10 Kasım 2007

ÇOCUKLARIMA NASİHAT-SÖYLEŞİ-19--HATIRLATMA-VE-SONSÖZ

SÖYLEŞİ-19-


İslam dünyasına bir bak. Bol bol cami ve tabii görevlileri. Yani bir icat daha çıktı. Din görevlisi. Ne demekse? Mü 'min'in az olduğu bir memlekette bol bol yatıp kaldırma, ölü gömme, ölüye telkin verme, Kur'an okuma, mevlid okuma ve benzeri bidat üzerine bidat icat edip, bir de devir yapma yoluyla ölüleri aklama işleri ile kendilerini görevli sayan ve bunları çalıştırmakta ısrarlı, kararlı bir yönetim, al da ne yaparsan yap. Resmi kıyafetinin farkında olmayan Başkan, seksenbin camimiz var, yirmibininde din görevlimiz yok diye yakınıyor.Devlet kadro veremiyormuş. Elbette yanlış üzerine iş yapmak ,deniz üstüne yazı yazmaya benziyor. Batıl üstüne batıl. Üstelik ilim adamı sıfatları da çabası. Nasıl iş Ya Rab...?

Neden geri kalıyor islam ülkeleri denilen yerler? Milletler? İlim kaybolup, taklitler ortalığı kaplayınca ,esas da kaybolur. Sonra oturur kara kara düşünürsünüz biz nerede yanlış yaptık diye...Ve şu sorulan sorunun komikliğine bir bak. Biz nerede ibadet edeceğiz diyorlar. Bütün yer yüzü sana mescid olarak verilmişken sen kendine kapıları imam dediğimiz cami görevlileri tarafından tutulmuş, vahiy gelmiş gibi yer seçip dört duvarla çevrilmiş bir de utanmadan Allah'ın evi diye isimlendirilmiş "mescidi dırar" vasfındaki bu ucube, uyduruk binalar ve icazetli görevlileri ile müslümanlığı yaşıyoruz, sanıyorsunuz.İnan ki, inanınki çok aldanıyorsunuz. Tabii bu işi önce destekleyen "papa"kıyafetini hatırlatan giyinişleri ile "kutsal din adam"ları. Eyvah ki eyvah... Şu din adamı, din görevlisi sözünü bir de Kur'an'da bulabilsem. Bu kadarına da pes doğrusu. Yazık bu millete yazık bu ecdadın varislerine. Kendinize de bu millete de yazık ediyor, gün geçtikçe (5/51) ayetin dediğine doğru sürükleniyorsunuz. "Kim onlara benzerse, onlardandır". Sizin bu hallerinizden ancak Allah'a sığınılır.

Bunlar bir de iddia olarak cami görevlileri olmazsa boşluğu başkaları doldurur, din elden gider, birlik beraberlik bozulur diyorlar. Heyhat.. senin bu dediklerin ve uygulamaların yüzünden zaten din elden gitmiş, daha beteri olmaz merak etme, Allah'tan korkanlar senin görevlilerinden fazladır. Korkmayan da zaten cezasını çeker, tasası sana mı düştü? Sen işinin bozulacağından korkuyorsun. Saltanatın elinden gitmesin de ne yaparsan yap. Bile bile yalanları uydurmaya devam et. Bakalım nereye kadar?
Kur'an ölülere inmemiştir diyen, dirilere inmiştir diyen Kur'an, Bunlar ölüden medet umuyor, mezarından aracılığından şifa arıyorlar. Bir sürü yardakçı da teşvik ediyor. Diyanet işlerinin sesi bile çıkmıyor.Bir de üstelik şunlar okuyabilir diye sınav yapıp ellerine belge veriyor. Şaşkınlığın, cahilliğin bu kadarına cesaret edenler, ölüleri "devir" yoluyla aklamaktan da vazgeçmiyor. Yine teşvik görüyor.

Radyosu, TV si, yazılı basını bangır bangır yanlışları tekrarlarken kimsenin kılı kıpırdamıyor. Neredesiniz bilenler? Görevliler?
Faiz haramdır deyip,vasfı hiç değişmeyen “kar payı” icadı marifeti de aynı kafanın mahsülü...

Tabii bu işleri yapanlar, müdafaa babaları kendileri olunca her türlü "uyduruk" serbest. Yeter ki saltanatlarına bir şey olmasın, paylarını alsınlar. Elbet görüşülecek bakın bakalım kim doğru yolda. Ama gerçekten bunların ölüm falan akıllarına gelmiyor ve Yahudiler gibi “ateş” bize “birkaç gün” değer, sonra geçer diye düşünüyorlar her halde. Ama yanılıyorsunuz, göreceksiniz. Allah’ın vaadi gerçekleşince kaçacak yeriniz de kalmayacak.

Sel geliyor, medet beklediğiniz türbeleri alıp götürüyor. Sen yine kendini kurtaramayan, türbeden medet bekliyorsun. Deprem geliyor caminin minaresini yıkıyor. Sen yine ille de cami ille de minare diye tutturuyorsun. Ölüye okunmaz denen Kur'an’ı inatla ölüleriniz için el fatiha diye diyerek okumaya devan ediyorsun. Din adına ne kadar hurafe varsa uydurup, bilmiyorum ya belki de sonra kendin de inanıyorsun. Bu nasıl Kur'an okuma ve nasıl anlayış. Tabii molla sınıfı yaratırsan, cahil halkda bunların uydurmalarını gerçek sanıp gider. Kur’an okumayı yüzünden, ayın gayın nasıl okunur diye öğrenmekle sınırlı tutar, anlamanın öğrenilmesini engellersen bu insanlar “nasıl iyi amel” yapacaklar. İşinize öyle geliyor değil mi? Saltanat hastaları. Kolayına gelen insan da “hoca” okusun benim adıma ve “Allahü ekber” desin, bende namazımı kılmış olayım kolaycılığı ile bu saltanatın devamına ses çıkarmıyor. Cahillikten Yaradan’a sığınırım.

Ne dediğini bilmiyorsan bu kıldığın namaz değil,
Yetmiş ikibuçuk millet yüzün gözün yumaz değil,

Diyen Hak aşığı Yunus Emre’nin dilden dile dolaşan bu dizeleri de kasıtlı olarak yok sayılmış, unutturulmaya çalışılmış ve ne yazık ki nerdeyse unutturulmuş.
Yazık, yazık, yazıklar olsun...Dünya sevgisinin kör ettirdiği göz ve gönüllere... Kör olan kalplere yazıklar olsun. Biz eskiden görüyorduk, şimdi görmez olduk. Yarabbi bu nedendir diye soru soranlardan olmaktan Yüce Rab’bime sığınırım.
(16/90) "innallahe yemürü bil adl" (Allah size adaleti emreder.) ayetini okuyup anlamını aklından belirlemez ve idrakına varmazsan, (4/58)"innallahe yemürüküm en tüeddül emaneti ila ehliha “(Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder.) ayetini okuyup anlamını düşünmez ve uygulamaya koymazsan, bu ve benzeri ayetlerde de düşünce ve uygula¬mayı devreye sokmazsan, senin İslamiyetle ne kadar ilgin olabilir? Kur'an sadece okunmak için mi geldi? Okuduğunla amel etmiyorsan, bilmediğini öğrenmiyor, öğrenmeye çalışmıyorsan, Yunus'un deyimiyle “bu nasıl okumak?”

(4/45)"Vallahü alemü bia-daiküm ve kefa billahi veliyyen ve kefa billahi nasıyra" (Allah elbet düşmanlarınızı en iyi şekilde bilir, dost olarak da yardımcı olarak da O yeter.)

Allah dostluğunu kazanamazsan, O’dan nasıl yardım beklersin? Allah dostu olmak için O'nun indirdiği Kitab'ı okuyup anlaman gerekmiyor mu? Anlamadan okuman sana ne fayda getirir? İşte bazı aklı evvel cahiller gibi ‘ölülere’ okuyup geçer ve sevap kazandım zannedersin.

Bu nasihat uzar gider, sen özünü kavra ve kendine en doğru olanı tercih et. Ve “Rabbena la tuahizna in nesiğna ev ah'tana” (Yarabbi unutursak, yanılırsak bizi azarlama –muaheze etme-bağışla) (Bakara/son ayet) ayetini okumaya devam et, Umulur ki Rabbim doğru yolu buldurur.

Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina ve ümmiyyina ve hatemennebiyyina muhammedin ve ehli beyti ve ali beyti muhammed inneke hamidün mecid. (salavat)
Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun, ve selamün alel mürselin, velhamdülillahi rabbilalemiyn. (saffat/son ayet)

Allah'ım, seyyid,ümmi ve son peygamberin olan Muhammed’e ve O’nun ehli beyti ile ali beytine (ait olanlara) uyanlara salat, selam et ve yücelt, sen mutlak hamidün mecidsin (Hamde layık ve yücesin)

Allah müşriklerin vasıflandırmalarından münezzehtir. Hidayet ettiklerine (resul-eriştirdiği-mürselin) (Salih kullarına) selam olsun, hamd, yalnız Alemlerin Rab’binedir.







SÖYLEŞİ SONU


H A T I R L A T M A



Bu söyleşilerdeki düşünce ve tespitlere tamamen katılınmasını beklemiyorum.

Amacım, bu konularda yanlış varsa düzeltilmesine ve belki okuyanların beyinlerinde yeni bir ışık yakılmasına ve yeni bir ufuk açılmasına vesile olmaktı.

Hali ortada olan İslam Dünyası ola(ki) belki uyanır...

"Vallahi galibün ala emrihi ve lakinne ekserennasi la ya 'lemun" (Allah her şeye galiptir-hakimdir-emrini yürütür,fakat insanların çoğu bunu bilmezler) (12/21)

"Kul elhamdülillah bel ekserehüm la ya'lemun" (de ki hamd sadece alemlerin Rab'bi içindir, ancak insanların çoğu bunu bilmezler, idrak etmezler) (39/29)

“selamün ala ibadihilleziy nastafa”(27/59) (Allah'ın seçkin kullarına selam olsun,

Vesselam.



S O N S Ö Z


Hacı Bektaş Veli ne kadar “hacı” ise ben de o kadar hacıyım.Yani gerçek bir hacıyım.O’nun felsefesine gönülden bağlıyım.
İki dedem kardeşler, ve babaları da şeyh.(şıh değil,dergah–tekke şeyhi).Cumhuriyetten önceki zamana ait tabiiki.Rahmetli dedem bizim Dersitamam soyundan geldiğimizi söylerdi.Mezar taşı ile övünülmez.Yazdıklarımı dikkatlice okumuşsanız,Allah’ın her kişiyi ayrı şifrelerle yaratmasını ne kadar önemsediğimi farketmiş olmalısınız. Her kişi kendi hesabını tek başına verecek.Ve bunun için de “ene evvelül müslimin”(ben müslimlerin ilkiyim)demesi gerektiğinin altını çizmiştim..Bu ailede unutulmuş bir ismi gündeme taşımaktan başka bir amacım yok bu konuda....Babamın vefatından sonra soyadımı değiştirmeye karar verdiğimde ”Dersitamam”ı almayı düşündüm.Ancak Büyük bir yerden başka talimat gelince vazgeçtim.Böylece bugün müstear olarak da olsa bu ismi kullanmaya karar verdim.
Kocausta ismi de sevdiğim bir kişinin bana yakıştırdığı sıfattı.O’nu da kıramadım.
Umarım bu “Söyleşi” burada kalmaz devamı gelir.

Son nefes tende kaldıkça Allah’tan ümid kesilmez ve nefes almanın şükrü dolayısıyla insana yüklenen görev de bitmez.Kur’an bir nasihat(öğüt)tür.Dileyen ders alır ya da almaz.Alınacak dersler de son nefes verilmedikçe bitmez.Cenab-ı Hak "dersi"ni hayırlısıyla "tamam"layanlardan eylesin.

“Pir SultanAbdal’ım bu sözüm haktır
Vallahi sözümün hatası yoktur
Şimdiki sofunun yezidi çoktur
Ben de bu yayladan şaha giderim”

Pir Sultan’ın sözünde hata yoktur ama Hacıdersitamamkocausta’nın sözünde olabilir.Ancak yalan kesinlikle olmaz.Dost yolunda olanlar ölmez..Allah’a güvenen yarı yolda kalmaz.Tevekkeltü taal’Allah.

“ve ma es’eleküm aleyhi min ecr,in ecriye illa ala rabbil alemin”(ŞUARA)(sizden ecir beklemiyorum,O ancak alemlerin Rabb’indendir)
Subhanallahi la ilahe la huve rabbil arşil azim,la ilahe illalllahül keriymül azim velhamdülillahi rabbil alemin.

Allah’ın selam, rahmet ve bereketi salih-seçkin kullarının üzerine olsun.Vesselam....

HACI DERSİTAMAM KOCAUSTA
AHMET ÜLKÜ AKTUĞ


MAYIS-2005
DÜZELTME-OCAK-2007

1 Yorum:

saat: 30 Kasım 2007 09:09 , Anonymous öztürk dedi ki...

devamet

 

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa