10 Kasım 2007

ÇOCUKLARIMA NASİHAT-SÖYLEŞİ-11-12

SÖYLEŞİ -11-


Ey gönül Eri,

Söz tükenir insanoğlunda dert tükenmez. Derdin biri bitti mi diğeri başlar. Bunlarla uğraşarak ömrünü tüketirsin. Ama bilmezsin ki her derdin (ölüm hariç) bir çaresi vardır. Her dert ayrı bir sınavdır. Sabreden, Allah'a tevekkül eden, ve edebilen, ya az zararla ya da hasarsız atlatır. Sonra dönüş O'nadır.

Allah'ın izni olmadıkça hiç bir musibet sana isabet etmez. (64/11) İlla biiznillah. Meğerki Allah izin vere. Ona da o anda "biz Allah içiniz ve O'na döneceğiz "(inna lillahi ve inna ileyhi raciun) (2/156) diyenler kurtulurlar, "ela inne evliyallahü la havfun aleyhim ve la hüm yahzenun"(10/62)( Allah dostlarına korku va hüzün bulaşmaz. İşte varoluşun ve sonuca varışın yolu. Allah Dostu olmak. .0’nun dostu olmak için O'nunla beraber olmalısın. Boşa yatıp kalkan, aç kalan, hava ve hevesinin peşinde koşan değil. O zaman kalp gözün açılır, cami, minare baş örtüsü ve benzeri şekille ilgili bir sürü zahirilikten kurtulup gerçek kurtuluşa ,içine sahip çıkabilirsin.

Bak şimdi, Hiristiyan, Yahudi kadınları başlarını örtmeden ibadet hanelerine giremezrler. Rahibelerin durumuna bir bak. Bu gün türban diye yutturulmaya çalışılan İslam'ın birinci şartı gibi ileri sürülen, ve dayatma noktasına getirilen başörtüsüne da bir bak. Bir fark görebili¬yor musun?

Peki bu din ne için gelmişti? İncil'i, Tevrat'ı olan dinler düzgün gitselerdi bu din gelir miydi? Ve sana (5/5l) ne hatırlatıyor? Kim onlara benzerse onlardandır. Rabbime sığınırım.
Kilise-sinagog-cami
Papaz-haham- imam
Pazar-cumartesi-cuma
Faiz-kar payı
Başörtüsü ortak.
Farklılık nerede ?

"Din çalış dedikçe çalışmadın oturdun,
Din adına birçok hurafe uydurdun "

Allah dostu olmak için talebin varsa önce düşünecek, aklına danışacak ve okuyacaksın.
Onun bunun dediklerini değil. Hz. Veysel Karani'nin okuduğu gibi. Ve Kur'an'ı. Bak, inanıyorsan neleri bulacaksın. Kendini bulacaksın, Kendini bulunca da Rabbini tanıyacaksın. Eğer Dünya "mescid"in, "gök" kubben değilse nerede yaşadığına bakacaksın.

(33/72) "Biz emaneti, gök, yer, dağlara teklif ettik de haşmetinden ürküp kabul etmediler, zalim ve cahil olan insan yüklenmekten çekin¬medi". Bu da gösteriyor ki kaçınacağın iki şey var. zalimlik ve cahil¬lik. (eüzü billah)

(12/87) "Allah'ın rahmetinden ümid kesme, kafirlerden başkası O'ndan ümid kesmez.

(39/53)Allah bütün günahları bağışlar, Sakın Allah'ın rahme¬tinden ümid kesmeyin" ayetini çokça oku ve iyice düşün ki Muhittini Arabi ve Mevlana 'nın "tevbeni ne kadar bozarsan yine de gel" manasına gelen çağrılarını idrak et. Onlar da Allah dostlarına bu yolda bir ışık yakmışlardı .

Allah'ı cezalandırıcı olarak düşünürsen günah batağına saplanır ve çıkamazsın. Allah elbette isterse cezalandırır ve bil ki O vaadinden dönmez. Ama "tevbe edenler, veya hatasını anlayıp vazgeçenler beni-mutlaka-bağışlayıcı olarak bulur" sözü de 0’nundur. Bu da vaad-edilen dönülmez bir ümid kaynağımızdır. Onun için ümitsizliğe kapılmadan-bilerek, bilmeyerek -yaptığın kötülükleri örtecek iyilik yapmaya bak. "Ahsenü amela" güzel amel, hayırlı iş. (67/2) (18/110)

Tabii ki bazı insanlar bunu yanlış bilgilendirilme, cahillik gibi sebeplerle, cami yaptırmak olarak algılıyor. bütün varlığını harcı¬yor. Sonra da ellerini boşa açıp yağmur bekleyenler gibi Diyanetten imam bekliyor. Bir de bakıyorsunuz ki her yer boş boş, cemaat ve imam bekleyen, görünüşü cami olan bir sürü bina ile dolmuş. Tabii o kişilere göre bunlar bir de "kutsal" oluveriyor. Sanki İspanya'da Endülüs Emevi Devletinden kaç tane böyle "kutsal" yer kaldıysa. .

Nefsinin esiri olup da dünya malını cem etmek yolunda harcayanların sonunda nasıl bir hüsranla karşılaşacakları ne yazık ki bugün kendini din adamı diye tanıtanların tutumundan kaynaklanıyor. Onun yerine zahmet edip de Kur'an'a bir bakabilseler. Okumayan ve düşünmeyen, aklına başvurmayanların sonu, uçurumun kenarına ev yapıp da güvende olduğunu sananlardan farklı mı?
İşte Kur'an'ın izahı ….Bu...
vesselam....


SÖYLEŞİ 12


(4/87) “ve men asdeku minallahi hadiysa"(Allah'tan başka doğru sözlü kim olabilir? Yani olamaz. Hadis sözüne dikkat et. Hadis doğru söz, gerçek haber demektir. Şimdi, Peygamberin sözlerini hadis olarak adlandırıyorlar. Evet "hadis" doğru söz demektir. Ve Peygamberimiz de ne söylemişse doğru söylemiştir. Çünkü, O'nun bütün sözleri Kur'an.'a uygundur. Allah'tan başka doğru sözü söyleyen olmayacağına göre ve Resulullah da O'na uygun konuşacağına göre Elbette O'nun sözleri de "doğru söz", gerçek yani "hadis"dir. Ancak, Peygamberimizin Kur'an’la karışmaması için söylediği sözleri kayıt ettirmediğini biliyoruz. Tarihsel bir gerçek bu. Kur'an da kendisinden sonra sahabe zamanında toparlandı. Sıraya kondu. O sırada da yine onun sözleri ile Kur'an karışmasın diye büyük özen gösterildi.

Bugün oradan buradan toplanmış, o dedi, bu dedi diye söylenen ve Peygamberimize atfedilen "hadis" diye ortada gezen pek çok sözlerin O'na ait olmadığı bundan asırlarca evvel ortaya kondu ve hadisle ilgili bir sürü iddia ortaya atıldı. Kendisinden utanmayan, Allah'tan korkmayan bir sürü cahil O'nun sözleri diye hadis uydurdu. Hadis ilmi diye bir de ilim uydurdular. Kur'an'a uymayan hiç bir sözü Peygamber söylemiş olamaz. Haşa bu büyük bir iftiradır ve bunu yapanlar cezasını elbet çekeceklerdir. Ancak bu uydurmalara inanıp ona göre davranan¬lar da, “Kur'an'da olmayan bir şeye nasıl inanırsınız" sorusu sorulduğunda ne cevap verecekler acaba? Kur'an'da olmayan bir şey Peygamberimizce söylenmemiştir. Bugün ortalıkta gezen hadis uydurmala¬rı ve bunlara dayalı bi'datlar alet olanların ancak zararını artırır.

Sağlığında ve ölene kadar kendi sözlerinden bir tanesini bile kayda geçirmeyen Resullullah sanki bu günleri görüyordu. İşte geldik bu güne. Allah'ın sözlerini açıklamak için buna başvuruyoruz diyorlar. Bak ki Allah'ın sözlerini açıklayacağız diye ne herzelere sebep oluyorlar. Yanlış, yalan ve saptırmalarla insanlığı Allah’ın hiç murat etmediği bir duruma sokuyorlar. Yaptıklarından haberleri yoksa cahiller.(Allah’a sığınırım), varsa kasti davranıyorlar ki eyvah ki eyvah. (4/87) Ayete bak. "sizi toplayacağız” diyor. Bence malum, sizce bilinmeyen kıyamet günü. Doğru söz budur. Allah’ tan başka tapılacak ilah yoktur. Kur'an'ın gerçeği Kur'an'la anlatılmış ve kayda geçirilmiş. Zalim ve cahil olan insan zalimlik ve cahilliğine devam ediyor. Eüzü billah.

Minarelerin Muaviye tarafından icat edildiği bir gerçek. Cami uydurması da buna bağlı. Mescid kaldırılmış, toplanılan yer anlamına cami, camide namaz kıldıracak bir imam. İmam güya devlet başkanını temsil ediyor. Yani o zaman kendine halife dedirttiren Muaviye’'yi. Onun adına hutbe okunuyormuş. Şu hutbede peygamberimizin okuduğu bir tanesini ortaya koysalar ya. Koyamazlar çünkü O, Kur’an'dan başka bir şey söylemez.Mescid-i Nebevi 'de (takva mescidi) yazı, süs, halı, kilim, saat vs. hiç bir şey yokken, cami adını verdikleri ve Hıristiyan kilisesi, yahudi havrasına eş tuttukları mekanları daha beter süslerle doldurmaya devam etmişler. Buna bir de cami görevlisi ekleyip diledikleri söylemleri de bunlar vasıtasıyla devam ettirince menfaatleri doğrultusunda milleti kandırmanın da yolu açılmış ve bidat üstüne bidat devam ettirilmiş. İmam-ı Azam neden müftülük görevini kabul etmedi de zamanın idaresince ölüme mahkum edildi. Hiç düşündünüz mü? Bidat üstüne bidat icat ediyor. Bidat icat ettiğini de bilmiyor. Dağın başında yalan söylüyor, ovaya inip kendi söylediği yalana inanıyor. İnsanları da buna ikna ediyor. Hayret ki hayret. ..

Bak (5/51) ayete Yahudi ve Hiristiyanlardan dost edinmeyin, kim onlara benzerse onlardan olur, Allah zalim kavmi hidayete erdirmez.(Ve men yetevellehüm münküm feinnehu minhüm, innallahe la yehdilkavmezzalimin) Kim onlara benzerse onlardandır, Allah zalim kavme hidayet etmez.

Kitab'ı ve peygamberin Kitab'a uyan sözlerini bırakıp, O’nun hadisleri diye ortaya söz atanlar "bunu nereden çıkardın" diye soru¬lunca ne yapacaklar? Heyhat o zaman iş işten geçmiş olacak ve geriye dönüşte olmayacak. Bil ki ancak kalp inanır. Ve kalpler de ancak Allah zikriyle tatmin olur. (13/28) "elleziyne amenu ve tatmeinnu kulubihim bizikrillahi ela bizikrillahi tatmeinnul kulub" (onlar inanır ve kalplerini Allah’in zikriyle tatmin ederler, bil ki kalpler ancak Allah'ın zikriyle tatmin olur.) Onun için Süleyman Çelebi yazdığı ve bugün mevlid diye okunan naat'ında "bir kez Allah dese aşk ile lisan-dökülür cümle günah misli hazan" diyor.

(11/112) "festekim kema umirt" (emrolunduğun gibi dosdoğru ol; Peygamberimizin "bu ayet beni kocalttı "dediği ve nedeni sorulunca da "dosdoğru olmak benim için bile zor, ümmetim nasıl olacak" dediği sadık bir şekilde rivayet edilir. Her şeyin doğrusunu ancak Allah bilir..

Ayet önemli burada; yoksa efendimizin o andaki düşüncesi mutlaka kendi için değil kendine inananların gelecekteki durumları ile ilgili olabilir zaten. Sen iyi amel yapıp ve Rabbin birliğine eş koşma ibadetini de sadece O’na hasredek yap.

(12/101) "ente veliyyiy fiddünya vel ahireti teveffeniy müslimen ve el hikniy bissalihin" (Bu dünyada da ahirette dostum sensin, canımı müslim olarak al ve beni salih kullarının arasına kat.); Sana Kur’anla öğretilen en güzel dualardan biridir, Zaten salat kelimesini dua olarak anlamak ve Kur’anla çeşitli peygamberlere söyletilen sözleri tekrar etmek en güzel salat-duadır. (Hz.Yusuf duasıdır.)

(18/95)"ma mekkenniy fiyhi rabbi hayrün"(Rabbimin bana verdiği daha hayırlıdır) Bu da Zülkarnenyn'in duasıdır. Benim, söylememe bakma, sen okudukça kendine uygun gelenleri elbette bulup uygulayacaksın. (l8/ll0) "fel yağmel amelen salihan ve la yüsrik biibadedi rabbihi ehad" (İyi amel yap ve rabbine eş koşma) Kehf süreninin son ayeti olan bu emirde yine "salih amel" i ortaya çıkarıyor. Tabii ki ümitsiz olmayı aklına bile getirme.Bu daha önceleri geçmişti.

(23/29) "rabbi enzilni münzelen mübareken ve ente hayrül münziliyn.” (Yarabbi bizi mübarek bir yere kondur, sen yerleştirenlerin en hayırlısısın) Ayetini Hz. Nuh gemisinin durması için söyler.

Akşam bir rüya gördüm, hanım sırtıma binmiş bir merdivenden indi¬rirken birden merdivenler kayboldu ve bir uçurum oldu. Eşim korku ile bağırınca, dur ben bir şey okuyayım, kurtuluruz dedim ve yukarıdaki ayeti okudum, Uçurum kayboldu ve biz bir uçağın yere yavaşça inmesi gibi konduk. Allah hayırlara getirir inşallah. Ben bundan O'na yönelmenin ne kadar önemli olduğunu çıkardım. (24/10) "ve lev la fadlullahi aleyküm ve rahmetehu ve ennallahe tevvabün hakim" (Allah’ın rahmet ve fad'lı olmasaydı kaybederdiniz, O tövbeleri mutlak kabul edendir)

(22/78) "hüve nevlaküm feniğmel mevla ve niğmen nasiyr" (O ne güzel yardımcı ve ne güzel sahiptir.)

(23/116) "la ilahe illa hu (ve) rabbil arşil keriym “(Ondan başka ilah yoktur ve Arşın kerim olan sahibidir.)

(23/109) "rabbena amenna fağfir lena, verhamna ve ente hayrür rahimiyn" (Yarabbi inandım, bağışla ve acı sen rahmet sahibi ve hayırlıların en hayırlısısın.) Bunlar ne güzel dualar… vesselam...


Devam edecek…

1 Yorum:

saat: 10 Kasım 2007 19:17 , Blogger egefeza dedi ki...

babacığım nasihatların çok güzel teşekkür ederiz

 

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa