10 Kasım 2007

ÇOCUKLARIMA NASİHAT-SÖYLEŞİ-9-10

SÖYLEŞİ -9-


Kendi kafasına göre rast gele yere "kutsal mabet" yapma fikri Hıristiyan ve yahudilerde bile yokken sanki "kurtarıcı gibi cami yapma yarışına girenler o binaların bakım-idare-idame yönetimi için hiçbir şekilde düşünce ve yardım işine girmiyorlar imam tayini için Diyanet'e müracaat, kadro için siyasilere baskı-zorlama tehdit... Bakım için kurulan dernek kanalıyla ve benzeri şekillerle cemaatten yardım toplama...Ne iştir Ya Rab'. Bu ne kadar kıt düşünce..Bu nasıl cehalet?...(11/46) "inni eüzüke en tekune minel cahiliyn" (cahiller¬den olmaktan sana sığınırım) ve ücret karşılığı namaz, kıldıran sürü cahil.Parasız menfaatsiz kılını bile kıpırdatmayan, büyüğünü, küçüğünü bilmeyen cemaatini devamlı azarlayan etrafına yük olmaktan başka faydası olmayan..kendi kurtulmuş gibi etrafına cevher yumurt¬layan, gurur-nefsine esir olmuş bir sürü "cami görevlisi"..Tenzih edilecek birkaç kişi dışında, izinli olunca görevli olduğu camiye uğ¬ramayan, kutsal saydığı cuma namazına bile gelmeyen, abdestli olup olmadığı belli olmayan..Ne dediği ne okuduğu anlaşılmayan.. dedikodu ruhuna işlemiş, menfaat için başkalarının arkasından konuşmakla kal¬mayıp (gıybetin ne olduğunun bile farkında olmayan) çekinmeden iftira edip bir de yalan yere yeminle yalan ve iftirasını pekiştirme yolu¬na giden bu “cami görevlileri" ile nereye kadar İslamiyet.. Ey ahiret yolcusu can..ey dost..Dirilere indiği apaçık belli olan Kur-an'ı (36/70) ölülere okumaya devam edip bir de bunu utanma ve sıkılmadan "hadis"lere dayandırmaya kalkan..imam nikahı adı altında emeksiz,zahmetsiz kazanç, mevlüt okuma, ölü yıkama, gömme, talkın, verme hatta devir adı al¬tında "ölüleri günahtan arındırma" ile el yakacak gelir elde etme yarışı... Hac mevsimi yaklaştı mı, sen bu görevlilerin arasında bir dolaş ki ne oldukları anlayasın.

Bi'dat olan camileri rast gele yere yapar sanki camisiz, imamsız ibadet edemezmişiz gibi bir anlayışı hakim kılarsanız sonu buraya varır işte..

Atamız da yapmış ama hiç olmazsa yanına, hamam, aşhane, iş hane, yatakhane yapmış. Masraflar için vakıf kurmuş. Gelir sağlamış ve oraya imam değil "muallim" yani öğretmen görevlendirmiş. O görevli kişi öğ¬retmenliğin yanı sıra diğer görevleri de üstlenmiş.

Bu halleri görüp de üzülmemek elde mi?

Bi'dat bi'datı getiriyor. Çember genişleyip yangın bütün, mahalleyi ardından da bütün ülkeyi ve dünyayı da sarıyor. Söndürecek güç-kuvvet ortada yok, ama körükleyen çok mu çok, Hıristiyan’ın kilisesi-papazı, Yahudi’nin havrası- hahamı var, bizimde camimiz-imamımız, olsun diyenlerin insanlığın başına aç¬tıkları belayı görüyor musun? İslam niye geldi onu bile düşünmüyor, önceki dinlerin yöneticilerinin düştükleri yanlışa İslamı da düşürü¬yor ve kurtuluş "İslamiyette” iken onu da kendi menfaatleri için yok etme çabası içine giriyorlar. Allah'a sığınırım...

İslamiyet sevgi, barış dini iken bu gün dünyada nasıl tanınıyor genel olarak.. Biraz Mevlana, biraz Yunus hayranlığı, biraz da ilimden nasibini almış kişiler dışında islam dünyasına bugün iyi gözle bakan kaç kişi var acaba ?...Kişi ile Allah arasına hiç kimse giremez. Peygamber dahil “sana düşen tebliğdir” (ve ma aleyna illel belagul mübin) ayeti kaç yerde geçiyor saymıyorum.Biraz Kur-an okuyan bunu görür ve bilir. Sorarsan biz kimseyi araya koymuyoruz diyecekler. Ya imama, cami görevlisi olup “şunları yatırıp kaldırayım” diyenlere, mezarlara okumayı adet haline getirenlere, “benim yerime atama bir yasin okuyuver” deyip cebine para sıkıştıranlara,olur deyip itiraz etmeyenlere, mevlid adı altında yine ölülere dua ediyoruz diyenlere ve bunlara inananlara ne demeli bilmem? .. Allahu ekber deyip secde etmek için birinin demesine ihtiyacı mı var mü'minin? Bu nasıl anlayış? Çoğu camide “haftada bir olsun” hoca hiç olmazsa bize tevbe ettir dendiğinde, hangi hoca “git kardeşim ,tevbe Allah'la senin arandadır” deyip de kişileri doğruya yönlendirmiştir? Yoksa hadi bundan bir şey çıkmaz deyip, toplu olarak tevbe duasını yaptırmış mıdır? Tevbe için yanınıza başka şahit mi arıyorsunuz Allah'tan başka? ve bu Allah'a eş koşmak olmuyor öyle mi? Aklınızı başınıza toplayın, ne yapıyor, nereye gidiyorsunuz? Bu gidiş papazların, hahamların gidişi¬ne benzemiyor mu..Ey ahiret yolcusu, ey dost...

Ey dost arayan kişi bil ki (4/45) “kefa billahi veliyyen ve kefa billahi nasıyra” (dost olarak da yardımcı olarak da Allah yeter) Kim başka dost ve yardımcı ararsa ahirette bil ki Cenab-ı Hak onları aradıkları dost ve yardımcılarına havale eder. ..O zaman halleri ne olur? Allah korusun..Düşün ki düşün...(4/106) “estağfirullah, innallahe kane gafururrahiym” (Allah'tan bağışlanma dilerim, O mutlak gafur ve rahimdir).Selamün ala ibadihilleziy nastafa.(27/59)....(O’nun seçkin kullarına selam olsun).....Vesselam...








SÖYLEŞİ -10-


Allah (C.C.), subhanallah diyoruz. Seni tenzih ederiz sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin diyoruz.Yani Yüce Allah zamandan da münezzehtir. Yani yaratılan her şey gibi zaman da bizim için yaratıl¬mıştır. Güneş-dünya -ay dönüyor, bizim için gün-gece-ay-yıl oluyor. Bunlar yaratılmadan önce gün-ay-yıl var mıydı? zaman da bizim için ölçü olarak yaratıldığına göre-ki gerçek bu-Allah nazarında dünyanın bir tur atması, ayın dünya etrafında, dünyanın güneş etrafında bir yörüngede gezmesi Allah için ne ifade eder? Bunlar bizim ölçümüzü bilmemize kolaylık sağlar o kadar. İşte burada tekrar sorup kendimize tefekkür edelim. Senin ölçün için yaratılmış şeylerin içinde bazılarını kutsal sayman ne kadar geçerli olur ? Şaşmaz bir şekilde yürüyen güneş-dünya-ay "küllün fiy felekün yesbehun" (36/40) ayetiyle sana bildirilmiş. Dünya, güneş etrafında gezerken sen gözlerini açıp kapayana kadar kaç kilometre yol alıyor biliyor musun? Hesabını tam olarak gök bilimcileri yapmıştır mutlaka.Ama ben sana yakın bir rakam söyleyeyim bak- ortalama otuz kilometre- Bir saniyede otuz kilometre kat eden bir dünyada yaşıyor ama farkına bile varmıyorsun. Buna şaşmıyorsun da gündüz, ile gecenin ard arda gelmesini tabii karşılayıp, bazılarını kutsal saymaya kalkıyorsun. Her gün, her gece, nefes alıp verdiğin her anın kutsal olduğunu idrak edemiyorsun. Her aldığın ve her verdiğin nefes kutsal. Nefes alamasan ölürsün. Veremezsen yine ölürsün. Her nefeste iki şükür borcu onun için oluşuyor. Bir alman, bir de vermen için.

Şükür için, Allah’ı anmak, O'nu tespih etmek için başka zaman mı arıyorsun? Sabah-aksam Allah'ı tespih et sözünü yalnızca sabah ve akşama hasredenler ne kadar da kıt düşünüyor. Bu tabiri anlamayanlar sabah ve akşam Allah'ı anmakla yetinebilirler. Bu doğru değil. Sabah -aksam tabiri bütün zamanı kapsar. Ölçü için yaratılmış zaman dilimle¬ri ancak bir bütün içinde kutsallık taşır.Yoksa daim dönen ve yürüyen dünya ile güneş-ay ilişkilerinin onları döndüren, yürüten Alemlerin Rabbi'ne saygı, şükür, teslimiyet gerektirmesi dışında bir özelliği yoktur, bunu bil ve iyice kafana sok. Hıristiyan ve Yahudi benzeri, özel gün ve kutlama, kutsama ancak seni onlara benzetir. (Allah korusun, Rabbime sığınırım )

Gecelerin, günlerin kutsallığını yanlış anlama ve idrakle kutladığınız zaman, Yaradan'ın maksadına uygun olduğunu zan edenler neden az düşünüyorlar,. İnsanların tümünü ayrı ayrı şifrelerle Yaradan, günü-geceyi ölçü olarak, kainatı da insanlarının emrine veren neden bu ölçünün bir kısmına özellik versin? Evet özellik verebilir elbette ama bu O'nun nazarında bir şey ifade etmez. Kendimizi bahanelerle kurtarma çabasını belki artırır. Cuma günü, o süreyi incelersiniz Peygamber (A.S.)ın yalnız bırakılması nedeniyle inmiştir. Peygamber sizi çağırırken el¬bet icabet edip O'nun yanına gitmek zorundasınız. O günü anmak için toplanıyorsanız bir diyeceğim yok. Ancak bugün Cuma Namazı diye yapı¬lan uygulama tamamen İslam dışı, bidat, uydurma bir uygulamadır. Cuma'da hutbe okuyan, Peygamberimizin Cuma hutbelerinden bir tek örnek göstere¬bilir mi? Yok. Çünkü, Kur-an'dan başka bir şey okumamıştır. Cuma namazı diye yapılan ibadeti idare eden (aslında salat-dua olması gereken) Allah'ı anma için peygamberin vekilliğini mi almış?Rahib,haham benzeri imam? Diyecekler ki imamı devlet başkanı tayin ediyor.Peki devlet başkanını kim tayin ediyor?Peygamberden sonra başa geçen sahabi kendilerine halife=vekil dedirtmeyip emirül-mümimin denilmesini istemediler mi?Hz.Ebubekir,Ömer,Osman,Ali,Hasan peygamber vekilliğine cesaret edemediler ama bizimkiler ne yaptıklarının farkına bile değiller.Düşünüyor, ve kabul ediyor musunuz? Peygamber, O'nun masumluğu ve üzerine aldığı görevin büyüklüğü nerede, vekilliğine soyunanlar nerede? Olacak iş mi bu?
Güneşi gördüğün her gün, bayram, akşamın oluşunu gördüğün her an, her gece kadir, her an bayram. Ölüler ne gün görebilir, ne bayram yapa¬bilir. Her anını, kadir, bayram olarak değerlendirebiliyorsan ancak in¬san olmanın mutluluğunu yaşar ve görevini yapmış olursun.Yapamıyor, unutuyor, yanılıyorsan, tövbe eder Rabbimizin isteğine boyun eğersen yine kurtuluş yolunu açarsın. Sakın ola ki "ümidsizliğe" düşmeyesin.
"kaliylen ma teşkürün”(ne az şükrediyorsunuz)
"kaliylen ma tezekkürün"(ne az düşünüyorsunuz)
"eüzu billahi en ekune minel cahiliyn" (Cahillikten Rabbime sığınırım)

Allah'ın selam,rahmet ve bereketi salih kullarının üzerine olsun. Vesselam.

Devam edecek…

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa