahi fehuve hasbuhu innallahe baliğu emrihi kad ce'alallahu likulli şey'in kadren.&lt;br /&gt;3. Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir. Allah her şeye bir ölçü koymuştur. (Allah her şey için bir ölçü/bir kader belirlemiştir.)&lt;br /&gt;4……ve men yettekıllhe yec'al lehu min emrihi yusren.&lt;br /&gt;4-….Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.&lt;br /&gt;5-Zalike emrullahi enzelehu ileykum ve men yettekıllahe yukeffir 'anhu seyyiatihi ve yu'zum lehu ecren&lt;br /&gt;5. İşte bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını büyütür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;86-40-MÜMİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;55-Fasbir inne va'dellahi hakkuv vestağfir li zembike ve sebbıh bi hamdi rabbike bil aşiyyi vel ibkar &lt;br /&gt;55. Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;87-42-ŞURA&lt;br /&gt;15. Fe li zalike fed'u vestekım kema ümirt ve la tettebı' ehvaehüm ve kul amentü bima enzelellahü min kitab ve ümirtü li a'dile beyneküm allahü rabbüna ve rabbüküm lena a'malüna ve leküm a'malüküm la huccete beynena ve beyneküm allahü yecmeu beynena ve ileyhil mesıyr &lt;br /&gt;15. (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: "Ben Allah'ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O'nadır." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;88-7-ARAF&lt;br /&gt;199. Huzil afve ve'mür bil urfi ve a'rıd anil cahilın &lt;br /&gt;200. Ve imma yenzeğanneke mineş şeytani nezğun festeız billah innehu semiun alim &lt;br /&gt;199. Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. &lt;br /&gt;200. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilen &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;89-41-FUSSİLET&lt;br /&gt;36. Ve imma yenzeğanneke mineş şeytani nezğun festeız billah innehu hüves semiul alim &lt;br /&gt;36. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90-30-RUM&lt;br /&gt;5. Bi nasrillah yensuru mey yeşa' ve hüvel azızür rahıym &lt;br /&gt;5. O kimi dilerse muzaffer kılar ve güçlü O'dur, merhametli O'dur. &lt;br /&gt;6. Va'dellah la yuhlifüllahü va'dehu ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun &lt;br /&gt;6. Bu Allah'ın va'didir. Allah sözünden caymaz. Fakat insanların çoğu bilmezler. &lt;br /&gt;26. Ve lehu men fis semavati vel ard küllül lehu kanitun &lt;br /&gt;26. Göklerde ve yerde kim varsa hepsi Onundur. Hepsi O'na divan durmaktadır. &lt;br /&gt;27. Ve hüvellezı yebdeül halka sümme yüıydühu ve hüve ehvenü aleyh ve lehül meselül a'la fis semavati vel ard ve hüvel azızül hakım &lt;br /&gt;27. Hem kainatı ilkin yaratan O'dur. Sonra onu çevirip yeniden yapacak olan da O'dur ki, bu O'na daha kolaydır. Göklerde ve yerde en yüksek şan ve şeref O'nundur. Çok güçlü olan O'dur, hikmet sahibi olan O'dur. &lt;br /&gt;30. Fe ekım vecheke lid dıni hanıfa fıtratellahilletı fetaran nase aleyha la tebdıle li halkıllah zaliked dınül kayyimü ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun &lt;br /&gt;30. O halde yüzünü bir hanif olarak dine tut, Allah' ın insanları kendisi üzerine yarattığı fıtratına. Allah'ın yaratışında değişme yoktur, dosdoğru sabit din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler. &lt;br /&gt;31. Münibine ileyhi vettekuhu ve ekiymus salate ve la tekunu minel müşrikin &lt;br /&gt;31. Başkasından geçerek hep O'na gönül verin. O'na (sığınıp) korunun. Namaza devam edin de. Müşriklerden olmayın&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;32. Minellezıne ferraku dinehüm ve kanu şiyea küllü hizbim bima ledeyhim ferihun &lt;br /&gt;32. Onlardan (olmayın) ki, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her grup kendilerindekine güvenmektedir. &lt;br /&gt;Y.NURİ &lt;br /&gt;32. Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;52. &lt;br /&gt;Fe inneke la tüsmiul mevta &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ve la tüsmius summed düae iza vellev müdbirın &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;52. &lt;br /&gt;Çünkü sen ölülere işittiremezsin&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;. O daveti arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın. &lt;br /&gt;53. Ve ma ente bihadil umyi an dalaletihim in tüsmiu illa mey yü'minü bi ayatina fehüm müslimun &lt;br /&gt;53. Körleri de sapıklıktan doğru yola çıkaramazsın; sen ancak ayetlerimize iman edeceklere duyurabilirsin de onlar İslam'a gelir, selameti bulurlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;91-55-RAHMAN&lt;br /&gt;26. Küllü men 'aleyha famin &lt;br /&gt;26. Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. &lt;br /&gt;27. Ve yebka vechu rabbike zülcelali vel'ikrami.&lt;br /&gt;27. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır&lt;br /&gt;28. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani. &lt;br /&gt;28. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? &lt;br /&gt;78-Tebarakesmu rabbike zil celali vel ikram.&lt;br /&gt;78. Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;92-34-SEBE&lt;br /&gt;49) Kul cael hakku ve ma yübdiül batılü ve ma yüıyd &lt;br /&gt;49. De ki: Hak geldi; artık bâtıl ne bir şeyi ortaya çıkarabilir ne de geri getirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;93-85-BURUC&lt;br /&gt;12. İnne batşe rabbike leşediydün. &lt;br /&gt;13. İnnehu hüve yübdiü ve yü'ıydü. &lt;br /&gt;14. Ve hüvelğafurülvedudü. &lt;br /&gt;15. Zül'arşilmeciydü. &lt;br /&gt;16. Fa''alün lima yüriydü. &lt;br /&gt;12. Şüphesiz, Rabbinin yakalaması çok çetindir. &lt;br /&gt;13. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrarlar. &lt;br /&gt;14. O, çok bağışlayandır, çok sevendir. &lt;br /&gt;15. Arş'ın sahibidir, şanı yüce olandır. &lt;br /&gt;16. Dilediğini mutlaka yapandır. &lt;br /&gt;13 İlk yaratan da O'dur, tekrar yaratan da O'dur!!&lt;br /&gt;14 Gafûr O'dur, Vedûd O!&lt;br /&gt;15 Arşın sahibidir; Mecîd'dir, şanı yüce olandır!&lt;br /&gt;16 İstediğini hemen yapandır.&lt;br /&gt;21. Bel hüve kur'anün meciydün. &lt;br /&gt;22. Fiy levhın mahfuzın. &lt;br /&gt;21. Hayır o (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur'an'dır. &lt;br /&gt;22. O korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfuz'da)dır&lt;br /&gt;YNURİ-21 İş onların iddialarının aksinedir! O, çok yüce bir Kur'an'dır.&lt;br /&gt;22 Korunmuş bir levhada/Levh-i Mahfûz'dadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;94-62-CUMA&lt;br /&gt;11. Ve iza reev ticareten ev lehveninfaddu ileyha ve terekuke kaimen kul ma 'ındallahi hayrun millehvi ve minetticareti &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;vallahu hayrurrazikıyne.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;11. (Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın yanında bulunan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;95-67-MÜLK&lt;br /&gt;29. Kul huverrahmanu amenna bihi ve 'aleyhi tevekkelna feseta'lemune men huve fiy dalalin mubiynin. &lt;br /&gt;30. Kul ereeytum in asbeha maukum ğavren femen ye'tiykum bimain me'ıynin. &lt;br /&gt;29. De ki: "O, Rahmân'dır. O'na iman ettik, yalnızca ona tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!" &lt;br /&gt;30. De ki: "Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;96-68-KALEM&lt;br /&gt;51. Ve in yekadulleziyne keferu leyuzlikuneke biebsarihim lemma semi'uzzikre ve yekulune innehu lemecnunun. &lt;br /&gt;52. Ve ma huve illa zikrun lil'alemiyne&lt;br /&gt;51. Şüphesiz inkar edenler Zikr'i (Kur'-an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar. &lt;br /&gt;52. Halbuki o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;97-72-CİNN&lt;br /&gt;20. Kul innema ed'u rabbiy ve la uşriku bihi ehaden.&lt;br /&gt;21. Kul inniy la emliku lekum darran ve la reşeden. &lt;br /&gt;22. Kul inniy len yuciyreniy minallahi ehadun ve len ecide min dunihi multehaden. &lt;br /&gt;20. De ki: "Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O'na hiç kimseyi ortak koşmam." &lt;br /&gt;21. De ki: "Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim." &lt;br /&gt;22. De ki: "Gerçekten beni Allah'a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;98-73-MÜZZEMMİL&lt;br /&gt;8. Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtiylen. 9. Rabbulmeşrikı velmağribi la ilahe illa huve fettehızhu vekiylen. &lt;br /&gt;8. Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O'na yönel. 9. O, doğunun da batının da Rabbidir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise onu vekil edin. &lt;br /&gt;20……..vestağfirullahe innallahe ğafurun rahıymun.20……Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;99-76-İNSAN&lt;br /&gt;12. Ve cezahum bima saberu cenneten ve hariyren. &lt;br /&gt;13. Muttekiiyne fiyha 'alel'eraiki &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;la yerevne fiyha şemsen ve la zemheriyren&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;12. Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükafatlandırır. &lt;br /&gt;13. Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;100-36-YASİN&lt;br /&gt;82. İnnema emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu kün fe yekun 83. Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey'iv ve ileyhi türceun &lt;br /&gt;82. O, bir şeyi istediğinde, buyruğu sadece şunu söylemektir: "Ol!" Artık o, oluverir.&lt;br /&gt;83. Her şeyin kaynağı/egemenliği elinde olan o yaratıcının şanı çok yücedir! Sonunda O'na döndürüleceksiniz.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;101-2-BAKARA&lt;br /&gt;AYETEL KÜRSİ&lt;br /&gt;255. Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum* la te'huzühu sinetüv vela nevm* lehu ma fis semavati ve ma fil ard* men zellezı yeşfeu ındehu illa bi iznih* ya'lemü ma beyne eydıhim ve ma halfehüm* ve la yühıytune bi şey'im min ılmihı illa bi ma şa'* vesia kürsiyyühüs semavati vel ard* ve la yeudühu hıfzuhüma* ve hüvel alıyyül azıym&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;256. La ikrahe fid dini &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;kad tebeyyener ruşdü minel ğayy* fe mey yekfür bit tağuti ve yü'mim billahi fe kadistemseke bil urvetil vüska lenfisame leha* vallahü semiun alim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;255. Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;256. Dinde zorlama yoktur.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;102-2-BAKARA&lt;br /&gt;AMENER RESULU&lt;br /&gt;285. Amener rasulü bi ma ünzile ileyhi mir rabbihi vel mü'minun* küllün amene billahi ve melaiketihı ve kütübihi ve rusülih* la nüferriku beyne ehadim mir rusülih* ve kalu semi'na ve eta'na ğufraneke rabbena ve ileykel masiyr &lt;br /&gt;286. La yükellifüllahü nefsen illa vüs'aha* leha ma kesebet ve aleyha mektesebet* rabbena la tüahızna in nesina ev ahta'na* rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezine min kablina* rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih* va'fü anna* vağfir lena* verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirin &lt;br /&gt;285. Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır." &lt;br /&gt;286. Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;103-2-BAKARA&lt;br /&gt;202. Ülaike lehüm nasıybüm mimma kesebu* vallahü seriul hisab &lt;br /&gt;202 -Onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir. &lt;br /&gt;214-……ela inne nasrallahi kariyb&lt;br /&gt;214…… İyi bilin ki Allah'ın yardımı pek yakındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 104-7-ARAF&lt;br /&gt;185. E ve lem yenzuru fı melekutis semavati vel erdı ve ma halekallahü min şey'iv ve en asa ey yekune kadıkterabe ecelühüm &lt;br /&gt;fe bi eyyi hadisim ba'dehu yü'minun &lt;br /&gt;185. Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama, Allah'ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? &lt;br /&gt;Peki bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;105-77-MÜRSELAD&lt;br /&gt;49. Veylun yevmeizin lilmukezzibiyne. &lt;br /&gt;50. Febieyyi hadiysin ba'dehu yu'minune&lt;br /&gt;49. O gün vay yalanlayanların haline! &lt;br /&gt;50. Onlar artık ondan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;106-81-TEKVİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. İn huve illa zikrun lil'alemiyne. 28. Limen şae minkum en yestekıyme,. 29. Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul'alemiyne. &lt;br /&gt;27. O, âlemlere bir öğütten başka şey değildir28. İçinizden, dosdoğru yürümek isteyen için.29-Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;107-103-ASR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Vel asr 2. İnnel insane le fi husr 3. İllellezıne amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr &lt;br /&gt;1, 2. Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. 3. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;108-109-KAFİRUN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kul ya eyyühel kafirun &lt;br /&gt;2. La a'büdü ma ta'büdun &lt;br /&gt;3. Ve la entüm abidune ma a'büd &lt;br /&gt;4. Ve la ene abidün ma abedtüm &lt;br /&gt;5. Ve la entüm abidune ma a'büd &lt;br /&gt;6. Leküm diynüküm ve liye din &lt;br /&gt;1. De ki: "Ey Kâfirler!" 2. "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem." 3. "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." 4. "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim." 5. "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." &lt;br /&gt;6. “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;109-110-NASR&lt;br /&gt;1. İza cae nasrullahi velfeth 2. Veraeytennase yedhulune fiy diynillahi efvace 3. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh* innehu kane tevvaba &lt;br /&gt;1, 2, 3. Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O tövbeleri çok kabul edendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;110-112-İHLAS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kul hüvallahü ehad &lt;br /&gt;2. Allahüs samed &lt;br /&gt;3. Lem yelid ve lem yuled &lt;br /&gt;4. Ve lem yekün lehu küfüven ehad &lt;br /&gt;1. De ki: "O, Allah'tır, bir tektir." 2. "Allah Samed'dir. (Her şey O'na muhtaçtır, o, hiçbir şeye muhtaç değildir.)" 3. Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir)." 4. "Hiçbir şey O'na denk ve benzer değildir &lt;br /&gt;111-113-FELAK&lt;br /&gt;1. Kul e'uzü birabbilfelak 2. Minşerri ma halak 3. Ve min şerri ğasikın iza vekab 4. Ve min şerrinneffasati fiyl'ukad 5. Ve min şerri hasidin iza hased &lt;br /&gt;1, 2, 3, 4,5 De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım." &lt;br /&gt;112-114-NAS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kul e'uzü birabbinnas 2. Melikinnas 3. İlahinnas 4. Min şerrilvesvasil hannas 5. Elleziy yüvesvisü fiysudurinnas 6. Minel cinnetivennas &lt;br /&gt;1,2, 3,4,5,6 De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."&lt;br /&gt;113-23-MÜMİNUN&lt;br /&gt;109-…rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahımın&lt;br /&gt;109- Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın&lt;br /&gt;114-27-NEML&lt;br /&gt;59. Kulil hümdü lillahi ve selamün ala ibadihillezınastafa &lt;br /&gt;59-De ki: Hamd olsun Allah'a, selam olsun seçkin kıldığı kullarına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;115-37-SAFF&lt;br /&gt;180. Sübhane rabbike rabbil ızzeti amma yesifun 181. Ve selamün alel murselin 182. Vel hamdü lillahi rabbil alemin &lt;br /&gt;180. Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. 181. Peygamberlere selam olsun. 182. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. &lt;br /&gt;116-1-FATİHA&lt;br /&gt;1. Bismillahirrahmanirrahim 2. El hamdü lillahi rabbil alemin 3. Er rahmanir rahiym &lt;br /&gt;4. Maliki yevmid din 5. İyyake na'büdü ve iyyake nesteiyn 6. İhdinas sıratal müstekiym 7. Sıratallezine en'amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bismillahirrahmânirrahîm 2, 3, 4. Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur. &lt;br /&gt;5. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 6, 7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.&lt;br /&gt;117-2-BAKARA&lt;br /&gt;1. Elif lam mim 2. Zalikel kitabü la raybe fıh* hüdel lil müttekiyn 3. Ellezine yü'minune bil ğaybi ve yükiymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun 4. Vellezine yü'minune bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablik* ve bil ahireti hüm yukinun 5. Ülaike ala hüdem mir rabbihim ve ülaike hümül müflihun &lt;br /&gt;1. Elif Lâm Mîm. 2. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. 3. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. 4. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. 5. İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;118-1-FATİHA&lt;br /&gt;1. Bismillahirrahmanirrahim &lt;br /&gt;2. El hamdü lillahi rabbil alemin &lt;br /&gt;3. Er rahmanir rahiym &lt;br /&gt;4-Maliki yevmid din &lt;br /&gt;5. İyyake na'büdü ve iyyake nesteiyn &lt;br /&gt;6. İhdinas sıratal müstekiym &lt;br /&gt;7. Sıratallezine en'amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin &lt;br /&gt;1. Bismillahirrahmânirrahîm &lt;br /&gt;2, 3, 4. Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur. 5. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 6, 7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-ARAF-170- Vellezıne yümessikune bil kitabi ve ekamüs salah inna la nüdıy'u ecral muslihıyn&lt;br /&gt; Diyanet Vakfı 170. Kitab'a sımsıkı sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yaşar Nuri Öztürk 170 Kitaba sarılanlar ve namazı/duayı yerine getirenlere gelince, biz, barışsever iyilerin ödülünü zayi etmeyiz&lt;br /&gt;Edip Yüksel 7:170 Kitaba sarılanlar ve namaz kılanlara gelince, iyiliğe çalışanları ödülsüz bırakmayız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;NOT..KUL DİYE BAŞLAYAN AYETLER KURAN’IN TEBLİĞİ İLE GÖREVLİ HZ.MUHAMMED(SAS) A HİTAB ETTİĞİ İÇİN AYRICA O’NUN ADINA HEPSİNDE YER VERMEDİM…İSİM KOYMADIKLARIM ELBET O’NA VE HEPİMİZE HİTAB ETMEKTEDİR……….HEPSİ DEĞİL BUNLAR..SADECE GÖZÜME TAKILANLAR…HATIRLATMA AMAÇLI…SİZ TÜM KURAN’I OKUYUP DİKKATE ALIN…HATALARIMIN BAĞIŞLANMASINI RABBİMDEN DİLER VE UMARIM…HER ŞEYİNİZ YETERLİ OLSUN….SELAM VE SEVGİLERLE…..SELAM SEÇİLMİŞLERE, SELAM ALLAH’IN RESULÜ MUHAMMED (SAS) VE EHLİ BEYTİ VE ALİ BEYTİNE, HAMD ALEMLERİN RABBİNE….ELHAMDÜLİLLAHİ RABB’İL ALEMİYN……………&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-ARAF-170- Vellezıne yümessikune bil kitabi ve ekamüs salah inna la nüdıy'u ecral muslihıyn&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 170. Kitab'a sımsıkı sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 170 Kitaba sarılanlar ve namazı/duayı yerine getirenlere gelince, biz, barışsever iyilerin ödülünü zayi etmeyiz&lt;br /&gt;Edip Yüksel 7:170 Kitaba sarılanlar ve namaz kılanlara gelince, iyiliğe çalışanları ödülsüz bırakmayız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;YUKARIDA YAZILI ARAF SURESİ 170 NCİ VE AŞAĞIYA ÇIKARDIĞIM MÜZZEMMİL SURESİ 20 NCİ AYET GEREĞİNCE VE İZNİYLE SİZ KURAN İÇİNDEN KOLAYINIZA GELEN YERDEN OKUYUN…YETER Kİ OKUYUN…VESSELAM…..&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;73-MÜZZEMMİL&lt;br /&gt;20. İnne rabbeke ya'lemu enneke tekumu edna min suluseyilleyli ve nısfehu ve sulusehu ve taifetun minelleziyne me'ake vallahu yukaddirulleyle vennehare 'alime en len tuhsuhu fetabe 'aleykum &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;fakreu ma teyessere minelkur'ani &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;'alime en seyekunu minkum merda ve aharune yadribune fiyl'ardı yebteğune min fadlillahi ve aharune yukatilune fiy sebiylillahi &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;fakreu ma teyessere minhu &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ve ekıymussalate ve atuzzekate ve akridullahe kardan hasenen ve ma tukaddimu lienfusikum min hayrin teciduhu 'ındallahi huve hayren ve a'zame ecren vestağfirullahe innallahe ğafurun rahıymun. &lt;br /&gt;Müzzemmil&lt;br /&gt;(20) (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Artık Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;O halde, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;39-ZÜMER-9-hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17-İSRA-34…..evfu bil ahd innel ahde kane mes'ula &lt;br /&gt;17-34-…………Ahdinize vefalı olun çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40-MÜMİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Ve kale musa inni uztü bi rabbi ve rabbiküm min külli mütekebbiril la yü'minü bi yevmil hisab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 27. Musa da: Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığındım, dedi. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 27-Musa da: "Muhakkak ben, hesap gününe inanmayan her ululuk taslayandan Rabbime ve Rabbinize sığındım!" dedi. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 27 Mûsa dedi: "Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olana sığındım." &lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;68-KALEM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51. Ve in yekadulleziyne keferu leyuzlikuneke biebsarihim lemma semi'uzzikra ve yekulune innehu lemecnunun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;52. Ve ma huve illa zikrun lil'alemiyne &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 51. O inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) "Hiç şüphe yok o bir delidir" derler. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 51-Ve gerçekten o küfredenler o zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman az daha seni gözleriyle kaydıracaklardı; bir de durmuşlar: "O şüphesiz bir deli." diyorlar. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 51 O küfre sapanlar, Zikir'i/Kur'an'ı işittiklerinde az kalsın gözleriyle seni devireceklerdi. "Bu tam bir cinlidir." diyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 52. Oysa o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 52-Halbuki o (Kur'an) bütün akıllı alemler için bir öğüttür. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 52 Oysaki o Zikir/Kur'an âlemler için bir öğütten başka şey değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;81-TEKVİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. In huve illa zikrun lil'alemiyne.&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 27. O, herkes için, bir öğüttür, &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 27-O, sadece bir öğüttür, alemler için. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 27 O, âlemlere bir öğütten başka şey değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Limen şae minkum en yestekıyme,.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 28. Sizden doğru yolda gitmek isteyenler için de. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 28-Ve içinizden dosdoğru olmayı dileyenler için. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 28 İçinizden, dosdoğru yürümek isteyen için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul'alemiyne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 29. Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 29-Fakat o alemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz! &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 29 Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-ARAF-23 kale&lt;br /&gt;rabbena zalemna enfüsena ve il lem tağfir lena ve terhamna lenekunenne minel hasirin&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 23. (Adem ile eşi) dediler ki: &lt;br /&gt;Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21-ENBİYA-87……(yunus dediki)…&lt;br /&gt;………el la ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 87. Zünnûn'u da (Yunus'u da zikret). O öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde: &lt;br /&gt;"Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28-KASAS-16-kale&lt;br /&gt;rabbi inni zalemtü nefsi fağfirli ....fe ğafera leh innehu hüvel ğafurur rahiym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 16. Musa: &lt;br /&gt;Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim (başıma iş açtım). Beni bağışla &lt;br /&gt;dedi, &lt;br /&gt;Allah da onu bağışladı. Çünkü, çok bağışlayıcı, çok esirgeyici olan ancak O'dur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-BAKARA-286-. leha ma kesebet ve aleyha mektesebet* ….rabbena la tüahızna in nesina ev ahta'na*..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-286-DİYANET- Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. ..Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma…sorgulama…hesaba çekme…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12-YUSUF&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21-……vallahü galibün ala emrihi ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİYANET-21-….Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELMALILI-21-…….Allah, yaptığı işte üstün bir güce sahiptir, fakat insanların çoğu bilmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y.NURİ-21-………..Allah, kendi emrine Gâlib'dir/kendi emrine hükmeder. Ama insanların çokları bilmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12-YUSUF&lt;br /&gt;100…….inne rabbi latiyfül lima yeşa' innehu hüvel alimül hakim&lt;br /&gt;100…. Şüphesiz ki Rabbim dilediğine lütfedicidir. Kuşkusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;101-….fatırıssemavati vel ard ente veliyyi fid dünya vel ahirah teveffeni müslimev ve elhıkni bis salihiyn&lt;br /&gt;101…. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve beni sâlihler arasına kat!"&lt;br /&gt;2-BAKARA-153-innellahe meas sabirin .....ALLAH SABREDENLERLE BERABERDİR.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-ARAF- 185-.... fe bi eyyi hadisin ba'dehu yü'minun (BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;77-MÜRSELAT -50-Fe bi eyyi hadiysin ba'dehu yü'minune.(BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahimin (23-/109)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve selamün ala ibadihillezinastafa (27-/59) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun (37-/180) ve selamün alel mürselin (37-/181)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vel hamdü lillahi rabbil alemin(37-/182)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-1198219560174843810?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/1198219560174843810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=1198219560174843810&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/1198219560174843810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/1198219560174843810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2010/04/peygamberler-ve-secilmislerin-dualari.html' title='PEYGAMBERLER  VE  SEÇİLMİŞLERİN  DUALARI'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-2589060254609060253</id><published>2010-04-13T14:38:00.003+03:00</published><updated>2010-04-13T16:11:30.291+03:00</updated><title type='text'>PEYGAMBERLER VE SEÇİLMİŞLERİN KURAN İÇİNDEKİ DUALARI- SÖYLEDİKLERİ</title><content type='html'>PEYGAMBERLER VE SEÇİLMİŞLERİN KURAN İÇİNDEKİ DUALARI- SÖYLEDİKLERİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Bismillahirrahmânirrahîm&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;1-7-ARAF-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23-rabbena zalemna enfüsena ve il lem tağfir lena ve terhamna lenekunenne minel hasirın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23-Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ADEM- HAVVA (AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;2-71-NUH&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;28. Rabbiğfirliy ve livalideyye ve limen de hale beytiye mu'minen ve lilmu'miniyne velmu'minati ve la tezidizzalimiyne illa tebaren. &lt;br /&gt;28. -Ey Rabbim, beni, babamı, annemi, mümin olarak evime gireni, bütün inanan erkekleri ve inanan kadınları bağışla! Zalimlerin ise ancak helakını artır!" &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;NUH(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;3-11-HUD&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41. Ve kalerkebu fıha bismillahi mecraha ve mürsaha inne rabbı le ğafurur rahıym &lt;br /&gt;41 (Nûh), “Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” – &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;NUH(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;4-11-HUD&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;47. Kale rabbi innı euzü bike en es'eleke ma leyse lı bihı ılm ve illa tağfirlı ve terhamnı eküm minel hasirın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;47. Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;NUH(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;5-28-MÜMİNUN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. kulil hamdü lillahillezı neccana minel kavmiz zalimin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. Ve kur rabbi enzilni münzelem mübarakev ve ente hayrul münzilin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. "Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah'a hamd olsun" de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. Yine de ki: "Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;-(NUH)-AS &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;6-29-ANKEBUT&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;30. Kale rabbinsurnı alel kavmil müfsidın &lt;br /&gt;30. (Lût) "Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et" dedi. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;LUT(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;7-6-ENAM&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;79. İnni veccehtü vechiye lillezi fetaras semavati vel erda hanifev ve ma ene minel müşrikin &lt;br /&gt;79. "Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben Allah'a ortak koşanlardan değilim."  &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İBRAHİM)(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;8-14-İBRAHİM&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;39. Elhamdü lillahillezı vehebe lı alel kiberi ismaıyle ve ishak inne rabbı le semıud düa' &lt;br /&gt;40. Rabbic'alni mükiymes salati ve min zürriyyeti rabbena ve tekabbel düa' &lt;br /&gt;41. Rabbenağfir li ve li valideyye ve lil mü'minine yevme yekumül hisab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39. "Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail'i ve İshak'ı veren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir." &lt;br /&gt;40. "Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle." &lt;br /&gt;41. "Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla." &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;(İBRAHİM)(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;9-26-ŞUARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;83. Rabbi heb li hükmev ve elhıkni bis salihiyn &lt;br /&gt;83- Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İBRAHİM)(AS) &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;10-2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;127-Ve iz yerfeu ibrahimül kavaide minel beyti ve ismaiyl* rabbena tekabbel minna* inneke entes semiul alim &lt;br /&gt;128. Rabbena vec'alna müslimeyni leke ve min zürriyyetina ümmetem müslimetel leke ve erina menasikena ve tüb aleyna* inneke entet tevvabür rahiym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;127. Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe'nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" diyorlardı. &lt;br /&gt;128. "Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.İBRAHİM VE HZ İSMAİL (AS) &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;11-6-ENAM-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;162. Kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve memati lillahi rabbil alemin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;163. La şerike leh ve bi zalike ümirtü ve ene evvelül müslimin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;162. Ey Muhammed! De ki: "Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;163. "O'nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim." &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;MUHAMMED(SAS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;12-12-YUSUF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;64………………. fellahü hayrun hafizav ve hüve erhamür rahimin&lt;br /&gt;64-………………. Allah en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;YAKUB(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;13-12-YUSUF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;53. Ve ma überriü nefsı innen nefse le emmaratüm bis sui illa ma rahime rabbi inne rabbi ğafurur rahiym &lt;br /&gt;53. "Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;YUSUF(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;14-YUSUF(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14-101. Rabbi kad ateytenı minel mülki ve allemtenı min te'vılil ehadıs fatıras semavati vel erdı ente veliyyı fid dünya vel ahırah teveffenı müslimev ve elhıknı bis salihıyn &lt;br /&gt;101. "Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat." &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;YUSUF(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;15-7-ARAF-&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;151. Kale rabbığfir lı ve li ehıy ve edhılna fı rahmetike ve ente erhamür rahımın &lt;br /&gt;151- Yarabbi! Ben ve kardeşimi affet Rahmetine dizi de dahil et Çünkü merhamet edenlerin en merhametlisi Sen’sin &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.MUSA(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;16-7-ARAF &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;155-………….ente veliyyüna fağfir lena verhamna ve ente hayrul ğafirin&lt;br /&gt;155-…………..Sen bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen bağışlayanların en hayırlısısın &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.MUSA(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;17-20-TAHA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;25. Kale rabbişrah li sadri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. Ve yessir li emri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Vahlül ukdetem mil lisani &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Yefkahu kavli &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. Mûsâ dedi ki: "Rabbim! Gönlüme ferahlık ver." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. "İşimi bana kolaylaştır." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27- 28-"Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.MUSA(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;18-28-KASAS&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Kale rabbi inni zalemtü nefsi fağfirli fe ğafera leh innehu hüvel ğafurur rahiym &lt;br /&gt;16-Mûsâ, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz o, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.MUSA(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;19-40-MÜMİN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;27. Ve kale musa inni uztü bi rabbi ve rabbiküm min külli mütekebbiril la yü'minü bi yevmil hisab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Mûsâ da, "Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.MUSA(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;20-27-NEML&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Fe tebesseme dahikem min kavliha ve kale rabbi evzı'ni en eşküra nı'metekelleti en'amte aleyye ve ala valideyye ve en a'mele salihan terdahü ve edhilni bi rahmetike fi ibadikes salihiyn &lt;br /&gt;19. Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!" &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.SÜLEYMAN(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;21-38-SAD&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;35. Kale rabbiğfir li veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba'di inneke entel vehhab &lt;br /&gt;35. Süleyman, "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" dedi. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.SÜLEYMAN(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;22-21-ENBİYA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;83. Ve eyyube iz nada &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;rabbehu enni messeniyed durrü ve ente erhamür rahimin &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;83. Eyyûb'u da hatırla. Hani o Rabbine, "&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;diye niyaz etmişti. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.EYYUB(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;23-38-SAD&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;41. Vezkür abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve azab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41. (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42. Ürkud bi riclik haza muğteselüm baridüv ve şerab &lt;br /&gt;HZ.EYYUB(AS)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42. Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;24-21-ENBİYA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;87. …………………&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;el la ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;87. , "&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;diye dua etti &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.YUNUS (AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;25-21-ENBİYA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;89. Ve zekeriyya iz nada rabbehu rabbi la tezerni ferdev ve ente hayrul varisin &lt;br /&gt;89. Zekeriya'yı da hatırla. Hani o, Rabbine, "Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın" diye dua etmişti. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.ZEKERİYA(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;26-18-KEHF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;95. Kale &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ma mekkenni fihi rabbi hayrun &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;fe eiynuni bi kuvvetin ec'al beyneküm ve beynehüm redma &lt;br /&gt;95. Zülkarneyn, &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;"Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım" dedi. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ZÜLKARNEYN(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;27-18-KEHF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;10. İz evel fityetü ilel kehfi fe kalu rabbena atina mil ledünke rahmetev ve heyyi' lena min emrina raşeda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ASHAB-I-KEHF(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;28-18-KEHF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;23. Ve la tekulenne li şey'in inni failün zalike ğada &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. İlla ey yeşaellahü vezkür rabbeke iza nesite ve kul asa ey yehdiyeni rabbi li akrabe min haza raşeda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu mutlaka yapacağım" deme! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;29-18-KEHF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;38. Lakinne hüvellahü rabbi ve la üşrikü bi rabbı ehada &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39. Ve lev la iz dehalte cenneteke kulte &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ma şaellahü la kuvvete illa billah &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;in terani ene ekalle minke malev ve veleda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38. "Fakat O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39,. "Bağına girdiğinde ‘ &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;deseydin ya!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;30-18-KEHF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;110. Kul innema ene beşerum mislüküm yuha ileyye ennema ilahüküm ilahüv vahıd fe men kane yercu likae rabbihı felya'mel amelen salihav ve la yüşrik bi ibadeti rabbihı ehada &lt;br /&gt;110. De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım, (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilah'ınız ancak bir tek ilâhtır" diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın." &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;MUHAMMED(SAS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;31-5-MAİDE&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAİDE-114……………………………..verzukna ve ente hayrır razikıyn&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;114-Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;116……………………..inneke ente allamül ğuyub&lt;br /&gt;116-.......Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin." &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İSA(SA)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;32-11-HUD&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;88. ve ma tevfıkıy illa billah aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünıb &lt;br /&gt;88. . Başarım ancak Allah'ın yardımı iledir. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum." &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ŞUAYB(SA)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;33-60-MÜMTAHİNNE&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-rabbena 'aleyke tevekkelna ve ileyke enebna ve ileykelmasiyru.&lt;br /&gt;5. Rabbena la tec'alna fitneten lilleziyne keferu vağfir lena rabbena inneke entel'azizül hakim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-"Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. "Ey Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İBRAHİM(SA)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;34-3-ALİ İMRAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;173-…… hasbünellahü ve ni'mel vekil &lt;br /&gt;173-….Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;35-22-HACC&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78-….hüve mevlaküm fe ni'mel mevla ve ni'men nasiyr&lt;br /&gt;78-….O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;36-39-ZÜMER&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38-….hasbiyellah aleyhi yetevekkelül mütevekkilun&lt;br /&gt;38-Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O'na tevekkül ederler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;37-39-ZÜMER&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;53-Kul ya ibadiyellezine esrafu ala enfüsihim &lt;blockquote&gt;la taknetu mir rahmetillah innellahe yağfiruz zünube cemia innehu hüvel ğafurur rahiym&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;53. De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;38-9-TEVBE&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;51. Kul ley yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve mevlana ve alellahi fel yetevekkelil mü'minun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51. De ki: "Bizim başımıza ancak, Allah'ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü'minler, yalnız Allah'a güvensinler." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;39-9-TEVBE &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;128- Le kad caeküm rasulüm min enfüsiküm azizün aleyhi ma anittüm harisun aleyküm bil mü'minine raufür rahiym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;129. Fe in tevellev fe kul &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;hasbiyallahü la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil aziym &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;128. Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;129. Eğer yüz çevirirlerse de ki: &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;"Bana Allah yeter. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Ben ancak O'na tevekkül ettim. O, yüce Arşın sahibidir."&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;40-17-İSRA &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78.Ekimis salate li düluküş şemsi ila ğasekıl leyli ve kur'anel fecr inne kur'anel fecri kane meşhuda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;79. Ve minel leyli fe tehecced bihi nafiletel leke asa ey yeb'aseke rabbüke &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;mekamem mahmuda &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;80. Ve kur rabbi edhilni müdhale sıdkıv ve ahricni muhrace sıdkıv vec'al li mil ledünke sültanen nasiyra &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;81. Ve kul cael hakku ve zehekal batıl innel batıle kane zehuka &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;82. Ve nünezzilü minel kur'ani ma hüve şifaüv ve rahmetül lil mü'minine ve la yezidüz zalimine illa hasara &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78. Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl/salat yap. Bir de sabah namazını kıl/salatını yap. Çünkü sabah namazı/salatı şahitlidir(şahitlik yapar). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;79. Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl/duası yap ki, Rabbin seni &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Makam-ı Mahmud&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;'a ulaştırsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80. Deki: "Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;81. De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;82. Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak zararını artırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;41-17-İSRA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;110. Kulid'ullahe evid'ur rahman eyyem ma ted'u fe lehül esmaül hüsna ve la techer bi salatike ve la tühafit biha vebteğı beyne zalike sebila &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;111. Ve kulil hamdü lillahillezi lem yettehiz veledev ve lem yekül lehu şerikün fil mülki ve lem yekül lehu veliyyüm minez zülli ve kebbirhü tekbira &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;110. De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;111. "Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile YÜCELT..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;42-23-MÜMİNUN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;93. Kur rabbi imma türiyenni ma yuadun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;94. Rabbi fe la tec'alnı fil kavmiz zalimın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;93, 94. De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;43-23-MÜMİNUN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;97. Ve kur rabbi euzü bike min hemezatiş şeyatiyn &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;98. Ve euzü bike rabbi ey yahdurun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;97. De ki: "Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;98. "Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;44-25-FURKAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;74. Vellezine yekulune rabbena heb lena min ezvacina va zürriyyatina kurrate a'yüniv vec'alna lil müttekıyne imama &lt;br /&gt;74. Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;45-2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;216. Kütibe aleykümül kıtalü ve hüve kürhül leküm* ve asa en tühıbbu şey'ev ve hüve şerrul leküm* vallahü ya'lemü ve entüm la ta'lemun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;216. Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;46-2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;AYETEL KÜRSİ&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;255. Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum* la te'huzühu sinetüv vela nevm* lehu ma fis semavati ve ma fil ard* men zellezı yeşfeu ındehu illa bi iznih* ya'lemü ma beyne eydıhim ve ma halfehüm* ve la yühıytune bi şey'im min ılmihı illa bi ma şa'* vesia kürsiyyühüs semavati vel ard* ve la yeudühu hıfzuhüma* ve hüvel alıyyül azıym&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;256. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;La ikrahe fid dini &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;kad tebeyyener ruşdü minel ğayy* fe mey yekfür bit tağuti ve yü'mim billahi fe kadistemseke bil urvetil vüska lenfisame leha* vallahü semiun alim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;255. Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;256. &lt;br /&gt;Dinde zorlama yoktur&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;47-2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;AMENER RESULU&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;285. Amener rasulü bi ma ünzile ileyhi mir rabbihi vel mü'minun* küllün amene billahi ve melaiketihı ve kütübihi ve rusülih* la nüferriku beyne ehadim mir rusülih* ve kalu semi'na ve eta'na ğufraneke rabbena ve ileykel masiyr &lt;br /&gt;286. La yükellifüllahü nefsen illa vüs'aha* leha ma kesebet ve aleyha mektesebet* rabbena la tüahızna in nesina ev ahta'na* rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezine min kablina* rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih* va'fü anna* vağfir lena* verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;285. Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;286. Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;48-3-ALİ İMRAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Rabbena la tüzığ kulubena ba'de iz hedeytena veheb lena mil ledünke rahmeh* inneke entel vehhab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Rabbena inneke camiun nasi li yevmil la raybe fih* innellahe la yuhlifül miad &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. "Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden dönmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;49-3-ALİ İMRAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;26. Kulillahümme malikel mülki tü'til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşa'* ve tüızzü men teşaü ve tüzillü men teşa'* bi yedikel hayr* inneke ala külli şey'in kadir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Tulicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyl* ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayy* ve terzüku men teşaü bi ğayri hisab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. "Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;50-3-ALİ İMRAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;53. Rabbena amenna bi ma enzelte vetteba'ner rasüle fektübna meaş şahidin &lt;br /&gt;53. "Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber'e uyduk.Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.İSA(AS)HAVARİLERİ…&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;51-3-ALİ İMRAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;189. Ve lillahi mülküs semavati vel ard* vallahü ala külli şey'in kadir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;190. İnne fi halkıs semavati vel erdı vahtilafil leyli ven nehari le ayatil li ülil elbab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;191. Ellezıne yezkürunellahe kıyamev ve kuudev ve ala cünubihim ve yetefekkerune fi halkıs semavati vel ard* rabbena ma halakte haza batıla* sübhaneke fekına azaben nar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;192. Rabbena inneka men tüdhılin nara fe kad ahzeyteh* ve ma liz zalimine min ensar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;193. Rabbena innena semı'na münadiyey yünadi lil ımani en aminu bi rabbiküm fe amenna* rabbena fağfir lena zünubena ve keffir anna seyyiatina ve teveffena meal ebrar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;194. Rabbena ve atina ma veadtena ala rusülike ve la tuhzina yevmel kıyameh* inneke la tuhlifül miad &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;189. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;190. Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;191. Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;192. "Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;193. "Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;194. "Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, vadinden dönmezsin." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;52-7-ARAF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;89-… rabbüna vesia rabbüna külle şey'in ilma alellahi tevekkelna rabbeneftah beynena ve beyne kavmina bil hakkı ve ente hayrul fatihiyn&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;89-… Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;HZ.ŞUAYB(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;53-7-ARAF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;128-…. vel akıbetü lil müttekıyn&lt;br /&gt;128-… Sonuç (Allah'tan korkup günahtan) sakınanlarındır &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;."HZ.MUSA(AS&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;54-8-ENFAL&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- …..ve men nasru illa min indillah innellahe azizün hakim&lt;br /&gt;10- Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;55-8-ENFAL&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. Vetteku fitnetel la tüsıybennellezine zalemu minküm hassah va'lemu ennellahe şedidül ikab &lt;br /&gt;25. Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;56-8-ENFAL&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Va'lemu ennema emvalüküm ve evladüküm fitnetüv ve ennellahe indehu ecrun aziym &lt;br /&gt;28. Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;57-8-ENFAL&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;64. Ya eyyühen nebiyyü hasbükellahü ve menittebeake minel mü'minın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;64. Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;58-2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;67……. euzü billahi en ekune minel cahilin &lt;br /&gt;67----- Cahillerden biri olmaktan Allah'a sığınırım. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;MUSA(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;59-2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;45. Vesteiynu bis sabri ves salah* ve inneha le kebiratün illa alel haşiiyn &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;46. Ellezıne yezunnune ennehüm mülaku rabbihim ve ennehüm ileyhi raciun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45. Sabra ve namaza/duaya sarılarak yardım dileyin. Hiç kuşkusuz bu, kalbi ürperti duyanlardan başkasına çok ağır gelir.&lt;br /&gt;46. O ürperti duyanlar, Rablerine kavuşacaklarını düşünürler ve bilirler ki onlar, mutlaka O'na döneceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;60-2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;152. Fezküruni ezkürküm veşküru li ve la tekfürun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;153. Ya eyyühellezine amenüsteiynu bis sabri ves salah* innellahe meas sabirin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;154. Ve la tekulu li mey yuktelü fı sebilillahi emvat* bel ahyaüv ve lakil la teş'urun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;155. Ve le neblüvenneküm bi şey'im minel havfi vel cui ve naksım minel emvali vel enfüsi ves semerat* ve beşşiris sabirin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;156. Ellezıne iza esabethüm müsıybetün kalu &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;inna lillahi ve inna ileyhi raciun &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;157. Ülaike aleyhim salevatüm mir rabbihim ve rahmetüv ve ülaike hümül mühtedun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;152. Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!&lt;br /&gt;153. Ey iman edenler! Sabır ve namaz-DUA ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir. * &lt;br /&gt;154. Allah yolunda öldürülenlere "ölüler"" demeyin. Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız.&lt;br /&gt;155. Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele !&lt;br /&gt;156. O sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman: &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz,&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; derler.&lt;br /&gt;157. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır. * &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;61-2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;163. Ve ilahüküm ilahüv vahıd* la ilahe illa hüver rahmanür rahıym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;163. İlahınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilah yoktur. O, rahmandır, rahimdir.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;62-64-TEGABÜN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Ma esabe min musiybetin illa biiznillahi ve men yu'min billahi yehdi kalbehu vallahu bikulli şey'in 'aliymun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11-Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez, her kim de Allah'a iman ederse, O, onun kalbine hidayet verir. Allah herşeyi bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;63-11-HUD&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90. Vestağfiru rabbeküm sümme tubu ileyh inne rabbi rahiymüv vedud &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90. “Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.” &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ŞUAYB(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;64-11-HUD&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;112. Festekım kema ümirte ve men tabe meake ve la tatğav innehu bi ma ta'melune besıyr &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;112. Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;RESULULLAH(SAS) IN BENİ KOCALTTI DEDİĞİ RİVAYET EDİLEN AYET&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;65-36-YASİN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;82. İnnema emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu kün fe yekun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;83. Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey'iv ve ileyhi türceun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;82. O, bir şeyi istediğinde, buyruğu sadece şunu söylemektir: "Ol!" Artık o, oluverir.&lt;br /&gt;83. Her şeyin kaynağı/egemenliği elinde olan o yaratıcının şanı çok yücedir! Sonunda O'na döndürüleceksiniz.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;66-7-ARAF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;199. Huzil afve ve'mür bil urfi ve a'rıd anil cahilin &lt;br /&gt;200. Ve imma yenzeğanneke mineş şeytani nezğun festeız billah innehu semiun alim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;199. Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;200. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;67-41-FUSSİLET&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36. Ve imma yenzeğanneke mineş şeytani nezğun festeız billah innehu hüves semiul alim &lt;br /&gt;36. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;68-42-ŞURA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Allahü latiyfün bi ibadihi yerzüku mey yeşa' ve hüvel kaviyyül aziz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Allah kullarına çok lütufkardır. Dilediğine rızık verir. O çok kuvvetli, çok güçlüdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;69-51-ZARİYAT&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;58. İnnellahe huver rezzaku zul kuvvetil metin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58. Şüphesiz Allah, rızık veren, sarsılmaz kuvvet sahibi O'dur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;70-45-CASİYE&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;36. Fe lillahil hamdü rabbis semavati ve rabbil erdı rabbil alemin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37. Ve lehül kibriyaü fis semavati vel erdı ve hüvel azizül hakim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36. O halde hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve bütün alemlerin Rabbi olan Allah'adır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37. Göklerde ve yerde büyüklük O'na aittir. 0, öyle güçlüdür. öyle hikmet sahibidir &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;71-27-NEML&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;25. Ella yescüdu lillahillezi yuhricül hab'e fis semavati vel erdı ve ya'lemü ma tuhfune ve ma tu'linun &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;26. Allahü la ilahe illa hüve rabbül arşil aziym &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. "Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)" &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;26. Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Büyük Arş’ın Rabbidir. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;(HÜDHÜD KUŞUNUN DİLİNDEN)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;72-16-NAHL&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90. İnnellahe ye'müru bil adli vel ihsani ve ıtai zil kurba ve yenha anil fahşai vel münkeri vel bağy yeizüküm lealleküm tezekkerun &lt;br /&gt;90. Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;73-4-NİSA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58. İnnellahe ye'müruküm en tüeddül emaneti ila ehliha ve iza hakemtüm beynen nasi en tahkümü bil adli, innellahe niımma yeızuküm bih innellahe kane semian basiyra &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58. Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;74-33-AHZAB&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;56. İnnellahe ve melaiketehu yüsallune alen nebiyy ya eyyühellezıne amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;56. Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;75-35-FATIR&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;34. Ve kalül hamdü lillahillezı ezhebe annel hazen inne rabbena le ğafurun şekur &lt;br /&gt;34. Şöyle derler: "Hamd, bizden hüznü gideren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;76-39-ZÜMER&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;38-……… kul hasbiyellah aleyhi yetevekkelül mütevekkilun&lt;br /&gt;38……….De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O'na tevekkül ederler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;44-Kul &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;lillahiş şefaatü cemia &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;lehu mülküs semavati vel ard sümme ileyhi türceun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;44. De ki: "&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Şefaat tümüyle Allah'a aittir&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;77-66-TAHRİM&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Ya eyyuhelleziyne amenu tubu ilellahi &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;tevbeten nesuhan &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;asa rabbukum en yukeffire 'ankum seyyiatikum ve yudhılekum cennatin tecriy min tahtihel'enharu yevme la yuhzillahunnebiyye velleziyne amenu me'ahu nuruhum yes'a beyne eydiyhim ve bieymanihim yekulune &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;rabbena etmin lena nurena vağfir lena inneke 'ala kulli şey'in kadiyrun. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Ey iman edenler! Allah'a &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;içtenlikle tövbe &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;edin. Belki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. " &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ey Rabbimiz! nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;" derler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Ya eyyuhennebiyyu cahidilkuffare velmunafikıyne vağluz 'aleyhim ve me'vahum cehennemu ve bi'selmasıyru &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Ey Peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;78-65-TALAK&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;2…. ve men yettekıllahe yec'al lehu mahrecen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-…..Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Ve yerzukhu min haysu la yahtesibu ve men yetevekkel 'alellahi fehuve hasbuhu innallahe baliğu emrihi kad ce'alallahu likulli şey'in kadren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir. Allah her şeye bir ölçü koymuştur. (Allah her şey için bir ölçü/bir kader belirlemiştir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4……ve men yettekıllhe yec'al lehu min emrihi yusren.&lt;br /&gt;4-….Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Zalike emrullahi enzelehu ileykum ve men yettekıllahe yukeffir 'anhu seyyiatihi ve yu'zum lehu ecren&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. İşte bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını büyütür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;79-26-ŞUARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;107. İnni leküm rasulün emin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;108. Fettekullahe ve etiy'un &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;109. Ve ma es'elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;107. Bilin ki ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.&lt;br /&gt;108. Öyleyse Allah'a karşı gelmekten sakının da bana itaat edin!&lt;br /&gt;109. "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;BU SURE İÇİNDE MUSA,NUH,SALİH,HUD,LUT,ŞUAYB(AS)LAR ,AYNI SÖZLERİ SÖYLERLER…….&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;80-40-MÜMİN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Ve kale racülüm mü'minüm min ali fir'avne yektümü ımanehu etaktülune racülen ey yekule rabbiyellahü ve kad caeküm bil beyyinati mir rabbiküm ve iy yekü sadikay yüsıbküm ba'dullezı yeıdüküm innellahe la yehdı men hüve müsrifün kezzab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü'min bir adam şöyle dedi: "Rabbim Allah'tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38. Ve kalellezı amene ya kavmit tebiuni ehdiküm sebıler raşad &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38. O inanan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;39. Ya kavmi innema hazihil hayatüd dünya meta'uv ve innel ahırate hiye darul karar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39. "Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40. Men amile seyyieten fe la yücza illa misleha ve men amile salihüm min zekerin ev ünsa ve hüve mü'minün fe ülaike yedhulunel cennete yürzekune fıha bi ğayri hısab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40. "Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü'min olarak salih bir amel işlerse işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41. "Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41. Ve ya kavmi malı ed'uküm ilen necati ve ted'unenı ilen nar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42. "Siz beni Allah'ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok bağışlayana (Allah'a) çağırıyorum." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42. Ted'unenı li ekfüra billahi ve üşrike bihi ma leyse lı bihi ilmüv ve ene ed'uküm ilel azizil ğaffar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43. La cerame ennema ted'unenı ileyhi leyse lehu da'vetün fid dünya ve la fil ahirati ve enne meraddena ilellahi ve ennel müsrifine hüm ashabün nar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43. "Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah'adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;44. "Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;44. Fe setezkürune ma ekulü leküm ve üfevvidu emrı ilellah innellahe basıyrum bil ıbad &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İNANAN MÜMİN KİMSE(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;81-40-MÜMİN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;55-Fasbir inne va'dellahi hakkuv vestağfir li zembike ve sebbıh bi hamdi rabbike bil aşiyyi vel ibkar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;55. Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;82-40-MÜMİN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;65. Hüvel hayyü la ilahe illa hüve fed'uhü muhlisıyne lehüd din elhamdü lillahi rabbil alemin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;65. O diridir. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O halde sadece Allah'a itaat ederek (samimi olarak) O'na ibadet edin. Hamd, âlemlerin Rabbine mahsustur. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;83-42-ŞURA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Fe li zalike fed'u vestekım kema ümirt ve la tettebı' ehvaehüm ve kul amentü bima enzelellahü min kitab ve ümirtü li a'dile beyneküm allahü rabbüna ve rabbüküm lena a'malüna ve leküm a'malüküm la huccete beynena ve beyneküm allahü yecmeu beynena ve ileyhil mesıyr &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: "Ben Allah'ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O'nadır." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;84-42-ŞURA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Zalikellezı yübbeşşirullahü ıbadehullezıne amenu ve amilus salihat kul la es'elüküm aleyhi ecran illel mevededdete fil kurba ve mey yakterif haseneten nezid lehu fıha husna innellahe ğafurun şekur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİYANET-23. İşte bu Allah'ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum.Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y.NURİ- 23 Allah'ın, iman edip hayra ve barışa yönelik iyi işler yapanlara müjdelediği, işte budur. De ki: "Ben, buna karşılık sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dışında bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik/güzellik üretirse onun için, o ürettiğine bir güzellik daha ekleriz. Çünkü Allah Gafûr'dur, çok affeder; Şekûr'dur, iyiliğe karşılık verir/teşekkür eder.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;MUHAMMED(SAS) IN YAKIN-AKRABA-EHLİ BEYTİ İÇİN DİLEĞİ&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;85-2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;202. Ülaike lehüm nasıybüm mimma kesebu* vallahü seriul hisab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;202. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;214-……ela inne nasrallahi kariyb&lt;br /&gt;214…… İyi bilin ki Allah'ın yardımı pek yakındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;86-7-ARAF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;199. Huzil afve ve'mür bil urfi ve a'rıd anil cahilın &lt;br /&gt;200. Ve imma yenzeğanneke mineş şeytani nezğun festeız billah innehu semiun alim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;199. Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;200. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilen &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;87-41-FUSSİLET&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;36. Ve imma yenzeğanneke mineş şeytani nezğun festeız billah innehu hüves semiul alim &lt;br /&gt;36. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;88-30-RUM&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;5. Bi nasrillah yensuru mey yeşa' ve hüvel azizür rahiym &lt;br /&gt;5. O kimi dilerse muzaffer kılar ve güçlü O'dur, merhametli O'dur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Va'dellah la yuhlifüllahü va'dehu ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun &lt;br /&gt;6. Bu Allah'ın va'didir. Allah sözünden caymaz. Fakat insanların çoğu bilmezler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. Ve lehu men fis semavati vel ard küllül lehu kanitun &lt;br /&gt;26. Göklerde ve yerde kim varsa hepsi Onundur. Hepsi O'na divan durmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Ve hüvellezı yebdeül halka sümme yüıydühu ve hüve ehvenü aleyh ve lehül meselül a'la fis semavati vel ard ve hüvel azızül hakım &lt;br /&gt;27. Hem kainatı ilkin yaratan O'dur. Sonra onu çevirip yeniden yapacak olan da O'dur ki, bu O'na daha kolaydır. Göklerde ve yerde en yüksek şan ve şeref O'nundur. Çok güçlü olan O'dur, hikmet sahibi olan O'dur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. Fe ekım vecheke lid dıni hanıfa fıtratellahilletı fetaran nase aleyha la tebdıle li halkıllah zaliked dınül kayyimü ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun &lt;br /&gt;30. O halde yüzünü bir hanif olarak dine tut, Allah' ın insanları kendisi üzerine yarattığı fıtratına. Allah'ın yaratışında değişme yoktur, dosdoğru sabit din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31. Münibine ileyhi vettekuhu ve ekiymus salate ve la tekunu minel müşrikin &lt;br /&gt;31. Başkasından geçerek hep O'na gönül verin. O'na (sığınıp) korunun. Namaza devam edin de. Müşriklerden olmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;32. Minellezıne ferraku dinehüm ve kanu şiyea küllü hizbim bima ledeyhim ferihun &lt;br /&gt;32. Onlardan (olmayın) ki, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her grup kendilerindekine güvenmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y.NURİ &lt;br /&gt;32. Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;52. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Fe inneke la tüsmiul mevta &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ve la tüsmius summed düae iza vellev müdbirın &lt;br /&gt;52. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Çünkü sen ölülere işittiremezsin&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;. O daveti arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;53. Ve ma ente bihadil umyi an dalaletihim in tüsmiu illa mey yü'minü bi ayatina fehüm müslimun &lt;br /&gt;53. Körleri de sapıklıktan doğru yola çıkaramazsın; sen ancak ayetlerimize iman edeceklere duyurabilirsin de onlar İslam'a gelir, selameti bulurlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;89-31-LOKMAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Andolsun, biz &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Lokmân&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;'a "Allah'a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Ve le kad ateyna &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;lukmanel&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; hıkmete enişkür lillah ve mey yeşkür fe innema yeşküru li nefsih ve men kefera fe innellahe ğayniyyün hamıd &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Hani &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Lokmân&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür." &lt;br /&gt;13. Ve iz kale lukmanü libnihı ve hüve yeızuhu ya büneyye la tüşrik billah inneş şirke le zulmün aziym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: "Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır." &lt;br /&gt;14. Ve vessaynel insane bi valideyh hamelethü ümmühu vehnen ala vehniv ve fisalühu fı ameyni enişkür lı ve li valideyk ileyyel masıyr &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. "Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Ve in cahedake ala en tüşrike bi ma leyse leke bihi ilmün fe la tüti'hüma ve sahibhüma fid dünya ma'rufev vettebı' sebile men enabe ileyy sümme ileyye merciuküm fe ünebbiüküm bima küntüm ta'melun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Lokmân &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;(öğütlerine şöyle devam etti:) "Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Ya büneyye inneha in tekü miskale habbetim min hardelin fe tekün fı sahratin ev fis semavati ev fil erdı ye'ti bihellah innellahe latıyfün habır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. "Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. Ya büneyye ekımıs salate ve'mur bil ma'rufi venhe anil münkeri vasbir ala ma esabek inne zalike min azmil ümur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. "Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Ve la tüsa'ır haddeke lin nasi ve la temşi fil erdı meraha innellahe la yühıbbü külle muhtalin fehur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. "Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Vaksıd fı meşyike vağdud min savtik inne emreral asvati le savtül hamır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Şüphesiz Allah her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye layık olandır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. Lillahi ma fis semavati vel ard innellahe hüvel ğaniyyül hamıd &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah'ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Ve lev enne ma fil erdı min şeceratin aklamüv vel bahru yemüddühu min ba'dihı seb'atü ebhurim ma nefidet kelematüllah innellahe azızün hakım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Ma halkuküm ve la ba'süküm illa ke nefsiv vahıdeh innellahe semıum basıyr &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. E lem tera ennellahe yulicül leyle fin nehari ve yulicün nehara fil leyli ve sehhareş şemsi vel kamera küllüy yecrı ila ecelim müssemmev ve ennellahe ve ma ta'melune habır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. Zalike bi ennellahe hüvel hakku ve enne ma yed' une min dunihil batılü ve ennellahe hüvel aliyyül kebir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah'ın va'di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33. Ya eyyühen nasütteku rabbeküm vahşev yevmel la yezı validün av veledihı ve la meludün hüve cazin av validihı şey'a inne va'dellahi hakkun fe la teğurranekümül hayatüd dünya ve la yeğurraneküm billahül ğarur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. İnnellahe ındehu ılmüs saahve yünezzilül ğays ve ya'lemü ma fil erham ve ma tedrı nefsüm maza teksibü ğada ve ma tedrı nefsüm bi eyyi erdın temut innellahe alimün habır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;90-55-RAHMAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;26. Kullu men 'aleyha famin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;27. Ve yebka vechu rabbike &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;zulcelali vel'ikrami.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;27. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani. &lt;br /&gt;28. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78-&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Tebarakesmu rabbike &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;zil celali vel ikram.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;78. Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;91-45-CASİYE&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;36. Fe lillahil hamdü rabbis semavati ve rabbil erdı rabbil alemin &lt;br /&gt;36. Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37. Ve lehül kibriyaü fis semavati vel erdı ve hüvel azizül hakım &lt;br /&gt;37. Göklerde ve yerde ululuk O'na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;92-71-NUH&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(10) Fekultüstağfiru rabbekum innehu kane ğaffaren&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Dedim ki : Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;NUH(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;93-11-HUD&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;(73) &lt;br /&gt;Kalu e ta'cebıne min emrillahi rahmetüllahi ve berakatühu aleykum ehlel beyt &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;innehu hamidüm mecid &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;GÖREVLİ MELEKLER(AS) &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;69. Andolsun ki elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjde getirdiler ve: "Selam (sana)" dediler. O da: "(Size de) selam" dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;73 Dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerinizdedir ey ev halkı! &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;O Hamîd'dir, Mecîd'dir."&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;94-12-YUSUF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;YUSUF&lt;br /&gt;(98) Kale sevfe estağfiru leküm rabbı innehu hüvel ğafurur rahıym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;98. (Ya'kub:) Sizin için Rabbimden af dileyeceğim. Çünkü O çok bağışlayan, pek esirgeyendir, dedi. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;YAKUB(AS)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;95-34-SEBE&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(49) Kul cael hakku ve ma yübdiül batılü ve ma yüıyd &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;49. De ki: Hak geldi; artık bâtıl ne bir şeyi ortaya çıkarabilir ne de geri getirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;96-85-BURUC&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. İnne batşe rabbike leşediydün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. İnnehu hüve yübdiü ve yü'ıydü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Ve hüvelğafurülvedudü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Zül'arşilmeciydü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Fa''alün lima yüriydü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Şüphesiz, Rabbinin yakalaması çok çetindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrarlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. O, çok bağışlayandır, çok sevendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Arş'ın sahibidir, şanı yüce olandır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Dilediğini mutlaka yapandır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 İlk yaratan da O'dur, tekrar yaratan da O'dur!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Gafûr O'dur, Vedûd O!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Arşın sahibidir; Mecîd'dir, şanı yüce olandır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 İstediğini hemen yapandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. Bel hüve kur'anün meciydün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22. Fiy levhın mahfuzın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. Hayır o (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur'an'dır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22. O korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfuz'da)dır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YNURİ-21 İş onların iddialarının aksinedir! O, çok yüce bir Kur'an'dır.&lt;br /&gt;22 Korunmuş bir levhada/Levh-i Mahfûz'dadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;97-61-SAFF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Ya eyyuhelleziyne amenu lime tekulune ma la tef'alune&lt;br /&gt;3. Kebure makten 'ındallahi en tekulu ma la tef'alune. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? &lt;br /&gt;3. Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Ve iz kale &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;'iysebnu meryeme ya beniy israiyle inniy resulullahi ileykum musaddikan lima beyne yedeyye minettevrati ve mubeşşiren biresulin ye'tiy min ba'diy-ismuhu &lt;br /&gt;ahmedu&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;felemma caehum bilbeyyinati kalu haza sıhrun mubiynun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Hani, &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Meryem oğlu İsa, "Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, &lt;br /&gt;Ahmed &lt;br /&gt;adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim"&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt; demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İSA(AS)….. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;ya beniy israiyle inniy resulullahi ileykum musaddikan lima beyne yedeyye minettevrati ve mubeşşiren biresulin ye'tiy min ba'diy-ismuhu &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;ahmedu&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İSA(AS)… &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;"Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Ahmed&lt;br /&gt;adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Ve uhra tuhıbbuneha nasrun minallahi ve fethun kariybun ve beşşirilmu'miniyne. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Seveceğiniz daha başka şeyler de var: Allah'tan bir yardım, çok yakın bir fetih... İman sahiplerine müjde ver!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;98-62-CUMA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;11. Ve iza reev ticareten ev lehveninfaddu ileyha ve terekuke kaimen kul ma 'ındallahi hayrun millehvi ve minetticareti &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;vallahu hayrurrazikıyne.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. (Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın yanında bulunan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır." &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;99-67-MÜLK&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;29. Kul huverrahmanu amenna bihi ve 'aleyhi tevekkelna feseta'lemune men huve fiy dalalin mubiynin. &lt;br /&gt;30. Kul ereeytum in asbeha maukum ğavren femen ye'tiykum bimain me'ıynin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. De ki: "O, Rahmân'dır. O'na iman ettik, yalnızca ona tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!" &lt;br /&gt;30. De ki: "Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;100-68-KALEM&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;51. Ve in yekadulleziyne keferu leyuzlikuneke biebsarihim lemma semi'uzzikre ve yekulune innehu lemecnunun. &lt;br /&gt;52. Ve ma huve illa zikrun lil'alemiyne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51. Şüphesiz inkar edenler Zikr'i (Kur'-an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar. &lt;br /&gt;52. Halbuki o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;101-72-CİNN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Kul innema ed'u rabbiy ve la uşriku bihi ehaden.&lt;br /&gt;21. Kul inniy la emliku lekum darran ve la reşeden. &lt;br /&gt;22. Kul inniy len yuciyreniy minallahi ehadun ve len ecide min dunihi multehaden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. De ki: "Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O'na hiç kimseyi ortak koşmam." &lt;br /&gt;21. De ki: "Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim." &lt;br /&gt;22. De ki: "Gerçekten beni Allah'a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;102-73-MÜZZEMMİL&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtiylen. &lt;br /&gt;9. Rabbulmeşrikı velmağribi la ilahe illa huve fettehızhu vekiylen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O'na yönel. &lt;br /&gt;9. O, doğunun da batının da Rabbidir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise onu vekil edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20……..vestağfirullahe innallahe ğafurun rahıymun.&lt;br /&gt;20……Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;103-76-İNSAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;12. Ve cezahum bima saberu cenneten ve hariyren. &lt;br /&gt;13. Muttekiiyne fiyha 'alel'eraiki &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;la yerevne fiyha şemsen ve la zemheriyren&lt;br /&gt;. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükafatlandırır. &lt;br /&gt;13. Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;104-7-ARAF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;185. E ve lem yenzuru fı melekutis semavati vel erdı ve ma halekallahü min şey'iv ve en asa ey yekune kadıkterabe ecelühüm &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;fe bi eyyi hadisim ba'dehu yü'minun &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;185. Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama, Allah'ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Peki bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;105-77-MÜRSELAD&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;49. Veylun yevmeizin lilmukezzibiyne. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;50. Febieyyi hadiysin ba'dehu yu'minune&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;49. O gün vay yalanlayanların haline! &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;50. Onlar artık ondan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar? &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;106-81-TEKVİR&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;27. İn huve illa zikrun lil'alemiyne. &lt;br /&gt;28. Limen şae minkum en yestekıyme,. &lt;br /&gt;29. Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul'alemiyne. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. O, âlemlere bir öğütten başka şey değildir&lt;br /&gt;28. İçinizden, dosdoğru yürümek isteyen için.&lt;br /&gt;29-Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;107-103-ASR&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Vel asr &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. İnnel insane le fi husr &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. İllellezıne amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1, 2. Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;108-109-KAFİRUN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kul ya eyyühel kafirun &lt;br /&gt;2. La a'büdü ma ta'büdun &lt;br /&gt;3. Ve la entüm abidune ma a'büd &lt;br /&gt;4. Ve la ene abidün ma abedtüm &lt;br /&gt;5. Ve la entüm abidune ma a'büd &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;6. Leküm diynüküm ve liye din &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. De ki: "Ey Kâfirler!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;6. “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;109-110-NASR&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;1. İza cae nasrullahi velfeth &lt;br /&gt;2. Veraeytennase yedhulune fiy diynillahi efvace &lt;br /&gt;3. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh* innehu kane tevvaba &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1, 2, 3. Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O tövbeleri çok kabul edendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;110-112-İHLAS&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kul hüvallahü ehad &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Allahüs samed &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Lem yelid ve lem yuled &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Ve lem yekün lehu küfüven ehad &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. De ki: "O, Allah'tır, bir tektir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. "Allah Samed'dir. (Her şey O'na muhtaçtır, o, hiçbir şeye muhtaç değildir.)" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir)." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. "Hiçbir şey O'na denk ve benzer değildir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;111-113-FELAK&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Kul e'uzü birabbilfelak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Minşerri ma halak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Ve min şerri ğasikın iza vekab &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Ve min şerrinneffasati fiyl'ukad &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ve min şerri hasidin iza hased &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1, 2, 3, 4,5 De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;112-114-NAS&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kul e'uzü birabbinnas &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Melikinnas &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. İlahinnas &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Min şerrilvesvasil hannas &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Elleziy yüvesvisü fiysudurinnas &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Minel cinnetivennas &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1,2, 3,4,5,6 De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;113-23-MÜMİNUN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;109-…rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahımın&lt;br /&gt;109- Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;114-27-NEML&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;59. Kulil hümdü lillahi ve selamün ala ibadihillezınastafa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;59-De ki: Hamd olsun Allah'a, selam olsun seçkin kıldığı kullarına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;115-37-SAFF&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;180. Sübhane rabbike rabbil ızzeti amma yesifun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;181. Ve selamün alel murselin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;182. Vel hamdü lillahi rabbil alemin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;180. Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. &lt;br /&gt;181. Peygamberlere selam olsun. &lt;br /&gt;182. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;116-1-FATİHA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Bismillahirrahmanirrahim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. El hamdü lillahi rabbil alemin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Er rahmanir rahiym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Maliki yevmid din &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. İyyake na'büdü ve iyyake nesteiyn &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. İhdinas sıratal müstekiym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Sıratallezine en'amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bismillahirrahmânirrahîm &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2, 3, 4. Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6, 7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;117-2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Elif lam mim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Zalikel kitabü la raybe fıh* hüdel lil müttekiyn &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Ellezine yü'minune bil ğaybi ve yükiymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Vellezine yü'minune bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablik* ve bil ahireti hüm yukinun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ülaike ala hüdem mir rabbihim ve ülaike hümül müflihun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Elif Lâm Mîm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;118-1-FATİHA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;1. Bismillahirrahmanirrahim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. El hamdü lillahi rabbil alemin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Er rahmanir rahiym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Maliki yevmid din &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. İyyake na'büdü ve iyyake nesteiyn &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. İhdinas sıratal müstekiym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Sıratallezine en'amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bismillahirrahmânirrahîm &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2, 3, 4. Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6, 7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;NOT..KUL DİYE BAŞLAYAN AYETLER KURAN’IN TEBLİĞİ İLE GÖREVLİ HZ.MUHAMMED(SAS) A HİTAB ETTİĞİ İÇİN AYRICA O’NUN ADINA HEPSİNDE YER VERMEDİM…İSİM KOYMADIKLARIM ELBET O’NA VE HEPİMİZE HİTAB ETMEKTEDİR……….HEPSİ DEĞİL BUNLAR..SADECE GÖZÜME TAKILANLAR…HATIRLATMA AMAÇLI…SİZ TÜM KURAN’I OKUYUP DİKKATE ALIN…HER ŞEYİNİZ YETERLİ OLSUN….SELAM VE SEVGİLERLE…..SELAM SEÇİLMİŞLERE, SELAM ALLAH’IN RESULÜ MUHAMMED (SAS) VE EHLİ BEYTİ VE ALİ BEYTİNE, HAMD ALEMLERİN RABBİNE….ELHAMDÜLİLLAHİ RABB’İL ALEMİYN……………&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-2589060254609060253?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/2589060254609060253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=2589060254609060253&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/2589060254609060253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/2589060254609060253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2010/04/peygamberler-ve-secilmislerin-kuran.html' title='PEYGAMBERLER VE SEÇİLMİŞLERİN KURAN İÇİNDEKİ DUALARI- SÖYLEDİKLERİ'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-8261911593426430659</id><published>2010-04-07T13:35:00.001+03:00</published><updated>2010-04-07T13:37:50.669+03:00</updated><title type='text'>İLAHİ BİR İKAZ:AYAĞINI SAĞLAM BAS</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;AYAĞINI SAĞLAM BAS&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;2-BAKARA&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;250. Ve lemma berazu li calute ve cünudihı kalu rabbena efrığ aleyna sabrav ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kafirın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;250. (Tâlût'un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;3 ALİ İMRAN&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;147. Ve ma kane kavlehüm illa en kalu rabbenağfir lena zünubena ve israfena fı emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kafirın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;147. Onların sözleri ancak, "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et" demekten ibaretti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;8-ENFAL&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;11. İz yüğaşşikümün nüase emenetem minhü ve yünessilü aleyküm mines semai mael li yütahhiraküm bihı ve yüzhibe anküm riczeş şeytani ve li yerbita ala kulubiküm ve yüsebbite bihil akdam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;14-İBRAHİM&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;24. E lem tera keyfe darabellahü meselen kelimeten tayyibeten ke şeceratin tayyibetin aslüha sabitüv ve fer'uha fis sema' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUHAMMED ESED&lt;br /&gt;24. ALLAH'IN, güzel-doğru bir söz için nasıl bir misal verdiğini görmüyor musun(uz)? (36) Kökü sapasağlam, dalları göğe doğru uzanan güzel-diri bir ağaç gibi[dir o]; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36 - Kelime sözcüğü, geniş anlamıyla, düşünsel, kavramsal ifade, fikir, kaziye/önerme anlamına gelmektedir. Buna bağlı olarak, "güzel-doğru bir söz" ifadesi, mahiyeti itibariyle doğru olan ve ahlakî anlamda iyi ve güzel olana çağırdığı için sonuna kadar yararlı ve kalıcı olan teklif, fikir ya da öğreti anlamındadır; Allah'ın mesajlarının her biri, nihaî amacı itibariyle ahlaken iyi ve doğru olan yönünde yapılmış çağrıdan ibaret olduğuna göre, "güzel-doğru söz" terimi, aynı zamanda, "Allah'ın mesajları"nı da işaret etmektedir. Benzer şekilde, 26. ayette sözü geçen "çirkin söz" tabiri ise, ilahî mesajın gösterdiği yönün tersini işaret eden: yani, mahiyeti itibariyle yanlış, ahlaken kötü ve buna bağlı olarak manevî planda yıkıma götüren her türlü düşünce, inanç ve öğreti anlamında kullanılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;16-NAHL&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;94. Ve la tettehızu eymaneküm dehalem beyneküm fe tezille kademüm ba'de sübutiha ve tezukus sue bima sadedtüm an sebılillah ve leküm azabüm azıym &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;94. Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. &lt;br /&gt;ELMALILI&lt;br /&gt;94. Yeminlerinizi, aranızda hile ve bozgunculuğa vesile edinmeyin, sonra sağlam basmışken bir ayak kayar ve Allah yolundan saptığınız için fena acı tadarsınız; artık ahirette de size pek büyük bir azap olur.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;47-MUHAMMED&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;7. Ya eyyühellezıne amenu in tensurullahe yensurküm ve yüsebbit akdameküm &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. &lt;br /&gt;ELMALILI&lt;br /&gt;7. Ey iman edenler, eğer siz Allah'a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;İnmemiştir hele Kuran şunu hakkıyla bilin &lt;br /&gt;Ne mezarlıkta okunmak ne fal bakmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Mehmet Akif ERSOY)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39-ZÜMER-9-hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;81-TEKVİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. In huve illa zikrun lil'alemiyne.&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 27. O, herkes için, bir öğüttür, &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 27-O, sadece bir öğüttür, alemler için. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 27 O, âlemlere bir öğütten başka şey değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Limen şae minkum en yestekıyme,.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 28. Sizden doğru yolda gitmek isteyenler için de. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 28-Ve içinizden dosdoğru olmayı dileyenler için. &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 28 İçinizden, dosdoğru yürümek isteyen için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul'alemiyne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 29. Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. &lt;br /&gt;Elmalılı Hamdi Yazır 29-Fakat o alemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz! &lt;br /&gt;Yaşar Nuri Öztürk 29 Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-ARAF- 185-.... fe bi eyyi hadisin ba'dehu yü'minun (BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;77-MÜRSELAT -50-Fe bi eyyi hadiysin ba'dehu yü'minune.(BAŞKA HANGİ GERÇEK SÖZ-HADİS-E İNANACAKSINIZ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahimin (23-/109)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve selamün ala ibadihillezinastafa (27-/59) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun (37-/180) ve selamün alel mürselin (37-/181)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vel hamdü lillahi rabbil alemin(37-/182) &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6106513171290621091-8261911593426430659?l=dersitamam.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dersitamam.blogspot.com/feeds/8261911593426430659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6106513171290621091&amp;postID=8261911593426430659&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/8261911593426430659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6106513171290621091/posts/default/8261911593426430659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dersitamam.blogspot.com/2010/04/ilahi-bir-ikazayagini-saglam-bas.html' title='İLAHİ BİR İKAZ:AYAĞINI SAĞLAM BAS'/><author><name>lastrule-lastfriend</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00036739514302934124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_AkA0msCR5cU/SN9T_OeGxOI/AAAAAAAAAJE/BRLCd2XizeQ/S220/ZONG-ISYERI-10-07-06.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6106513171290621091.post-6098620424545593539</id><published>2010-04-06T20:40:00.001+03:00</published><updated>2010-04-06T20:42:56.700+03:00</updated><title type='text'>HER ŞEYİN KAYDOLDUĞUNDAN EMİN DEĞİL MİSİNİZ?</title><content type='html'>KAYIT-KAYITLI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;4-NİSA- Kadınlar Suresi&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;81. Ve yekulune taatün fe iza berazu min ındike beyyete taifetüm minhüm ğayrallezı tekul vallahü yektübü ma yübeyyitun fe a'rıd anhüm ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekıla &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 81. "Başüstüne" derler, ama yanından ayrılınca onlardan bir kısmı, senin dediğinden başkasını gizlice kurar. Allah da onların gizlice kurduklarını yazar. Sen onlara aldırma ve Allah'a dayan; sana vekil olarak Allah yeter. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;6-ENAM- Davar Suresi&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;61. Ve hüvel kahiru fevka ıbadihı ve yürsilü aleyküm hafezah hatta iza cae ehadekümül mevtü teveffethü rusülüna ve hüm la yüferritun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Bulaç 61- O, kulları üzerinde kahredici (kahhar) olandır. Size koruyucular gönderiyor. Sonunda sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, elçilerimiz onun 'hayatına son verirler.' Onlar (bu işte, ne eksik ne fazla) kusur etmezler. &lt;br /&gt;Diyanet Vakfı 61. O, kullarının üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz (görevli melekler) onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquo
