10 Kasım 2007

ÇOCUKLARIMA NASİHAT-SÖYLEŞİ-2

SÖYLEŞİ-2-

İnsan üzerine çok şey söylenmiş ve yaratılmıştır.İnsanı yara¬dan Allah(C.C.) Kur-an'da bunu anlatır ve (7/172) ayette “elestü bi rabbiküm” (Ben sizin rabbiniz değilmiyim) diye sorar ve arkasından bize cevabını verdirir. "kalu bela,şehidna" (evet bildik,şahidiz) Yani Adem'in sulbünden yaratılan insan-ya da nefis-toptan "evet" der, Kıyamet günü gaflete düştüğünüz hali bileceksiniz. Tabii o anda Rabbi bilmek kolaydı. Şimdi burada ne kadar biliyorsun? İşte onu da hesap günü öğreneceksin. O zaman, O gün gelmeden Rabbini bilmenin kolayına bak.

İslamiyet insanlara zorluk için gelmemiştir. Ve her şey çok ko¬lay ve basittir. Zorlaştıran bir sürü cahil, insanları din¬den uzaklaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapmış ve yapmaya devam ediyor. "ya ibadiyelleziyne esrefu ala enfüsihim la taknetu min rahmetillah, innallahe yağfiruzzunube cemia, innehu huvelgafururrahiym" (39/53) (nefislerine zulmeden israfa giden itaatle emredilen kullarım, Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin, Allah bütün günahları bağışlar, 0 gafur ve rahimdir). Bu ayet bütün günahların affedileceğini söylüyor. Yani ümidsizlik yok. (12/87 ) ayete bakalım, “la tey'esü min ravhillah, innehu la yey'esü min ravhillahi illel kavmil kafirun" (Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin, kafir kavimden başkası O'ndan ümid kesmez, yani ancak kafir olan ümid keser) ayeti de bunu açıkça belirtiyor. Bu da bize "kafir kimdir" sorusunun karşılığının,"Allah'ın rahmetinden ümid kesendir" olduğunu gösteriyor.

Bu böylece anlaşılınca İslam'ın insandan ne istediğini ko¬layca anlamamıza yetiyor.(51/56) "Ma halaktül cinne vel inse illa liya budun" (cinleri ve insanları-itaat-ibadet-veya bir anlamda kulluk için yarattım) Bu ayeti muhtelif müfessirler değişik şekillerde meal ve tefsire tabi tutmuşlarsa da ben bunu itaat olarak alıyorum, itaatin özelliği ise istenilen "iyi amel", Kur-an'ın tabiriyle "ahsenü amela" ile insanın Allah'a bağlılığını göstermesidir. Zira bu konuda (67/2) "elleziy halakel mevte vel hayate liyebliveküm eyyüküm ahsenü amela"ve hüvelazizülgafur" (kimin iyi amel yapacağını tesbit için ölüm ve hayatı yarattı) ayeti ile (l3/110) daki “femen kane yercu likae rabbihi fel yağmel amelen salihan ve la yüşrik biibadeti rabbihi ehada” (Rabbine kavuşmayı dileyen-uman-salih amel yapsın ve O'na eş koşmasın) ayetleri da salih ameli istediğini açık ve net olarak ortaya koymaktadır. Allah bilmek üzerine de bize çok şey söylemekte.. (18/54) "ve lekad sarrefna fiy hazel kur-an 'ı linnasi min külli mesel” (Bu kur-an¬la insanlara bütün meseleler hakkında bilgi verdik) ayeti gibi.

Şimdi, İslam’ın insanların mutluluğunu sağlamak için gelmiş ve son peygamberini (33/40) “hatemennebiyyin” ve(21/107) “ve ma erselnake illa rahmeten lilalemin” (son peygamber ve alemlere rahmet olarak) göndermiş olan Rabbimizin yapmamız gerekenleri de ahsenü amel-iyi amel-olarak vasıflandırdığını anlamış oluyoruz.

Allah'ın zati, subuti sıfatlarını insanlara anlatarak, öğreterek, İslam'ı anlatmaya kalkanlar ise anlamayı da öğrenmeyi de zorlaştırmaktan başka bir şey yapmadıklarının farkındalar mı acaba? Hıristiyan, Yahudi, v.s. din mensupları haftada bir kilise-havra-benzeri tapınaklarına gidip, kendilerince bir papaz, haham, rahip benzerinin yönetiminde ayinlere katılıp ruhlarını kendilerince rahatlatırken neden İslam olup da başlarına iş çıkarsınlar? Onlar bu yanlış içindeyken kendilerini İslam uleması sanan, sanılan bazıları da Cami icat edip, cuma icat edip,imam icat edip, neredeyse uzattıkça uzatılan, ve ben bu insanları haftada bir, bir buluyorum deyip güya ilminden istifade ettirmek için boş lafları sıralayan, uyuyan, uyuklayan, şu adamın lafları bitse de şu namazı kılıp çıksak dedirten insanları ibadet zevkinden uzaklaştıran, ayinlerden daha kötü ve üstelik (5/51) "ya eyyühelleziyne amenu la tettehizül yehude vennasara evliya 'e bağduhüm evliyaü bağd, ve men yetevellehüm minküm feinnehu minhüm, innallahe la yehdilkavmezzalimin" (ey inananlar, yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin, -yaptık¬larını yapmayın-kim onlara benzerse onlardandır, Allah zalim kavme hidayet etmez) ‘ayetine de tamamen aykırı olarak yönlendirenler ve cahil¬likle bunların arkasından gidenlerin hali nice olacak ? İslamiyet ve O'na inanan Müminler dört duvar arasına sığmaz. Müminin secde etmek için, Allah' ı anmak için,papaz-haham-rahip-örneği din görevlisi -imam ve benzeri birine ihtiyacı yoktur ve olamaz da.. Son peygamber¬den önce gelenlere ümmetleri ya da o sırada yaşayanlar hakkıyla uysalar¬dı bu din İslamiyet gelmezdi.

Müminin secde etmek için kapalı bir mekana da ihtiyacı yoktur, Mescid,secde edilen yer demektir,Veya secde etmek için ayrılan yer demek daha doğru olur, Önüne gelen bir cami icat etmiş gidiyor. Siz nasıl Kur-an okuyorsunuz? Kur-an'da cami sözü (3/9) "inneke camiünnasi" diye geçer. (sizi mutlaka toplayacağız) Şimdi cami için zaten topla¬nılan yer anlamına kullanıyoruz diyecekler.Hayır bu söz Kur-an'a aykı¬rıdır. inneke camiünnasi ayetini kullanan Yaradan bütün Kur-an içinde neden cami sözünü kullanmıyor da mescid sözünü kullanıyor. Siz Yahudi, Hıristiyan vs.lere benzemek onların kilise-havra-mabet vs.lerine benzer bir yer bulmak için bunu kullanıyorsunuz. Sizi Yüce Yaradan'a havale ediyorum.

Bak şimdi, mescidil haram(kabe), mescidil aksa (kudus'te)(17/1),mescidi takva (peygamber mescidi) var ama camisi yok.Bir de mescidi-dirar- fitne mescidi var (9/107) (oraya ebediyen girme) denilen, fitne için yapılan ve yıkılan mescid var. Ey sevap ümidiyle aklına gelen yere cami yapanlar,yapmaya kalkanlar,yani cahiller ve nereye gittiğini bilmeyenler aklınızı başınıza toplayın. Yaptığınız camiler, İspanya'da Endülüs Emevilerinin 800 yıllık hakimiyetleri sırasında yapılıp da şimdi yerin de yeller esen camilere benzemesin sakın ola ..

Hıristiyan,Yahudi daha ne bilmem ne türlü mabet varsa .bizimkiler onlara benzemek için sanki yarışa çıkmışlar. Dört duvar, içi süslü, farkı çan kulesi yerine minare ?...Huzur ve huşuyu ancak yüreğinde bulman gerekirken, ortamı süslemekte arıyorsun. Şu anda İslam dışındaki bütün dinler ve inanışlara sahip olanlar mutlak bir papaz, haham, rahip benzeri bir yöneticiye ihtiyaç duyuyorlar. Peki, İslam olduğunu iddia edenlerin imam aramasına ne demeli ?..Nasıl oluyor da aldanıyorlar? Allah'ı anmak için,O'na yönelmek için imam neden gereksin ki? Böyle bir bilginiz var mı? Yoksa gerçekten bu din Allah ile aranda kimse bırakmamak için gelmedi mi? Cenab-ı Allah Kur-an içinde pek çok yerde “sana düşen sadece tebliğdir” (ve ma aleyna illel belagul mübin) demi¬yor mu ? Ve yukarılarda açıkladığım gibi “onlara benzeyen onlardandır” demiyor mu?

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi halis kullarının ürerine olsun..vesselam...


Devam edecek…

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa