10 Kasım 2007

ÇOCUKLARIMA NASİHAT-SÖYLEŞİ-3

SÖYLEŞİ-3-


(33/56) "innallahe ve melaiketehu yüsallüne alennebiyy,ya eyyühelleziyne amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima" (Allah ve melekle¬ri peygambere salat ederler, ey inananlar siz de ona salat ve selam edin), Şimdi bu ayette geçen salat kelimesi ne anlama geliyor.Bazı allame geçinenler, ve belki hepsi bunun dua anlamına geldiğini söyleyecek.

Duaya, iyilik isteme, hayırla anma,destekleme,kutsama gibi anlam da eklenebilir. Ben de buna katılırım, doğrudur. Ancak başka ayetlerde geçen “ekiymıs-salat” sözünü sorarsan, aynı adamlar bunun namaz olduğunu söyleyecek¬ler. İşine geldiği yerde işine gelen manayı yüklersin olur biter. Şimdi yukarıdaki ayetteki, salat kelimesinin yerine namazı koy baka¬lım ne oluyor? “Yani Allah ve melekleri peygambere namaz kılarlar” (tövbe estağfurullah) Demek ki bu kelimeyi ancak "iyilik istemek yada dua etmek olarak anlamamız gerekiyor. Diyecekler ki peygamberimiz bunu namaz olarak yorumlamış. Namaz farsça bir kelime ve Kur-an'da kelime olarak geçmiyor. Rabb, kelimesi de farsça ama çok geçiyor .Pey¬gamberimiz, salat’a çağırmış,..salat'ı yani duayı yaparken,namaz kıl¬ma şekli diye bildiğimiz, kıyam, rukü, secde ve sonunda oturup selam¬la tamamlamış, Buna elbette kimse itiraz etmez, edemez. Ancak, bir tür¬lü mezhepler arası şekilde bir anlaşma olmamış. Demek ki salatı dua etmek olarak almamız ve duayı yaparken rüku ve secde ile yapmamız gerekiyor.

Salatın yani duanın zamanı var mı?Her insanı ayrı bir şifre ile yaradan, parmak uçları-ses telleri-göz korneası-vücut ısısı biri birini tutmayan her biri için ayrı barkot düzenlenmiş insanı başıboş bırakmayan ve kainatı onun emrine verdiğini söyleyip zamanı da bizim için yaratan Alemlerin Rabbi kendine yapılacak dua'nın zamanını nerede belirlemiş?(17/78) “ekiymıssalate lidulukişşemsi ila gasakılleyli ve kur’anel fecr inne kuranel fecri kane meşhuda ( 79) ve minelleyli fetehecced bihi nafileten lek, asa en yeb'aseke rabbüke makamen mahmuda“ (güneşin parlamasından gecenin batmasına-karanlığın çökmesine kadar ve fecirde duanı yap, fecir duasına kendi tanıklık yapar) (Gece sana mahsus, nafile fazla–olarak secde et, umulur ki rabbin seni makamı mahmud'a yüceltir)

Birinci ayette geçen ila kelimesine dikkat et. Kadar, oraya kadar anlamına gelen bu kelime devamlılık arzettirir,

(3/191) “elleziyne yezkuranallahe kıyamen ve kuuden ve ala cunubihim” (onlar, ayakta, otururken , uzanırken Allah'ı anarlar)

(29/45) “utlü ma uhiye ileyke minel kitabi va ekımıssalate innessalate tenha anil fahşai vel münker, ve lezikrullahi ekber, vallahü yağlemü ma tasneun” (vahyedilen kitabı oku ve duanı yap, dua kötülük ve inkardan insanı korur, Allah’ı anmak büyük şeydir, Allah yaptıklarınızı bilir)

Bu iki ayeti de inceleyince Allah’ı anmanın büyük iş olduğunu ve anmanın zamanının olmadığını görürüz. Yani salat denilen kelimeyi belli zamanlarda şimdi yapılan gibi yapmak hatalıdır. Allah'ı anmanın zamanı yoktur.Kaldı ki salat emri kişinin kendinedir. Çünkü insan her zaman kötülük yapmaya müsaittir. İşte o anda Allah'ı anarsan, mutlaka Allah o dua (salat) nedeniyle korunaca¬ğını açık ve net şekilde belirtiyor. Ve Allah'ı otururken, ayakta, uzanırken anmanın gerekliliği ve faydası da açıklanmış oluyor. Seni bir an bile boş bırakmayan Yaradan'ın, kendisini anma vaktini kısıtlamayacağını başka nasıl anlayacaksınız?

Zaten, (48/29) “Muhammedün resulullah, velleziyne meahu eşiddaü alelküffari ruhamaü beynehüm terahüm rükkean sücceden yebtegune fadlen minallahi ve rıdvana, siymahüm fiy vücuhihim min eserissücud” (Muhammed Allah'ın resulüdür. beraberindekiler,kafirlere karşı sert, inananlara yumuşak davranır, onları rüku ve secde ederken görürsün, ve onlar yüzlerindeki secde izlerinden tanınırlar - yüzlerinde secde izi vardır-) ayeti, Mü'min'in secde izinden, tanınacağını açıkça belirtiyor. Peki Kuran secde için yer belirtiyor mu? Mescid sözü işte bunun için geçiyor, onun için toplanma yerinden yani camiden değil mescidden bahsediyor. Secde için mescid bulma mecburiyeti var mı? Hayır. Hıristiyan, Yahudi ve başka dini anlayışlarda kilise, havra, mabet ihtiyacı varken,-ki o da kendi ruhbanlarının uydurması-İslam’da böy¬le bir zorunluk yoktur. Çünkü Allah'ı anmanın zamanı ve yeri kısıtlı değildir. Başka, uydurulan dinlere benzemez, Çünkü Kitab'a dayanır. Tabii Kitab'ı istedikleri veya işine geldikleri gibi yorumlayanlarınki gibi değil. (48/29) (Fetih süresi son ayet) yukarda yazılanın devamında da bu rüku ve secde eden, müminlerin vasıflarının, İncil’de de Tevrat'da da yazılı olduğunu söyler.

Böylece ehl-i kitab denilen Hıristiyan ve Yahudilerin de artık secde vakitlerinin geldiği ve uyanmaları gerektiği anlaşılıyor.İçlerinde bu vasfa uyanların olduğuna inanıyor ve kendilerini tenzih ediyorum.

(96/19) “vescüd vakderib” (secde et rabbine yaklaş ) emri de insanın Allah'a nasıl yakınlaşacağını gösterir. (17/79) daki “fetehecced” çoğu meallerde namaz diye tercüme edilmiş. Halbuki kendi belli secde apaçık. Bazen de gece namazı diye meallendirilmiş. Böylece İslam la yeni tanışan kur-an okuyamayan, manasını bilmeyenler, bilerek yada bilmeyerek yanlış bilgilendiriliyor. Benim de derdim zaten bu yanlış anlama ve buna bağlı yanlış uygulamalardan.

Onun için Kur-an da ki secde ayetleri bir daha önem kazanıyor. İslam’ı kendilerine göre yorumlama ve uygulamayı yönlendirenler, kendilerini yeniden değerlendirmeli..Secde ayetleri bir daha tekraren incelenerek yeniden uygulamayı düşünmeliler gibi geliyor bana..

Her şeyin doğrusunu ancak ve ancak Yaradan bilir.

Allah'ın selamı salih kullarının üzerine olsun, vesselam...

Devam edecek…

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa